Logo EurActiv.com.tr

Lagendijk: “AB olarak sadece demokrasiyi destekliyoruz, AKP’yi değil”

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk

07.04.2008
Türkiye – Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk, “Sabır Tükeniyor” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Lagendijk, Türkiye-AB ilişkilerini değerlendirirken, yakın zamanda bu sürece etki eden faktörleri de masaya yatırdı.

Arka Plan   

Lagendijk, 2 Nisan 2008 tarihinde  Sabancı Üniversitesi’nde akademisyen ve öğrencilere bir sunum yaptı. 

“Avrupa Parlamentosu’nda grubu bulunan liberaller, sosyalistler ve benim gibi yeşiller Türkiye’nin üyeliğini destekliyor” sözleriyle sunumuna başlayan Lagendijk, amacının sabırlarının neden tükendiğini açıklamak olduğunu söyledi.

Avrupa Birliği’nin (AB) bugün neler hissettiğini anlamak için Türkiye ve AB ilişkilerinde geriye dönüp bakılması gerektiğini hatırlatan Lagendijk, “2003 ve 2004 yıllarını AB ve Türkiye ilişkileri açısından altın yıllar olarak değerlendirebiliriz” dedi.

Lagendijk, şöyle devam etti:

“O yıllarda ilk defa iki ayrı gücün aynı hedef doğrultusunda çaba sarf ettiğine şahit olduk. AB, 1999 yılında Türkiye’nin tam üyelik başvurusunu kabul etti ve daha sonra müzakereler başladı. Ayrıca daha demokratik bir ülke isteyen Türk halkının büyük çoğunluğu da AB hedefini destekliyordu. Bu iki gücün birleşimi hükümeti harekete geçirdi ve büyük çapta reformlar gerçekleşmeye başladı.”  

Lagendijk, bu iki gücün, 2003–2004 yıllarında neden bu kadar başarılı olduğunu ise, “O yıllarda ben de dahil olmak üzere Avrupa Parlamentosu’ndaki arkadaşlarım AKP’ye ve AKP’nin hükümette ne kadar başarılı olabileceğine şüpheyle yaklaşıyordu. Refah Partisi ile olan bağlarını biliyorduk Sonuç olarak AKP, o yıllarda Avrupa hedefinin laiklik açısından parti için olumlu bir referans olacağına inandı. Ayrıca AKP’yi seçen çoğunluk, partinin Avrupa hedefinin üstesinden nasıl geleceğini de merak ediyordu” sözleriyle açıkladı.  

İki gücün hükümeti harekete geçirmesinin 2004 yılında üyelik müzakerelerinin başlamasıyla meyvesini verdiğini vurgulayan Lagendijk, 2005 ve 2006 yıllarına geldiğinde ise bu çok iyi işleyen makinenin ters yönde çalışmaya başladığını belirtti.  

Lagendijk, bu durumun en önemli sebebi olarak 2004 yılında “Avrupa bizi arasına alır” diyenlerin çoğunluluğunun artık “Avrupa müzakereleri ertelemek için bir sebep bulur” demeye başlaması olduğunu ifade etti.  

“Kıbrıs meselesi AB tarafından kötü bir şekilde idare edildi” 

Lagendijk, ayrıca Avrupalı politikacılar ne zaman kötü bir açıklama yapsa manşetlere taşındığını ve böylece Avrupa hedefine şüpheyle yaklaşanların daha da cesaretlendiğinin altını çizdi. Bu sayede Türkiye’de “Avrupa müzakereleri erteleyebilir” algısının güçlendiğini vurgulayan Lagendijk, Kıbrıs sorunun da bu algıya katkı sağladığını vurguladı:

“ Ayrıca Kıbrıs meselesi AB tarafından kötü bir şekilde idare edildi.  Türkiye’ye karşı çifte standart uygulanıyormuş izlenimi yaratıldı.  Türkiye imzaladığı protokolle limanları ve havalimanlarının Kıbrıs’a açacağını yasal olarak üstlenirken;  bunun karşılığında AB,  KKTC’ye uygulanan izolasyonları kaldıracağına dair politik bir söz verdi.

Bazen yasal ve politik zorunluluklar çakışıyor. Fakat Türkiye’deki birçok kişide ‘eğer limanlarımızı açarsak AB politik sözünü yerine getirmede yeterince serbest değil’ algısı oluştu. Bunu anlayışla karşılayabiliyorum.  AB, 2004 yılından sonra ele aldığı ilk sorunu iyi şekilde idare edemedi. Bu da Türkiye’deki olumsuz düşüncelerin artmasına neden oldu.”  

301. Madde: “Özellikle Orhan Pamuk davası dikkatleri üzerine çekti”

2005–2006 yıllarında 301. madde meselesinin gündeme geldiğini hatırlatan Lagendijk, Orhan Pamuk davasının dikkatleri üzerine çektiğini belirtti.  Lagendijk, özellikle bu davanın Avrupa’nın kanaat önderleri ve basını üzerinde büyük bir etkisi olduğunu vurguladı.  

Avrupa’da “böyle bir Türkiye AB’ye üye kabul edilsin mi?” sorusunun gündeme geldiğini anlatan Lagendijk, bunun sonucu olarak anketlerde düşüş yaşanmaya başlandığını hatırlattı.  

Genel seçimler ve yeni umutlar

Genel seçimler öncesinde, 2006 yılında AB-Türkiye ilişkilerinin durgunluk dönemine girdiğini, seçimlerin de AKP için iyi bir bahane olduğunu dile getiren Lagendijk, bu bahanenin ayrıca bazı AB çevrelerinde de kabul gördüğünü belirtti.

2007 yılının Nisan ayında yaşanan ordu-AKP çekişmesi sırasında ise AB’nin AKP’yi desteklediğini hatırlatan Lagendijk,  “Reformlar gerçekleşmiyordu ama AKP, orduya karşı duruyordu. AB bunu dikkate aldı” dedi.

Lagendijk, şöyle devam etti: 

“AKP seçimleri kazandı. Abdullah Gül, cumhurbaşkanı oldu. AB’de umutlar yeniden yeşerdi. Gül, cumhurbaşkanı seçilince Sezer zamanında veto edilen reformların geçeceği beklentisi oluştu. Ama ertesinde reformlar yine askıya alınınca eski şüpheler geri döndü.”  

Kürt Sorunu ve PKK

Kürt sorununa da değinen Lagendijk, “İlk defa aday bir ülke sınır ötesi operasyon düzenledi ve AB buna sesiz kaldı. Çünkü bu müdahalenin gerekliliğini anlıyorduk. Ordu müdahalesinden sonra ise sivil girişimlerin gerçekleşmesini bekledik; ama olmadı” diye konuştu.   

Başörtüsü: “AKP’nin reformları gerçekleştirmek yerine, kendi çoğunluğu doğrultusunda hareket ettiği kanısı oluştu”

AKP’nin başörtüsü konusunda kimseye danışmadığının altını çizen Lagendijk, “AKP, orta yol bulmaya çalışmadı. Kendi yolunda gitmeye çalıştı. Başörtüsü, daha büyük bir reform paketinin parçası halinde sunulabilirdi. Böylece dışarıda AKP’nin reformları gerçekleştirmek yerine, kendi çoğunluğu doğrultusunda hareket ettiği kanısı oluştu” açıklamasında bulundu.

“Asker daha önce geri püskürtüldüğü için” bu defa da yargının devreye girdiğini ve AKP’nin kapatılması için dava açtığını belirten Lagendijk, bu müdahalenin AKP’yi kapatma yönünde 2. deneme olduğu iddiasında bulundu.

Lagendijk, “AKP’ye duyulan sempati artmaya başladı. AKP, ayrıca AB’nin yargı ve Anayasa Mahkemesi’ni desteklemediğini görünce kendisinin desteklediğini sandı. Ama AB olarak biz sadece demokrasiyi destekliyoruz. Eğer AKP, kapatılırsa bu koz kesinlikle şüphecilerin işine yarayacak. Genişlemeden Sorumlu Komisyon Üyesi Olli Rehn’in de dediği gibi bu ‘sistem hatası’ giderilmeli” dedi. (EurActiv.com.tr)

 

© EurActiv 2007-2008. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM