Haber
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in yaptığı sözlü savunmanın dikkat çekici bölümleri şöyle:
* AK Parti laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline gelmemiştir. Adalet ve Kalkınma Partisi, cumhuriyetimizin laik niteliğine bağlıdır
* Partilerin kapatılması kişiler açısından idam cezasına denktir
* Türkiye parti kapatma itibarıyla kırılması imkansız bir rekorun sahibi
* Anayasa'da barışçıl değişiklik yapmak kapatma delili olamaz
* Demokrasilerde siyasi partiler için ister hukuki, ister teamüli olsun önemli teminatlar getirilmiştir. Siyasi partilerin yaşamaları esastır; kapatılmaları istisnadır. Siyasi parti özgürlüğü, çoğulcu demokrasilerin olmazsa olmazı olan düşünce ve ifade özgürlüğü ile örgütleme özgürlüğünün özel bir kullanım biçimidir.
* Bir özeleştiri yaparak soruna baktığımızda; 'Parti kapatmalar toplumda siyasi kırılganlığı artırmaktan, toplumsal örselenmeye sebep olmaktan öteye ne netice elde edildi?' diye bir maliyet analizi yapmamız gerekmektedir. Bunu bir savunma söylemi olarak değil, siyaset bilimi açısından bir gereklilik ve bir tespit olarak söylüyorum.
Nazım örneği
* Hepimiz kendi hayatımızda dün nelerin yasak olduğunu bugün ise o yasakların ne kadar anlamsız olduğunu gördük, yaşadık ve yaşıyoruz. Yine şu kısa hayatımız içerisinde çok zaman geçmeden, öyle yarım asır, bir asır veya çeyrek asır geçmeden fikirlerimizde çok köklü değişiklikler olduğunu gördük. Mesela kendi hayatımızda bir zamanlar Nazım Hikmet’e kimler karşı idi, şimdi kimler şiirini okumaktadır? Doğru olan bugünküdür.
* Geçmişte kimler Avrupa Birliği'ne karşı oldu? Şimdi 'aman Avrupa Birliği'ne girelim' diyen bunu yüksek sesle söyleyenler kimler? Şüphesiz hepimiziz, hepimiz değiştik. Öyleyse, yarının muhtemel doğrularını bugün yasak ya da düşman ilan etmek, değişimin değişmez dinamiğine ters düşmektedir.
* Partilere hatalarını en kalıcı, en etkin bir biçimde gösteren seçmenlerdir ve seçimlerdir. Siyasetin bu doğal akışına zaman zaman sebebi ne olursa olsun yapılan müdahaleler, her defasında aynı sorunların yaşanmasına sebep olmaktadır.
"AİHM sözleşmesine aykırı"
* Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ifade özgürlüğünün kullanılmasından dolayı parti kapatılmasını mübrem bir sosyal ihtiyacın sonucu olarak görmemektedir. Türkiye uygulamasının evrensel standartlara uymadığının en açık göstergesi, Anayasa Mahkemesi tarafından verilen siyasi parti kapatma kararlarının biri hariç tamamının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Sözleşme'nin ihlali olarak kabul edilmiş olmasıdır.
* Partilerinin kapatılması sonucu haklarında beş yıl parti yasağı getirilen Nazlı Ilıcak, Merve Kavakçı ve Mehmet Sılay'ın başvuruları üzerine, 2007 yılında AİHM, Sözleşme'nin seçme ve seçilme hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
* Demokrasi bir anlamda toleranstır, çoğulculuktur. Çok farklı, çok zıt fikirlerin, çıkarların ve bunların taraftarlarının bir arada yaşamasına imkan veren bir siyasi iklimdir. Hukuk da bunun çerçevesini çizer. Bu çerçeve çelikten değildir. Esnektir, değişime yatkındır.
"Leblebiden nem kapmak..."
* Demokratik toplumlar alıngan da değildir. Hava bulutlu iken 'vay bana niye ördek dedin'e giden çarpık bir mantık zinciri yoktur. Bir halk değimiyle 'leblebiden nem kapmak' da yoktur.
* İddia makamı;
1) Hakkında yasak talep ettiği bazı kişilerin hukuki dayanağını ortaya koymuyor.
2) İddia ediyor, itham ediyor ve fakat delil koymuyor (Beşir Atalay’ın “Rektörlük görevi gibi)
3) İddiasını ispat için Batı uygulamalarını örnek gösteriyor. Ama kanıtı yok.
4) AK Parti’nin dış politikasını İslam ile ilintili kılmak istiyor. Neye göre? Delil yok.
5) İddia ettiği bir kısım teorik konularda karşı görüşler ve kararlar olduğu halde fotoğrafı tam ortaya koymak için bunlara temas etmiyor, bunları iddianameye koymuyor.
6) Aslı olmayan haberleri kullanıyor.
7) Bazı iddialar oluşturuyor.
8) Yargı kararlarını dikkate almıyor.
9) Düzeltme ve cevap hakkını dikkate almıyor.
10) Parti kurulmadan önceki beyanları delil olarak kullanıyor.
11) Parti üyesi olmayanların beyanlarına iddiasını dayandırıyor.
12) Yasama sorumsuzluğunu kabul etmiyor.
13) Cumhurbaşkanının beyanlarını delil olarak kullanıyor.
14) TBMM Başkanı ve Başkanvekilinin beyanlarını delil olarak kullanıyor.
15) Kişisel görüşleri delil olarak kullanıyor.
16) İlgisi olmayan şeyleri partimize isnat ediyor.
17) Üçüncü kişilerin eylem ve söylemlerinden dahi partimizi sorumlu tutuyor.
* Partimiz hakkındaki iddialar ve delilleri tetkik edildiğinde, pek çok asılsız haberin gerçek bir iddiaya ve iddianameye dönüştürüldüğünü görmek mümkündür.
Sağlık kuruluşlarında başörtülü çalışanlar
* Sağlık kuruluşlarında başörtülü çalışanların olduğuna dair gazete haberleri asılsızdır
*Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın Anayasa ve Yüksek Öğretim Kanunu'nun ek 17'nci maddesinde yapılacak değişiklikten sonra, tıp fakültelerinin 6'ncı sınıfında okuyan ‘intern’ denilen stajyer doktorların da başörtüsü takabileceklerini söylediği' iddiası da gerçek dışıdır.
Kadrolaşma
* AK Parti hükümetine yönelik kadrolaşma ithamının hiçbir dayanağı yoktur.
* AK Parti, hiçbir zaman sistemi tartışmaya açmamıştır. Yaklaşık altı senedir iktidarda olan AK Parti sistemi tartışmaya açmış olsaydı bunu sadece iddia makamı değil, herkes duyar ve bilirdi. Açılmamış ve yaşanmamış bir tartışmadan insanların ayrışıp kamplara bölünmesi de mümkün değildir. Eğer iddia makamının bundan maksadı; yeni bir Anayasa yapılması gerektiğini vurgulamak ve bu konuda çalışma yapmak ise, bu, sistemi tartışmaya açmak değildir.
Türkiye’nin yeni bir Anayasa’ya ihtiyaç duyduğu, herkes ve her kesim tarafından dile getirilen ve üzerinde çalışmalar yapılan bir konudur.Kaldı ki AK Parti'nin hazırlattığı ve ancak kamuoyuna henüz açıklanmamış taslakta Anayasa’nın 1,2,3,4, 24 ve 174’üncü maddeleri aynen korunmaktadır.
Dini referanslı düzenleme
* AK Parti veya üyelerinden hiç kimse, hiçbir konu veya olayla ilgili dini referans göstermemiştir.
* AK Parti Meclis Grubu'nun katkılarıyla çıkarılmış hiçbir kanunda, dini referanslı düzenlemeler yapılmamıştır. İddia makamı dahil hiçbir kimse bunun aksini ispat edemez.
"Laik bireyleri dinsizlikle eşdeğer tutmak"
* AK Parti’nin hiçbir yetkili organı veya hiçbir parti üyesi; “laik olduğunu söyleyen bireyleri dinsizlikle eş değer tutan" bir anlayışın veya bir kabulün veya bir iddianın hiçbir zaman sahibi olmamıştır. Bu yönde partimize isnat edilebilecek hiçbir eylem veya beyan yoktur.
* Partimiz hakkında böylesine ciddi bir iddiayı dile getiren iddia makamının, iddiasını destekleyen delil göstermesi gerekirken hiçbir delil göstermemiştir.
Laiklik ilkesinin meşruiyeti
* AK Parti, hiçbir zaman laiklik ilkesinin meşruiyetini tartışmaya açmamıştır. Laiklik ilkesini referanduma sunalım şeklinde hiçbir AK Parti üyesi veya yetkili organının beyanı yoktur.
İddia makamı, Başbakan'a ait metindeki cümlelerin bir kısmını takdim tehir ederek, metne bazı kelimeler ve bir zamir ekleyerek, açıklamanın anlamını farklılaştırmıştır.
* İddia makamı, Başbakan'ın söylemediği sözleri o söylemiş gibi göstermek suretiyle oluşturulmuş bir delille, Başbakan'ın kamuda başörtülü çalışmayı savunduğunu ispat edemez. Çünkü:
a) Başbakan'ın böyle bir açıklaması yoktur.
b) Bunun dışında da başka yerde veya zamanda yapılmış bir açıklaması da yoktur.
c) Aksine Başbakan'ın başörtülülerin kamuda çalışması gerekmediğini ifade eden sözleri vardır.
* İddia makamı, hukukun ve Anayasa’nın kendisine yüklediği gerekliliğe uymamış, hukuken yapılmaması gerekeni yaparak hem tekzip edilen açıklamayı ve hem de bunu tekzip eden açıklamaları iddianamesine delil olarak koymuştur.
* Bilindiği gibi Adalet ve Kalkınma Partisi, yasanın aradığı bildiri ve belgeleri İçişleri Bakanlığı'na vermek suretiyle 14 Ağustos 2001’de kurulmuştur. Dolayısıyla da hak ve fiil ehliyetini de aynı gün kazanmıştır. Bu nedenle, 14 Ağustos 2001 tarihinden önceki hiçbir eylem veya söylemin AK Parti’ye isnadı hukuken ve fiilen mümkün değildir. Fiilen mümkün değildir, çünkü ortada kendisine isnat yapılacak bir AK Parti yoktur. Hukuken mümkün değildir.
* AK Parti, hiçbir partinin devamı değildir. İddia makamının geçmişte kapatılmış kimi siyasi partilerle AK Parti arasında ilişki kurmaya çalışması, hukuksuz ve beyhude bir gayrettir.
* Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eylemi ve beyanları delil olarak kullanılmıştır. Anayasamızın bir bütün olarak anlamı, sistemin üzerine oturduğu ilkeler ve sorumsuzluk kuralı birlikte değerlendirildiğinde, görevde bulunan bir Cumhurbaşkanı için yaptırım istenmesini hukuki bir temele bağlamanın imkanı yoktur.
* Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanı ve başkanvekilinin eylem ve beyanları delil olarak kullanılmıştır.
* Adil bir yargılama için, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması yanında, tarafların lehinde ve aleyhindeki delillerinde hukuka uygun bir biçimde toplanması da iddia makamının görevi ve yükümlülüğüdür.
* Partimiz hakkındaki iddianame ve bu iddianamedeki iddialar incelendiğinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bu yükümlülüğünü ve görevini yerine getirmediği açıkça görülmektedir. Şöyle ki:
İddia makamı, iddianameye aldığı her bir iddiada aleyhe olduğunu düşündüğü hususları öne çıkarmış, lehte olan hususları görmezlikten gelmiş ve dikkate almamıştır. Ayrıca iddia makamı, iddianameye aldığı bazı beyanları, açıklamanın lehe olduğunu düşündüğü kısımlarını çıkartarak (Kırparak/cımbızlayarak) iddianameye almıştır.
* AK Parti ve laiklikle irtibatı kurulmayan ilgisiz iddia ve eklerle iddianame ve ekleri kabartılmıştır.
* Yorumla tahrif edilen eylem ve beyanlar delil olarak kullanılmıştır.
Laikliğe aykırı eylemler
* AK Parti laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline gelmemiştir.
* AK Parti’nin laiklik anlayışı anayasa ve modern laiklik anlayışı ile uyumludur.
* Adalet ve Kalkınma Partisi, cumhuriyetimizin laik niteliğine bağlıdır. AK Parti, bu bağlılık içinde laiklik anlayışını parti programına koymuştur. Buna göre AK Parti, laik, demokratik, sosyal hukuk devletinin, sivilleşmenin, demokratikleşmenin, inanç özgürlüğünün ve fırsat eşitliğinin esas kabul edildiği bir zemindir.
* AK Parti, laiklik anlayışını sadece programına yazmakla kalmamış, aynı şekilde bu anlayışını uygulamış ve bu husustaki hassasiyetini uygun her platformda dile getirmiştir.
* Yasama yetkisinin kullanılması, laiklik ilkesine aykırı bir eylem değildir.
* Yürütme organının icraatları laikliğe aykırı eylem değildir.











