Logo EurActiv.com.tr
  • Hakkimizda
  • Haber Bülteni

EU JOBS

more offers »

İstanbul’daki Kürtçe kurslarına talep her geçen gün artıyor

Bookmark and Share

10.10.2010
Kürt açılımı çerçevesinde gündeme gelen Kürt dili ve anadilde Kürtçe eğitim tartışmaları devam ederken İstanbul’un ve Türkiye’nin birçok yerinde Kürt asıllı, Türk asıllı ve yabancı uyruklu binlerce kişi Kürtçe öğreniyor. İstanbul’daki Kürtçe kurslarının son durumunu hakkındaki sorularımızı İstanbul Kürt Enstitüsü Başkan Yardımcısı Mevlüt Aykoç yanıtlıyor. Röportaj: Neslihan Yeler (MİHA)

Kürtçenin tarihte geçirdiği yasaklı süreçleri ve dilin bu süreçteki gelişimini anlatır mısınız?

Cumhuriyetin kurulması ile ulus-devlet modeli benimsenmiş, bu model çerçevesinde tek dil, tek bayrak, tek vatan anlayışıyla herkesi Türk görme mantığı doğrultusunda Türkiye’de neredeyse Türkçe dışındaki bütün diller yasaklanmıştır. Lozan Antlaşması ile birkaç azınlığa kendi dilinde eğitim verme hakkı verilirken diğer halklar ve dilleri tamamen yok sayılmıştır. Bu durum yaklaşık 80 yıllık bir süreci kapsıyor. 1990’lı yıllarda yasalardaki bazı değişikliklerle Kürtçe yavaş yavaş müzik boyutuyla ve daha sonra edebiyat boyutuyla yaşama girmeye başladı. Kürtçe şu an her ne kadar yasalarda kabul edilmese de varlığını devam ettiriyor ve insanlar, Kürtçe konuştuğu için cezalandırılıyor.

Uzun yıllar bu ülkede “Kürtçe dil midir değil midir?” diye tartışıldı. Ben bu tartışmayı gerekli görmüyorum. Türkiye’de yirmi milyon insan birbiriyle bu dilde anlaşıyorsa birileri buna dil dese de olur demese de olur.

Kürtçe kursları ne zaman ve hangi yasa ile açılmaya başladı?

2000’li yılların başında Türkiye’de Türkçe dışında dilleri öğrenmeye yönelik küçük bir açılım oldu. Biz bu açılımdan faydalanarak 2004 yılında Kürtçe kurslar açmaya başladık. Bu yasa çerçevesinde şu anda bizim verdiklerimiz dil kursu değil, dil atölyeleridir. Kurumumuz İstanbul Kürt Enstitüsü Derneği olarak geçtiği için biz dernek tüzüğündeki “Dil atölyeleri açabilir” maddesinden yararlanarak dil atölyeleri açıyoruz. Resmi süreç dışında İstanbul Kürt Enstitüsü kurulduğu 1992 yılından beri dil çalışmalarını yürütüyor.

Kursa gelenler hangi taleplerden dolayı Kürtçe öğrenmek istiyor?

Çoğunlukla anadili Kürtçe olup Kürtçenin yazım boyutunu bilmeyenler kursa geliyor. Bu kişiler kursa gelenlerin %80 -%90’ını oluşturuyor. Yaptıkları meslekten, ticari veya siyasi sebeplerden dolayı Türk asıllı olup Kürtçe öğrenen öğrencilerimiz de var. Hatta sırf eşi veya sevgilisi Kürt olduğu için ve onunla ortak bir yaşam paylaşma isteğinden dolayı Kürtçe öğrenen Türkler de var.  Ayrıca büyük çoğunluğu araştırma amaçlı olmak üzere Kürtçe öğrenen yabancı asıllı öğrencilerimiz de mevcut.

Kursa başlarken öğrenciler belli bir sınavdan geçiyor mu?

Kursa gelen öğrencilerimizin seviyelerini belirlemek için bir seviye belirleme sınavı yapıyoruz. Kursumuz üç aşamadan oluştuğu için öğrencileri dil seviyesine göre sınıflara yerleştiriyoruz. Kürtçeyi hiç bilmeyenleri birinci gruba, Kürtçeyi orta derecede bilenleri ikinci gruba, Kürtçe alanında kendini geliştirmiş kişileri ise üçüncü gruba alıyoruz. Her gruba özel hazırlanmış kitaplarımız var. Bunlar HÎnker 1 (Türkçesi: Öğretici 1), HÎnker 2 ve HÎnker 3 olarak ayrılıyor.

Her grup kaç aylık eğitim alıyor? Bu eğitim sonunda belge veriyor musunuz?

Her grup üç aylık eğitim alıyor. Bu eğitim sonucunda belge veriyoruz. Bu belgeler bizim kendi hazırladığımız belgeler, yasal bir geçerliliği yok. Ancak Türkiye’de başka bir Kürtçe kursu olmadığı için De Facto (Fiili)  geçerliliği vardır.

Sınıflar kaç kişiden oluşuyor?

Bu sayı gruplara göre değişiyor. Her sınıfın 30 kişiyi aşmamasına özen gösteriyoruz. Genellikle sınıf sayısı 10 ila 30 kişi arasında değişiyor.

Şu anda kaç kişi enstitüden dil eğitimi alıyor?

Şu anda beş grup ders alıyor. Şubat ayına kadar 20 gruba ulaşacağız. Biz sadece enstitü binasına ders vermiyoruz. Biz tahtası sırtında dil öğreten bir kurumuz. Nerede ihtiyaç olursa tahtamızı alıp oraya gidiyoruz, orada dili yerinde öğretiyoruz. Biz dili bir binayla sınırlamıyoruz. Bu güne kadar birçok kurum ve üniversitede kurs verdik ve kurs vermeye devam ediyoruz. Boğaziçi Üniversitesi, Bilgi Üniversitesi ve Marksist Bilimler Akademisi’nde öğretmen kadromuz yıllardır ders veriyor. En son Fotoğraf Akademisi Kürtçe ders talep etti. Şu an o akademi ile iletişim halindeyiz. Enstitü binasında veya dışarıda verdiğimiz hiçbir eğitimden ücret almıyoruz.

Dernek binası dışında dersleri hangi talep doğrultusunda veriyorsunuz?

Herhangi bir kurum veya üniversiteden en az 10 kişi toplanıp bu taleplerini bulundukları yerdeki yetkili kişiye bildirir ve o kişinin izni olursa bize ulaşılıyor. Biz ders için gerekli mekânı ve öğretmen kadrosunu bu yerlere gönderip başka kurum veya üniversitelerde de ders vermeye devam ediyoruz.

Öğretmen kadronuz nasıl bir eğitimden geçiyor?

Kürtçeyi bilen arkadaşlarımıza en az altı aylık bir eğitim veriyoruz. Bu eğitim ile onları Kürtçe ders verme seviyesine getiriyoruz. Belli bir staj sürecinden sonra da öğretmenlerimiz Kürtçe eğitim vermeye başlıyorlar.

Kurmanci dışında başka lehçelerde ders veriyor musunuz?

Türkiye’de genellikle Kürtçe’nin Kurmanci ve Zazaca lehçesi konuşuluyor. Kürtlerin %70’i Kurmanci lehçesini kullanırken bu lehçe dışında halk arasında Zazaca olarak kullanılan ancak aslında “DimilΔ lehçesi olarak adlandırılan lehçeyi kullanan büyük bir kesim var. Biz geçen yıldan beri DimilÎ lehçesinde de ders veriyoruz. Bu lehçede ders vermeyi Kurmanci lehçesi kadar geliştiremedik. Bu durumu biz kendi eksikliğimiz olarak görüyoruz. Bundan sonraki süreçte DimilÎ alanında da Kurmanci lehçesine verdiğimiz değeri verip, o lehçede de kaynak kitap hazırlayacağız. Bu sene enstitüde DİmilÎ kursumuz devam ediyor.

İnsanların Kürtçe kurslarına bakışı nasıl?

Kurslarımıza gelen kişilerin %99 ‘unda Kürtçeye karşı herhangi bir önyargı olmuyor. % 1’lik kesim bir önyargıyla geliyor. Bu kesim daha çok Türk kökenli olup mesleki koşullardan dolayı Kürtçe öğrenmek zorunda olan kişiler.  Başta bu kişilerin kafasında Kürtler ve Kürtçe ile ilgili bazı önyargılar oluyor. Fakat dilin içine girdikleri zaman kafalarında var olan bütün önyargılar yıkılıyor.

Kürtçe kurslarına olan talebi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eskiye kıyasla daha fazla kişi kursa geliyor. Önceden 10–15 kişi ile ders yapılırken artık sınıflar 30 kişiye kadar çıkıyor. Bu sayı artışıyla beraber ders verdiğimiz grup sayısı da arttı. İstanbul Kürt Enstitüsü olarak geçen yıl 49 gruba ders verdik.

Dernek olarak Kürt dili konusunda temel amacınız ne?

Dünyadaki bütün halklar nasıl ki kendi dillerini eğitim dili olarak görüyorsa, Kürtlerin de bu ülkede kendi dilleriyle eğitim yapmaları en doğal haklarıdır. Her canlının kendini ifade etme tarzı vardır. Kürtlerin de ifade tarzı Kürtçedir.

Hedefimiz daha fazla kurs açmak değil. Bir dil asla kurslarla bir noktaya gelmez. Bizim amacımız Kürtçenin eğitim dili olmasıdır. Bugün kursları vermemizin sebebi şu an yasal olarak Kürtçe eğitim dili var olmadığı için en azından bu süre içinde ihtiyacı olanlara Kürtçe öğretmektir.

Destek aldığınız başka dernek veya kuruluş var mı?

Kürt Dili ve Eğitim Hareketi (TZP Kurdi) var. Bu dil hareketi bünyesinde 15 tane Kürt Dili Araştırma ve Geliştirme Dernekleri var. Ayrıca Ankara’da Kurd-Der ve Diyarbakır’da Diyarbakır Kürt Enstitüsü ile dayanışma içindeyiz.

TRT-Şeş’in varlığına nasıl bakıyorsunuz?

TRT-Şeş yasası olmayan gayri yasal, resmi olmayan ve kaçak bir kanaldır. Çünkü TRT-Şeş’in hiçbir yasal düzenlemesi yoktur. Yaşayan dillerle veya yöresel dillerle yayın yapan bir kanaldır. Aslında adı Kürtçe de değildir. Kürtler o kanala TRT-Şeş der. Ancak kanalın aslında adı TRT 6’dır. Yasal olarak statüsü olmayan bir hiçbir dili hangi hak iddia edilirse edilsin, bana göre hiçbir hakkı yoktur. Sonuçta yasal statüsü yoksa devlet istediği zaman TRT 6’yı kapatabilir.

Kendi dilimde kitap okuyorum, yazı yazıyorum

Kürtçenin hayatlarına kattıklarını öğrenmek için enstitüdeki öğrencilerle konuşuyorum. Mehmet Y. enstitüde daha önce ders alarak kursu tamamen bitirmiş. Mehmet’in anadili Kürtçe ancak enstitüden ders almadan önce Kürtçe yazımı ve okuması iyi değilmiş. Anadilini iyi şekilde okumak, yazmak için kursa gelmiş. Artık Kürtçe kitap okuyup, yazı yazdığını, rahatlıkla Kürtçe televizyon izleyebildiğini söylüyor.

Rebecca Hackstein ise Alman bir Kürtçe öğrencisi. Rebecca Hackstein, Kürtçe öğrenme sebebini şöyle açıklıyor:  “ Ben sosyal pedagogum. Almanya’da mültecilerle çalışıyordum. O sırada Türkiye’den gelen Kürt ailelerle tanışmaya başladım. O zamandan beri Kürtçe ile ilgileniyorum. Hamburg’da Alman-Kürt Dostluk Derneği’nde kursa başladım. Beş ay önce Türkiye’ye geldim. Almanya’daki Kürtçe öğretmenim bana İstanbul Kürt Enstitüsü’nden bahsetti. Ben de Türkiye’ye gelince burada kursa devam ettim.

Kürtçe öğrenen bir sürü arkadaşım var. Arkadaşlarım Almanya’daki araştırmaları için Kürtçe öğreniyorlar. Ben de kendi mesleğim ve Kürt arkadaşlarımla daha iyi iletişim kurabilmek için Kürtçe’yi iyi derecede öğrenmek istiyorum.

İstanbul Kürt Enstitüsü

Cibali Mah. Atatürk Bulvarı, Ünlü İş Merkezi No:82/3 Unkapanı/Fatih

© EurActiv 2007-2014. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics