Türkiye'nin yönünü batıdan doğuya çevirdiği eleştirilerine de cevap veren Davutoğlu, ''Türkiye'nin temel stratejik hedefi ve devlet politikası AB'ye tam üyeliktir. Bu hedefimiz hiç bir zaman değişmemiştir.'' ifadelerini kullandı.
Bakan Davutoğlu, İtalyan mevkidaşı Franco Frattini ile birlikte Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi ve UniCredit Group tarafından Conrad Otel'de düzenlenen 6. Türk İtalyan Forumu'na katıldı.
Davutoğlu, burada yaptığı konuşmada Türkiye-AB ilişkilerine değindi. Türkiye ve AB'nin, Avrupa kıtasının geleceğine yönelik ortak vizyonu paylaştığını savunan Bakan Davutoğlu, "Bu vizyon yumuşak gücünü artıran, evrensel değerlerini ileriye taşıyan yekpare olmadan çeşitliliği teşvik eden ve küresel siyasetin kendine güven duyan bir oyuncusu haline gelmiş bir Avrupa kurgulamaktadır. Türkiye'nin üyeliği Avrupa'nın bu ortak vizyona ulaşmasına yardımcı olacak, Avrupa'ya dünyanın diğer bölgelerine olumlu yönde değişim için örnek ve ilham kaynağı olmak için gerekli gücü verecektir.'' diye konuştu.
Türkiye'nin komşuları başta olmak üzere yakın çevresiyle ilişkilerini geliştirmek ve zenginleştirmeye yönelik çabalarını basite indirgeyerek, ''batıdan uzaklaşmak'' biçiminde değerlendiren bazı yorum ve analizlerin görüldüğüne işaret eden Davutoğlu, ''Türkiye'nin temel stratejik hedefi ve devlet politikası AB'ye tam üyeliktir. Bu hedefimiz hiç bir zaman değişmemiştir. AB süreci, gerek dış politikamızdaki ağırlığı, gerek sağladığı siyasi ve ekonomik dönüşüm ile Türkiye'nin toplumsal ve siyasal yaşamının en önemli parçalarından birini teşkil etmektedir. Avrupa modelini esas alan modernleşme çabalarımızın 18. yüzyıla kadar uzandığı göz ardı edilmemeli. Avrupa ile bütünleşme Türkiye için bu nedenle tarihsel bir süreç ve stratejik bir önceliktir. Türkiye bölgesel ve uluslararası planda faal ve dinamik bir etkileşim hedeflerken çok taraflı dış politikasını AB'ye tam üyelik perspektifi bulunan katılım müzakerelerine başlamış bir aday ülke olarak yürütmektedir. Kültürel tarihi ve coğrafi bağlarının bulunduğu çeşitli bölge ve ülkelerle her konuyu esas olarak kendi mecrasında değerlendirirken bu zihniyetle hareket etmekteyiz.'' şeklinde konuştu.
Reform sürecinde yavaşlama olduğunu söyleyenlere en iyi cevabın son dönemde kaydedilen gelişmeler ve çok kritik dış politika alanında takip edilen aktif ve cesur politikalar olduğunun altını çizen Davutoğlu, şunları söyledi: ''Biz üzerimize düşeni yaptık. Beklentimiz AB tarafının da taahhütlerine sadık kalmasıdır. Taahhüdüne sadık kalmak demek, müzakere sürecinin teknik düzeyde objektif olarak yürütülmesidir, siyasal düzeyde bu müzakere süreciyle ilgili olmayan siyasal konuların müzakerelerin parçası haline getirilmemesidir ve nihayet kısır iç politika gündemlerinin uzun dönemli Avrupa Birliği stratejisi karşısında o stratejiyi etkileyen bir görünüm kazanmamasıdır. Yani değişik ülkelerin kendi iç politikalarına yönelik olarak takip ettikleri kısa dönemli yaklaşımlar aslında AB'nin uzun dönemde küresel bir güç haline gelmesini öngören vizyonla örtüşmektedir.''
Zorlu müzakere sürecinde en önemli hususun toplumsal destek olduğuna dikkat çeken Bakan Davutoğlu, ''Maalesef bazı AB liderleri Türkiye'nin AB'deki konumunu hâlâ sorgulayabilmekte, ilişkilerimizin hukuki temeli ve nihai hedeflerine bağdaşmayan alternatifler önerebilmektedir. Türkiye'nin AB üyeliği tarihi gerçeklere dayanan bir vakadır. Bu vaka karşısında herkesin buna uygun davranmasını bekliyoruz. Bu kimliği her gün tartışmak kimseye bir fayda getirmeyecektir. AB'nin geleceğine vizyoner bakan bütün liderlerin de Türkiye'nin AB üyeliğine bu perspektiften bakacaklarına olan inancımı bir kez daha teyit etmek istiyorum. Türkiye'nin AB üyeliğini günlük siyasi çıkarlar yerine stratejik bir bakış açısı ile değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.'' ifadelerini kullandı.
(CİHAN)










