Haber
İstanbul Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku Uygulamaları ve Araştırma Merkezince düzenlenen ''Medya Özgürlüğü'' konferansında konuşan Haraszti, medyaya ve ifade özgürlüğüne yönelik korumacı önlemlerin ve cezaların demokrasinin vazgeçilmesi olan çoğulculuğu tehdit ettiğini kaydetti. Harazsti ayrıca medya özgürlüğünün, gazeteciler tarafından savunulduğunda anlam kazanacağını söyledi.
''Ancak biz burada şartlara bağlı bir isteksizlik görüyoruz. Yani medyanın tam olarak liberalleşmesi konusunda bir isteksizlik var. Birkaç yıl önce ceza yasası reforme edildi. AGİT bu konuda önemli rol oynadı, hükümete çeşitli öneriler getirdi. Medya özgürlüğünün en tehlikeli hükümleri konusunda danışmanlık yaptık. Bu maddelerin bir kısmı değiştirildi. Ancak 301. maddede hala pek çok olumsuzluk var. 301. maddenin pek çok kurbanını, mağdurunu gördük son yıllarda. 301. maddenin varlığı daima Demokles'in kılıcı gibi medya özgürlüğünün başında sallanıyor. Hükümet, 301. maddenin gerçek liberal demokratik ilkelerle neden bağdaşmadığını çok iyi bilmesine rağmen neden ileriye doğru bir adım atarak 301.maddeyi kaldırmıyor? Sanırım bunun sebebi siyasi.''
AGİT temsilcisi basın mensuplarının şiddete uğraması konusunu da gündeme getirdi.
"Medya mensuplarına şiddette suçun ötesinde motivasyonu önleyici bir sansür olduğunu da görmek gerek" diyen Harazsti, "bir gazeteci bir konuyu gündeme getirdiği için öldürülmüşse, ülkedeki tüm yazı işleri müdürleri ve editörler , uç konulara ilgi göstermemeye başlıyorlar. Kendi kendilerine sansür koyuyorlar, bu da baskı ortamı doğuruyor. Bu sebeple bütün bu şiddet kaynaklı suçlar demokrasiye karşı işlenmiş suçlardır" yorumunda bulundu.
Haraszti daha sonra Doğan Yayın Holding'e verilen vergi cezasına atıfta bulunarak, "vergi ya da benzer bir konuda alınan önlemler ve bu önlemlerin etkileri, çoğulcuğun yok olmasına, küçülmesine neden olur. Bu durum asla mazur görülmemelidir, bunun mazereti olamaz" şeklinde konuştu.
Haraszti, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Yasa'nın yargıçlara, savcılara ya da hükümete web sitesi kapatma ya da yasaklama yetkisi verdiğini anlatarak, yasanın diğer yanda da internetin modern yüzüne kayıtsız kaldığını savundu.
Bu yasanın ya reforme edilmesi ya da kaldırılması gerektiğini savunan Haraszti, ''Türkiye'yi mükemmel bir liberal demokratik ülke haline getirebilmek için ister medya yönetişimi olsun, ister ifade özgürlüğü yönetişimi olsun hükümet içeriğe karşı nötr davranmak zorunda. İnternet konusunda da aynı şekilde. İnternet, global, yönetilemez ve izlenemez bir medya'' diye konuştu.
Haraszti, ''karikatür krizi'' ile ilgili düşüncelerinin sorulması üzerine, şunları söyledi: ''Hükümetler tarafından krizden bu yana tutarlı girişimler ve eylemler yapıldı. Örneğin İslam Konferansı Örgütü'nün BM düzeyinde başlattığı çabalar oldu. Bu çabalar uluslararası kurallar veya standartlar getirme şeklindeydi dinlere karşı eleştirel yaklaşımda bulunulmaması konusunda. Kriz, bize medyanın küreselliği ile kültürel alanda birbirimizi anlamamız ve farklı okuyucu kitlelerinin hassasiyetlerinin ne olduğunu bilmemiz gerektiğini hatırlattı. Karşılıklı kültürel anlayış, gerçekten karşılıklı olmalı.''
AGİT Medya Özgürlüğü Temsilciliğine 10 Mart 2004 tarihinde atanan Miklos Haraszti, Macaristan vatandaşı bir yazar, gazeteci, insan hakları savunucusu ve akademisyen. 1976 yılında, Macar Demokratik Muhalefet Hareketi’nin kuruluşunda görev alan Miklos Haraszti, 1980 yılında Sovyet yeraltı yayınlarından Beszélo dergisinin editörlüğünü üstlendi. 1989’da serbest seçimlere geçiş üzerine yuvarlak masa müzakerelerine katıldı. Macar parlamentosunda 1990-1994 yılları arasında görev aldıktan sonra, demokratikleşme ve medya politikaları konularında çeşitli üniversitelerde ders vermeye başladı.









