Logo EurActiv.com.tr

İKV, UACES, TUNAECS ve Yeditepe Üniversitesi işbirliğiyle Türkiye-AB ilişkileri masaya yatırıldı

Bookmark and Share

21.06.2010
İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV), UACES (İngiltere Çağdaş Avrupa Çalışmaları Derneği), TUNAECS (Avrupa Etüdleri Türk Üniversiteler Birliği) ve Yeditepe Üniversitesi işbirliğiyle, 16 – 18 Haziran 2010 tarihlerinde İstanbul’daki Yeditepe Üniversitesi Kampus’ünde “Türkiye ve AB: Katılım Sürecinde Fırsatlar ve Sorunlar” başlıklı üç günlük bir konferans düzenledi. Bu konferans, Türkiye’den ve dünyadan bir çok seçkin akademisyeni, uzmanı ve doktor adaylarını bir araya getirerek, Türkiye - Avrupa Birliği ilişkilerini farklı tematik konular altında birlikte tartışma ve inceleme imkanını sağlayan bir platform oluşturmayı amaçlıyor.

Haber

İKV ve TUNAECS Başkanı ve Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halûk Kabaalioğlu konferansın açış konuşmasını yaptıktan sonra, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış da Türkiye ve AB ilişkileri ile Türkiye’nin dış ilişkilerindeki son gelişmelere dair bir konuşma gerçekleştirdi. Bağış, Türkiye – AB ilişkilerinde üstesinden gelinmesi gereken en önemli sorunun Türkiye’ye karşı Avrupa Birliği’nde var olan önyargılar ve aynı şekilde Türkiye’de AB’ye karşı artmakta olan önyargılar olduğunun altını çizdi. Bağış ayrıca, özellikle Türkiye’nin enerji, demografi, siyasi ve güvenlik alanlarında etkili olabileceğini vurguladı. Bağış, Türkiye’nin önceye göre daha demokratik, refah içinde ve şeffaf bir ülke olduğunu ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin bir üyesi olacağını; ancak, bunun için sabra ihtiyaç olduğunu belirterek sözlerini noktaladı.

Üç gün süren konferansta Türkiye – AB ilişkilerine dair birçok farklı konuda oturumlar düzenlendi. Oturumların başlıkları şu şekildeydi; Kavramsal Yaklaşımlar, Bugünkü ve Geçmiş Genişleme Süreçlerinin Karşılıklı Analizi, Avrupa Komşuluk Politikası, Dış Politika, Gümrük Birliği, Sivil Toplum ve Katılıma İlişkin Kamuoyu Görüşü, Türkiye’nin AB’ye Katılımında Demokrasi ve Kimliğe İlişkin Tartışmalar, Enerji ve Çevre, Sosyal Politika ve İstihdam, Tarım ve Bölgesel Kalkınma, Adalet ve İçişleri, Güvenlik ve Savunma, İç Pazar ve Rekabet.

Konferansın son oturumuna başkanlık eden TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi öğretim gürevlilerinden Prof. Dr. Tuğrul Arat, konuşmacılara Türkiye’nin AB’ye katılım sürecinde, özellikle mevzuatın uyumlaştırılmasına ilişkin konularla ilgili görüş sunma imkanı sağladı. Prof. Dr. Tuğryl Arat, Türkiye – AB ilişkilerine ilişkin uzun soluklu tarihsel süreci anlatarak oturumu açtı ve bir gün Türkiye’nin Avrupa Birliği içindeki rolünü konuşmak için bir araya gelmeyi umduğunu sözlerine ekledi.

Son oturumda konuşan Amsterdam Üniversitesi öğretim görevlilerinden Dr. R. H. Van Ooik, Türkiye’nin Katılımının AB Anayasası üzerine yapacağı muhtemel etki üzerine bilgi verdi. Ooik sunumunda, Lizbon Antlaşması ile gelen büyük değişikliklerden bahsetti ve bunları Türkiye’nin AB’ye katılımı ile bağdaştırmaya çalıştı. Ooik, Avrupa Birliği’nin kurucu antlaşmalarından, farklı politikaların temsil ettiği farklı dayanakları ve AB’nin işleyişi hakkında konuştu. Ooik ayrıca, Avrupa Birliği’nin üç yeni temsilcisinin uluslararası rollerini açıkladı: Avrupa Birliği Konseyi’nin Başkanı Herman Van Rompuy, Avrupa Birliği Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton ve Avrupa Komisyonu Başkanı José Manuel Barroso.

Daha sonra yine Amsterdam Üniversitesi’nden Dr. J. H. Mathis, Dr. R. H. Van Ooik ile birlikte Türkiye’nin AB’ye katılımının Türk ekonomisine yapacağı muhtemel etki üzerine konuştu. Mathis ve Ooik bu konuyu AB mevzuatının ilgili konuları olan işçilerin serbest dolaşımı, iş kurma hakkı ve hizmet sunma serbestisi, kamu alımları, çevre ve gıda güvenliği, hayvancılık ve bitki sağlığı politikası üzerinden değerlendirdi. Mathis ve Ooik işçilerin serbest dolaşımına ilişkin standstill hükmüne dikkat çekti ve İKV’nin yayımlamış olduğu, Radboud Üniversitesi Nijmegen’den Avrupa Göç Hukuku alanındaki iki seçkin akademisyen, Prof. Dr. Kees Groenendijk ve Prof. Dr. Elspeth Guild tarafından yazılmış olan “Soysal’dan Sonra Üye Ülkelerin ve AB’nin Türk Vatandaşlarına Karşı Vize Politikası” başlıklı rapora atıfta bulundu. Kamu alımları başlığına ilişkin örnek olarak Mathis ve Ooik, Türkiye’de bu başlığa ilişkin çok az şey yapıldığını vurguladı ve ihalelerin yabancılara açılmasının ekonomi için öneminin altını çizdi. Bu nedenle Türkiye’nin mevzuatını kamu ihalelerine ilişkin AB mevzuatına uyumlaştırması gerektiğini ve sadece gözlemci olarak bulunduğu Dünya Ticaret Örgütü Hükümet Alımları Anlaşması’na (GPA) taraf olması gerektiğini belirtti.

Bu oturumda ayrıca Amsterdam Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. A. A. M. Schrauwen, Türkiye’nin AB’ye katılımını eğitim konusu çerçevesinde değerlendirdi. Schrauwen konuşmasında daha çok Bologna Süreci’ne ve eğitim alanındaki AB politikalarına değindi ve Avrupalı öğrencilerin hareketliliğinin öneminin altını çizdi.

Oturumun son konuşmacısı olan Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi’nin (EDAM) Başkanı ve İstanbul Ekonomi Danışmanlığın Yönetici Ortağı olan Sinan Ülgen, Türkiye’de kamuoyunun Türkiye’nin AB’deki geleceğine ilişkin konulara ve haberlere her geçen gün ilgisinin azaldığını gözlemlediğini belirttti. Ülgen sözlerine, Prof. Dr. Ali Çarkoğlu ve Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu’nun hazırlamış olduğu son raporun sonuçlarından bahsederek devam etti. Rapora göre bugün Türkiye vatandaşlarının Türkiye’nin AB’ye üyeliğine desteğinin yüzde 50’den aşağı düştüğünü dile getirdi. Türk kamuoyunda Türkiye’nin AB’ye bir gün üye olacağını düşünen insanların oranının Türkiye’nin üye olmasını isteyenlerden az olduğunu sözlerine ekledi. Bunun yanında Ülgen, AB kamuoyunun AB içinde en fazla görmek istemediği ülkenin de Türkiye çıktığını ancak, AB vatandaşlarının yüzde 50’den fazlasının Türkiye’nin AB üyesi olacağını düşündüğünü belirtti.

Ülgen, Türkiye – AB ilişkilerinde kendisine göre iki tane dönüm noktası olduğunu, bunların da 1995’de gerçekleşen Gümrük Birliği kararı ve Ekim 2005’de başlayan müzakereler olduğunu dile getirdi. Ülgen, konuşmasında Türkiye’nin AB’ye üye olmasının hem Türkiye hem de AB için çift taraflı kazanç sağlayacağını ifade etti. Türkiye’nin üyeliğinin özellikle üç konuda katkı sağlayacağını, bunların da ekonomik güç, demografik eğilimler ve dış politika olduğunu sözlerine ekledi. Ülgen ancak, Türkiye ve AB ilişkilerinde bugün önemli bir iletişim sorununun olduğunu ve Türkiye’nin Arupa vatandaşlarının Türkiye’ye karşı olan önyargılarını kırmak için çalışması gerektğini dile getirdi. Her ne kadar Türkiye iletişim sorunu ile yüz yüze kalmış olsa da Avrupa’nın da bugün genişleme yorgunu olduğunu ve bu nedenle Türkiye’nin üyeliğinin öncelikler arasında bulunmadığını belirtti. Ülgen konuşmasında genel olarak Türkiye’nin üyeliğinin eninde sonunda her iki taraf için de yararlı olacağını ve bunun tarihsel bir sorumluluk olduğunu düşündüğünü vurguladı. Ülgen sözlerini Türkiye’nin daha önceki genişlemelerdeki hem nüfus hem de ekonomi olarak küçük olan ülkeler gibi olmadığını, bu nedenle Türkiye’nin AB içinde tartışmalara yol açtığını ve Türkiye’nin AB’ye üye olacağına inandığını; ancak, bu AB’nin bugünkü ve önceki AB ile aynı olmayacağını belirterek noktaladı. 

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics