Logo EurActiv.com.tr
  • Hakkimizda
  • Haber Bülteni

EU JOBS

more offers »

Tur Operatörlüğü kavramı: AB'de ve Türkiye'de yansımaları

Bookmark and Share

21. yüzyıl ile birlikte insanların gelir düzeylerinde ve hayat standartlarında ortaya çıkan göreli yükseliş ve teknoloji ile doğru orantılı biçimde artış gösteren online mecra kullanımındaki artış, seyahat etmeyi yalnızca tatil amaçlı olmaktan çıkarmış ve turizm sektörünün farklı iş yapış biçimleri türetmesine neden olmuştur.

Bu doğrultuda ürün ile tüketici arasında ilişki kuran, turistik ürünü oluşturan veya aracı

olarak dağıtımını yapan örgütsel bir yapıya sahip tur operatörleri büyük önem taşımaktadır.

Hem turist gönderen hem de turist kabul eden ülkeler için, tur operatörleri belirli destinasyonlara olan uluslararası turizm hareketini yönlendirmektedir. Bu çalışma esas olarak “Tur Operatörlüğü” kavramını, kavramın Avrupa’daki yorumunu ele almaktadır.

Çalışmanın birinci bölümünde kavramsal çerçeve sunulmuş, ikinci bölümünde Avrupa Birliği’ndeki karşılığı ele alınmış ardından Avrupa’nın ve dünyanın önde gelen tur operatörlerinden Thomas Cook ve TUI üzerine kısa bir inceleme yapılmıştır.

Çalışmanın son bölümünde ise Türkiye’de tur operatörlüğü kavramı irdelenmiş ve sektörün önündeki engeller ele alınmış ve önerilerde bulunulmuştur.

A) TUR OPERATÖRLÜĞÜ NEDİR?

Tur operatörlüğü, en bilinen tanımı ile turizm hareketinin en önemli bileşenleri olan konaklama, yiyecek-içecek, eğlence ve ulaşım gibi ürün ve hizmetleri içeren paket turların önceden herhangi bir talep olmadan hazırlanması ve belirlenen destinasyonların turistik ürün olarak pazarlanması faaliyetlerini içeren hizmetler bütünüdür.

Tanımdan da anlaşılabileceği üzere, kitle turizminin yaygınlaşması ile  tur operatörleri seyahat sektörünün en önemli ögelerinden biri haline gelmiştir. Tur operatörleri, tüm seyahat hizmetlerini uygun fiyatlarla tüketiciye ulaştırarak her kesimden insanın turizm hareketine katılmasını sağlamıştır. Tur operatörleri ayrıca turistlerin farklı özelliklerdeki turistik ürün ve hizmetler arasında seçim yapmalarına yardımcı olmakta ve seyahat danışmanlığı hizmeti sunmaktadır. Bunun yanı sıra, ulaştırma, konaklama ve yiyecek-içecek işletmelerinin sundukları hizmetin kalitesini turist adına denetleme ve aksi bir durum oluştuğu taktirde düzeltilmesi için gerekli çalışmaları başlatma gibi kolaylıklar sağlamaktadır. Tur operatörlerinin bir diğer önemli misyonu ise, düzenledikleri turlar ve yaptıkları yatırımlar ile destinasyonların ulaşılabilirliklerini ve tercih edilirliklerini arttırmaktır. Tur operatörleri, destinasyonların uluslararası alanda farkedilmeleri için önemli birer araç haline gelmiştir. Tur operatörlerinin tur düzenlemek için tercih ettiği destinasyonlar ve bu destinasyonlar hakkındaki bilgi ve deneyimleri turistlerin karar verme süreçlerini etkileyen önemli etmenlerden biridir. Ayrıca, turizm hareketi içerisinde önem kazanan destinasyonlar kültürel, ekonomik ve sosyal açıdan gelişmekte, tur operatörleri de bu gelişime gerek bölgede gerçekleştirdikleri yatırımlar, gerekse de bölgede geliştirilen turistik ürünü yıl boyunca tanıtıp pazarlayarak destek vermektedir.

Günümüzde ise tur operatörleri destinasyonlara sağladıkları katkıları kendi kurumsal misyon ve vizyonları doğrultusunda geliştirerek destinasyon yönetimi kavramının içine sürdürülebilir çevre ve insan kaynakları adına yapılan kurumsal sosyal sorumluk projelerini de katmışlardır. Sürdürülebilir turizmin ancak çevre ve kültürel mirasın korunması ile mümkün olduğunun farkına varılması ile tur operatörleri bu alanlardaki çalışmalarına hız vermişlerdir. Başta tur operatörleri olmak üzere turizm sektörünün bilinçli ve standartlara uyumlu olarak geliştirdikleri çevre ve kalite yönetim programlarının destinasyonların doğal kaynakları tükenmeden kalkınmasında olumlu etkileri olduğu bilinmektedir.

Tur operatörlerini faaliyetlerine göre kitle turizmi alanında çalışan tur operatörleri, uzmanlaşmış tur operatörleri, yurtiçi turlar düzenleyen tur operatörleri ve karşılayıcı (incoming) tur operatörleri olarak sınıflandırmak mümkündür. Son yıllarda alternatif ve özellikli turizme olan ilginin artması ile birlikte, bu alanlarda uzmanlaşmış tur operatörleri büyük önem kazanmıştır. Dünyada kitle turizminin öncüsü niteliğindeki TUI ve Thomas Cook gibi büyük tur operatörleri özellikli turizm alanında uzmanlaşmış tur operatörleri ile birleşerek bu alanda etkinliklerini arttırma yoluna gitmişlerdir. Günümüzün artan rekabet ortamında tur operatörleri yeni destinasyonlar geliştirmek, seyahatleri konusunda son derece bilinçli olan turistlerin sürekli değişen taleplerini karşılamak adına ürün ve pazar çeşitliğini arttırmak ve kalite ve verimlilik arttırıcı çalışmalara yoğunlaşmak durumunda kalmışlardır.

B) AB’DE TUR OPERATÖRLÜĞÜ KAVRAMI

En büyük turizm pazarını oluşturan AB, üye ülkeleri ve konumu ile turist hakları konusunda da öncü bir rol üstlenerek, uygulamaları hayata geçirmeye çalışmaktadır. Bu bağlamda, AB’nin tüketici politikası iyi bir örnek teşkil etmekte ve turizm sektörünü de yakından ilgilendirmektedir. AB, üye ülkeler arasında seyahati teşvik etmekte ve turizm alanında hizmet veren kamu ve özel kuruluşların sundukları mal ve hizmetleri iyileştirmeleri ve turist haklarına gereken önemi vermeleri için yoğun bilgilendirme çalışmaları yapmaktadır.

Avrupa Birliği’nin temelini oluşturan Roma Antlaşması’nın başlangıç bölümünde topluluğu oluşturan halkların yaşam ve çalışma şartlarının sürekli olarak geliştirilmesinin topluluğun temel amaçlarından biri olarak kabul edilmiş olduğu belirtilmektedir.  Bu konunun birincil mevzuat olarak nitelenen antlaşma metinlerine girmesi ise 1 Kasım 1993 tarihinde yürürlüğe konulan “Maastrich Antlaşması” ile olmuştur. Maastrich Antlaşması’nın üçüncü maddesi tüketicinin korunmasının güçlendirilmesi hususunu ele almış ve antlaşmaya eklenen 129 (a) maddesi ile “tüketicinin sağlığını, güvenliğini ve ekonomik çıkarlarını korumak ve uygun şekilde bilgilendirilmelerini sağlamak amacıyla üye devletlerin sürdürdükleri politikaları destekleyen ve tamamlayan özel faaliyetler yoluyla tüketicilerin ileri düzeyde korunmalarının gerçekleştirilmesine katkıda bulunacağı” ifade edilmiştir.

Tüketicinin korunması ile ilgili hükümlerin çok yakın geçmişte antlaşma maddeleri arasına alınmasına rağmen, tüketicilerin ilgili topluluk politikasının başlangıç noktasını 19-21 Ekim 1972 tarihinde yapılan “Paris Zirvesi” oluşturmaktadır. Bu zirvede alınan kararlara dayanılarak, 1975 yılında Konsey tarafından tüketicinin korunması ve bilgilendirilmesi politikası ile ilgili olarak Avrupa topluluğunun ön Programı kabul edilmiştir.

Topluluğa üye ülkelerdeki farklı standartlar nedeniyle bir diğer ülkede sunulan turizm hizmetinden yararlanmak isteyen tüketicinin Avrupa çapında geçerli olan asgari tüketici koruma standartlarına güvenebilmesi AB Komisyonunun başlıca hedeflerinden biridir.

Paket turlar

Avrupa’da seyahat sözleşmelerinde tüketicinin korunması amacıyla yapılan çalışmalar 1970 yılına dayanmaktadır. Bu tarihte imzalanan Brüksel Antlaşması ile Seyahat sözleşmeleri ile ilgili bir düzenleme yapılmak istenmiştir. Bu antlaşma sadece İtalya ve Belçika tarafından kabul edilmiş ve bu ülkelerin iç mevzuatında yürürlüğe girmiştir. Ancak bu düzenlemeler yeterli olmamış, Komisyon, Mart 1988’de paket tur konusunu düzenleyen bir yönergeyi konseye sunmuştur. Haziran 1990’da paket turlarla ilgili yönetmelik bakanlık Konseyi tarafından hazırlanmış ve 31 Aralık 1992’ye kadar tüm üyelerin bu yönetmeliği kabul etmeleri istenmiştir. 1 Ocak 1993 tarihinde yürürlüğe giren paket seyahat, paket tatil ve paket tur yönetmeliği, gerek iş amaçlı gerekse tatil amaçlı olsun, tüketiciyi yolculuk esnasında ya da tatili süresince karsılaşabileceği sorunlar karşısında korumayı amaçlamaktadır.

Söz konusu yönetmelik, bugün AB üyesi bütün ülkelerde seyahat acenteleri ve tur operatörlerinin ürettiği ya da sattığı paket turları alan tüketicilerin haklarını belirliyor. Yönetmelik farklı ülkelerde kurulu tur operatörlerinin hizmetlerini başka ülkeler içinde sunabilmesi ve tüketicilerin paket turları herhangi bir üye ülkeden benzer şartlar altında alabilmesini sağlıyor. Yönetmelik aynı zamanda bu hizmetlerin sunulduğu ortak bir pazar yaratılmasını amaçlıyor.

 Bu açıdan, tur operatörleri ve acentelere kanuni bir takım sorumluluklar yükleniyor.  31 Aralık 1992’den itibaren, tur operatörleri ve seyahat acenteleri sundukları hizmetler için tümü kanuni olan sorumlulukları kabul etmek zorundalar. Yönetmelik, her açıdan tur operatörlerine ağır yükümlülükler getiriyor. Bu bakımdan, AB tur operatörleri oluşacak tüketici şikayetleri ile başa çıkabilmek için doğrudan kendi sorumlulukları yanında, işbirliği içinde bulundukları oteller ve diğer işletmelere kalite ve yüksek standart arama yoluna gidiyorlar.

Yönetmeliğin ana hatları şöyle:

·         Kontratlar, hareket gününden asgari 20 gün öncesine kadar değiştirilme yapılabilen dokümanlardaki belli tur maddelerini ve kararlaştırılan fiyatlara uygun olmalıdır.

·         İptal durumlarında, tüketiciler turu başka birine devredebilecekler ve tur operatörü organizasyonun önemli yerlerinde, özellikle fiyatta değişiklik yaparsa paranın tümünü iade garantisi verecektir.

·         Tur operatörleri, tüketiciyi iflasa karsı sigorta yaptırmalıdırlar. Çünkü bir firmanın kapatılması durumunda tüketicinin müvekkilleri ödenen ücretin iadesini talep edecektir.

·         Tatil broşürleri sunulan paketlerle ilgili gerekli bilgileri ve tur fiyatını açıkça belirtmelidir.

·         Bir diğer konu olan çifte rezervasyondan dolayı uçağa alınmayan tüketicinin tazmin edilmesi ise şöyle oluşuyor: Hava yolları arasında, seferlerde kullandıkları uçakların kapasitesinden daha fazla yolcuya bilet satma uygulaması çok yaygındır. Bunun temel prensibi, uçuşa gelmeyen yolcuların hep var olması düşüncesinden kaynaklanır. Eğer yolcu gelirse, bu insanlar ellerindeki biletlerle mecburen bir sonraki uçuşu beklemek zorunda kalacaktır. AB’nin yeni düzenlemeleri içinde, bu şekilde uçağa alınmaları engellenenler, 3500 km. kadar olan uçuşlarda tüketici, iki saate kadar yaptıkları beklemelerden 100$, iki saatten fazla yaptıkları beklemelerden 200$ para iadesi alabileceklerdir.

Ürünün niteliği 

Ürünün niteliği konusu da seyahat acentelerini yakından ilgilendiriyor. Ürünlerin anlaşılır şekilde tanıtılması ve bu bilgilerin güvenilirliği kapsamında, AB komisyonu tarafından hazırlanan yasama çalışmaları ile seyahat acentelerine önemli yükümlülükler getiriliyor. AB çapında geçerli olan bir yasa ile tüketicilere bir seyahat paketini, bir oteli, hatta bir yabancı ülkeyi varış yeri olarak öneren acenta yetkilisi, bu tavsiye niteliğindeki önerilerinin karsısındaki müşterinin talebine gerçekten uygun olması konusunda sorumlu tutuluyor. Örneğin müşterinin yürüme açısından engelli olduğunu bilmesine rağmen ürün olarak engellilere uygun olamayan ve plaja ancak merdivenlerden ulaşılan bir oteli tavsiye eden acenta yetkilisinden tazminat isteme hakkı doğuyor.  Aynı zamanda müşterisinin siyasi krizlerin ya da iç savaşın yaşandığı bir ülkeye gitmesini öneren ve bu destinasyondaki vaziyeti bilmesine rağmen ürününü satmak amacıyla tüketiciyi bilgilendirmeyen acentadan da tazminat istenebiliyor.  Bu çalışmalar dışında AB Komisyonu, tüketicileri sahip oldukları haklar konusunda aydınlatmak amacıyla medya kanalıyla kampanyalar gerçekleştirmiş durumda.

Turist hakları ile ilgili Komisyon kararları 

AB tarafından doğrudan Turist Hakları ile ilgili Komisyon kararları bulunuyor. Bunlar söyle özetlenebilir:

·         Tüketicinin Bilgilendirilmesi ve Eğitimi: AB, çıkarmış olduğu paket seyahat yönergesi ile ilgili koşulları tüketicilere duyurmak için bilgilendirme kampanyası yürütmüş ve tüketici rehberi dağıtmıştır.

·         Otellerde Yangın Güvenliği (Konsey Karar No:86/666/EEC): Konseyin sunmuş olduğu öneriler, bir otelde yangın güvenliği konusuyla ilgili tüm ayrıntıları içermekte olup ekinde, yangı çıkışları, yapı özellikleri, dekorasyon ve kaplama malzemesi, aydınlatma, ısıtma, havalandırma sistemi, yangınla mücadele, alarm ve uyarı cihazları güvenlik önlemleri baslıklarını içeren teknik yönetmelik de yer almaktadır.

·         Tüketici Mallarında Garantiler (Konsey Karar No:1999/44/EC): Garanti, garanti bildiriminde veya ortak reklâmda belirlenen şartların karşılanmaması halinde, ücretin geri ödenmesi veya değiştirilmesini, ek ücret olmaksızın herhangi bir şekilde malın yenilenmesi olarak tanımlanabilir.

·         Engelli Kişilerin Turizm Faaliyetlerinden Yararlanması: AB, engelli kişiler için turizm alanında da fırsat eşitliği yaratmak ve bu kişilerin topluma entegrasyon sürecini hızlandırmak için başlıca engel tiplerine göre turizm işletmelerinin gerek personel ve gerekse teknik düzenlemeleri nasıl yapması gerektiğine ilişkin bir el kitabı yayınlamıştır. Satıcı satış kontratıyla uyum içinde malları tüketiciye sunmalı ve malın sunulmasında uygunlukta bir eksiklik olması halinde bundan sorumlu olmalıdır. Garanti, malın sunulmasından itibaren en az iki yıl süreli olmalıdır. Malın uygunsuz olması halinde tüketicinin dört seçeneği vardır. Bunlar, malın temini, malın değiştirilmesi, fiyatın indirilmesi, satış sözleşmesinin feshi olarak sıralanabilir.

·         Paket Tur Yönergesi (Konsey Karar No:90/314/EEC): Avrupa’da tüketici korumasına yönelik olarak, seyahat sözleşmelerinin düzenlenmesi çalışmaları 1970’de (Brüksel Antlaşması) başlamış ancak sadece İtalya ve Belçika tarafından kabul edilmiştir. 1990 yılında paket turlarla ilgili konsey direktifi çıkartılmış ve bu direktife göre üye ülkeler mevzuatlarında düzenleme yapmak zorunda kalmışlardır. Paket tur yönergesinde temel olarak; Broşürlerde yanlış bilgilendirme ve aldatıcı bilgi olmaması; broşürlerin içermesi gereken temel bilgiler (ulaşım araçları ve özellikleri, gidilecek yerler ve uzaklıkları, ülke hakkında bilgi ve formaliteleri, ücret ödeme şekilleri, turun gerçekleşmesi için gereken asgari kişi sayısı, tur iptali, belirlenen fiyatların değiştirilemeyeceği gibi tüketicilerin ekonomik çıkarlarını koruyucu düzenlemeler) belirtilmiştir.

AB' tüketiciyi koruma kuralları ticari uygulamalarını kapsamaktadır. Tüketici politikasının içeriği kadar üye ülkeler tarafından uyum içerisinde uygulanması önem taşımaktadır. AB komisyonu tarafından adaylık sürecinde öncelik taşıyacağı tespit edilen üç alandan birisi “tüketicinin korunması” olarak belirtilmektedir. Bu nedenle, hem üye hem de aday ülkelerden tüketicinin korunması konusunda ayrı bir özen göstermeleri talep edilmektedir.

 Sektörde teknolojinin önemi 

Turizm sektöründe yurtiçi ve yurtdışı iş seyahatleri, paket tatil turları ve uzun mesafeli seyahatler yapma eğiliminde genel bir artış söz konusudur. Bu gelişmelere bağlı olarak seyahat acenteleri, tur operatörleri ve ulaştırma şirketlerinin hizmetlerine olan talep de giderek artmaktadır. Kişilerin modern haberleşme hizmetlerinden (internet vb.) yararlanarak kalacak yer ve tatil rezervasyonlarını tek başlarına yapabilme olanaklarının artması da orta vadede seyahat sektörünü olumsuz etkileyecek unsurlardan birisidir. 

Avrupa’nın genelinde son birkaç yılda, turizm büroları ve turizm danışma hizmetleri veren, daha çok yerel veya bölgesel yapıdaki işletmelerin sayısı artırılmış ve hizmetleri daha etkin kılınmıştır. Bu işletmelerde, turistler ve iş seyahati yapanlara verilen genel hizmetin bir parçası olarak, çeşitli kültürel ve turizm hizmeti sunma girişimleri sonucunda çok sayıda yeni ve bazıları yüksek vasıf gerektiren iş alanları doğmuştur. 

Hizmetlerin giderek birkaç büyük zincirde yoğunlaştığı görülmektedir. Bu tür bir yoğunlaşma, bilgisayar destekli rezervasyon işlemleri ve yüksek maliyetli pazarlama faaliyetlerini yapabilen işletmelere avantaj sağlamaktadır. Bu konuda küçük seyahat acentelerinin, büyük rezervasyon ve bilgi sistemlerine ulaşarak müşterilerine ilave cazip hizmetler sunabilmeleri önem taşımaktadır. Aksi takdirde küçük işletmeler  büyük kuruluşların gerisinde kalacaklardır. Bu hususlar, günümüzde bilgisayarların yaygın kullanımı olmadan seyahat sektörünün faaliyet gösteremeyeceği gerçeğini gündeme getirmektedir. Bu nedenle, çalışanların sahip olmaları gereken yeni mesleki gerekliliklerde "bilgi işlem" ve "haberleşme" giderek önem ve ağırlık kazanmaktadır. 

Sunulan hizmetin fiyatı her zaman birinci derecede önemli olduğundan sektörde çalışan personelin hızla değişen piyasa hakkında bilgi sahibi olması gereklidir. Yazışma, telekomünikasyon ve muhasebeyle ilgili özelliklere ek olarak, esneklik ve pratik zeka da personelin sahip olması gereken diğer özelliklerden bazılarıdır. Meslekte çalışan kişilerin sahip olmaları gereken vasıflarda hem müşterilerin hem de organizatörlerin artan taleplerine uygun olarak artma eğilimi görülmektedir. 

Avrupa’nın önde gelen tur operatörleri

 

TUI TRAVEL PLC

 

2007 yılında First Choice-İngiltere ve TUI AG-Almanya’nın birleşmesi ile kurulan TUI Travel PLC, 150 marka ile 180 ülkede, 25’den fazla pazarda ve  30 milyon müşteriye hizmet vermektedir ve  dünyanın önde gelen turizm şirketlerinden biridir.

TUI Travel PLC, kitle turizmi faaliyetlerinin yanı sıra, destinasyon yönetimi ve deniz, macera, spor ve kayak turları gibi özelleştirilmiş turizm hizmetleri sunan şirketleri de bünyesinde bulundurması sebebiyle sektörde farklılık yaratmaktadır. Bununla birlikte TUI Travel PLC, tüm dünyada kurumsal ve kişiye özel  uçak bileti danışmanlığı, destinasyon yönetimi, araç kiralama ve iş ve tatil amaçlı seyahatlerin düzenlenmesi gibi hizmetler sunmaktadır.

Bunun yanı sıra, şirket çevre ve insan kaynakları alanında yaptığı sosyal sorumluluk projeleri ve sürdürülebilirlik kalkınma raporları ile ön plana çıkmaktadır. TUI Travel PLC, aldığı ödüllerle sosyal sorumluluğa önem veren bir şirket olduğu düşüncesini pekiştirmektedir.

TUI hem ana bölge olarak nitelendirdiği, Orta, Kuzey ve Batı Avrupa pazarlarında faaliyet göstermekte hem de gelişmekte olan ülkelerdeki etkinliğini artırmayı hedeflemektedir.

TUI Travel PLC, 2009 yılı önceliklerini ve stratejilerini websitesinde şu şekilde açıklamıştır: [1]

- İklim değişikliği konusu ile ilgili çalışmalar gerçekleştirmek (uçak filolarının, cruise gemilerinin, yer transferinde kullanılan motorlu taşıtların ve ana binaların saldığı karbondioksit emisyonlarını en aza indirmek, 

- Tatil hizmeti verdiği destinasyonların ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan gelişimlerine katkı sağlamak için çalışmalar ve projeler oluşturmak,

- Ürün çeşitlendirilmesine ağırlık vererek sürdürülebilir tatil olanakları sunmak ve müşteri ilişkileri yönetimi ile müşteri memnuniyetini maksimize etmek.

Türkiye’de TUI

TUI Travel, 2000 yılında Tan Tur’u satın alarak Türkiye’deki konumunu güçlendirmiştir. TUİ’nin Türkiye'de 7 tane Magic Life, 4 tane Robinson, 4 Iberotel ve 1 tane Nordotel olmak üzere toplam 16 tesisi bulunmaktadır.  TUI Travel, 2006 yılında Avrupa’dan Türkiye’ye (Antalya ve İstanbul ağırlıklı olmak üzere) yaklaşık 1,7 milyonun üzerinde ziyaretçi getirmiştir.[2]

Avrupa’nın en güçlü tur operatörleri önemli gördükleri destinasyonlarda yatırımlar yapmakta ve turistleri bu destinasyonlara yönlendirmektedirler. Turizm otoriteleri, 2009 yılı turizm sezonunda Türkiye için  beklenen talep artışında Avrupa pazarına yakınlığının, otellerin kalitesinin ve sunduğu fiyat-hizmet kalitesi dengesinin büyük rol oynadığı düşüncesinde hemfikirdir. TUI Holding yönetim kurulu Başkanı Dr. Michael Frenzel’in ITB Turizm Fuarı vesilesi ile TUI Holding Dış İlişkiler Direktörü Günter Ihlau ve TUI Holding Türkiye Danışmanı Hüseyin Baraner ile birlikte gerçekleştirdiği basın toplantısında yaptığı şu açıklama, TUI’nin bu görüşü paylaştığını göstermektedir: “Türkiye'nin avantajı, misafirperverliği, fiyat/hizmet orantısı, otellerin dokusu, erişebilirliğidir. Bu etkenlerin dışında, Türkiye'yi avantajlı kılan, bizim deyimimizle, 'software'dir. Yani, yolcularımızın Türkiye'de karşılaştıkları nezaket, dışa açıklık ve çok sayıda doğal kaynaktır. Bu potansiyel, 7 milyon müşterimizi gönderdiğimiz İspanya veya Türkiye'ninkine yakın - hatta Türkiye'den daha fazla müşterimiz olan Mallorca Adasıyla kıyasladığımızda, iyice ortaya çıkıyor. Buna sebep olan ise; Türkiye'nin sempatik ve otantik bir ülke olarak algılanmasıdır. Benden bir tavsiye isteniyorsa; Türkiye'nin kıyaslanamaz bir ürüne sahip olması gerekiyor. Yolcu herhangi bir sahilde bulunan bir beton yığını istemiyor, bir ülkeyi yaşamak istiyor. Ayrı bir etken ise, modern oteller. Türkiye'nin bu konudaki avantajı ise, altyapısının çok genç olması ve çok sayıda modern otel yapılmış olması. Bu durum Türkiye'ye kesinlikle bir avantaj sağlıyor.[3]

 

Türkiye, TUI Travel PLC için önemli ve hedef destinasyonlardan biridir. Bu durum, TUI müşterilerinin 2008 yılında belirlediği dünyanın en iyi 100 oteli arasında 17 Türk otelinin yer almasından da anlaşılabilmektedir. Bu otellerden ikisi Ege Bölgesi’nde, 15’i Antalya’da yer  almaktadır. Bu bilgi Haberler.com adlı bir internet sitesinin 21.12.2008 tarihli haberinde yer almaktadır.[4]

2009 yılının önemli destinasyonlarından biri olarak desteklenen Ege Bölgesi, başta TUI olmak üzere pek çok tur operatörü tarafından tercih edilmektedir. TUI ‘nin Türkiye ve Doğu Akdeniz Bölgesi Ürün Satınalma Müdürü Melih Yetiş, turizmgazetesi.com’a yaptığı açıklamada, "Almanya pazarında Ege bölgesinin az tanındığını belirterek bu bölgeye Almanya’dan gelecek çok sayıda müşteri olacağına inanıyorum." açıklamasında bulunmuştur. Rusya’daki gelişmelerin özellikle başta Antalya olmak üzere diğer bölgelere ve Ege’ye de yansıyacağına işaret eden Yetiş, "TUI’nin oradaki yatırımları ve genişlemesi ile birlikte bu pazardan en büyük pay alacak destinasyonlar, Türkiye destiansyonları olacak. Tabii Ege bölgesi de buradan pay alacak. Yatak kapasitesi arttığı ölçüde Ege’nin payı da artacaktır. Son bir kaç yıla baktığımızda, başta Bodrum olmak üzere Ege bölgesinden çekilen Alman tur operatörleri olduğunu görüyoruz. Biz mevcut potansiyelimizi azaltmadık, Bodrum da dahil olmak üzere devam ediyoruz. Ben 3 ay kadar önce bölgeye geldim, iş gezisi yaptım. Başta İzmir ve Alaçatı olmak üzere bölgeyi gezdim. Dolayısıyla, başka neler yapabiliriz, Ege’deki farklılıkları kataloglarımıza nasıl yansıtabiliriz sorularına yanıt aradım. Burada Antalya’ya göre farklılıklar ve farklı güzellikler olduğunu biliyoruz. Bunları nasıl ortaya çıkarıp pazara sunabiliriz, onun yollarını araştırıyoruz. Ege’yi biraz daha iyi tanıyabilmek için her fırsatta Ege ile ilgili toplantılara gelmeye çalışıyorum. Buradaki potansiyeli takip ediyoruz." diye konuşmuştur. [5]

 

TUI'nin Türkiye pazarında önem verdiği bir diğer destinasyon ise İstanbul’dur. İstanbul’un TUI’nin şehir destinasyonu olarak cazibesini giderek arttırdığı ve diğer metropollere alternatif oluşturduğu belirtilmiştir. [6]

THOMAS COOK

2007 yılında Thomas Cook ile My Travel şirketlerinin birleşmesi ile kurulan Thomas Cook Group PLC, 22,3 milyon müşterisi, 31.000 çalışanı, 93 uçaktan oluşan filosu, 3,400 acentası ve 86 otel ve tatil köyü ile dünyanın önde gelen turizm şirketlerinden biridir. Thomas Cook, 5 farklı coğrafyada ve  21 ülkede operasyonlarını yürütmektedir.

Thomas Cook, farklı destinasyonlarda uygun fiyatlı tur paketleri, uçak bileti, cruise, konaklama paketleri, şehir turları, lüks tatil ve kişiye özel tatil paketleri sunan 36 alt markası ile hizmet vermektedir.

Thomas Cook, websitesi aracılığı ile müşterilerine destinasyonlar hakkında ayrıntılı bir seyahat rehberi ve görsel arşivi sunmaktadır. Bu işlevi ile Thomas Cook şirketi, kitle turizmine yönelik hizmet sunan en önemli turizm şirketlerinden biridir. 

Thomas Cook, gerçekleştirdiği satın alımlarla genişlemesini sürdürmektedir. 2008 yılında hotels4u.com'u 21.8 milyon Pound'a devralan Thomas Cook, şimdi de Medhotels.com'u satın almıştır. Satış ile birlikte Thomas Cook İngiltere'nin konaklama kapasitesi en yüksek şirketi konumuna yükselmiştir.                                                                                                                                              

                                                                                                                                        Türkiye’de Thomas Cook

 Türkiye’nin en saygın acentalarından biri olan Diana Turizm, Thomas Cook’un önemli partnerlerinden biridir.

 Thomas Cook, 2008 yılında Türkiye'ye 1.4 milyon kişiyi getirmiştir. 200'üncü kuruluş yıldönümünde 2 bin 500 İngiliz seyahat acentesi temsilcisini Diana Turizm ile birlikte ağırlayan Thomas Cook'un CEO'su Manny Fontenla Novoa, yaptığı konuşmada  finansal krizin etkisiyle şirketlerin battığını, işsizliğin çoğaldığını belirterek Türkiye'den fiyat indirimi talep etmiştir. Novoa, Türkiye’nin Thomas Cook için çok önemli bir destinasyon olduğunu, fiyat indirimi ile tanıtıma ağırlık verilmesi halinde önümüzdeki yıl getirecekleri turist sayısını yüzde 20 artırarak 1 milyon 700 bin turisti Türkiye'ye getirmeyi hedeflediklerini aktarmıştır. [7]

Manny Fontenla Novoa, Independent gazetesine yaptığı açıklamada Türkiye ve Mısır'ın İspanya ve Yunanistan'ın yerini alarak en hızlı büyüyen tatil yerleri haline geldiklerine dikkat çekmiştir.[8]

Thomas Cook CEO'su Manny Fontenla-Novoa, World Travel Market'in resmi yayın organı olan TravelWeekly Dergisi'ne yaptığı açıklamada ise kriz ortamında İspanya'nın düşüşte Türkiye'nin yükselişte olduğu şeklindeki görüşe katıldığını ifade ederek 2009 yılında popülaritesini arttıran destinasyonlar arasında Türkiye ve Mısır'ı göstermiştir.[9]

Thomas Cook’un İngiltere'deki merkezi, "her şey dahil" paketlere artan talebin genel satışları güçlendirdiği açıklamasında bulunmuştur. Şirket tarafından yapılan açıklamada; "zor ticari koşullara" rağmen son haftalarda satışlarda güçlenme eğilimi yaşandığı, artan satışların yılsonu hedeflerini tutturmak konusundaki güveni arttırdığı belirtilmiştir. Thomas Cook açıklamasında "her şey dahil" paketlere ve orta mesafe tatillere olan talebin güçlendiği açıklanmıştır. Şirketin açıklamasında orta mesafeli tatillere ilginin toplam pazar payının yüzde 69'unu oluşturduğuna dikkat çekilirken bu kategoride Türkiye'nin pazar lideri konumunda bulunduğu ifade edillmiştir. [10]

                                                                                                                                           Thomas Cook tarafından 2008 yılı için yayınlanan finansal raporda, Sterlin'de yaşanan değer kaybı sonrasında yaşanan düşüşün orta mesafeli destinasyonalara kayan ilgi sayesinde atlatıldığı belirtilirken, Türkiye ve Mısır'ın yükselen değerine de dikkat çekilmiştir. Raporda, "Türkiye ve Mısır'daki güçlü durumumuz bize önemli bir avantaj sağlıyor. Herşey dahil resortlara yönelimden de yararlanıyoruz" denilmektedir. Raporda, 2009 stratejisinin orta mesafeli seyahatlere göre şekillendirildiği belirtilerek şu ifadelere yer verilmiştir: "Stratejimiz yükselen Euro'nun etkilerini müşterimize hissetirmeyecek orta mesafeli resort tatillere yönelmek."                                                                           

Avrupa'nın ve dünyanın önde gelen tur operatörlerinden                                                                                                                                                 Thomas Cook’un 2009 yılı için ön plana çıkan hizmetleri ise şunlardır:

                                                                                                                                                   - Kitle turizminin değerini maksimize etmek,

- Özgür tatil,

- Seyahatle ilgili finansal hizmetler,

- Özellikle Hindistan, Rusya ve Çin'deki iş hacmini birleşmeler satın almalar ve ortaklıklarla büyütmek.                                                                                                                                          

 C) TÜRKİYE’DE TUR OPERATÖRLÜĞÜ

 Son 5 yıl içerisinde Türkiye’ye gelen turist sayısı incelendiğinde yükselen bir grafik ile karşılaşılmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’ye 2005 yılında 21 milyon, 2006 yılında 19,8 milyon, 2007 yılında 23.3 milyon ve 2008 yılında ise 26 milyondan fazla turist gelmiştir. [1]

 

2005

21 Milyon

2006

19,8 Milyon

2007

23.3 Milyon

2008

26 Milyon +

 

 

 

 

 

Şekil-2:

2005-2008 yılları arasında Türkiye’ye gelen turist sayısı

 

Türkiye’nün dünya turizm hareketi içinde bu denli önem kazanmasının önemli nedenleri arasında; 

-          Türkiye’deki kaliteli tesis yatırımlarının artması,

-          Türkiye’deki destinasyonların Akdeniz bölgesindeki diğer destinasyonlara nazaran daha yeni ve keşfedilmemiş olması,

-          Türkiye’nin özellikle Akdeniz çanağındaki destinasyonlara hem kapasite, hem de fiyat kalite dengesi açısından önemli bir rakip olması,

-          Kaliteli tesislerin uygun fiyata sunulması gibi nedenler bulunmaktadır.

Tur operatörlerinin Türkiye’nin en çok tercih edilen destinasyonu olmasında büyük katkıları bulunmaktadır.

 Rekabet Gücü Açısından Türkiye’de Seyahat  İşletmeciliği

 Avrupa’nın en büyük tur operatörleri arasında yer alan ve yukarıda da kısaca belirtilen,

Thomas Cook ve TUI gibi bünyesinde pek çok şirketi barındıran büyük uluslararası tur operatörleri karsısında Türkiye’deki küçük işletmelerden oluşan seyahat acentelerinin etkisi görece daha az hissedilmektedir.

Dolayısıyla ülkemizde de turizm işletmelerinin yabancı işletmelerle rekabet edebilmeleri

için bütünleşmiş firma haline gelmeleri büyük önem taşımaktadır. Bu bütünleşmeler ile seyahat acentelerinin kendi içlerinde veya yurt dışındaki seyahat acenteleri ile yatay (havayolu ve banka gibi şirketler) ve dikey oluşturması sonucunda, yapısal olarak tur operatörlüğüne geçişi gerçekleştirilmelidir.

Çünkü yerli seyahat acentelerinin mevcut birikim yetersizliği ve mali yapılarının zayıf olması, onların yabancı tur operatörleri ile rekabet edebilirliklerini zayıf düşürmekte, hatta etkisiz kılmaktadır.

Öte yandan  tur operatörleri dikey bütünleşme sonucunda gerçekleşen stratejik ittifaklar sayesinde konaklama, hava yolları ve seyahat acenteleri gibi gereksinimleri sağlayan şirketleri doğrudan kontrol edebilir .

Özellikle dikey birleşmeler yoluyla tur operatörleri ile konaklama işletmelerinin birleşmesi sonucu, kriz durumlarında birleşmenin gerçekleştiği ülke, tur operatörü açısından kolay değiştirilemeyecek bir destinasyon durumuna gelmektedir. Yabancı tur operatörleri ile kurulan ortaklıklar sonucu gerçekleştirilen bu dikey birleşmelerin; Türkiye’de sermaye sorunu yaşayan operatörlere katkısı yadsınamaz.

Dünya Turizm Örgütü tahminlerine göre, günümüzde tur operatörleri toplam uluslararası turizm pazarında yaklaşık %25’lik paya sahiptir .

Dünya Turizm Örgütü’nün tahminlerine göre, uluslararası varısın 2010 yılında 1.006.4 milyar, 2020 yılında ise 1.561.1 milyar (http://www.world-tourism.org) olarak gerçekleşeceğini

varsayarsak; tur operatörleri 2010 yılında 251.6 milyon, 2020 yılında ise 390.2 milyon uluslararası turisti seyahate katacaktır. Bundan dolayı birçok destinasyonun başarısı, tur operatörlerinin onları tur programlarına alıp almamalarına bağlı olacaktır.

Tur Operatörlerinin Turistlerin Güvenlik Kaygılarının azaltılmasına ve Destinasyon Seçiminde Etkisi

Krizler  turizm dâhil bütün is aktivitelerinin bir parçasıdır. Ancak turizm, dünyada krizlerden en çok etkilenen sektörlerden biridir. Krizler (felaketler) birçok şekilde olabilir; doğal felaketler, insanın veya teknik hataların sebep olduğu felaketler veya ekonomik krizler.

 Bütün bu felaketler turistlerin destinasyondan uzaklaşmalarına neden olmaktadır. Öte yandan savaş, terör ve politik istikrarsızlık gibi felaketler ve olumsuzluklar ise tatillerini planlayan turistler üzerinde çok daha büyük bir etkiye sahiptir.

Bu olumsuzluklar sadece kriz zamanında değil aynı zamanda kriz sonrasında da turistlerin

kararlarını etkilemektedir. Bu nedenle, günümüzde pek çok turist riskli olarak görülen bölgelerin çevresine veya yakın bölgelerine bile seyahat etme konusunda isteksizdirler .

Ancak tur operatörleri ve seyahat acenteleri paket turlar düzenleyerek Pazar bölümlendirmeleri yaparak potansiyel turistlerin davranışlarını etkilemekte ve turistlerin güvenlik kaygılarını minimize etmektedir. Bu etki özellikle yabancı tur operatörlerinin doğrudan yatırım yaptığı ülkelerde daha net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Turizm faaliyeti sırasında tüketici haklarını suistimal eden bireyler ve tur operatörleri de bulunmaktadır. Bu durumlarda turizm üreticisinin de korunması gerekmektedir. Turizm üreticisinin kendini korumasının en etkili yolu örgütlenme ve yapılan sözleşmelerde tüketici haklarının kötü bir şekilde kullanılabileceği boşluklara fırsat verilmemesidir.

Bütün bu yasal düzenlemeler ve uygulamalar sonucunda önemli olan, tüketicilerin ve işletmelerin yasal hak ve yükümlülükleri hakkında bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesidir. Bu konuda devlet kurumlarına, sektör kuruluşlarına ve tüketici örgütlerine büyük görev düşmektedir.

Avrupa’nın en güçlü ve en nüfuzlu tur operatörleri bazı destinasyonlarda, turizmin farklı alanlarında yatırımlar yapmakta ve yapmış oldukları bu yatırımlardan dolayı da turist akışlarını bu destinasyonlara yönlendirmektedir. Bu bağlamda, Avrupa’nın en büyük tur operatörlerinden

olan TUI ve İngiltere pazarının önemli bir kısmına hâkim olan Thomas Cook turizm akışını kontrol etmek ve turizme ilişkin kaygıları ortadan kaldırmak için belirli bir destinasyona veya ülkeye doğrudan yatırımlar yapmaktadır.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Türkiye’nin Avrupa Birliği'ne katılım sürecinde turizm sektöründe başarıyı yakalayabilmesi için öncelikle Avrupa’da sektörün öncüsü olan kuruluşları yakından takip etmesi gerekmektedir.

Bunun yanı sıra hem üye ülkelerden hem de diğer ülkelerden gelen turistlerin ihtiyaçlarına cevap verebilecek kapasitede hizmetin verilmesi dikkate alınmalı ve turistlerin korunmasıyla ilgili uygulamaların da titizlikle takip edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Bu nedenle, uluslararası anlamda yasal düzenlemelerin yapılması ve uygulanması gerekmektedir. Mevcut Tüketiciyi Koruma Kanunu bir başlangıç olup hizmetler sektörüne özgü özelliklerle kapsamı genişletilmeli ve değişen koşullara uygun olarak eksiklikler giderilmelidir.

Turizm alanında AB Tüketici Politikası kapsamındaki konular incelenerek kısa sürede Türkiye’ye uyarlanması tamamlanmalıdır. Bu yasal düzenlemelerle birlikte, bir tüketici olarak turistin de yasal ve ekonomik hakları konusunda bilinçli ve bilgili olması ve her hangi bir mağduriyet durumunda ilgili makamlara başvurarak hakkını araması gerekmektedir. Bu doğrultuda gerekli bilgilendirme faaliyetleri kamu ve tüketici örgütleri tarafından yürütülmelidir.

Hizmet sektörünün gelişimine paralel olarak, tüketici hakları ve korunması konusunda da yeni gelişmeler yaşanacaktır.

Özellikle teknoloji alanındaki gelişmelerin ekonomiye olan etkisinin bir sonucu olarak ortaya atılan “Bilgi toplumu” kavramı bu anlamda büyük önem taşımaktadır.

İnternet, elektronik ticaret, uzaktan satış gibi kavramlar yeni yüzyılda mal ve hizmet ticareti ve tüketici hakları konularındaki esas belirleyiciler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle tüketicinin/turistin korunması konusunda hem AB düzeyinde uyumlu hem de ülkeler bazında tutarlı bir yasal çerçevesinin oluşturulması ve uygulanması gerekmektedir. Adaylık sürecinde bulunan Türkiye’nin de bu karar ve kuralları özenle takip etmesi, yasal düzenlemeleri uygulamaya geçirmesi, turist hakları ve turizm sektörünün olumlu imajı ve gelişimi açısından orta ve uzun dönemde ülkeye yarar sağlayacaktır.

KAYNAKÇA

AHIPASAOGLU, H.S. (2001), Seyahat _sletmelerinde Tur Planlaması ve Yönetimi, Detay Yayıncılık, 2. B., Ankara.)

 

Alaeddinoğulları,F. , Can, A.S. (2007)  “Türk turizm sektöründe tur operatörleri ve seyahat acenteleri”, Journal of Commerce & Tourism Education Faculty, Year: 2007 No: 2

CAVLEK, N. (2002), Tour operators and destination safety, Annals of Tourism

Research, Vol.29, No.2, 478–496, Great Britain.

LEAF, R. (1995), Presentation at General Assembly of WTO in Cairo, Madrid: WTO.

ÖZTÜRK, Y. (2000), Turistlerin tatil seçiminde karar verme asamaları, Gazi

Üniversitesi Ticaret ve Turizm Egitim Fakültesi Dergisi, Sayı 3, 1-14, Ankara.

Avrupa Tur Operatörleri Birliği http://www.etoa.org/

Avrupa Seyahat Acentaları ve Tur Operatörleri Birliği http://www.ectaa.org/

http://www.iiiee.lu.se/Publication.nsf/$webAll/FF3567D919BE49BEC1256C60003D33BA/$FILE/adriana.pdf

http://europa.eu/rapid/pressReleasesAction.do?reference=IP/09/507

http://www.ttefdergi.gazi.edu.tr/makaleler/2007/Sayi2/50-66.pdf

http://www.bth.se/fou/cuppsats.nsf/all/cd913757aece5f1ec12574b900641444/$file/Master_Thesis_Sustainable%20Tourism%20Destination.pdf

http://www.ectaa.org/Portals/0/AD08-200-448.pdf

http://www.sbe.deu.edu.tr/adergi/dergi10/cicek.pdf

http://www.saffery.com/manager/pdf/other_title/saffery_other_title_briefings_and_guides_the_tour_operators__margin_scheme__a_brief_guide_131.pdf

 

 


© EurActiv 2007-2014. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics