Haber
Barroso, basın özgürlüğüne tam saygının AB açısından çok önemli bir değer olduğunu ifade etti.
Barroso, bu açıklamayı, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le Brüksel'de görüşmesi sonrasında düzenlenen ortak basın toplantısında yaptı.
Gül ile çok kapsamlı görüşmeler yaptıklarını belirten Barroso, uzun vadeli stratejik çıkarlar açısından Türkiye ile AB'nin birlikte çalışmalarının önemine değinerek, çok sağlam ve güçlü ilişkilerin söz konusu olduğunu söyledi.
Müzakere sürecinin devam ettiğini, 10 faslın açıldığını, Türkiye'nin reformlara hız vermesi gerektiğini kaydeden Barroso, Kürtçe televizyon yayınlarının başlatılması gibi olumlu gelişmelere işaret etti ve iki tarafın da daha fazla çalışması gerektiğini belirtti.
Siyasi partiler, basın özgürlüğü, kadın-erkek eşitliği gibi alanlarda daha fazla reform yapılmasını istediklerini söyleyen Barroso, Kıbrıs sorunun çözümünün de herkesin çıkarına olacağını ifade etti.
Barroso, Cumhurbaşkanı Gül'ün Ermenistan ziyaretinin önemine de değindi ve bu girişimin somut sonuçlarının önümüzdeki dönemde görüleceğini düşündüğünü anlattı.
AB Komisyonu Başkanı, müzakereler çerçevesinde enerji faslının da açılması gerektiğini, Komisyon'un bu görüşte olduğunu, AB Konseyi'ndeki bazı sıkıntıların aşılacağını ümit ettiklerini belirterek, Çek Cumhuriyeti'nin dönem başkanlığı süresinde iki fasıl daha açılabileceğini bildirdi.
Güvenilirlik
Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn ise Türkiye'de reform sürecinin yavaşladığını söyledi.
"Avrupa Birliği'nin güvenilirliği sarsıldığında, bunun üyelik sürecine ne gibi etkileri olabileceğine dair bir örnek var önümüzde. Türkiye'den söz ediyorum..." diyen Rehn, Türkiye'yle üyelik müzakelerinin AB üyesi tüm ülkelerin ortak kararıyla başlatılıp sürdürülmesine karşın birkaç yıldır Türkiye'nin üyelik perspektifinin sorgulanır hale geldiğini belirtti.
Komisyonun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn Avrupa Birliği'nin güvenilirliğinin sarsılmasının Türkiye'de reform sürecine zarar verdiğini söyledi.
Olli Rehn, Avrupa Komisyonu'nun yakında, Sırbistan'ın bazı Avrupa Birliği fonlarından yararlanma talebine yanıt vereceğini de söyledi.
Sırbistan, bu fonlarla, birliğe tam üye olma yolunda başvuruda bulunmadan önce bütçe açığını azaltmak istiyor.
Avrupa Birliği'nin Sırbistan'a fon aktarmasının ön koşulu, Belgrad'ın Uluslararası Para Fonu'yla anlaşmaya varmasıydı.
Sırbistan Başbakan Yardımcısı, IMF'yle dün iki yıl için 3 milyar euroluk bir kredi üzerinde anlaştıklarını söylemişti.
Sırbistan'a, bu yıl AB'yle tam üyelik müzakerelerine başlamak için resmen başvuruda bulunmak isteyen birkaç Balkan ülkesinden biri.
Sorunlu süreçler
Avrupa Birliği dışişleri bakanları bu hafta, Karadağ'ın daha önceki başvurusuyla ilgili olarak ne yapılacağını kararlaştıracak.
Şu ana dek, Almanya ve Hollanda'nın muhalefeti yüzünden, Karadağ'la ilgili süreç dondurulmuştu.
Bu iki ülke, Avrupa Birliği'nin, süren ekonomik kriz ve tıkanmış Lizbon Anlaşması yüzünden, yeni üyeleri bünyesine katma konusunda hazırlıksız olduğunu belirtiyor.
Almanya Başbakanı Angela Merkel'in lideri olduğu Hıristiyan Demokrat Parti, Haziran ayındaki Avrupa Parlamentosu seçimleri için hazırladığı bildirgede, Avrupa Birliği'nin daha da genişlemesinden önce, birliğin kimliğinin güçlendirilmesine öncelik verilmesi gerektiğini belirtmişti.
Bunun yanı sıra Makedonya ve Hırvatistan'ın üyelik ve adaylık süreçleri, Avrupa Birliği üyesleri Kıbrıs, Slovenya ve Yunanistan'la olan sorunlarından dolayı sorunlu...
Olli Rehn Makedonya'yla bu yıl üyelik müzakerelerine başlamayı tavsiye etmenin, gerçekçi olduğunu, zira bu ülkede cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hür ve adil şekilde yapıldığını söyledi.
Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin dışişleri bakanları yarın Çek Cumhuriyeti'nde bir araya gelerek, birliğin genişleme sürecini ele alacaklar. (BBC)










