Reklam
Haber
Panelin açılışında konuşan İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Aydın Uğur “Bizde AB meselesi sıcaklaştıkça kendi sorunlarımızla yüzleşmek zorunda kaldık. Kedinimizi de daha yakından tanıdık. AB bir tür düz ululararası ilişkiler meselesinden öte ulusal kimliğin, toplumsal dokunun sorgulanmasının da vesilesi oldu” dedi.
“Savunma refleksini aşmalıyız”
“Bu sorgulama sürecinde aşılması savunma refleksinin aşılması gerektiğini vurgulayan Uğur, şöyel devam etti:
“Türkiye ve AB konusunda savunma refleksinden ileri gelen davranışı gösteriliyor. Bunun aşılma zamanı geldi. Çünkü bu savunma refleksinde bir yanlış algı var. İki tarafta da yanlış algı var. Hem Avrupa’da olup da Türkiye hakkında görüş bildiren hem de Türkiye’de olup da Avrupa’dan gelen görüşleri cevaplamak zorunda hissedenler de paylaşılan ortak bir algı var. O da sanki karşı karşıya olduğumuz süreç bir İngiliz kulübü gibi kuralları sanki üç asırdır sanki çok kesinleşmiş ve kuralları olduğu gibi kabul edeceksiniz, o kurallar sanki değişmiyor. O yüzden AB çok değişik bir kulüp. Yeni bir devlet kurma yöntemi icat ediliyor Avrupa Birliği’nde. Bildiğiniz devlet kurma yolları iki tane. Ya ihtilal olur mevcut zümre gider onun yerine başka bir devlet formatı çıkar ya da bir savaş olur. O savaşın sonucunda yenile veya istiklal mücadelesini yapanlar bir başka devlet kurar. Şimdi üçüncüsü icat ediliyor. Müzakerelerle bir devlet kurulmaya çalışılıyor. Bu bakımdan bu kulübün önü açık. Ve biz eğer bu oluşmakta olan kulübe üye olacaksak bu tarifin oluşmasında söz hakkımız olduğunu düşünmeye başlamalıyız. Oysa biz sadece defansif bir tutumla kendi yakamızla meşgulüz.”
“Ben sana mahkumum”
Panelin moderatörlüğünü üstlenen Prof. Dr. İlter Turan da Türkiye-AB ilişkilerini “Ben sana mahkumum” şarkısıyla açıklanabileceğini söyledi. Turan, “Yalnız burada şarkıyı kim söyleyecek dediğiniz zaman zannetmeyin ki sadece Türkiye böyle bir şarkıyı söyleyecek. Şarkı bir koro halinde söylenmesi gereken bir şarkı. Avrupalı dostlarımızda söylemek durumundalar” dedi.
Panelde ilk sözü alan Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi Bertil Emrah Oder Türkiye AB ilişkileri özelinde kadın erkek eşitliği sorunsalı ve kadın haklarına değindi
Kadın haklarının tartışılmasına rağmen çok az çözüm üretilen bir alan olduğunu belirten Oder, “2007 ilerleme raporu, kadın hakları açısından 2006 ilerleme raporuna göre daha ılımlı. 2006 ilerleme raporu ise Emine Bozkurt’un aynı yıl hazırladığı kadın hakları raporu yüzünden daha somut ve özenli bir şekilde sorunlara değiniyor. 2007 raporunda yer alan eşitliği sosyal gerçekliği dönüştürme uyarısı çok önemli” diye konuştu.
Oder’den sonra sözü alan İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof Dr. Turgut Tarhanlı ise Kıbrıs sorunun çatışma çözümü kriterleri açısından bakıldığında bu noktaya geleceğinin zaten belli olduğunu söyledi.
“Bir uyuşmazlığın taraflarından birinin diğerine karşı güçlendirildiği çatışma süreci çözümü bulunamaz”
Bir uyuşmazlığın taraflarından birinin diğerine karşı çok güvenceli bir biçimde güçlendirildiği çatışma süreci çözümü bulunamayacağını belirten Tarhanlı, “Bu biçimde güçlü olan tarafın, bu taraf Rum tarafıdır, böyle bir rehavet içinde ilişkileri sürdürmesi tartışmasızdır” dedi.
Asıl biz kendimize nasıl bakıyoruz ve AB ilişkelerinde kendimizi nasıl görüyoruz sorularının daha önemli olduğunu söyleyen Tarhanlı sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Türkiye’de şöyle bir tablo ortaya çıkıyor haklar değil, haklara karşı ihtiyaçlar. Yani Türkiye’deki ilişkilerde pozisyonların sağladığı imtiyazlar büyük önem taşıyor. Bugünün Türkiye’sine baktığınız zaman belli çatışmalar ortaya çıkıyor. Yargı hükümet çatışmasında ve toplumun belli kesimleri arasında çıkan çatışamlarda da bu imtiyazlar meselesini görüyoruz. Bu ilişkeleri değerlendirdiğiniz zaman ilginç durumlarla kaşı karşıya kalıyoruz. Örneğin AB’nin standarları açısından 'non-violent opinion' yani şiddeti içermeyen bir fikir açıklaması özgürlüğü sınırlandırmamanın temelidir. Türkiye açısından baktığımız zaman bunun böyle olmadığını görüyoruz. Ayrıca bu tavrın bazı durumlarda savunulması gerektiğini söyleyen siyasi çevrelere de rastlıyoruz. AKP’nin kapatılması ile ilgili siyasi tartışmada hükümetin savunduğu gerekce ancak 'şiddeti dillendiren siyasi bir partinin kapatılması gerçeğinin' altının çizilmesidir. Ama hükümetin aynı bağlamda şiddet içermeyen düşüncelerin açıklanması konusundaki yaklaşımı hiç de böyle değildir. Yani örgütlenme ve ifade özgürlüğü konusunda ayni siyasi tavır iki farklı standardı nasıl uygulayabilir.”
“AİHM, bir değerler sisteminin koruyucusudur”
Eski AİHM Yargıcı Rıza türmen AİHM’nin bir değerler sisteminin koruyucusu olduğunu söyledi. AİHM kamu düzenini koruduğunu ve bu değerler sisteminden oluşan Avrupa hukuk sistemi AB’nin temelini oluşturduğunu vurgulayan Türmen şöyle devam etti:
“AB bütünleşme süreci, sadece devletlerin teknik ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlamıyor. Avrupa’nın yıllar bouyunca oluşan temel değerlerinin korunması ve disiplinli bir yapı içerisinde yer almasını amaçlıyor. Bu temel değerleri en etkili şekilde koruyacak kurum ise AİHM’dir. Temel değerler bir yargı organına bağlanmıştır. Bu nedenle AİHM ile AB arasında bir bağlantı var. Fakat buna rağmen AİHM Avrupa Birliği onu başka bir kuruluş olarak görüyor. Bunun ortaya çıkardığı sakıncaları ortadan kaldırmak için şimdi Lizbon Antlaşması’nda bir madde var. AB, AİHM’ye taraf olmalıdır.”
Türmen Türkiye her zaman Avrupa’nın içinde olduğunu belirterek; “Avrupa Konseyi’nin 1950 yıllındaki kurucuları arasında yer alıp da AB’ye olmayan 3 tane devlet var. Bunlardan bir tanesi de Türkiye. Türkiye o zaman Avrupa’nın değerler bazında birleşmesini amaçlayan ülkeler arasında yer alıyordu” dedi.
“AB konusunu bugün dahi içselleştiremedik”
Türmen’den sonra söz alan Eski Büyükelçi Volkan Vural da Türkiye’nin Avrupa sürecinde bir devamlılık söz konusu olduğunu ama bu devamlılığın içi dolu bir devamlılık olmadığını savundu.
Vural, “Çünkü biz AB konusunu bugün dahi içselleştiremedik. AB yolunda yaptığımız değişiklikleri taviz olarak değerlendiren, aman bunları iyi müzakere edelim şeklinde yaklaşan bir zihniyete sahibiz” dedi. (euractiv.com.tr) 











