Logo EurActiv.com.tr

Sağlıkta Türkiye OECD ortalamasının altında

Bookmark and Share

22.08.2008
Deloitte Türkiye tarafından yayımlanan, "Türkiye'de ve Dünyada Sağlık Ekonomisi 2008" başlıklı raporda, sağlık hizmetlerinde Türkiye'nin OECD ortalamasının bir hayli gerisinde olduğu ortaya çıktı.

Haber

Deloitte Türkiye tarafından yayınlanan "Türkiye'de ve Dünyada Sağlık Ekonomisi 2008" başlıklı raporda OECD ülkelerindeki sağlık hizmetleri karşılaştırılarak, Türkiye'de sağlığa eşit erişim, yüksek hizmet kalitesi ve kaynakların etkin kullanılması için yapılması gerekenler araştırıldı.

Raporda yer alan 2000-2005 yıllarına ait Türkiye ve Dünya sağlık ekonomisi göstergelerine bakıldığında, ortaya çıkan tablo şu şekilde:

Türkiye'de toplam sağlık harcamalarının GSMH'ya  oranı 2005 yılı itibariyle yüzde 7,6 olarak gerçekleşiyor. OECD ortalaması yüzde 9 iken, ABD'de bu oran yüzde 15,6, Almanya, Fransa, İsviçre gibi ülkelerde ortalama yüzde 11 ,  komşumuz Yunanistan'da ise yüzde 10,1 olarak gerçekleşiyor. 2005 yılı için, Türkiye'de kişi başına düşen yılda 586 dolar düzeyindeki sağlık harcaması, OECD ortalaması olan 2,809 doların beşte biri civarında kalıyor. OECD'nin 2008 yılı sağlık raporunda yer alan verilere göre ise, Türkiye'nin GSMH'sından sağlık için yapılan harcamaların yüzdesi 7,6'dan 5,7'ye düşerken; kişi başına düşen sağlık harcamasının miktarı ise 586 dolardan 591 dolara çıkmış durumda.

Deloitte raporuna göre özellikle sosyal güvenlik sistemindeki sorunlar nedeniyle sağlık alanında kaynaklarını etkin kullanamayan Türkiye, son yıllarda bu alanda önemli adımlar attı. Deloitte Türkiye'nin raporunda bu adımlar şöyle özetlendi:

-1 Haziran 2003'ten itibaren kamu çalışanlarının özel sağlık kuruluşlarında da tedavi edilmelerine imkan verilmesi,

- 2004 yılında geçilen ilaçta Referans Fiyat uygulaması,

- 2005 itibarıyla Sağlıkta Dönüşüm reformu çerçevesinde SSK bünyesindeki tüm sağlık hizmet işletmeleri ile kamu kurumlarınca işletilen sağlık tesislerinin Sağlık Bakanlığı'na devredilmesi,

- Yine 2005 itibarıyla SSK'ya bağlı çalışanların reçeteli ilaçlarını anlaşmalı eczanelerden temin etmelerine olanak verilmesi,

- Mayıs 2006 itibarı ile sosyal güvenlik kurumlarının 5502 sayılı kanun çerçevesinde tek bir "Sosyal Güvenlik Kurumu" çatısı altında bir araya getirilmesi,

- Anayasa Mahkemesi'nce verilen yürütmeyi durdurma kararı sonrasında yapılacak revizyonları takiben uygulamaya girmesi beklenilen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu."

Türkiye'nin sağlık hizmetleri alanında, özellikle sosyal güvenlik reformunun ve Avrupa Birliği'ne uyum kapsamında atılacak adımların yararlarını önümüzdeki dönemde daha fazla görmesi bekleniyor.

Çözüm kaynakların etkin kullanımında

Deloitte Türkiye Sağlık ve İlaç Endüstrisi Lideri Güler Hülya Yılmaz, raporla ilgili yaptığı değerlendirmede, "Esas itibarı ile Türkiye'deki sağlık ekonomisinin dünya uygulamalarına kıyasla mevcut durumu ve geleceği üzerinde yoğunlaşmaya çalıştık.

Raporumuzun Türkiye ekonomisi, halk sağlığı ve toplumumuzun genel yaşam kalitesi açısından çok önemli olduğunu düşündüğümüz 'sağlık ekonomisi' alanına ilgi duyan herkes için faydalı olmasını, yeni gelişmeler için ilham vermesini ümit ediyoruz" dedi.

Yılmaz, Türkiye'nin sağlık harcamaları gelişmiş ülkelerin gerisinde dahi olsa kendi gelirine oranla makul bir düzeyde olduğunu ifade ederek, "Mesele, daha ziyade kaynakların etkin kullanımıyla ilgilidir. Bu şartlar altında, karar alma süreçlerinin mümkün olduğu ölçüde bilimsel temellere dayanması ve şeffaf olması, hem halk sağlığının korunması hem de hesap verilebilirlik bakımında önemlidir" diye konuştu.

Deloitte Türkiye'nin raporunda sağlık ekonomisinden etkin bir şekilde yararlanabilmek için en önemli koşullardan birinin kapsamlı bir veri tabanı oluşturmak ve bu verileri ilgili tüm tarafların kullanımına açık tutmak olduğu kaydediliyor.

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics