Haber
· Öncelikle, Katma Protokol’ün 41/1. maddesindeki standstill hükmünün kapsamına, sadece hizmet sunanların değil; (ATAD’ın, Türkiye – AT arasındaki hizmet sunma serbestîsi kavramının, AT Hukuku bağlamında yorumlanacağı yolundaki 2003 tarihli Abatay kararından hareketle) hizmet alanların (turistler vs.) da girdiğini;
· Katma Protokol’ün kendi ülkelerinde yürürlüğe girdiği tarihte söz konusu amaçlarla kendi ülkelerine gelen Türk vatandaşlarından vize talep etmeyen AB ülkelerinin, bugün de talep edemeyeceğini; bu anlamda o tarihte üye olan 9 ülke için (6 kurucu ülke ve İngiltere, İrlanda, Danimarka) bu durumun net olduğunu; ancak diğer ülkeler açısından ise, dönüp bakılacak tarihin her birinin Birliğe katılım tarihleri olduğunu;
· Bu anlamda, söz konusu standstill hükmüne aykırı olarak, vize almak zorunda kalan Türk vatandaşlarının, başvuru ücretleri, diğer maliyetler ve buna ek olarak uğradıkları zararları tazmin etme haklarının olduğunu; keza vize başvurusu reddedilenler veya planlanmış seyahatleri için zamanında yanıt alamayanların da, aynı şekilde zararlarının giderilmesi için başvuruda bulunabileceğini;
· Ve son olarak da, geçmişte, standstill hükmüne göre vize alma zorunluluğu bulunmamasına rağmen, vizesiz giriş yaptığı için kendisine idari veya cezai yaptırım uygulanan Türk vatandaşlarının da, giriş yasakları, gözaltı ya da sınırdışı etme gibi sonuçlar doğuran bu yaptırımların, hâlihazırda devam etmekte ise, derhal ortadan kaldırılmasını isteyebileceklerini ve ayrıca bunlardan doğan zararlarının tazminini de talep edebileceklerini; en önemlisi ise, vize başvurularının reddedilmesine ilişkin sicillerin de iptal edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Söz konusu makale ile değerlendirmenin tam çevirilerine, www.ikv.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz.










