Bir yıl kadar önceydi. Özel bir sohbetimizde, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği'nden bir yetkili neredeyse saçını başını yolarcasına sitem ediyordu. Rakı üreticilerinin itirazı nedeniyle bir türlü vergilendirme başlığında müzakereleri başlatamadıklarından yakınıyordu. "Asıl anlayamadığım şey, rakı sektörünün çoğunluğunun Amerikalı firmaların elinde olması. Amerikan firmalarının çıkarı zarar görmesin diye gecikiyoruz" demişti şaşkınlığını gizlemeden.
Sonunda vergilendirme başlığında müzakereler geçen ay başladı. Müzakerelerin başlaması için Türkiye'nin yerli içki ile ithal edilen içki arasındaki vergi farkını gidereceği sözünü vermesi gerekiyordu. Türkiye'deki rakı tüketicilerinin, birdenbire milli içkiyi bırakıp, kitleler halinde viskiye "terfi" edeceğini sanmıyorum. Ama ortada şöyle bir ironik durum var: İster mahalle baskısı deyin, ister kraldan çok kralcı olmak deyin, "Beyaz Türkler"in geleneksel kaleleri dışında kalan kamuya açık mekânlarda içki içilmesinde sıkıntı yaşanıyor. AK Parti'nin içkisiz bir hayat tarzı dayatmak istediğine dair ciddi kuşkular var. Buna karşın, gelin görün ki, aynı AK Parti AB sürecinin devamı uğruna ithal içkiyi ucuzlatan hükümet olarak geçecek tarihe. Eminim kimi AK Parti yetkilileri bunu, partinin gizli bir gündemi olmadığını kanıtlamak için kullanacaktır.
Bu arada, ilginçtir; vergilendirme başlığının açılmasıyla ilgili Milliyet'te Güngör Uras'ın yazdığı eleştirel yazının AB bürokratları arasında rahatsızlık yaratması beklenirdi. "Tersine, çok sevindim. Hiç olmazsa bir gazeteci çıkıp açılan bir başlıkla ilgili bir araştırma yapmış. Bulguları yanlış ama hiç olmazsa ilgi göstermiş" dedi bir bürokrat.
Biz basın olarak hükümetin reformlar konusundaki yavaşlığından şikâyetçiyiz ama öyle anlaşılıyor ki hükümet kanadı da basının ilgisizliğinden mustarip. AB Başmüzakerecisi Egemen Bağış göreve gelişinin altıncı ayı nedeniyle bir grup basın mensubuyla yaptığı sohbette, basından dem vurdu. "Çek dönem başkanlığıyla üç gün boyunca temaslar yaptım. Tek satır girmedi. Dönüşte havaalanında bir soru üzerine Deniz Baykal'la ilgili bir laf ettim, hemen yayımlandı" dedi.
Haksız sayılmaz. Gerçekten de vergilendirme başlığında müzakereler başladı ve çok az sayıda basın organında bunun ne anlama geldiği, sonuçlarının ne olacağına dair haberler yer aldı.
Basının yanı sıra Bağış'ın muhalefete de çatması dikkat çekiciydi. Reformların yavaşlığından muhalefetin işbirliği yapmamasını sorumlu tuttu. Ama kendisine de belirttiğim gibi, özerk bir kamu ihale kurumu oluşturulması, yolsuzlukları araştıracak bağımsız bir kurulun vücut bulmasının önündeki engel muhalefet değil. Sorunun bir bölümü hükümetin işine gelen reformları öne çekip, gelmeyenleri gözmezden gelmesinde yatıyor.












