Haber
Euractiv Türkiye, Erçakıca'nın yaptığı açıklamayı yayınlıyor:
"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, seçim kampanyasının son günlerine girmiş bulunuyor. 19 Nisan’da gerçekleşecek milletvekilliği genel seçimlerine çok yaklaşmış olmamıza karşın, seçim kampanyasının gerginliklerden uzak, hoşgörüyle sürdürülmesi bütün dünyanın dikkate alması gereken bir husustur.
Bu durum, Kıbrıs Türk halkının bir devlete sahip olma ve onun devamlılığını sağlama konusunda ulaştığı aşamayı göstermesi bakımından da önemlidir.
Bu arada, geçtiğimiz hafta Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Sayın Obama’nın da katılımı ile düzenlenen AB-ABD zirvesi ve Obama’nın Türkiye ziyareti nedeniyle, Kıbrıs sorununun önemli şekilde kamuoyunun gündemine gelmesi, tarafımızdan memnuniyetle karşılanmıştır.
Kıbrıs sorununun çözümlenebilmesi için uluslararası ilginin canlı tutulması gerektiğine ilişkin görüşümüz bilinmektedir. Bu nedenle, bu ilginin devam etmekte olduğunu görmek bizim için menuniyet verici ve Kıbrıs sorununun 2009 yılı içinde çözümlenebilmesi için yürütttüğümüz çalışmalar için yeni bir motivasyon kaynağı olmuştur.
Cumhurbaşkanımızın yakın bir geçmişte planan Amerika ziyaretine büyük tepki gösteren ve Kıbrıs Türk tarafının kendi görüşlerini anlatmasına her fırsatta engel olmaya çalışan Kıbrıslı Rum liderlerin, Amerikan yetkililerle görüşebilmek için hiçbir fırsatı kaçırmadığını ve fotoğraf çekimini bile Amerikan Başkanı’na kendi görüşlerini iletmek bir fırsat olarak kullanmasını hayretle izledik.
Kıbrıslı Rum liderlerin bu temasları, Türkiye’ye baskı yapılmasını istemek için kullanmaları da ayrıca ibret vericidir. Türkiye’nin çözüm sürecine verdiği destek geçen hafta yapılan açıklamalarla bir kez daha kanıtlanmışken, sorunun çözümünü Türkiye’ye baskı yapılması ile ilişkilendirmenin çözüm çabalarına hiçbir yarar sağlamayacağı açıktır.
Bu arada, Kıbrıslı Rum lider Dimitris Hristofyas’ın, uluslararası kamuoyunu Kıbrıs sorunu ile ilgili gerçeklere aykırı düşüncelerle şekillendirmeye çalıştığına da tanıklık ediyoruz. Hristofias’ın yabancı basın-yayın organlarında yayınlanan demeçleri, gerçeklere aykırı olduğu kadar çelişkilerle dolu yaklaşımlar da içermektedir.
Hristofyas, İtalya’ya yaptığı ziyaret sırasında verdiği demeçlerde, adadaki durumun (bölünme) suni olduğunu, Kıbrıs’ın doğal halinin üniter olduğunu ileri sürmektedir. Öte yandan yine kendisinin, Kıbrıslı Türklerle üniter bir devletten federal bir devlete geçme niyeti olduğunu açıklamakta hatta daha da ileri giderek bunun 1974 öncesinde konuşulmakta olan bir konu olduğunu belirtmektedir.
Hristofyas bu tür söylemleriyle Kıbrıs sorunu ile ilgili bilgileri çarpıtmaya ve kamuoyunu kendine göre şekillendirmeye çalışmaktadır.
Hristofyas’ın bu çabaları, Kıbrıs sorununun doğru şekilde algılanmasını engellerken, çözümü de zorlaştırmaktadır. Kıbrıs sorununa erken bir çözüm arayışı içinde olanların bu tür çarpıtmalara fırsat vermemesi gerekmektedir."









