Haber
El-Cezire televizyonuna konuşan Babacan, soruları yanıtlarken şu mesajları verdi:
Fakir değiliz: Sürecin başlamasının ardından bazı siyasetçiler Türkiye’nin AB’ye üyelik için ‘çok fakir’ veya ‘çok farklı bir ülke’ olduğunu ileri sürmüştü. Türkiye’de geçen yıl bütçe açığının milli gelire oranı birçok üye ülkeden daha az gerçekleşti. Bu iddiaların geçerliliğini yitirmesi üzerine bazı politikacılar da Türkiye’nin, kültür de dahil olmak üzere tam üyelik için çok farklı bir ülke olduğunu ileri sürdüler. Türkiye’yi ve Türk insanını daha iyi anlamaları, tanımaları ile bu iddialar azalacak. Bu süreç başladı.
Avrupa değerlerini uygularız: Türkiye’nin kolaylıkla Avrupa değerlerini paylaşabileceğine ve uygulayabileceğine çok güçlü bir şekilde inanıyoruz. Tarihsel açıdan Osmanlı İmparatorluğu dönemine bakıldığında, yapılan tüm anlaşmalar ve organizasyonlarda Türkiye başından itibaren Avrupa’nın bir parçası olarak üye olmaktadır.
Türkiye ile küresel varlık olacaklar: Türkiye’nin AB’ye üye olmasıyla topluluğa çok fazla etki edeceği, her karar makanizmasında güçlü oya sahip olacağı, Avrupa Parlamentosunda en fazla üyeye sahip olacağı gibi korkular var. Almanya ve Fransa gibi kurucu üyeler, AB’nin küçük ama kendilerine ait bir topluluk mu olacağı yoksa Balkanlarda, Kafkaslarda, Ortadoğu’da Kuzey Afrika ve Orta Asya’da siyasi açıdan büyük etkileri olan Türkiye’yi alıp küresel açıdan bir varlık olup olmamaya karar verecekler. 










