Logo EurActiv.com.tr

İstihdamda kadın-erkek eşitsizliği sadece Türkiye’nin değil, AB’nin de sorunu

25.08.2008

Kaynak: Euractiv.com.tr
Yazar:

AB müktesebatının tüm başlıklarını ilgilendiren bir konu olan kadın-erkek eşitliği, Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerinde gündeme gelen önemli konuların başında geliyor. Bugün Türkiye'de kadının istihdama katılım oranı yüzde 25. AB'de bu oran yüzde 57. Türkiye'de kadınlar arasında okuma yazma bilmeme oranı ise yüzde 20.1'e ulaşıyor. Bu oran AB'de yüzde 1. Türkiye'de, kadın hakları konusunda önemli gelişmeler kaydedilmesine rağmen, hala atılması gereken adımlar var.

Avrupa Birliği ise bugün iş piyasasında cinsiyet ayrımcılığını önlemek için 3 milyar Euro ayırmış durumda. Fakat AB içinde de istihdamda kadın-erkek eşitsizliğine yönelik sorunlar hala mevcut. Bu sorunların başında, kadınlar arasındaki işsizliğin erkeklere oranla daha fazla olması ve ücret eşitsizliği geliyor.

AB'nin 2006-2010 yol haritası “her alanda cinsiyet eşitliği” diyor

 AB'de fırsat eşitliğinin başlangıç noktası, üye devletlerde kadın ve erkeklerin eşit iş için eşit ücret almaları gerektiğini hatırlatan 1957 Roma Anlaşması oldu. Avrupa Komisyonu'nun Avrupa sosyal politikasına ilişkin 1994 tarihli Beyaz Kitap'ta, kadınların aile ve iş yaşamlarını kolaylaştırmayı amaçlayan öneriler sunuldu. Bunlardan birisi de 1996 yılından itibaren her yıl yayınlanmasına karar veriler Eşitlik Raporu oldu.

AB Konseyi 1995 yılında kadın ve erkek arasında fırsat eşitliğine yönelik yeni bir program kabul etti. 1996-2000 yılları arasını kapsayan bu program, fırsat eşitliği konusunu hem AB hem de ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde tüm politika ve programlara dahil etmeyi amaçladı. 1997 yılında imzalanan Amsterdam Antlaşması, kadın ve erkek eşitliğini AB'nin temel görevlerinden birisi olarak belirledi.

Avrupa Komisyonu'nun 1 Mart 2006'da kabul ettiği ve 2006-2010 dönemini kapsayan Yol Haritası da cinsiyet eşitliğini her alanda sağlamayı hedefliyor. Bu kapsamda, ekonomik ve sosyal hayatta fırsat eşitliğini desteklemek, kadınlar ve erkekler için aile hayatı ve meslek hayatı arasında uzlaştırma sağlamaya yönelik politikaları teşvik etmek, kadınların ve erkeklerin karar alma sürecine dengeli katılımını teşvik etmek, eşitlik hakkını kullanma koşullarını güçlendirmek amaçlanıyor.

“Kadın ve erkekler arasında eşitlik raporu 2008”de ise, Avrupa’da kadın-erkek eşitliğinin iki boyutlu bir denge olduğuna dikkat çekiliyor. Bu dengenin birinci boyutu sayısal eşitlik. Bu açıdan bakıldığında, kadınların istihdam piyasasındaki sayısının artığı belirtiliyor. Dengenin ikinci boyutu ise nitelik. Bu boyutta, özellikle ücret, ayrımcılık başta olmak üzere çok sayıda sorun olduğuna dikkat çekiliyor.

Raporda yer alan önemli rakamlar ise şöyle: 2000 yılından bu yana yaratılan 12 milyon yeni iş imkanının 7.5 milyonu kadınlara yönelik oldu. Kadınların istihdam piyasasındaki payları 2000 yılına oranla yüzde 3.5 oranında artış kaydederken, erkekler arasında bu artış yüzde 1’in altında gerçekleşti. Fakat buna rağmen, sektörlere ve pozisyonlara yönelik ayrımcılık hala önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Part-time işlerin yüzde 76.5’i kadınlara ait. Uzun süreli işsizlik kadınlarda erkeklere oranla daha yoğun olarak izleniyor.

Kadın işsiz daha çok, ücretler daha düşük

Öncelikle işsizlik kadınlar arasında daha yoğun izleniyor. Eurostat tarafından yayınlanan rapora göre, 2007 başında AB-27'de kadın işsizlik oranı yüzde 8,5 iken, erkek işsizlik oranı % 6,5. İrlanda, Letonya, Litvanya, Romanya ve İngiltere dışında tüm AB ülkelerinde kadınların işsizlik oranı, erkeklerden daha fazla. Kadın ve erkekler arasında işsizlik oranlarının en farklı olduğu ülke ise Yunanistan. Yunanistan’da kadınlar arasındaki işsizlik yüzde 13,3. Erkeklerde ise bu oran yüzde 5,9.

Türkiye’de ise kadın işsizliği sorunu çözüme ulaşmaktan çok uzakta. OECD tarafından yayınlanan 2007 yılı istihdam raporu Türkiye’de kadınların işsizliğinin arttığını, kadının çalışma yaşamından son yıllarda iyice uzaklaştığını ortaya koyuyor. Rapora göre Türkiye 1994 yılında yüzde 8,3 seviyesindeki kadın işsizliği ile 28 OECD ülke arasında 17.inci sırada yer alırken, 2006’da yüzde 10,6 ile kadın işsizliğinin en yüksek olduğu 6.ıncı ülke konumuna gelmiş durumda. Bugün Türkiye’de çalışan her 100 kadından 75’i kayıt dışı. Tarım dışında çalışma yaşındaki her 100 kadından 17.4’ü ise işsiz.

Bununla birlikte, hem AB hem de Türkiye’de kadın istihdamına yönelik bir diğer önemli sorun da ücret eşitsizliği. Geçtiğimiz günlerde Eurofound Avrupa Sanayi İlişkileri Gözlem Evi tarafından yapılan bir çalışmaya göre Avrupalı çalışan kadın benzer işlerde erkeklerden ortalama yüzde 16 daha az kazanıyor. Türkiye’de ise kadınlara verilen ücret ortalaması 47 TYL iken, erkeklerin ücret ortalaması 100 YTL.

Sivil toplum örgütlerine önemli rol düşüyor

1990 yılında alınan kararla kadın erkek eşitliğinin gözetilmesi ve kadın çıkarlarının temsili amacıyla kurulan Avrupa Kadın Lobisi (European Women's Lobby) kadın istihdamı konusunda oldukça etkili çalışmalar gerçekleştiriyor. Türkiye de Avrupa Kadın Lobisi'nin üyesi. AB'deki en geniş kadın örgütleri koalisyonu olan AKL, kadınların ekonomik, sosyal ve siyasi yaşamda erkeklerle eşit fırsatlara sahip olması için çalışıyor. Avrupa Birliği'ne üye, aday ve müzakere sürecindeki ülkelerde kadın hakları mücadelesi veren 4 bine yakın sivil toplum örgütünün temsil edildiği lobi, kadın erkek eşitliği, direktifler, politikalar, eylem programları, toplumsal girişimler üzerinde lobi faaliyeti yürütüyor. Avrupa Kadın Lobisi, fonunu Avrupa Komisyonu'ndan alırken, AB'nin sosyal yönünü temsil ediyor. Avrupa Kadın Lobisi Genel Sekreteri Mary McPhail’e göre, AB'de kadınların fırsat eşitliğini destekleyen güçlü bir yasal zemin bulunmasına rağmen, kadınlar hala ciddi zorluklarla ve eşitsizliklerle karşılaşıyor.

Kadınların eğitimi desteklenmeli

Kadınların iş yaşamında daha fazla rol almasında eğitim öncelikli role sahip. Türkiye'de yüksek eğitime devam eden 18-24 yaş arası genç kızların oranı yüzde 18. Bu oran AB'de yüzde 57. Genç kızların yüksek eğitime devam edememelerini cinsiyet ayrımcılığı olduğu kadar, ekonomik nedenlere de bağlanıyor.

Avrupa Kadın Lobisi'ne göre, genişlemiş bir AB, toplumsal cinsiyet eşitliğinin güçlendirilmesi, daha büyük alanlara yayılması açısından çok önemli. AKL, bu kapsamda Türkiye'nin üyeliğini destekliyor ve "genişlemiş bir Avrupa'da güçlü bir kadın hareketinin, gelecekteki politikaların şekillendirilmesinde anahtar rolü oynayacağını ve bu politikaların giderek daha fazla kadının eşitlik, toplumsal gelişme, dayanışma ve adalet yaklaşımlarını yansıtacağını" ifade ediyor.

© EurActiv 2007-2008. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM