Haber
Conrad otelinde gerçekleştirilen konferans sırasında konuşmasına, Türkiye’nin stratejik önemi, özellikle coğrafi konumu ve komşu ülkelerle ilişkilerini vurgulayarak başlayan Erdoğan, Ortadoğu’da yaşanan gerilim çerçevesinde Türkiye’nin geliştirmiş olduğu barışçıl politikanın ve bölgeye yaptığı insani yardımlar üzerinde durdu.
Türkiye için AB katılım sürecinin birinci öncelik olduğunu ve bu bağlamda 2008 yılı sonunda ulusal programın kabulü ve 2009 yılıda Egemen Bağış’ın yeni başmüzakereci olarak atanmasıyla 2009 yılında önemli adımlar atılacağını belirtti. 2007-2008 döneminde 30’dan fazla yasada değişiklik yapıldığını ve özellikle Türk Ceza Kanunu 301. madde’nin içeriğinin değiştirildiğini belirten Erdoğan, 2009 yılında Türk mevzuatının AB mevzuatına uyumu için gerekli değişikliklerin yapılmasına hız vereceklerini ifade etti. Ayrıca, 1 Ocak 2009’da kürtçe yayına giren TRT 6’nın, azınlık haklarına ilişkin sorunların giderilmesi için önemli bir adım olduğunu belirtti.
AB tarafından yapılan olumsuz beyanlar sebebiyle Türk halkının, AB üyeliğine desteğinin düşüşte olduğunu ve 2004 yılında %75 olarak belirlenen oranın bugün %50 civarında seyrettiğini vurguladı.
Ayrıca, 35 başlık içerisinden bugüne kadar sadece 10 başlığın açılmış olmasını eleştiren Erdoğan, başta Güney Kıbrıs sorunu olmak üzere mevcut siyasi problemlerin Türkiye’nin AB’ye katılımını yavaşlattığını belirtti.
AB’nin coğrafi eksenli bir güç olmaktan çıktığını ifade eden Erdoğan, siyasi bir birlikteliğin amaçlanması gerektiğini ifade etti.
Küresel bir güç olan AB’de, Batı’ya ait bir Türkiye’nin yeri olduğunu savunan Erdoğan, ortak çıkarların bizi ortak bir geleceğe götürmesi gerekliliği üzerinde durdu.
Başbakan Erdoğan, enerji politikalarıyla ilgili olarak Güney Kıbrıs’ı enerji politikalarını gözardı ederek Türkiye’ye tercih etmiş olan AB’nin şimdi de müzakere sürecinde Enerji faslını bloke ettiğini hatırlattı. Başbakan, enerji faslı açılmadan Türkiye’nin AB ile Nabucco konusundaki işbirliğinin kolay olmayacağını karşı tarafa açıkça hissettirdi.
Öte yandan Başbakan’ın gerek dün akşam Belçika, Almanya ve Lüksemburg’dan gelen Türklerle yaptığı gerekse bu sabah EPC’de yaptığı konuşmalarda Hamas’ın sözcüsü gibi konuştuğu ileri sürüldü. Başbakan’ın European Policy Centre-EPC’deki konuşmasının hemen hemen yarısını Ortadoğu sorununa ayırması ve Hamas’ın milletvekillerinin seçilmiş olduklarından yola çıkarak yaptığı savunma dikkat çekti.
Başbakan’ın yine “Hamas’tan söz ederken “, "Bana da ülkeyi yönetemezsin dediler, bak ne güzel yönetiyorum” anlamındaki sözleri toplantıyı izleyen AB çevrelerinde ilgi çekti.
Başbakan’ın reformlara muhalefetin izin vermediğini söylemesi ilgi çekti. Ayrıca Başbakan, toplantı ardından gerçekleşen soru-cevap bölümünde, CHP AB Temsilcisi Kader Sevinç’in:
“Türkiye’nin sosyal demokrat partisi olarak CHP AB sürecini desteklemektedir. Sizin de bu konuda yaptığınız reformları sürdüreceğiniz yönündeki açıklamaları memnuniyetle karşıladık. AB müzakerelerinde Bilgi Toplumu ve Medya faslının açılmış olmasını memnuniyet verici buluyoruz. Bizce bu konu Türkiye ve elbette Avrupa’nın geleceği açısından önemli bir meseledir.
Sayın Başbakan hükümetinizin yenilediği AB politikanız ile bundan sonra basın özgürlüğü konusunda daha demokratik bir yaklaşım sergileyecek misiniz?Temel özgürlükler kapsamında sizi eleştiren yüzlerce gazeteci, karikatüristleri dava etmiştiniz, bunda bir değişiklik olacak mı?” sorusuna verdiği “Siz yanlış bilgilendirme içindesiniz. Ben medyaya sansür uygulamadım. Basının yalan yanlış haber verme hakkı yoktur. Basın özgürlüğüne saygılıyım. Ben boykot çağrısını yalan haber yayınlayan gazeteciler için yaptım. Onlara saygı duymak zorunda değiliz.'' cevabını verdi.
Obama’nın Başkanlığı döneminde Türkiye-ABD ilişkilerinin nasıl olacağına ilişkin soruyu Erdoğan, Türkiye’nin ABD ile olan stratejik ortaklığının artarak devam edeceği şeklinde yanıtladı.
Erdoğan, Rusya-Gürcistan krizinde Türkiye’nin rolüne ilişkin soruya ise, Türkiye’nin öncülüğünde coğrafi kriterler esas alınarak kurulmuş olan ve Rusya, Azerbaycan, Ermenistan, Türkiye ve Gürcistan’ı birleştiren, Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformunu’nun bölgede barışı sağlamak için üstlenmiş olduğu rolün altını çizdi. Ancak, Ermeni diasporasının, sözkonusu platformun hedeflerini gerçekleştirmesine engel olmaya çalıştığını belirtti.
Ayrıca Türk- Ermeni ilişkilerini ilerletmek için, Türkiye’nin attığı adımların altını çizdi ( Ermeni uçaklarının İstanbul Havalimanına inişlerine izin verilmesi, Van gölü civarına bulunan bir ortodoks-ermeni kilisesinin renove edilmesi ve Cumhurbaşkanı’nın Ermenistan ziyareti)
Erdoğan, Türk-Yunan ilişkilerinin nasıl değerlendirdiğine ilişkin soruya, Türk hükümetinin Yunanistan’la her zaman olumlu ilişkiler içersinde bulunmak isteğinde olduğunu belirtti ve halihazırda ekonomik, politik, ticari ve hatta askeri alanlarda işbirliği içinde bulunulduğunun altını çizdi.











