Reklam
Haber:
10-12 Nisan tarihlerinde gerçekleştireceği Türkiye ziyareti öncesinde bir grup basın mensubuyla bir araya gelen Barroso, Türkiye’yi daha önce hem resmi, hem kişisel ziyaretlerde bulunduğunu belirterek, “Türkiye’nin tarihine ve kültürüne saygı duyduğunu” vurguladı.
“Şunu açıklıklıkla belirteyim. Türkiye’ye ders vermeye gitmiyorum” diyen Barroso, temaslarında müzakere süreciyle ilgili, “ortak sorumlulukları” gözden geçirerek, Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) arasındaki ilişkilerin tarihinin en iyi düzeyine taşınması için Avrupa Komisyonu’nun desteğini ileteceğini aktardı.
Barroso, Slovenya dönem başkanlığı süresinde 2 fasılda daha müzakerelerin açılacağını bildirerek, Türkiye’den özellikle ifade özgürlüğü, dini özgürlükler, kültürel haklar, siyasi partiler ve ordu üzerinde sivil kontrol alanlarında reformların kararlılıkla sürdürülmesini beklediklerini ifade etti.
VENEDİK KRİTERLERİ
AKP’nin kapatılması istemiyle açılan davanın hatırlatılması üzerine “Demokratik yollarla seçilmiş, parlamentoda çoğunluğu bulunan AKP’ye kapatma davası açılmasına şaşırdık ve endişelendik. Hukukun üstünlüğü ve demokrasi çerçevesinde (Anayasa Mahkemesi tarafından) karar verilmesini umuyoruz” diyen Barroso, AB prensipleri ve Venedik Komisyonu kriterlerine saygı beklediklerini vurguladı.
Barroso, “Biz, Türkiye’nin iç tartışmasına müdahil olmak istemiyoruz. Amacımız, tüm Türkiye ile çalışmak. Burada demokratik yollarla seçilmiş bir hükümet söz konusu. Adının a,b ya da c olması farketmiyor. Bir partiyi diğerine karşı desteklemiyoruz. Hükümeti, AB seçmiyor. Türk halkı seçiyor. Biz, reformları ve Türk halkını destekliyoruz” diye konuştu.
Herhangi bir AB üyesinde iktidar partisine karşı kapatma davası açılması durumunda da aynı tepkiyi göstereceklerini belirten Barroso, Anayasa Mahkemesi’nin kararı üzerine verecekleri tepki konusunda şimdiden bir şey söyleyemeyeceğini aktardı.
"NORMAL SÜREÇ DEĞİL"
Barroso, “Bu yaşadığımzı normal bir süreç değil. Ben, Türk hukuku uzmanı değilim. Yaşananların hukuka uygunluğunu tartışmıyorum. AB bakış açısını, prensiplerini ve kriterlerini anlatıyorum” dedi.
Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve siyasi ilerlemesinin AB’nin çıkarına olduğunu dile getiren Barroso, laiklikle ilgili endişeler konusunda şunları kaydetti:
“Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması önemli. Teokrasiye karşıyız. Devletin değil ama halkın dini olacaktır. Bireyler ateist de olabilir. Burada bireyin haklarına saygı gösterilmesi önemli. Herkesin inancına saygı gösterilecek. Laiklik bir dinmiş gibi insanlara empoze edilemez. Laiklik, dinin yerini alamaz.”
Hükümetin, AB yolunda samimi olup olmadığının sorulması üzerine Barroso, “Bunun bir testi yok. Bu benim kapasitemi aşar. Türkiye (AB sürecinde) ilerliyor. Daha hızlı olabilir miydi? Evet olabilirdi. Örneğin 301’inci maddenin AB’ye uyumlu olmadığını söylüyoruz. Bu değiştirilebilir” şeklinde konuştu.
Türkiye’ye şimdiden üyelik tarihi vermenin mümkün olmadığını belirten Barroso, “Son gelişmeler gösterdi ki, bu (Türkiye’nin üyeliği) zor bir konu” dedi.
Türkiye’nin üyeliğinin hem kendi, hem AB’nin çıkarına olduğu konusunda iki tarafın birbirini ikna etmesi gerektiğini anlatan Barroso, AB üyeliğiyle Türkiye’nin aynen Almanya, Fransa ve İngiltere örnekleri gibi dünyadaki etkisinin artacağını, aynı şekilde Türkiye’li bir AB’nin siyasi ve ekonomik açıdan daha da güçleneceğini ifade etti.
REHN VE SOLANA DA UYARDI
Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn'le Yüksek Temsilcisi Javier Solana, AKP'ye açılan kapatma davası ve reformlar konusunda Türkiye'ye uyarılarda bulundu.
Rehn, Hıristiyan Demokratlar'ın dünkü seminerinde yaptığı konuşmada, Ekim 2005'te başlayan müzakere sürecinde Türkiye'nin AB'ye katılımının uzun bir yolculuk olacağının en baştan öngörüldüğünü anlatarak şunları söyledi:
"Bu sürecin en değerli tarafı, Türkiye'nin açık ve kendine güvenen bir topluma dönüşümüdür. Geçen yılki cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimlerde AB sürecinin Türkiye'de istikrar çıpası olması ciddi şekilde test edildi. AKP'ye açılan kapatma davasında bir kez daha test edilecek."
Müzakerelerin hızını, yapacağı reformlarla Türkiye'nin belirleyeceğini anlatan Rehn, 'özellikle temel haklarla ve ifade özgürlüğüyle ilgili acil reformlar beklediklerini' ifade etti.
“HÜKÜMETTEKİ PARTİ YASA DIŞI İLAN EDİLECEK”
Avrupa Birliği Yüksek Temsilcisi Javier Solana da AKP'ye açılan kapatma davasının kabulü üzerine, ilk tepkisini şu sözlerle dile getirmişti:
"Biz hükümetteki bir partinin 'yasadışı ' ilan edilip kapatılmasını çok anlaşılır bulmuyoruz. Bu hiç demokratik bir tavır değil, uluslararası toplumun normlarına da uymuyor. Yüksek mahkemenin makul davranacağı umudundayım. Çünkü kapatma, Türkiye'nin bizimle ilişkilerine bir darbe olur. AKP kanunsuz duruma düşürülürse krizinin boyutu büyür ve Türkiye AB ilişkileri büyük zarar alır."











