Logo EurActiv.com.tr

İş dünyası Kıbrıs'ta çözüm için birleşti: "AB Kapı Aralığında Sıkışmış Bir Ülke: Kuzey Kıbrıs" raporu tanıtıldı

Bookmark and Share

13.03.2009
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) heyetinin Kıbrıs ziyareti kapsamında, “AB Kapı Aralığında Sıkışmış Bir Ülke: Kuzey Kıbrıs’ adlı raporun tanıtım semineri yapıldı.

Haber

 

Seminerden önce Yunanistan, Türkiye, Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk iş dünyasının önde gelen kuruluşları, Kıbrıs Rum İşverenleri ve Sanayicileri Federasyonu (OEB), Kıbrıs Türk İşadamları Derneği (İŞAD), Yunan Girişimcileri Federasyonu (SEV) ve TÜSİAD başkan ve yöneticileri, çözüm sürecine destek içeren ortak basın duyurusunu açıkladılar. 

Seminerin açılışına, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Başbakan Ferdi Sabit Soyer de katıldı. 

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, seminerin açılışında yaptığı konuşmada, Kıbrıs sorununun, çözümsüz kalmış uluslararası sorunların en eskilerinden olduğunu belirterek, Birleşmiş Milletler’in (BM) soruna taraf olduğu yıldan bu yana dönem dönem inisiyatif alarak çözüm arayışlarında bulunmasına ve geçen süre zarfında beş BM Genel Sekreteri değişmiş olmasına rağmen halen sorunun çözülemediğini kaydetti. İçinde bulunulan dönemin, çözüme yakınlaşılmış olması ve çözüme etki eden birçok parametrenin ciddi değişimler göstermiş olması adına önemli olduğunu dile getiren Yalçındağ, geçen 2008 yılının, Kıbrıs sorununun çözümü için yeni açılımlara ve müzakerelere sahne olduğunu söyledi. 

Kıbrıs’ta tarafların, dört yıl aradan sonra yeniden kapsamlı çözüm müzakerelerine başladığını belirten Yalçındağ, raporun bu sürece olumlu katkı yapması dileğinde bulundu. 

"Sorunun 2009'da çözülmesini umut ediyoruz"

“AB Kapı Aralığına Sıkışmış Ülke: Kuzey Kıbrıs” başlıklı çalışmanın, Ada’da sürmekte olan müzakerelerin çözüm veya çözümsüzlükle sonuçlanmasının ekonomik sonuçlarını irdelediğini anlatan TÜSİAD Başkanı Yalçındağ, şöyle devam etti: 

“2008 yılında Kıbrıs’taki Türk ve Rum tarafların, dört yıl aradan sonra yeniden kapsamlı çözüm müzakerelerine başlamasının çok olumlu bir gelişme olduğunu düşünüyoruz. Her iki liderin de büyük bir iyi niyetle yürüttüğü müzakereler sonucunda, sorunun 2009 yılında BM kararları çerçevesinde çözülmesini umuyoruz. 

Bu çalışmanın da ortaya koyduğu gibi siyasi sorunları geride bırakmış birleşik bir Kıbrıs, bölgesinde çok ciddi bir çekim merkezi olma potansiyeline sahiptir. BM parametreleri ve AB mevzuatı çerçevesinde sağlanacak bir çözüm, Kuzey Kıbrıs;ta tümden bir yeniden yapılanma anlamına geleceğinden birçok reformun da gerçekleşmesini zorunlu kılacaktır. Kapsamlı bir çözüm olmadığı durumda da, KKTC ekonomisinin karşı karşıya olduğu izolasyonların kaldırılması ve AB;ye yakınlaşma, gelişme perspektiflerini olumlu etkileyecektir. Gerek yurtdışı kaynak girişi, gerekse yeni dış pazar erişiminin yaratacağı imkanlar, ekonominin büyüme trendini artıracaktır. 2002-2004 döneminde çözüm beklentisinin yüzde 12-14 aralığında bir büyümeye yol açmış olması, kısmi bir çözümün dahi yaratacağı olumlu etkinin boyutları konusunda bir fikir vermektedir. Çözümün olmadığı senaryo ise, KKTC ekonomisinin mevcut yapısal sorunları ile yüzleşmesini gerektirmektedir. Dünya ekonomik sistemine entegrasyon sorununun devam edeceği bu senaryo altında, yapısal sorunları ortadan kaldırmak üzere kapsamlı bir reform programının uygulanmaya konması zorunludur.” 

Ada ekonomisi

KKTC’nin otuz yıllık ekonomik tarihinin, ekonomik büyüme sürecinin sık sık ve derin krizlerle kesintiye uğradığını gösterdiğini belirten Yalçındağ, çok kırılgan bir yapıya sahip olan KKTC;nin kendi iç şokları ve Türkiye ekonomisinin girdiği krizlerin, “Kuzey Kıbrıs ekonomisinde 1980-2007 yılları arasında ortalama olarak her 6 yılda bir ekonomik küçülme yaşanmasına ve Ada’nın kuzeyi ile güneyi arasında ciddi gelişmişlik farklılıkları olmasına yol açtığını” kaydetti. 

TÜSİAD Başkanı, konuşmasına şöyle devam etti: 

“Bir ada ekonomisi olarak kendi iç kaynakları yetersiz olan KKTC’nin dünya ekonomik sisteminin de dışında olması, ekonominin kamu kaynakları ile desteklenmesi yolunu açmış; bu ise zaman içinde ekonomide çok sayıda yapısal soruna neden olmuştur. Bu sorunların başında yüksek bütçe açıkları gelmektedir. Açıkların önemli bir kısmı Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilmektedir. Bu yapı, yardıma bağımlılığı körüklerken mali disiplinin de oluşturulamamasına yol açmaktadır.

2002-2006 yılları arasında Kıbrıslı Türkler kişi başına ortalama yıllık 517 ABD doları dış yardım almıştır. 

Yüksek bütçe açıklarının arka planına bakıldığında da, mali disiplinden uzak bütçe yapısı; kamu sektörünün istihdamı desteklemek üzere kullanılması, bu durumun yarattığı sosyal güvenlik açıkları ve açıkları besleyen sosyal güvenlik sistemi; sübvansiyonlara ve mali desteğe dayalı tarım sektörü; verimsiz ve ekonominin taşıma kapasitesinin üzerindeki kamu sektörü yapısı; aksak piyasa koşulları; düşük kapasite kullanımı ve fiziki altyapı eksikliği göze çarpmaktadır.” 

Yapısal sorunlar ve AB mevzuatı


KKTC ekonomisinin karşı karşıya olduğu yapısal sorunların, Kıbrıs’ın sürdürülebilir büyüme evresine girmesi için mutlaka çözümlenmesi gereken sorunlar olduğunu dile getiren Arzuhan Doğan Yalçındağ, AB mevzuatıın, bu sorunların çözümlenmesi için çok önemli ve işlevsel bir çerçeve sunduğunu bildirdi. Kuzey Kıbrıs;ın adadaki müzakere sürecine paralel olarak AB müktesebatına uyum alanında yaptığı çalışmaların, yapısal sorunların hızla çözülmesine imkan sağlayacağını da ifade eden Yalçındağ, bu perspektifin çözüme ilişkin beklentileri daha iyimser yöne çektiğini belirtti. 

“Çözüm büyüme potansiyelini artıracak"

“Çözüm, sadece KKTC ekonomisine yeni bir ivme vermekle kalmayacak, birleşik Kıbrıs;ın da büyüme potansiyelini artıracaktır” diyen Yalçındağ, şöyle devam etti: 

“Siyasi sorunlarından arınmış bir birleşik Kıbrıs, Akdeniz;in doğusunda yüksek kalitede hizmet ihraç eden bir merkez olma potansiyeline sahiptir. Coğrafi konumundan da yararlanarak, çok kültürlü yapısıyla Kıbrıs, AB, Akdeniz ve Orta Doğu;ya başta turizm olmak üzere, yüksek öğrenim, finansal hizmetler, limancılık, bilgi teknolojileri, sağlık hizmetleri ve danışmanlık gibi kaliteli, katma değeri yüksek hizmetler sunan bir ada olabilir. Bunu başarmak için yeni ortaklığın doğru siyasi yapılandırılmasının yanı sıra, bunu destekleyecek ve yaşamasına zemin oluşturacak gerçekçi, çalışır bir ekonomik yapıya ihtiyaç vardır. Sorunun kapsamlı ve sürdürülebilir bir çözüme bağlanması için adadaki her iki liderin de üzerinde ciddi bir sorumluluk olduğunu görüyor ve bu çabalarında onları yürekten destekliyoruz.” 

Soyer: "Kıbrıs Rum kesimi AB üyeliğini Türkiye ve Kıbrıslı Türkler aleyhine kullanıyor"


KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer de, Kıbrıs Rum kesiminin haksız bir şekilde elde ettiği Avrupa Birliği (AB) üyeliğini, Türkiye ve Kıbrıslı Türkler aleyhine kullandığını söyledi. 

AB ile uyum çalışmalarında 12 başlığı tamamladıklarını açıklayan Soyer, Kıbrıs sorunun çözümünün, hem Türkiye hem de Kıbrıslı Türklerin bölgede aktör olası için elzem olduğunu vurguladı. 

Soyer, iki kesimli, iki toplumlu, siyasal eşitlikte ve Türkiye’nin garantörlüğünde federal bir çözümü savunduklarını dile getirdi. İŞAD Yönetim Kurulu Başkanı Metin Yalçın da, Kıbrıslı Türklerin AB’nin ne içinde ne de dışında, “tam da kapı aralığında olduğunu” belirterek, Kıbrıs müzakerelerinin gidişatına göre kapının ya tam açılacağını ya da iyice kapanacağını söyledi.

TÜSİAD ve muadil kuruluşları Kıbrıs Türk İşadamları Derneği (İŞAD), Kıbrıs Sanayiciler ve İşverenler Federasyonu (OEB) ve Yunan Girişimciler Federasyonu (SEV)'nun ortak bildirisi şu şekilde:

Kıbrıs, Yunanistan ve Türkiye’nin önde gelen iş dünyası kuruluşları OEB (Kıbrıs İşverenleri ve Sanayicileri Federasyonu), İŞAD (Kıbrıs Türk İşadamları Derneği), SEV (Yunan Girişimcileri Federasyonu) ve TÜSİAD (Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği) olarak, Kıbrıs’taki her iki toplumu, Kıbrıs sorununun kapsamlı ve kalıcı bir çözüme ulaştırma yolunda müzakereleri iyi niyet içinde sürdürmeye çağırıyoruz. 

Kıbrıs’taki her iki toplumu, ilgili tüm değişiklikleri ve hususları içerecek kapsamlı bir çözüme, mümkün olan en kısa sürede, ulaşılabilmesi konusunda gerekli her türlü çabayı göstermeye davet ediyoruz. 

Siyasal ve ekonomik konuların birbirleriyle bağlantılı olduğu düşüncesinden hareketle, dört kuruluş, Türkiye’nin halen devam etmekte olan AB katılım müzakerelerinin ve Kıbrıs’taki her iki toplumun yürüttüğü müzakerelerin, Kıbrıs’ta uzun süredir devam eden soruna, bu yıl içinde, kabul edilebilir bir çözüm bulunmasına katkı sağlamasını umut etmektedir. 

Dört kuruluş, Kıbrıs’ın bir bütün olarak ekonomik gelişimi için gerekli olan dinamiğin, Ada’nın ekonomik bütünleşmesine dayanacağı vurgulamakadır. Çözüm için hiçbir fırsatın kaçırılmaması gerektiğine inanan dört kuruluş, müzakereleri sürdüren liderler Dimitrios Christophias ve Mehmet Ali Talat’ın bu alanda bir anlaşmaya ulaşma çabalarını artırmalarını teşvik etmektedir.(Ajanslar)

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics