Logo EurActiv.com.tr

Obama'nın Türkiye ziyareti dış basında yankılandı

Bookmark and Share
Barack Obama

07.04.2009
ABD Başkanı Obama'nın Türkiye ziyareti ve ziyaret kapsamında verdiği mesajlar Avrupa ve ABD basınında geniş yankı buldu.

Haber

Reuters haber ajansı, Obama'nın, Türkiye'deki temaslarının tüm İslam dünyası tarafından yakından izlendiğini yazdı, coğrafi durumunun önemine dikkati çekerek, Türkiye'nin ABD açısından önemine değindi.

Haber ajansı, "Obama, artan nüfuzuyla, İran ve Afganistan'da çözüm için yardımına ihtiyaç duyduğu Türkiye ile ilişkilerini yenileme arayışında" ifadesini kullandı.

İngiliz basınında ziyaretin yansımaları şu şekilde oldu:

The Guardian, Obama'nın, 'Amerika İslam'la savaş halinde değil' diyerek Türkiye parlamentosu kürsüsünden İslam dünyasına zeytin dalı uzattığını yazıyor.

Gazete, İslam'ın uygarlığa katkısını öven ve Amerika'nın Müslümanlarla terörle mücadelenin ötesinde bir işbirliği istediğini söyleyen Obama'nın bu mesajlar için Türkiye'yi seçmesinin özel bir anlamı olduğunu vurguluyor.

Guardian, Irak savaşının Türklerin gözünde Amerika'nın itibarına büyük zarar verdiğini aktarıyor.

Guardian başyazısında ise şöyle diyor:

"Belki uygunsuz bir gerçek ama, Orta Doğu'nun en nüfuzlu ülkeleri - ikisi de Arap olmayan - Türkiye ve İran. Ama Obama'nın İslam dünyası ile Batı arasındaki köprüleri tamir etme girişiminin odağı olarak Türkiye'yi seçmesi, umut verici bir gelişme."

"Amerika ile İslam dünyası arasında varılacak uzlaşma için Türkiye'nin örnek gösterilmesi, dış politika açısından cesur, iç politika açısından ise riskli bir adım. Sağda, Obama'nın kendisi için yaptığı "Ailesinde Müslümanlar olan bir Amerikalı" tanımını kullanabilecek birçok kişi var."

"Ama Amerika'nın İslam'la savaşta olmadığını ve olmayacağını söylemek için Türkiye Parlamentosu gibi bir platformun seçilmesi, dünya siyaset sahnesinde güveni giderek artan bir adamın izlerini taşıyor. Fransa Cumhurbaşkanı ve Almanya Başbakanı Türkiye'ye Avrupa'nın kapılarını kapatarak yanlış yaptılar. Obama'nın gördüğü gerçeği göremediler. Türkiye'nin en büyük varlığı jeopolitik rolü ve bunu da zekice kullanıyor. "

'Bir sonraki durak İran'

Guardian başyazısında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Ermenistan'ı ziyaret ettiğini, Ankara'nın Kuzey Iraklı Kürtlerle yeni bir ilişki kurmaya çalıştığını, Suriye İsrail arasındaki dolaylı görüşmelerde arabuluculuk yaptığını ve Başbakan Erdoğan'ın Davos'ta Peres'e restinden sonra Filistin'de Türk bayrakları çekildiğini belirtiyor ve şöyle devam ediyor:

"Arap İsrail barış sürecinde Washington politikasını gözden geçirirken, Erdoğan'ın Hamas'ın da barış masasında temsil edilmesi gerektiğine dair mesajı önem arz ediyor. Obama'nın statükonun savunulamaz olduğuna dair kanaatinin güçlenmesini sağlayacak bir ülke varsa o da Türkiye'dir."

"Erdoğan'ın da içeride sorunları yok değil. Son yerel seçimlerde partisi yüzde 47'den yüzde 39'a düştü. İstanbul ve sahil kentlerinde aldığı oy oranı, Türkiye'nin ilerici kesimlerini dinlemesi gerektiği mesajını verdi."

"Erdoğan, etnik ve dini özgürlükleri genişletme çabalarına yeniden ağırlık verdi, yeni ve daha özgürlükçü bir anayasa vaadinde bulundu. Türkiye'de sürekli reformlar yapılıyor ama dönüşüm sağlanmıyor. Belki Sarkozy'nin birşey yapmasına garek kalmadan, Erdoğan kişisel olarak AB üyeliğine inancını kaybetti."

"Türkiye model bir ülke değil. Ama Batı'nın İslam'la modernitenin bir arada olamayacağı tezini çürüten çarpıcı bir örnek ve güçlü bölgesel bağları var. Bir sonraki durak İran."

The Financial Times gazetesi de Obama'nın Türkiye ziyaretini konu alan analizinde, Amerika'nın Başkanı'nın parlamentodaki konuşmasının hem içerik olarak hem de şeklen önemli olduğunu vurguluyor. Gazete başyazısında şöyle diyor:

"Başka Müslüman ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de büyük bir çoğunluk, İsrail-Filistin, Lübnan, Afganistan ve en önemlisi Irak politikalarına bakarak Amerika'nın aslında İslam'la savaş halinde olduğuna inanıyordu. Bu siyasi felaketten fayda sağlayanlar İslamcılar ve cihat yanlısı aşırılar oldu."

"Barack Obama'nın ilk Müslüman ülke ziyareti için özellikle Türkiye'yi seçmesi, bu inanışı tersine çevirmeyi amaçlayan uzun ve çetin bir yolculuğun başlangıcı. Neden Türkiye? Bunun nedeni, sadece NATO üyesi, Asya ile Avrupa arasında bir köprü ve hatta Müslüman bir demokrasi olması değil, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin, evrim geçirmiş bir siyasi İslam’la demokrasinin iç içe geçmiş bir yapıyı temsil etmesi."

"Müslüman dünyasının deyim yerindeyse ilk Hıristiyan Demokratları, batağa saplanmış Orta Doğu'da bir model olarak değil, bir başarı öyküsü olarak hayranlık uyandırdı. Bu yüzden AKP'nin 2007'de çok güçlü generallere karşı elde ettiği seçim zaferi ve 2008'deki yargı darbesi girişiminden kurtulması sadece Türkiye için değil tüm bölge açısından dönüm noktası niteliğindedir.

'AB Türkiye'ye kapıyı kapatmamalı'

Financial Times, ayrıca Türkiye'nin Suriye, İran, Hamas, İsrail ve Suudi Arabistan'la yeni iletişim kanalları açılmasında rol oynayabileceğine dikkat çekerek şöyle devam ediyor:

"ABD'nin Irak'tan sorunsuz bir şekilde çekilmesinde Türkiye'nin desteği büyük önem arz ediyor. Türkiye'nin Afganistan'a lojistik destek platformu olarak oynayacağı rol de önemli. Obama, Türkiye'nin Ermenistan'la yakınlaşma çabasına destek belirtti."

"Ankara, AB'ye girme yolunda Osmanlı'nın 1915'te Ermenilerin katledilmesindeki rolüyle yüzleşmek zorunda. Ancak Amerika'nın bunu soykırım ilan etmesi Türkiye'deki milliyetçi sağın işine yarayacak ve Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri için çok değerli olan bir Müslüman köprüyü havaya uçuracak. "

The Times gazetesi de başyazısında şöyle diyor:

"Obama'nın Türkiye'yi vaaz kürsüsü olarak değil örnek olarak kullanması önemli. Türkiye, ileri demokrasiyle İslam'ın bir arada bulunabileceğini gösteren bir kanıt. Türkiye'nin AB üyesi olabilmesi için daha fazla çaba harcaması gerekiyor. Ancak Bulgaristan ve Romanya'nın da. Ama bu ülkeler AB'ye üye oldular bile. Hiç kimse Türkiye'nin şimdi AB'nin 28'inci üyesi olmak için hazır olduğunu iddia etmiyor ama ABD bu fikri benimsemiş durumda. Avrupa da benimsemeli.

Başyazılarında Türkiye'ye yer veren bir başka gazete deIndependent. Gazete, "Avrupa Birliği Türkiye'ye kapılarını kapatmamalı. Ankara henüz üyeliğe hazır değil ama birliğe girişi büyük faydalar sağlayacak" diyor:

"Obama belki Türkiye'nin AB üyeliğine Washington'un tam desteğini ifade ederek belki biraz incelik göstermemiş olabilir ama, Türkiye'nin yüzüne kapıyı çarpmak bir tek Avrupalının bile çıkarına değildir."

The Daily Telegraph da başyazılarından birinde "Türkiye'nin zamanı geldi" diyor:

"Obama'nın niçin Ankara'yı tercih ettiğini anlamak için Türkiye'nin haritadaki yerine bakmak yeterli. Türkiye sadece değerli bir NATO müttefiki değil, doğudan gelebilecek tehditlere karşı stratejik bir kale."

"Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy gibi, Avrupa Birliği'nde daha derin entegrasyon yanlıları, birliğin batılı kimlik ve kültürüne zarar vereceği gerekçesiyle Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkıyor. Ermeni soykırımını tanımayı reddetmesinden, insan hakları siciline kadar birçok itiraz noktaları var."

"Ama Obama'nın dün Türk parlamentosunda vurguladığı gibi AB bu tür sinsi taktiklerle değerli bir Müslüman müttefikle daha geniş kapsamlı bir ilişki kurma fırsatını kaçırıyor."

Alman basını

ABD Başkanı Barack Obama’nın Türkiye ziyareti ve Türkiye’nin NATO Genel Sekreterliği seçimindeki tutumu, 7 Nisan 2009 Salı gününün gazetelerinde öne çıkan yorum konuları arasında yer alıyor.

Münih’te yayımlanan Süddeutsche Zeitung gazetesinin, ‘Türkiye kendi kalesine gol attı’ başlıklı değerlendirmesi özetle şöyle:

“Türk hükümeti büyük bir beceriksizlik yaparak, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olanların eline güçlü bir koz verdi. Türkiye zor bir ortak olduğunu göstererek, genişleme yorgunu AB’ni riskler karşısında uyaranların kendilerini haklı hissetmelerine yardımcı oldu. Diğer taraftan, örneğin basın hürriyeti alanında Türkiye’nin sınırsız değerler ortaklığını paylaşacağından kuşku duyanların da elini güçlendirdi. AB üyesi olduğu takdirde, Türkiye’nin Suudi Arabistan ile Danimarka arasında tercih yapma imkânı kalmayacaktır.”

Frankfurter Rundschau gazetesi Obama’nın Avrupa ziyaretinden en çok Türkiye’nin kazançlı çıktığını vurguladığı yorumunda şu satırlara yer vermiş:

“Bu herkesin hoşuna gitmeyebilir. Ama son günlerde Avrupalılar’a Türkiye’siz olamayacakları hatırlatıldı. Avrupa’da öfkesinden küplere binenler Türkiye’nin Avrupa’ya ait olup olmadığını yeniden tartışmaya açmaya niyetlendiler. Türkiye – Avrupa ilişkilerini hissi ve şifahi bakımdan arındırma zamanı çoktan gelmiştir. Bizler ve onlar kategorisi, tarihin tutsaklığından kurtulma cesaretini gösteremediklerinin işaretidir. Barack Obama Avrupalı bir Türkiye’den bahsediyor. Bu uğraşa eski kafaları yenisiyle değiştirerek başlanmalıdır.”

Düsseldorf'un Westdeutsche Zeitung gazetesi, Türkiye'nin ekonomik büyüme sayesinde toplum olarak da modernleşmesini bekleme süresi uzadıkça, batının ana değerlerinin Türkiye tarafından paylaşılmadığının daha bariz bir şekilde ortaya çıktığını, yazıyor.Nürnberger Zeitung gazetesinin yorumu ise şöyle:

“Türkiye'nin tam üyelik süreci orta vadede tarafların kerhen devam ettirdiği bir formaliteye dönüşebilir. Bu durumda Avrupalılar Türkiye’yi isteyip istemedikleri sorusuna muhatap olmaktan kurtulurlar. Belki de Ankara zamanla tam üyelik şansını ortadan kaldıran, ancak dış politikada AB’den bağımsız davranmasını mümkün kılan imtiyazlı ortaklığa ısınabilir. Bununla birlikte AB, siyaset sahnesinde Türkiye’yi ve onun çıkarlarını görmezlikten gelebileceği umuduna kapılmamalıdır.”

Neue Osnabrücker Zeitung gazetesi, Türkiye'yi AB üyeliğine yaklaştırmamış olması bakımından Barack Obama’nın Ankara ziyaretinin pratik yararı olmadığı yorumunu yapıyor.Rheinische Post gazetesi ise ‘Obama’nın Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu’ vurguladığı yorumunda Türkiye’nin jeopolitik konumunun Washington açısından taşıdığı öneme işaret ediyor.

“Obama’nın Türkiye ziyareti öncelikle ABD’nin çıkarlarına hizmet etti. Irak açısından lojistik önem taşıyan Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler Irak savaşı yüzünden donmaya yüz tutmuştu. Kırgızistan’daki ikmal üssü Moskova’nın baskısı yüzünden kapanacak olan ABD’nin Türkiye’ye ihtiyacı var. Başkan Obama bu nedenle Türklere duymak istedikleri şeyleri söyledi, ortakları olduğunu ve Türkiye’nin AB’ne alınması gerektiğini anlattı. Tam üyelik sürecini etkileyemeyeceğini bildiği halde… Bu nedenle de Türkiye’nin AB planlarına iyilik değil kötülük etmiş oldu. Batı ile İslam dünyası arasındaki köprü olduğunu söyleyen Türkiye ise batıda İslam dünyasının çıkarlarını savunurken, İslam dünyasında batının aydınlanma ve açık toplum anlayışının savunuculuğunu yapmıyor. Bu köprü tek yönlü işliyor.”

ABD Basını

The Wall Street Journal gazetesi Başkan Obama’nın Türkiye ziyaretiyle ilgili olarak Soner Çağaptay’ın bir makalesine yer veriyor. Çağaptay, Obama’nın bu ziyaretinin Türkiye’nin Batı’yla ilişkilerini güçlendirmesi açısından önemli bir fırsat olarak görüyor.

''Avrupa Birliği üyeliği ve NATO, Türkiye’nin Batı’dan uzaklaşmasını önleyecek iki önemli unsurdur ve Obama, Türkiye ziyaretinde bu unsurları öne çıkartmalıdır. Eğer Avrupa Birliği üyeliği perspektifi çökerse, Türkiye Batılı bir ülke ve Amerika’nın müttefiki olamaz. Obama, Türkiye’ye İslam aleminin bir parçası olarak değil, Batılı ve Avrupalı bir Müslüman ülke olarak davranırsa ziyareti başarıyla sonuçlanacaktır. Türkiye’nin en değerli doğal kaynağı, bulunduğu konumdur. Eğer Türkiye gemisi Rusya, İran ve diğer limanlara doğru yol almaya başlarsa, bundan Amerika, Avrupa ve Türkiye zarar görecektir.'

The New York Times Obama’nın Türkiye ziyareti öncesinde Roger Cohen’in başbakan Erdoğan’la yaptığı röportaja ilişkin izlenimlerine yer veriyor. Cohen, Erdoğan’ın Ortadoğu’daki statükonun sürdürülemeyeceği mesajı verdiğini aktarıyor.''Erdoğan’a İslamiyet ile modernitenin uyumlu olup olmadığını sordum. “İslam, bir dindir, ideoloji değildir. Bir Müslüman için moderniteye karşı olmak söz konusu olamaz” cevabını verdi. Ancak İslamiyet’in El Kaide’nin ‘Batı’ya ölüm’ sloganına uygun, cinayetleri kabul eden, modernizm karşıtı bir ideoloji olarak görülmesi önemli bir sorun. Ancak Erdoğan, İslamiyet’in dünyanın en büyük dinlerinden biri olduğunu söylerken haklıydı. Bu nedenle Obama’nın bu gerçeği kabullenen açılımları, dünyadaki en tehlikeli bölünmeyi ortadan kaldırmaya yönelik girişimleri, stratejik açıdan büyük önem taşıyor. Sentez, anlamakla başlar ve Obama’dan önceki başkan bununla hiç ilgilenmemişti.''

Washington Post da Obama’nın ziyaretinin Türkiye’nin bölgesel konumunun önemini ortaya koyduğunu yazıyor. Kevin Sullivan imzalı haberde, Obama’nın gelişi nedeniyle geniş güvenlik önlemleri alındığı da vurgulanıyor.''Türkiye’ye yapılan bu üst düzey ziyaret, Amerika’nın Ortadoğu politikalarında Obama’nın Türkiye’ye verdiği rolün önemini de yansıtıyor. Yaklaşık 77 milyon Müslümanın yaşadığı laik bir ülke olan Türkiye, bölgesel politikalarda, özellikle de Obama yönetiminin diyalog kurmaya çalıştığı İran ve Suriye ile ilişkilerde önemli bir aktör konumunda. Bush yönetimi döneminde, Amerika’ya olumlu bakan Türklerin oranı % 52’den % 12’ye kadar düştü. Ancak, Türk halkının büyük bir kısmı, Obama’nın bu ziyaretinden memnuniyet duyuyor. Yine de geniş güvenlik önlemleri alan polis, işi şansa bırakmıyor.''

Christian Science Monitor Obama’nın Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine açıkça destek vermesinin Fransa ve Almanya’da rahatsızlık yarattığını belirtiyor. Ancak haberde, bu desteğin Türk-Amerikan ilişkilerine büyük bir fayda sağlayacağının altı çiziliyor.''Türk-Amerikan ilişkileri son sekiz yılda tarihinin en kötü dönemini yaşadı ancak bunun bütün sorumluluğunu Bush yönetimine yüklemek yanlış olur. Soğuk Savaş döneminde ortak çıkarlar ve ortak tehditler temelinde pragmatik bir anlayışla oluşan iki ülke arasındaki ilişki, Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından sonra kendisine yeni bir anlam arıyor. Türkiye’nin giderek etkinliğini artırdığı Ortadoğu, iki ülke arasındaki ilişkiye yeni bir anlam verebilecek alanlardan biri. Uzmanlar, Amerika ile Türkiye’nin bölgede birlikte çalışabileceğini belirtiyor.''

CNN de internet sitesinde verdiği haberde, Obama'nın, "ABD ile Türkiye dünya için bir model olabilir" başlığını kullandı.

Haberde, ABD Başkanı'nın, iki ülkenin dostluklarıyla dünyaya çok önemli bir mesaj verebileceğine dair açıklaması öne çıkarıldı ve Obama'nın yaptığı bu ziyaretle Türkiye'ye verdiği önemi gösterdiği belirtildi.

CNN'nin yerel kanalında yapılan değerlendirmelerde, Türkiye'nin önemine vurgu yapıldı. Türkiye'nin jeopolitik konumunun altının çizildiği yorumlarda, Amerika'nın böylesine bir ülkeye olan ihtiyacına gönderme yapıldı. Türkiye'nin laik ve demokratik bir devlet olduğu, ifade ve basın özgürlüğünden yana tavır sergilediği ifade edildi. Türkiye ile Amerika arasındaki ilişkilerin her zaman karmaşık bir yapıda olduğu kaydedilen haberlerde, TBMM'nin Amerikan askerlerinin Türkiye toprakları üzerinden Irak'a girmesine izin vermediği hatırlatıldı.

Obama'nın TBMM'de yaptığı konuşmada söylediği, "ABD, İslam dünyası ile savaşta değil ve olmayacaktır" sözleri üzerinde durulan değerlendirmelerde, eski Başkan George W. Bush'un da aynı şeyi söylediği, hem Müslüman hem de Avrupa ülkelerinin onu dinlemeyi bıraktığı kaydedildi. Ancak Obama ile bunun değişmeye başladığı vurgulandı.

CBS'te ise Türkiye anahtar bir NATO üyesi olarak tanımlandı. Obama'nın Türk parlamentosunda yaptığı konuşmada Müslüman dünyası ile ortaklık arayışı içinde olduğunu söylediği belirtilerek, ABD Başkanı'nın Müslüman dünyası ile savaş içinde olmadıkları yönündeki sözleri ekrana getirildi. Obama'nın ziyareti sırasında modern Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün kabrini ziyaret ettiği, ardından da Cumhurbaşkanı Gül tarafından kendisi onuruna bir tören düzenlendiği belirtildi.

MSNBC'nin haberinde de Obama'nın TBMM'de yaptığı konuşmadan bir bölüm ekrana getirilerek uzmanlardan değerlendirme alındı. Obama'nın, "Türkiye, Müslüman dünyası ve Batı arasında köprü kurulmasına yardımcı olabilir" sözünü spot olarak seçen MSNBC, ABD Başkanı'nın "ABD, İslam dünyası ile savaşta değil ve olmayacaktır" açıklamasının Arap dünyasında manşet olduğu vurgulandı.

FOX TV'de ise, Obama'ya eleştiri vardı. Cumhuriyetçi partinin üyesi olduğu bilinen Bill O'Reilly'nin sunduğu programda, Obama'nın geçmişi çokça eleştirmesi üzerinde duruldu. O'Reilly, Obama'nın Türkiye'de yaptığı konuşmada Kızılderililer'in öldürülmesi ve kölelikten neden bahsettiğini anlamadığını belirterek, konuklarına bunun sebebini sordu.

Daha önceki bir programında, 'Fitne' isimli İslam karşıtı filmi yapan Hollandalı milletvekili Geert Wilders'i konuk eden ve sözkonusu filmden de bölümler gösteren O'Reilly, kendisine faşist denildiğini de belirtmişti.

O'Reilly, Türkiye'de ABD karşıtlığının çok yüksek olduğunu belirterek, Obama'nın geçmişi eleştiren konuşmalarını neden Türkiye'de yaptığını sordu.

Yunan Basını

ABD Başkanı Barack Obama'nın Türkiye ziyareti ve NATO zirvesinde yaşanan gerginliğe geniş yer veren yunan basın yayın organları, Obama'nın Türkiye'de ''Medeniyetler İttifakı'nı' ilan edeceğini belirterek, "Ankara'nın Irak savaşına uygulamada resmen karşı çıkmasının, Türkiye'nin jeopolitik öneminin açıkça ortaya çıkmasında büyük rol oynadığı" yorumunu yaptılar. Gazeteler, Türkiye-ABD ilişkilerinin yeniden canlandığını ve Ankara'nın Irak, İran, Afganistan ve Orta Doğu'da rol üstleneceğini yazdılar.

NATO zirvesinde yaşanan gerginliğe de değinen basın yayın organları, Türkiye'nin Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen'in NATO Genel Sekreterliğine karşı çıkmakla tüm İttifak üyelerini kızdırdığını iddia ettiler.

''Yeni Genel Sekreter Rasmussen; Türkiye yenildi' başlığını kullanan Apoyevmatini gazetesi, tüm müttefiklerin Rasmussen'in adaylığını desteklediği bir anda Türkiye'nin karşı çıkarak, kendisini diplomatik açıdan zor duruma düşürdüğünü savundu.

Elefteros Tipos gazetesi ise ''ABD ile Avrupa arasında Türkiye'nin rolü için sert pazarlık'' başlıklı haberinde, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Rasmussen'in adaylığına karşılık talep ederek, "NATO zirvesini havaya uçurmakla tehdit ettiklerini" iddia etti.

Obama'nın Türkiye ziyaretiyle kurulan yeni jeopolitik köprünün Avrupa'yı endişelendirdiğini de yazan Elefteros Tipos, ABD Başkanı'nın Prag'da verdiği Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin mesajın, Ankara'nın Rasmussen için verdiği onayın karşılığı olduğunu öne sürdü.

Gazete, Obama'nın mesajına, Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy'nin ''Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olduğu'' yanıtını verdiğini, Almanya ve Avusturya başbakanlarının da çekincelerini dile getirdiklerini belirtti. Elefteros Tipos, ABD ile AB'nin bu kadar önemli bir konuda anlaşamamalarına dikkati çekerek, Obama'nın Türkiye ziyaretinin hem doğu hem de batı tarafından ilgiyle izleneceğini yazdı.

''Erdoğan AB'nin şerifi'' başlığını kullanan Ethnos gazetesi ise Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'in Beyaz Saray'a Ege'ye müdahale etmesi için yalvardığı bir sırada Obama'nın Ankara'yı bölgedeki vekili ve stratejik ortak ilan ettiğini kaydetti. Türkiye'nin NATO ve AB'ye şantaj yaptığını iddia eden Ethnos, ''Sırtını ABD'ye dayayan Türkiye'nin gövde gösterisi yaptığını'' yazdı. Obama-Karamanlis görüşmesine de değinen Ethnos, ABD Başkanı'nın Yunanistan'a ne taahhüt ne de vaatte bulunduğunu belirtti. ABD'nin Türkiye'yi terfi ettirdiğini, AB'nin ise Yunanistan'ı izlediği ekonomik politika nedeniyle gözaltında tuttuğunu yazan Ta Nea gazetesi, gelişmeleri ''Çifte darbe olarak '' yorumladı.

Obama'nın Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin yaklaşımıyla Ankara'nın rolü konusundaki arzularını net bir şekilde ortaya koyduğunu kaydeden Ta Nea, Obama-Karamanlis görüşmesinin ise Türkiye ziyaretinin yarattığı ''denge bozulmasını'' gidermek amacıyla yapıldığını ve siyasi sonuç getirmediğini vurguladı.

''Obama'dan teselli kucaklaması'' başlığını kullanan Elefterotipiya gazetesi, ABD Başkanı'nın Karamanlis ile görüşmesinde ekonomik kriz, terör ve enerji alanlarında işbirliği arzusunu dile getirdiğini belirtti.

Gazete, aslında bu görüşmenin Obama'nın Türkiye'deki görkemli temasları öncesinde, Yunan tarafına nezaket göstermek amacıyla yapıldığı değerlendirmesinde bulundu.

Çin basını

Çin'de ABD Başkanı Barack Obama'nın Türkiye ziyaretiyle ilgili olarak ''Türkiye ve ABD balayında'' yorumu yapıldı.

Çin'de 40'ın üzerinde yabancı dil ve Çincenin lehçelerinde yayın yapan radyonun yorumunda, Obama'nın son ziyaretinin Türkiye'nin ABD'nin küresel stratejisindeki önemli konumunu gösterdiği gibi, iki ülke arasında 2003'teki ''tezkere krizinden'' dolayı soğuyan geleneksel müttefik ilişkilerinin yeniden ''balayına döndüğü'' görüşü savunuldu.

Obama'nın başkanlığa başladıktan sonra terörle mücadelede ağırlığı Irak'tan Afganistan'a kaydıracaklarını açıkladığı hatırlatılan yorumda, bu hedefe ulaşmak için ABD'nin kesinlikle batılı ülkeler ve İslam dünyası arasında köprü rolü oynayan Türkiye'nin desteğine ihtiyaç duyduğu ifade edildi.

İki ülke arasında enerji alanındaki iş birliğinin önemine işaret edilen yorumda, Türkiye'nin Avrupa'nın enerji güvenliğinin sağlanmasındaki öneminin daha da belirginleştiğine dikkat çekildi.

Yorumda, ABD'nin Türkiye'nin AB üyeliğine destek vermesinin nedenleri sıralanarak, Türkiye'nin AB'ye katılmasının bir Müslüman ülkenin batı dünyasıyla kaynaşması anlamına geldiği, ABD'nin küresel stratejisine Türkiye'nin katkıda bulunması olanağı sağlayacağı ve ABD'ye Türkiye ile AB'ye karşı özel kontrol oluşturması olanağı sunacağı ileri sürüldü.

Yeniden ''balayı'' dönemine girmesine rağmen ilişkilerde hala bazı krizler bulunduğu, iki ülke arasında, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarıyla ilgili fikir ayrılıklarının henüz giderilmediği, AB'ye katılım talebinin reddedilmesi durumunda Türkiye'nin sert tepki göstereceği, bunun da dolaylı olarak ABD ve Türkiye arasındaki müttefik ilişkilerine tehdit oluşturacağı görüşüne yer verildi.

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics