Haber
İngiliz ekonomi gazetesi The Financial Times’a verdiği röportajda Rehn, Kıbrıs sorunun çözülmesiyle birlikte Türkiye’nin üyelik görüşmelerinin bir krizi daha atlatabileceğini umduğunu belirtti.
AB’nin genişlemesine sarsılmaz bir inanç duyan 46 yaşındaki Finli liberal politikacı Birliğin 2004’ten bu yana 15 üyeden 27 üyeye genişlemesinin jeopolitik ağırlığını arttırdığını ve ekonomik fırsatlar sunduğunu söyledi.
Hırvatistan’ın Birliğe katılım müzakerelerine değinen Rehn, ülkenin müzakere sürecini 2009 sonunda sonuçlandırma ihtimalinin Slovenya ile yaşanan sınır anlaşmazlığı nedeniyle tehlikeye girdiğini bildirdi.
Görüşleri özellikle Fransız ve Alman siyasetçiler tarafından eleştirilen Rehn, Hırvatistan’ın asıl görevinin organize suçlar ve yolsuzlukla mücadeleyi hızlandırmak, gemi inşa sanayini Brüksel’in kabul edebileceği şekilde yeniden yapılandırmak ve Slovenya ile arasındaki sınır anlaşmazlığını çözmek olduğunu sözlerine ekledi.
Rehn, “Eğer sınır anlaşmazlığını aşabilecek bir yol bulabilirsek ve eğer Hırvatistan bu iki alanda reformlar için çok çalışırsa, üyeliği gerçekleşebilir,” şeklinde konuşurken bu ifadeyle Hırvatistan’ın katılım müzakereleri için belirlediği ve resmiyeti bulunmayan 31 Aralık hedefine göndermede bulundu. “Ancak sürenin değişebileceğine ilişkin risk her geçen gün artıyor.”
AB genişleme komiseri önümüzdeki iki hafta içerisinde bu anlaşmazlığın nasıl giderilebileceği üzerinde önerilerde bulunabilecek en fazla üç kişiden oluşan bir AB uzmanlar grubu oluşturulacağını ümit ettiğini söyledi.
Kimi AB yetkilileri bu konuda yararlı bir örneğin bu hafta Romanya ve Ukrayna arasında Karadeniz’de yeni bir deniz sınırı belirleyen Uluslararası Adalet Divanı olduğunu dile getiriyor. Ancak Sloven ve Hırvat hukukçuları Adalet Divanı’nın iki ülke arasındaki anlaşmazlığı yargılayabilme şartları üzerinde mutabakattan oldukça uzak görünüyorlar.
Rehn, sözlerine “Şu an için, her iki ülkede de istişareler olumsuz bir havada ilerliyor. Bundan endişe duyuyoruz. Ancak henüz ölümcül herhangi bir şey olmadı. Dolayısıyla çözüm bulunabileceğine dair inancımız sürüyor,” diyerek devam etti.
Rehn, gelecek hafta Kıbrıs’a gidebileceğini ve geçen Eylül’de Kıbrıs Rum ve Türk liderleri arasında başlayan, adanın yeniden birleştirilmesini hedef alan ikili görüşmelere AB’nin destek verdiğini anımsatacağını söyledi.
“Burada esas olan sürecin başlamasıdır. Kanımca, Nisan ve sonbahar aralığında yoğun bir müzakere süreci yaşanacak.”
Komiser anlaşmaya varılması halinde AB-Türkiye ilişkilerinin kötüye gidişinin önüne geçilmiş olacak, Türkiye hava ve deniz limanlarını Güney Kıbrıs gemilerine ve uçaklarına bu yıl sonundan önce açmış olacağını söyledi.
İzlanda’ya gelince, yeni Reykjavik hükümeti birliğe üyelik kararı verirse ve halk oylamasından “evet” çıkarsa katılımın mümkün olabileceği belirtiliyor.











