Haber
Bu ay Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 1995 yılında 8 bin Bosnalı Müslüman erkeğin katledilmesinin anma törenlerine katılması Türkiye’nin Balkan diplomasisinde büyüyen rolünün bir sembolüydü.
Geçtiğimiz yıl Türkiye, Sırbistan, Hırvatistan ve Bosna Hersek arasında ve Sırbistan’ın Müslüman çoğunluklu Sancak bölgesindeki siyasi gruplar arasında arabuluculuk yaptı.Ankara ayrıca geçtiğimiz günlerde ticaret ve vize muafiyeti anlaşmaları imzaladığı Belgrad’ı, Srebreniça katliamını resmen kınamaya ikna etti.
Sırbistan’la Türkiye’nin dostluk kurması çok beklenen bir durum değildi. Sırp milliyetçiliği yüzyıllar boyunca Osmanlılara duyulan düşmanlıktan beslenmişti. Ancak bugün iki ülke Avrupa Birliği’ne giriş sürecinde sinir bozucu bir kaderi paylaşıyor.
Bosna Müftüsü Mustafa Çeriç, Türkiye’nin AB üyeliğinin Avrupa’nın diğer dinlerle yaşama konusundaki kararlılığı adına bir sınav olduğunu belirtti. Çeriç, bu yıl başlarında Türkiye’ye yaptığı ziyarette Financial Times’a yaptığı açıklamada, “Avrupa’nın Türkiye’nin AB yolunda yaptığı fedakarlıkları görememesinden dolayı hayal kırıklığı yaşıyorum” dedi.
Çeriç, “Avrupa Türkiye’yi Doğu’ya itmemeli. Türkiye’nin olduğu gibi kalması ve yönünü değiştirmemesi için Batılılaşmanın ve laiklik deneyiminin artık meyvelerini vermesi gerekiyor” dedi ve ekledi: “Avrupa Müslümanlarla nasıl yaşayacağını öğrenmeli.”
Bosna’da diyalog kurulması ve radikal ideolojilere açık genç Müslümanların makul davranması adına vaazlar veren Çeriç, Avrupa’daki Müslünaların kamusal tartışmalarda daha aktif roller üstlenerek yabancılaşma duygusundan üstesinden gelmesi gerektiğini söyledi.
Çeriç, “Müslüman dünyasıyla Batı arasındaki kilit sorun Müslümanların karar alma aşamasında söz sahibi olmadıkları Avrupa politikalarının getirilerine maruz kalması” dedi.
Davutoğlu’nun yakın bir dostu olan Çeriç, Türkiye’nin büyüyen ekonomik etkisinin ve uluslararası ilişkilerdeki aktif katılımının Ankara’nın dinle ilgili söyleyeceklerinden yapacaklarından daha önemli olduğunu belirtti.
Çeriç, “Bir kere AB’nin üyesiyseniz sadece gözlemci değil, bir aktör haline gelirsiniz. Bizim bir örneğe ihtiyacımız var, Türkiye de iyi bir ö









