Logo EurActiv.com.tr
  • Hakkimizda
  • Haber Bülteni

İngiltere Başbakanı Cameron: Türkiye karşıtları "İslam korkusu" üzerine oynuyor

Bookmark and Share

27.07.2010
İngiltere Başbakanı David Cameron, bugün Ankara'da yapacağı resmi temaslarında "Ankara'dan Brüksel'e yolun döşenmesini, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesini istiyoruz" diyecek. Cameron ayrıca, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkanların İslam Korkusu üzerine politika izlediklerini ifade edecek.Cameron Müslüman Türkiye'nin 50 yıllık AB serüvenin başarıyla sonuçlanması için gereken mücadeleyi vereceklerini belirtecek.

Haber

İngiltere Başbakanı David Cameron bugün Ankara'da bir dizi resmi temasta bulunacak. Cameron'un Başbakan Erdoğanla yapacağı görüşmede söyleyecekleri şimdiden basında yer almaya başladı.

Cameron Erdoğanla görüşmesinde yapacağı konuşmada, Türkiye'nin AB üyeliğine verdikleri desteği vurgulayacak. İngiltere Başbakanı Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkanların İslam Korkusunu öne sürdüklerini belirtecek ve Müslüman Türkiye'nin 50 yıllık AB serüveninin başarıya ulaşması için her türlü mücadeleyi vereceklerini kaydedecek.

 bugün Ankara’da yapacağı konuşmada Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğiyle ilgili tarihi mesajlar verecek. Özellikle Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkan Fransa-Almanya eksenine, “General De Gaulle’ün İngiltere için söyledikleriyle” yanıt verecek olan Cameron, Türkiye ve İsrail’e de “Barışın” çağrısı yapacak, İran’ın nükleer programına ilişkin uyarılarda bulunacak. Cameron’un mesajları şöyle:

De Gaulle’lü hatırlatma

Türkiye’nin AB üyeliğini savunmak ve bu üyelik lehine mücadele etmek için burada bulunuyorum. Şu sözleri kimin söylediğini biliyor musunuz?: ‘İşte Avrupalı olmayan bir ülke. Tarihi, coğrafyası, ekonomisi, tarımı ve takdire şayan insanlar olsalar da halkının karakteri tamamen farklı bir yönü işaret eden bir ülke. Tüm iddialarına ve inandıklarına rağmen tam üye olamayacak bir ülke.’ Bu sözler kulağa sanki Türkiye’yi tarif eden bir Avrupalı tarafından söylenmiş gibi gelebilir. Oysa bu sözler, AB katılımı öncesinde General de Gaulle tarafından Birleşik Krallık için söylenmişti.

Dışlanmayı iyi biliriz

Kulübün dışında bırakılmanın ne demek olduğunu biliriz. Ama aynı zamanda bunların değişebileceğini de biliyoruz. NATO müttefiki olarak Türkiye’nin Avrupa’yı savunmak için yaptıklarını ve bugün Avrupalı müttefiklerimizin yanında Afganistan’da yaptıklarını düşündüğümde, AB üyeliğine yönelik ilerlemenizin bu şekilde hüsrana uğratılabiliyor olması beni kızdırıyor. Bu konudaki görüşlerim net. Türkiye ‘Kamp alanını korusun ama çadıra alınmasın’ demenin yanlış olduğuna inanıyorum.

Türkiye karşıtları ön yargılılar

Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkanlara sesleniyorum: İlk önce, korumacılar. Türkiye gibi bir ülkenin yükselişini, refahımızı daha da arttırma fırsatı olarak değil de karşısında kendimizi savunmamız gereken ekonomik bir tehdit olarak görüyorlar. İkinci olarak, kutuplaşanlar. Dünya tarihine, bir medeniyetler çatışması prizmasından bakıyorlar. Türkiye’nin, Doğu ve Batı arasında bir seçim yapmak zorunda olduğunu ve her ikisini de seçmek gibi bir tercihinin bulunmadığını düşünüyorlar. Üçüncü olarak, ön yargılılar. Bilinçli olarak İslam’ı yanlış anlayanlar. Gerçek İslam ile aşırılıkçıların çarpıtılmış yorumu arasında hiçbir fark görmüyorlar. Sorunun İslam’ın kendisi olduğunu düşünüyorlar. İslam’ın değerlerinin asla diğer dinlerin, toplulukların ya da kültürlerin değerleriyle uyumlu olamayacağını düşünüyorlar.

Fakir bir Avrupa Birliği

Tüm bu savlar, tamamen yanlış. Britanya’nın yeni hükümeti olarak, bu savları çürütecek uluslararası çabaların ön cephesi olmamızı istiyorum. Türkiye’nin olmadığı bir AB daha güçlü değil daha zayıf olacaktır. Daha güvenli değil daha az güvenli olacaktır. Daha zengin değil daha fakir olacaktır.

Avrupa her inanca açıktır

Türkiye laik ve demokratik bir devlettir. Tüm bunlar, Türkiye’ye Avrupa’da hoş karşılandığını hissettirmemiz için artı birer nedendir. Gerçek İslam’ın değerlerinin Avrupa’nın değerleriyle uyumsuz olmadığını, Avrupa’nın, dini ile değil değerleriyle tanımlandığını savunmaktan asla vazgeçmeyeceğim. AB, laik bir kuruluştur. Avrupa’nın kapıları her inançtan insana ve belirli bir inancı olmayanlara, açıktır.

Kültürünüzden vazgeçmeyin

Sizden farklı bir ülke olmanızı, değerlerinizden, geleneklerinizden ya da kültürünüzden vazgeçmenizi istemiyorum. Biz sizin Türkiye olmanızı istiyoruz çünkü tüm vatandaşlarımız için çok daha büyük bir güvenlik ve çok daha büyük bir refah inşa edilmesinde tanımladığım eşsiz rolü, ancak Türkiye olarak üstlenebilirsiniz. Sizden isteğimiz, yapmakta olduğunuz AB reformlarını hırslı bir şekilde ilerletmenizdir.

İsrail’le dostluğu korumalısınız

GAZZE’nin Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerinde gerçek gerginliklere yol açtığının farkındayım. Fakat Türkiye İsrail’in dostudur. Türkiye ile İsrail’den bu dostluktan vazgeçmemelerini rica ediyorum.

İran konusunda yardım istiyoruz

İRAN konusunda dürüst olmak gerek. İran, bir bomba üretiyor olmasının dışında hiçbir sanayi mantığı olmayan şekilde, uranyumu yüzde yirmi seviyesinde zenginleştirmektedir. Eğer nükleer programı barışçıl ise İran neden Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun programı incelemesine izin vermiyor?, Neden askeri bileşenler satın almaya devam ediyor?, Neden hâlâ İsrail’i yok etmekle tehdit ediyor? İran, Türkiye ve Brezilya ile bir süre önce yapmış olduğu anlaşmada teklif edilen uygulamayı yerine getirse bile, hâlâ düşük oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarının yaklaşık yüzde ellisini elinde bulunduruyor olacak. Dolayısıyla bu noktada uluslararası topluluk ile birlikte hareket etmek konusunda ne denli ciddi olduğumuzu İran’a gösterebilmek için Türkiye’nin yardımına ihtiyacımız var. 

NATO'nun kıdemli üyesi Türkiye'nin Avrupa'nın güvenliği için çalışmış olduğunu belirten Muhafazakar Parti Lideri Cameron, "Türkiye'nin AB üyesi olmasına engel çıkarılması bizi kızdırmaktadır" diyecek ve Türkiye'nin Afganistan'da da NATO ile birlikte çalıştığını AB üyelerine bir kez daha hatırlatacak. 

Türkiye'nin AB üyeliğine tam karşı olan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve genelde çekimser duran Alman Başbakanı Angela Merkel'e karşı Cameron'un Ankara'da sözünü esirgemeyeceğini hatırlatan Reuters, Cameron'un bugünkü konuşmasında Türkiye'nin AB üyeliği girişimini desteklerken, "Laik Müslüman ülke Türkiye'nin AB'ye kabulü din ayrımı üzerine değil, (medeni) değerler üzerine olacaktır. Bunun için AB'ye tam üyelikte hüsnükabul görmelidir" diyecek. 

Türkiye'yi ilk kez ziyaret eden Başbakan Cameron, konuşmasında Türkiye'nin AB üyeliğine kesin karşı olanları üç gruba ayırıyor: "Türkiye'nin büyüyen ekonomi gücenden korkan muhafazakarlar; Batı-Doğu kutbundakiler ve İslam'a karşı hep önyargılı olanlar"

Arka Plan

İngiltere Başbakanı Cameron’un Türkiye ziyareti sırasında gündeminde Türkiye-İngiltere ikili ilişkilerinin yanı sıra Avrupa Birliği'ne katılım süreci ile ülkelerin ortak ilgi alanına giren bölgesel ve uluslararası konular var. 

İngiltere'nin bir önceki Başbakanı Gordon Brown zamanında, ikili ilişkilerde bir yavaşlama olduğu görüşünü dile getiren siyasi gözlemciler, Cameron başkanlığındaki yeni İngiliz hükümetinin bu ziyaretle Türkiye ile ilişkilere öncelik verdiği ve bunun yeni İngiliz dış politikasının bir parçası olarak görülmesi gerektiği yorumunda bulunuyor.

Cameron’un Türkiye’deyken Başbakan Erdoğan'ın 2007 yılında gerçekleştirdiği İngiltere ziyaretinde iki yıllık bir süre için imzalanan "Türkiye-Birleşik Krallık Stratejik Ortaklık Belgesi"nin güncelleyerek, yeniden imzalacağı açıklandı. Ayrıca İngiltere Başbakan’ın ziyaretiyle özellikle orta vadede iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesini de hedeflediği de vurgulanıyor.

İngiltere Başbakan’ın ziyaretinin haftasonunda yapılan Türkiye-İran ve Brezilya Dışişleri Bakanları’nın toplantısının hemen ardından gerçekleşmesi dikkatleri çekti.

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics