Logo EurActiv.com.tr

Merkel ve Sarkozy'e TÜSİAD'dan da tepki geldi

Bookmark and Share

14.05.2009
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Almanya Başbakanı’ı Merkel ile Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’e , Türkiye’nin AB üyeliğine ilişkin Türk iş dünyasının görüşlerini ele alan bir mektup gönderdi ve “Avrupa hukukunun Ahde Vefa İlkesi, AB’nin küresel konumu açısından, güven ve itibar unsurudur” dedi.

Haber

TÜSİAD, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin Türkiye’nin AB’ye katılımı konusunda son günlerdeki demeçlerine ilişkin bir açıklama yaptı.

Açıklama kapsamındaki görüşler, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ imzalı mektuplar aracılığı ile Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’ye de iletilecek.

AB ülkelerinin ilgili kurumları ve basın kuruluşları ile de paylaşılan görüş metni şu şekilde:

“TÜSİAD, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin, AB’nin Türkiye’yi de içeren yeni üyeleri alarak genişlemesi fikrine karşı yöndeki açıklamalarını ve Türkiye ile tam üyeliğe alternatif olarak imtiyazlı ortaklık önerilmesini kaygı ile izlemektedir.

AB’nin kurucu anlaşmasının 6. maddesinde, “Birlik üye devletlerin ortak özellikleri olan özgürlük, demokrasi, insan hakları, ve temel özgürlüklere saygı ve hukuk düzeni ilkeleri üzerine kurulmuştur” ifadesine yer verilmektedir.

Aynı anlaşmanın 49. maddesinde yeni üyeler için gerekli prosedür şu şekilde belirtilmektedir: “Herhangi, bir Avrupalı devlet, 6. maddede açıklanan ilkelere saygı duydukları takdirde, Avrupa Birliği’ne üyelik başvurusunda bulunabilir”.
 
Türkiye bu süreçten başarıyla geçmiştir. Türkiye’nin üyelik başvurusu, Avrupa Konseyi üyeliğine açık bir atıfta bulunularak, Avrupalı bir devlet nitelendirilmesiyle birlikte kabul edilmiştir. Yetkili tüm AB kurumları da bu adaylığı onaylamış ve süreç 2005 yılında katılım müzakereleri aşamasına ulaşmıştır.

Ancak Avrupa’daki bazı siyasal çevrelerde, bu sürecin meşruluğunu sorgulayan ve kamuoyunda Türkiye karşıtlığını kışkırtan bir yaklaşım ortaya çıkmıştır. Bu noktada, AB’nin kurucu nitelikteki anlaşmasında yer alan ilkeler ve esasları yeniden hatırlamak gerekmektedir.

Mevcut siyasi ve ekonomik sorunlar, Avrupa’daki tüm siyasi liderleri ve kamuoyunu kaygılandırmaktadır. Ne var ki, sorunların çözümüyle birlikte ortaya çıkacak yeni dünya düzeninde Avrupa’nın başarısı için gerekli olan kamuoyu desteği, ancak güçlü ve geniş vizyonlu bir liderlik ile sağlanabilir. Fransa ve Almanya, Avrupa’nın geleceği konusunda en etkili ülkeler arasındadır. Bu ülkelerin, AB’nin dünya siyasetinde ve ekonomisinde oynayacağı stratejik rolü göz önüne alarak, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecini daha uzak görüşlü bir çerçevede ele almasını bekliyoruz.

“Hukukun üstünlüğüne dayalı bir Birlik olmak” ciddi bir özelliktir. AB’nin Türkiye’ye ya da herhangi bir ülkeye yönelik taahhütleri, üye bir ülkedeki siyasal dalgalanmalara bağlı olmamalıdır. Avrupa hukukunun “Ahde Vefa İlkesi”, AB’nin küresel konumu açısından, güven ve itibar unsurudur.  

Bu nedenle, nasıl ifade edilirse edilsin, “imtiyazlı ortaklık”, Türkiye için bir alternatif olamayacaktır. Türkiye’nin AB kriterlerini yerine getirmesi ve Avrupa’nın küresel gücü için bir artıdeğer haline gelmesi halinde oluşacak senaryoya karşı çıkmak, Avrupa’nın ortak değerleri, ilkeleri, ortak çıkarları ve akılcı düşünce geleneği ile bağdaşmamaktadır.

Dünyanın istikrar, demokrasi ve sürdürülebilir kalkınmaya yönelik dönüşümünde, güçlü bir Avrupa’nın hayati önem taşıdığını düşünüyoruz. Ancak güçlü bir Avrupa’nın, 21. yüzyılın ekonomik büyüme, istihdam, ABD ile AB arasında transatlantik ortaklığın geliştirilmesi, Çin ve Hindistan’ın yükselişi, enerji arzı ve dış ve iç güvenlik gibi zorluklarını göğüsleyebileceğine inanıyoruz. Bu çerçevede, AB üyeliğine hazır konuma erişen bir Türkiye, AB’nin dünya düzenindeki konumunu güçlendirecektir.

Türk toplumu, Avrupa demokrasinin etkin bir üyesi olma yolunda kararlı bir şekilde ilerlemektedir. Türkiye AB üyeliği için hazırlanırken, AB’nin de daha fazla siyasi tutarlılık, yüksek küresel ekonomik rekabet gücü ve etkin çalışan kurumlar yönünde gelişmesini temenni ediyoruz. Ancak bu yönde ilerleyen bir AB, Türkiye için saygınlığını koruyan bir tercih olmaya devam edecektir".

© EurActiv 2007-2010. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics