Logo EurActiv.com.tr

Dedeağaçlı Türkler: 'Rüzgar bizden yana esiyor'

Bookmark and Share

07.02.2012
Yunanistan sınırları içerisindeki Aleksandropolis, yani Dedeağaç, hâlâ Osmanlı’nın izlerini taşıyor. Türk kültürünü yaşatmaya çalışan Dedeağaç ahalisi, İpsala Sınır Kapısı’na 40 km uzaklıkta yaşıyor. Kent, liman ve üniversite şehri olarak da anılıyor. Dedeağaç’ta mesai, sabahları 09.00-13.00, öğleden sonra ise 17.00-18.00 arasında. Hafta sonlarında ise dükkânlar, mağazalar ve benzin istasyonları kapalı. Dedeağaç’ta gündelik yaşamı, Aya Yorgi Restaurant’da aşçılık yapan, Dedeağaç İl Genel Meclis üyesi Ertan Halil ve ailesiyle konuştuk. (Buse Önalan/İAHA)

 

Haber ve Fotoğraf: Buse Önalan (İAHA)

 

Yunanistan’da yaşayan Türklerin Yunanistan’da kalış hikâyesinden söz eder misiniz?

Yunanistan’daki Türk azınlığı zamanla burada kalmış.2.Dünya Savaşı’ndan sonra bu bölgede çok sayıda Türk yaşıyormuş. Sadece Dedeağaç bölgesinde değil, Gümülcine, İskeçe ve o yıllarda azınlık Türk nüfusuna baskılar yapılmış.Eskiden burada yaşayan Türk halkı, malını mülkünü satıp Yunanistan’dan gidip Almanya ve Türkiye’ye yerleşmişler. Çoğu insanımız malını satamadan adeta kaçarcasına terk etmişler buraları. Ezilmemek için daha iyi bir gelecek ve iyi bir yaşam için Türkiye’ye gittiler. Şimdi olmasa da önceden bize daha farklıydı davranışlar. En basiti benim büyük amcam 75 yaşında sigara içmek için izin kâğıdı çıkarmış. Anlayın yani, yaşayan insanlar neler geçmiş. Mesela sigaralarını polis kontrollerinde yakalatmamak için, eşlerinin üstlerine saklarlarmış. Ben çocukluğumda duyardım, Türk bahçesinden yola su aktığında ceza kesilirdi.Yunanistan Avrupa Birliği’ne adım attığında biz de eşitlik kazandık; tabii ne kadar eşit tutuyorlar bilemeyiz. Ama şimdiki durumumuz eskiye göre çok iyi, şimdi halimizden memnunuz.

Yunanistan’daki kriz sizi etkiledi mi?

Kriz bizi tam etkiledi diyemeyiz, çünkü biz köyde yaşıyoruz. Genelde bizim buralar, yani Batı Trakya’da yaşayan Türklerin yüzde 95’inin kendi evi var. Bizim burada gelenek haline gelmiş, erkekler 15-16 yaşına geldiklerinde, kendi evinlerine sahip olmak amacıyla yaşarmış. Örnek vereyim: Adam aile kuracak ise,  kendi evini kurmak istiyor, köyde mülk sahibi olmak istiyor. Köylerde yaşadığımız için tarlalarımızı ekiyoruz, hayvanlarımız var. Bunlarla ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz. Şehirler daha zor durumda. Büyük kriz var, dükkânların aşağı yukarı yüzde 40 ‘ı kapandı gibi. Çalışan butikleri, marketleri kriz vurdu. Küçük esnaf zor durumda. İşçiye iş yok, 9 milyon işsiz var. Gerçekten durum çok zor, vergiler de arttı. Geçen seneye göre yakıt iki kat zamlandı. Bu zamana kadar patronu işçisi eşit gibi yaşıyorlardı. Şimdi ise durumu zaman gösterecek.

Yunan halkının, azınlık olan Türk vatandaşlarına davranışları nasıl?

Yunanlılar nasıl davranıyor konusuna gelince, Yunancam olduğu için hakkımı arıyor ve dışlanmıyorum. Ama Yunancası olmayan zor durumda. Askerliğimi 18 ay burada yaptım, biz burada kültürümüze kökenimize bağlıyız ama diğer köylerde yaşayan Türkler bizden daha zor durumda, dillerini konuşmamışlar. Türk olduklarını gizleyenler oluyor, dilimizi konuşmak bizim hakkımız.

Türkiye’ye gitmeye hiç düşünmediniz mi?Türkiye’de yaşayan akrabalarınız var mı?

Türkiye’de birkaç akrabamız var. Türkiye’ye şimdi gidip geliyoruz gezmek amacıyla, buranın hayat standartlarına alıştığımız için mecbur kalınırsa elbette gideriz. Ama buraya alıştık. Türk kültürümüzü yaşatıyoruz. Yaşadığımız Musa Köyü tam bir Türk köyüdür.

Yunanistan’da çalışma şartlarınız nasıl?

Ben restoranda aşçı olarak çalışıyorum. Ailem ise hayvancılıkla uğraşıyor.O işle büyüdüm. Askerlikten sonra Dedeağaç’ta ve gemilerde çalıştım. Daha sonra Aleksandropolis’te, bir diğer adıyla Dedeağaç’ta bir restorana girip aşçılığa başladım, halen orada çalışıyorum.

Köyde sosyal hayatınız nasıl?

Köyde sosyal hayat yok gibi bir şey, herkes kendi işinde gücünde. Hayvancılık, çiftçilikle uğraşıyoruz, elbette benim gibi dışarıda çalışanlarımız da var; kriz bazılarını etkiledi. Mecburen buraya döndüler. Baba mesleğiyle para kazanmaya çalışıyorlar, ancak hayvancılıkta para yok gibi bir şey. Su, sütten daha pahalı buralarda.

Köyünüz Türk köyü olarak kalmış, bu süreçten söz eder misiniz?

Bizim köyümüz bir Türk köyü, köyümüzde maddi durumumuz olmadığı için 20-22 yıldır camide imam yoktu. Şimdi 2-3 yıldır imam var. Cuma’dan Cuma’ya, Ramazan’dan Ramazan’a ezan okunuyordu. Dini konularda biraz cahil kaldık, Şimdiki çocukları daha iyi yetiştirmeye çalışıyoruz.  Karma köylerde problem oluyor ezan. Yunanlılar karşı çıkıyor, camiyi kundaklama, camiye giren cemaate tehdit gibi dini konularla karşılaşıyoruz.

Yunanlılar ile Yunanistan Türkleri arasında ayrım var mı?

Ben de Yunanistan vatandaşı olarak, yaşımda olan kişilerle askerlik yaptım. Ayrım vardı orada elbette. Onlar 2 ay sonra izin alırlarken, biz 4 ay sonra izin alabiliyorduk. Askerlik zordu. Yunan bayrağı altında bizim için daha da zordu.

Eğitim haklarınız nasıl?

Eğitim bizim zamanımızda iyi değildi. Ortaokula gitme imkânımız yoktu. Bizim köyümüze servis gelmezdi ve okula gidemedik. Diğer köylerde bu vardı. Benim ailemin maddi durumu olmadığı için, özel araçla okula gidemiyorduk, bu yüzden burada cahil kaldık. Ben de eşimi okutuyorum. Çocuğumuz olduğunda bizim çektiklerimizi çekmesin.

Sağlık haklarınız nasıl?

Sağlık iyi, krizden önce çok daha iyiydi. Köyümüzde doktor evi var, haftada bir defa yaşlılara gelip ilaç yazıyordu. Krizden sonra o da kesildi. Belediyeye bağlı 6 köyüz, 2 köy Yunanlılardan oluşuyor. Yunanlılardan oluşan köye hâl âdoktor gidiyor, kriz onları etkilemedi. Ancak bize doktor gelmiyor, krizden dolayı ayrım böylelikle ortaya çıkıyor.

 

Yönetimde söz hakkınız var mı?

Dedeağaç belediyesine bağlıyız. Burada karar verdik kendi haklarımıza sahip çıkmak için. Başımıza çok şey geldi, bizi ihmal ettiler. Seçilen birçok kişi köye yardım etmedi. Köyümüze yararı olacak birini seçelim dedik. Arkadaşlarımın desteğiyle ben aday oldum. Muhalif olarak seçildik. Beni seçmiş, seçmemiş olmaları önemli değil, daha iyi ve kaliteli bir yaşam için elimizden geleni yapıyoruz…

İletişim ve internet ağlarınız nasıl?

İnternet için çok uğraştık biz. Diğer Yunan köyleri gibi internete giremiyoruz, wireless kullanamıyoruz.Yazı gönderdik Gümülcine’ye. Yazı, Selanik’e de gönderildi. Bir yıl içinde bağlanacak denildi. Bir yılı aşkın süredir bekliyoruz, ama hâlâ bağlanmadı. 

Yaşadığınız bölgede sizi rahatsız eden durumlar var mı?

Burada altın madeni yapmak istiyorlar. Büyük miktarda altın rezervi bulundu. E tabii ki ekmeği oradan bekleyenler çok istiyor. Bizi rahatsız ediyorlar. Bazı hazine avcıları geliyor buraya. Biz istemiyoruz. 2002’de Bergama’ya gittik. Oradaki altın madenini ziyaret ettik. Görevli bizlere madenin yararlı yönlerini anlattı, emniyetli olduğunu anlattı. Ama bize emniyetli gelmedi. Buradaki huzurumuz ve rahatımızın bozulmasından korkuyoruz, onun için altın madeni işini desteklemiyoruz. Belediyede görevli olduğum için beni çeşitli etkinliklerine davet ediyorlar. Ancak çıkar ilişkileri olduğu için gitmiyorum.

Söyleyişimize Ertan Halil’in eşi Zekiye Sarımahmut, köyün yaşlılarından biri olan Mümin Mustafa ve Kuran kursu Hocası ile devam ettik. Genelde hayatlarından memnun olduklarını, bu topraklarda doğup büyüdüklerini ve bu topraklarda öleceklerini dile getirdiler.  Kötü günler yaşadıklarını, haklarının verilmediğini, kimi zaman olmadığını anlattılar ve şöyle dediler: “ Bu sıralar rüzgâr bizim için iyi yönden esiyor, yıllardır buradayız, tabii ki de acısı da tatlısı da oldu hayatımızın.”

En son Ertan Halil’in amcasını dinliyoruz:

Ben de 75 senedir buradayım. Zamanında çok çektik. Şimdi rahatız. Bir zamanlar çok sıktılar bizleri. Ben hiç Rumca bilmem. Bana zorla öğretmeye çalıştılar ama ben direndim. 50 yaşında Rumca öğrenmem dedim. Bankaya gittiğimizde Rumca konuşmadığımız için hafiften bir dışlanma var. Ama alıştık,yapacak bir şeyimiz yok, bugünlerimizden memnunuz.

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics