Haber
Avrupa Birliği’ne yakın kaynaklar Kıbrıs’ta çözüme ulaşmada son şansların denenmekte olduğunu belirterek, görüşmelerin Rum tarafının yokuşa sürmesiyle kesilmesi halinde birlik üyesi ülkelerin Kosova örneğinde görüldüğü gibi KKTC’yi tanımaya başlayabileceğini belirtiyorlar.
Avrupa Birliği’ndeki pek çok üye ülke temsilcisi ile Türkiye konusu izleyen AB bürokratları konuyu değerlendirirken, 2004 yılında Birleşmiş Milletler Annan Planı için adada çözüm için yapılan referanduma Rum tarafının “hayır” Türk tarafının ise “evet” demiş olmasını hatırlıyorlar.
Türk tarafının da AB’ye 2006-2008 döneminde Ankara’nın Kıbrıs’ta çözüm için elinde geleni yaptığını en üst düzeyde ve kararlılıkla her fırsatta dile getirmesi dikkat çekiyor. Bu yaklaşımın Ankara ile AB Genişleme Komiseri Olli Rhein arasında İstanbul’da geçen hafta sonu gerçekleşen görüşmelerde de sürdüğü öğrenildi.
Öte yandan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas bu sabah 11 Eylül’den bu yana dördüncü kez bir araya geldiler.
“Yönetim ve güç paylaşımı”nı müzakereyi sürdürecek liderler bugünkü görüşmede “Federal yürütmenin yapısı”nı ele alacak. Liderlerin bir sonraki konu başlığı “Mülkiyet”.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın BM ve AB ile Müzakerelerden Sorumlu Özel Temsilcisi Özdil Nami tarafından Simerini Gazetisi’ne yapılan açıklamada ise , Kıbrıs Türk tarafının konfederasyon istemediği gibi, iki ayrı bağımsız devlet de istemediği belirtildi.
Haberi “Hristofyas ve Talat’ın Anlaştığı Her şey Geçerli... Özdil Nami: Konfederasyon İstemediğimiz Gibi İki Ayrı Devlet de İstemiyoruz” başlıklarıyla veren gazete, Nami’nin Kıbrıslı Türklerin; gerçekleşecek olan herhangi bir çözümde garantör güç olarak sadece Türkiye’yle birlikte kendilerini güvende hissedeceklerini söylediğini ve Kıbrıs Rum kesimini bu konuya anlayış göstermeye çağırdığını bildirdi.
Cumhurbaşkanı Talat ile Rum lider Hristofyas arasında gerçekleştirilen doğrudan müzakerelerin çıkmaza girmesi halinde, hakemlik yoluna işaret eden Nami, kendine göre; eğer gerekirse iki liderin bu metodu izleyeceğini söyledi.
Kıbrıs Türk tarafının iki kesimli, iki toplumlu federasyonu desteklemeye devam ettiğini sözlerine ekleyen Nami, Türkiye’nin Kıbrıs sorununun çözümüne engel teşkil ettiği iddiasının doğru olmadığını da çeşitli örnekler vererek vurguladı.
“Hristofyas’ın; gerçekleştirdikleri ilk görüşmelerde Kıbrıs sorununun çözüm temelinin tek egemenlik, tek vatandaşlık, tek uluslararası kimlik ve siyasi eşitliğe dayanacak olan iki kesimli, iki toplumlu federasyon olacağı konusunda Talat’ın hem fikir olduğunu söylediği ve Talat’ın tezinin hala daha bu mu olduğu” sorusu üzerine Nami, Cumhurbaşkanı Talat’ın böyle bir çözümü desteklemeye devam ettiğini kaydederek, bu konuya ilişkin ifade edilenlerin 23 Mayıs ve 1 Haziran’da yapılan anlaşmalarla güçlendirildiğini belirtti.
Kıbrıs Türk tarafının konfederasyona ilişkin felsefesi bulunmadığını söyleyen Nami, siyasi liderler arasında varılacak olan olası bir anlaşmanın her iki tarafta da ayrı ayrı referanduma sunulacağını ifade etti. Kıbrıslı Türklerin konfederasyon istemediği gibi iki ayrı bağımsız devlet de istemediğini yineleyen Nami, “devlet” kelimelerinin iki liderin kendi aralarında anlaştıkları anlamı taşıdığını söyledi. “Federal devlete katılacak olan, kurucu-oluşturucu devletlerden bahsettiklerini” ifade eden Nami, anlaşmanın bu iki devlet arasında imzalanmayacağını; anlaşmayı halkın, referandumda imzalayacağını belirtti.
Zorlukların; iddia edildiği gibi Türkiye ve askeri rejimden kaynaklanmadığını söyleyen Nami, bu güne kadarki zorlukların Kıbrıs Rum yönetiminden kaynaklandığını söyledi. Rum kesimindeki yönetim değişir değişmez her şeyin birden bire ilerlemeye başladığını ve ilerleme gözlemlendiğini sözlerine ekleyen Nami, bu yüzden kimsenin engellerin Türkiye’den kaynaklandığını iddia etmemesi gerektiğini dile getirdi.
Açıklamasında “diyalog aracılığıyla başaramayacağımız bir şey olduğuna inanmıyoruz” ifadelerini de kullanan Nami, iki tarafı da endişelendiren noktalar bulunduğunu, fakat müzakerelerde iki toplumu da memnun bırakacak olan ortak bir formül bulacaklarına inandığını vurguladı.












