Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları 15 Eylül 2008 tarihli toplantıda, yolsuzluklara karşı mücadele konusunda Bulgaristan ve Romanya’dan daha hızlı adımlar atmalarını talep etti. Toplantıda, Sofya ve Bükreş’in daha etkili bir yargı ve idari sistemi geliştirmeleri gerektiğinin de altı çizildi. Bulgaristan ve Romanya’ya yöneltilen eleştirilerin benzerleri, bu iki ülkeye ilişkin Avrupa Komisyonu tarafından 23 Temmuz 2008’de açıklanan denetleme raporlarında da yer almıştı. Söz konusu raporlarda, yolsuzluk ve organize suçlara karşı yetersiz mücadele yüzünden Bulgaristan’a yönelik milyonlarca avroluk yardımın askıya alınması öngörülmüş, Romanya ise sadece sert bir dille eleştirilmişti.
Bulgaristan ve Romanya 1 Ocak 2007’de reformlarını tamamlamadan Avrupa Birliği’nin tam üyesi oldu. Sofya ve Bükreş, özellikle adli reformlar, organize suçlara karşı mücadele, idari kapasitelerin geliştirilmesi ve gıda standartları gibi alanlarda yeterince başarı sağlayamamıştı. Bu yüzden, Birliğe üye olmayı başardıysalar da, her iki ülke daha belli bir süre Avrupa Birliği’nin merceği altında tutularak, bir bakımdan “aday ülke” muamelesini görmeye devam etti. Bir taraftan Brüksel hem Bulgaristan hem de Romanya’nın Avrupa Birliği fonlarına erişimini, gerçekleştirdikleri reformlara bağlı tutuyor, diğer taraftan her iki ülkeye karşı özel denetim rejimi uyguluyor.
Romanya, bütün zorluklarına rağmen, kısmen dahi olsa Avrupa Komisyonu’nu tatmin etmiş gözüküyor. En azından Avrupa Birliği yardımları herhangi bir şekilde askıya alınmadığı için, Romanya’nın reformlar açısından Bulgaristan’dan daha iyi durumda olduğu söylenebilir. Bulgaristan ise Avrupa Komisyonu’ndan kırık notlar alarak, günümüzde bunun cezasını çekiyor. Örneğin, istenilen reformların gerçekleştirilmemiş olması yüzünden, Avrupa Birliği’ne katılım öncesinde Bulgaristan’a değişik programlar çerçevesinde tahsis edilen fonların önemli bir bölümü Sofya’ya kullandırılmıyor. 23 Temmuz 2008’de Avrupa Komisyonu tarafından Bulgaristan’a ilişkin açıklanan iki ayrı rapordaki önlemler yüzünden ise, Sofya, Avrupa Birliği’nin milyonlarca Avroluk yardımını tamamen kaybetme tehlikesiyle karşılaşıyor. Örneğin, “Phare” mali yardım programı çerçevesinde Bulgaristan’a tahsis edilen fonlardan 250 milyon Avro Kasım 2008’e kadar kullanılamazsa, Sofya için bu meblağın kullanılması bir daha mümkün olmayacaktır.
Avrupa Komisyonu’nun Bulgaristan’a ilişkin 2008 tarihli çifte raporunda bu ülkeye yöneltilen eleştirilerin, benzer sertlikte şimdiye kadar hiçbir Avrupa Birliği üyesi ülkesine yöneltilmediği belirtiliyor. Brüksel’i kızdıran husus, Bulgaristan’a kullandırılan Avrupa Birliği fonları ve ihalelere bile yolsuzlukların bulaşmış olmasıdır. Diğer taraftan, Sofya, 2001 yılından bu yana Bulgaristan’da mafya tarafından işlenen cinayetlerden hiçbirini açığa kavuşturmamış ve organize suçlarla bağlantılı olabilecek üst düzey kamu görevlilerinden hiçbirini yargılamamıştır.
Bulgaristan’ın eski İçişleri Bakanı Rumen Petkov, bakanlığından değişik gizli bilgilerin mafyaya sızdırıldığı gerekçesiyle, Nisan 2008’de Brüksel tarafından istifaya zorlanmıştır. Bugün aynı şekilde, Avrupa Birliği yetkilileri, Bulgaristan’la paylaştıkları her bilginin mafyaya sızdırıldığı endişesini taşıyor. Diğer taraftan Brüksel, Bulgaristan’daki organize suç bağlantılarının polisten başlayarak, kamu kurumlarımın değişik kademelerine uzandığına inanıyor. Bu çerçevede Brüksel, Avrupa Birliği fonlarının yolsuzluklara bulaşmış yöneticilerin eline geçmemesi için, Sofya’dan idari reform talep ediyor.
Hollanda, İngiltere, Danimarka, İngiltere ve Fransa gibi ülkeler, yolsuzluk ve organize suçlarla gerekli mücadelenin yapılmaması durumunda, Bulgaristan’ın daha fazla sıkıştırılmasını talep ediyor. Örneğin, Bulgaristan’ın Avrupa Birliği Schengen serbest dolaşım alanına katılımının da risk altında olduğu söylenebilir. Diğer taraftan, gelecekte Bulgaristan’a kullandırılması planlanan milyarlarca Avroluk fon da Sofya açısından tehlikede. Bulgaristan Maliye Bakanı Plamen Oresharski bir seferinde 12 milyar Avroluk Avrupa Birliği fonunun kullanılması konusunda da sıkıntı yaşayabileceklerinin uyarısında bulundu. Bütün bu cezalardan kurtulmak için, Bulgaristan organize suçlar ve yolsuzluklara karşı mücadelede ilave adımlar atmalı ve somut sonuçlar almalı. Kağıt üzerinde yapılmış “reformlar”ın başta AB yetkilileri olmak üzere kimse için inandırıcılığı bulunmuyor. 








