Haber
Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs konusunda siyasi partilerin seçim döneminde başka, seçim sonrasında ise başka bir tavır ortaya koyması halinde bunun kaosa neden olabileceği uyarısında bulundu.
Talat, vatandaşlara çağrıda bulunarak siyasi partileri sorgulamaları ve çeke çeke temel konularla ilgili düşüncelerini öğrenmelerini istedi.
Cumhurbaşkanı Talat, basına yönelik verdiği mesajda ise gazetelerin ve gazetecilerin tetikçilik yapmamalarını, konularla ilgili bilgi sahibi olup, doğruları yazmaları gerektiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Talat, BRT’de Mete Tümerkan’ın hazırlayıp sunduğu Akis programında Kıbrıs konusunda ve seçimlere yönelik önemli mesajlar verdi.
Talat, kendisinin çözüm yanlısı bir kişi olduğunun altını çizerek, “Ben siyasi bir kişiliğim, kamu görevlisi değilim” dedi.
Talat, şöyle devam etti:
Ben de çözüm yanlısıyım ve tabii ki çözüm yanlılarını işaret ediyorum her zaman. Tabii ki Kıbrıs Türkü Kıbrıs sorununu çözmek isteyen bir halk olduğuna göre, Kıbrıs sorununun çözümünü destekleyen bir hükümet ve destekleyen bir siyasi yapı yaratmalıdır. Bundan daha doğal birşey yoktur. Eğer bir parti çıkıp da ben çözüm istemiyorum diyorsa varsa öyle bir parti onun bunu üstüne alması lazım. Ben herhangi bir partiyi işaret etmiyorum. Üstüne alan bir parti varsa demek ki o parti çözüm istemez demek olur. Ben bu çerçevede geniş düşünürüm. Ben tabii bir siyasi kişiyim, ben bir kamu görevlisi değilim ki mutlak bir tarafsızlık ortaya koyayım. Ben Kıbrıs Türk halkının destek verip seçtiği bir kişi olarak halkın bana verdiği misyonu yerine getiriyorum.Bana verdiği misyon da Kıbrıs sorununun çözümü, Kıbrıs’ın bir AB üyesi olması ve Kıbrıs’ın, bütün Kıbrıs’ın dünya ile bütünleşmesidir.
Birleşik bir Kıbrıs’ın dünya ile bütünleşmesidir. Bu hedef doğrultusunda ben çalışmak zorundayım. Benim görevim, misyonum budur. Bunun tersi bir görev ben yükümlenenem. Benim işaret etmeye çalıştığım gerçekten Kıbrıs sorununun çözümünü bütün partilerimiz istemelidir aslında. Benim açımdan eğer bir partimiz ben de sorunun çözümünü istiyorum ve çözümün bu dediğim çerçevede BM parametrelerine dayalı bir şekilde olması gerektiğini benimsiyorum diyorsa benim için o parti muteberdir ve başımın üzerinde yeri var.
Siyasi partilerin her konuda ama özellikle Kıbrıs konusunda pozisyonlarını seçim döneminde net bir şekilde ortaya koymalarını isteyen Cumhurbaşkanı Talat, “Herkes pozisyonunu koysun. Ama bu pozisyon eğer çözüme karşı bir pozisyonsa bu elbette ki halk tarafından değerlendirilir. Ama herkes gerçek düşüncelerini ortaya koymalı” dedi.
Talat, ülkede seçim sonrasında bir kaos yaşanmaması için partilerden beklentilerini şöyle özetledi:
İki alternatif var, ya ayırırlar bugünkü seçimleri, parlamento seçimlerini, cumhurbaşkanlığının yürüttüğü Kıbrıs sorunu müzakerelerinden ve tamamen iç konulara yönelirler ve kurulan hükümette iç konularla ilgilenir, Kıbrıs sorunuyla ilgilenmez; veya uyarılarını yapar tabi ki. Ama sürece destek verir. Veyahut da açıkça tavrını ortaya koyar ve bu tavrıyla seçimi kazanırsa o zamanda kendi pozisyonunu uygulatmaya çalışır. O zaman bu onun meşru hakkı olur. Böyle olması lazım diye düşünüyorum.
Siyasi partilerin şu ana kadar ortaya koydukları pozisyonlara bakıldığı zaman böyle bir yaklaşım şekli içinde olmadıklarının gördüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Talat, Partilerin düşüncelerini net bir şekilde ortaya koymaları gerektiğini vurguladı ve şu uyarıda bulundu:
Siyasi partiler tüm boyutlarıyla görüşlerini ortaya koyması lazım. Ne düşünüyorlarsa ve gerçekten ne düşünüyorlarsa. Yani çözüm sürecini destekliyorlar mı? Çözümle birlikte, Kıbrıs’ta kurulacak olan iki toplumlu, iki kesimli, siyasal eşitliğe dayalı ortaklık devleti olacak. Bu modele göre bir Kıbrıs Türk bir Kıbrıs Rum kurucu devleti olacak, onların eşit statüsü olacak gibi bir genel çerçeve var. Bunu partiler destekliyorlar mı? Tabi ki görüşleri bu değilse, ‘görüşü örneğin ‘ben çözümsüzlük çözümdür anlayışındayım. Bugünkü durum devam ettirilecek ve uygun bir konjonktürde Kıbrıs sorunu iki devlet temelinde çözülecek’ de diyebilir. Bunları söylemesi lazımdır. Bunları söylemeden yani bunları gizliyerek gün gele ben hükümeti kurarsam o zaman sandıktaki yüzümü çıkarırım düşüncesiyle hareket ederek seçime girilirse o zaman hem bu halka kötülük yapılır hem de meşru anlamda o gün geldiğinde yani hükümet kurulduğunda müzakere sürecine müdahil olmaya kalkışıldığında kaos doğar. Sorun oradadır. Eğer bugün halktan gizlersen ve bunu hiç ortaya koymazsan, seçildikten sonra ama benim görüşüm budur ne istersen yap dersen olmaz.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat vatandaşlara da seslenerek vatandaşların siyasi partileri sorgulaması ve onlardan çeke çeke bilgileri alması gerektiğini de vurguladı.
Ana muhalefet UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu’nun seçim sonrasında iktidara gelmeleri halinde bir bakan ya da Dışişleri Bakanı’nı Cumhurbaşkanı’nın yanında görüşmelere gönderecekleri yaklaşımını değerlendirirken ise Talat, görüşmeleri liderlerin yürüttüğünün altını çizdi.
Talat şunları söyledi:
Bugüne kadar iki lider arasındaki hiçbir görüşmede hiçbir zaman bakanlar yer almadı. Bunu da demek ki bilmiyorlar. Yani bu da bilinmiyor. Bugüne kadar Annan Planı müzakerelerinde benim Başbakan, Sayın Serdar Denktaş’ın Dışişleri Bakını olduğu dönem hariç, hiçbir liderler arası müzakerede bakanlar yer almadı. Ne Türk Bakan ne de Rum Bakan. Bunun nedeni sanırım yeterince açıktır.
Öncelikle görüşmeler toplumlar arası görüşmelerdir. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde yürüttülen görüşmelerdir. Ve toplumlararası görüşmeyi de toplum liderleri yürütür. Halkların liderleri yürütür yani, bakanlar hükümetlerin mensubudur ve hükümetlerin mensuplarının bu görüşmeye katılması aslında onları liderlerin memurları haline getirir. Ve bu da siyasi iradenin aşağılanması demektir. O nedenle de bugüne kadar dediğim gibi hiçbir görüşme döneminde müzakerelerde bakanlar yer almadı. Dışişleri bakanları yer almadı veya herhangi bir bakan yer almadı.
Mehmet Ali Talat “Şimdi Ulusal Birlik Partisi kampanyasını sizin sürdürmekte olduğunuz sürecin yanlışlığı üzerine kurar, iki devlet esasında bir çözüm öngören bir argümanla gelirse?” şeklindeki soruyu yanıtlarken ise “O zaman haklıdır eğer onu yaparsa zaten başka şeylerin gündeme gelmesi de gerekebilir. Her şeyi değerlendiririz ve ona göre kararımızı veririz. Ancak şu anda siz de görüyorsunuz Kıbrıs Sorununa ilişkin ciddi bir eleştiri yoktur. Yapılması gereken şudur, seçimlerin sonrasında ortaya çıkacak tabloda 2004’ten beridir yürütmekte olduğumuz ve Türkiye’nin de desteğiyle yürütmekte olduğmuz Kıbrıs politikası hükümet tarafından da desteklenmelidir" dedi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat seçimlerde halktan beklentisini ise şu sözlerle ortaya koydu:
Sağduyulu davranmasını bekliyorum vatandaşın, geleceğini düşünmesini gerek Kıbrıs konusunda gerek ekonomik konularda geleceğini doğru düzgün değerlendirmesini ve ona göre karar vermesini bekliyorum. Yani çok zor kazandığımız uluslararası saygınlığı ve bu sayede dünyayla kurduğumuz bağlantıları risk etmemesi lazım. Bugün Avrupa Birliği ile birlikte yürütülen ilişkiler, bugün ağır aksak da olsa mali yardım tüzüğünün üçüncü yıldönümü galiba ağır aksak da olsa yürütülen bir mali yardım tüzüğü var, bu bir projedir bununla birlikte Avrupa Birliğiyle kurduğumuz ilişkilerimiz ağır aksak da olsa yürütülebiliyor. Brükselle doğrudan temasımız var. Kıbrıs’ın kuzeyinde doğrudan Brüksel’e bağlı Avrupa Projeleri Destek Birimi var. Dolayısıyla bugün törenleri var oraya Sayın Başbakanımız katıldı, orada konuşma yaptı. Bunlar geçmişte hayal bile edemeyeceğimiz şeylerdi. Bu Kıbrıs Türk’ünün çözüm yanlısı tutumundan kaynaklandı. Bu nedenle Kıbrıs Türk’ü çözüm yanlısı tutumunu devam ettirecek bir mekanizmayı canlı tutmak zorundadır. Canlı tutmak durumundadır. Bunu iyi değerlendirmelidir ve Kıbrıs sorununun çözümünü temel politika haline getiren bir çizgi gütmelidir ve bu çizgi sonuçta Kıbrıs Türk’ünün geleceğini de güvenceye alacak ve eğer bizim görüşme sürecimiz başarıya ulaşırsa Kıbrıs Sorununu çözmekle bunu taçlandırmış olacaktır. Bütün bunları dikkate almak durumundadır insanımız bundan sonraki süreçlerde diye düşünebilirim.
Kıbrıs konusunda yaşanan gelişmelerle ilgili olarak da soruları yanıtlayan Cumhurabaşkanı Mehmet Ali Talat, 2010 öncesi referanduma gidilebileceğini söyledi.
Türkiye’ye dönük eleştiriler yapan Rum Lider Hristofias’ın tutumuyla ilgili soruyu yanıtlarken ise Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Hristofias’ın Türkiye’den ne istediğini ortaya koymasını, bunu yaparken de Türkiye’nin limanlarını açmayacağını, Rum tarafını da tanımayacağını bilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Talat, çözümün anahtarının Ankara’da değil, Rum tarafında olduğunu da vurguladı.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat Rum Lider Hristofias’ın sürekli Türkiye’yi hedef alan açıklamalarını yorumlarken ise şunları söyledi:
Ne yapsın istiyor Türkiye onu hep soruyorum kendisine. Yahu diyorum tamam sen Türkiye’yi eleştiriyorsun ikide birde tabii her görüşmemizde de kendisini Türkiye’yi eleştirileriyle ilgili kendisini uyarıyorum. Ve diyorum ki bakın, eleştirmen somut olursa itirazım yok yani ‘şu yaptığı Türkiye’nin yanlıştır’ diyeceksin ki zaten işe yarasın, Türkiye’de desin ha yahu demek ki böyle bir eleştiri var bakayım burada ki pozisyonum ne idi ona göre davranayım. Nasıl ki beni eleştirirsin dersin ki Talat Annan Planı’ndan da ilerisini istiyor. Ha bende derim ki hangi konularda ben Annan Planı’ndan ilerisini istedim, falan falan konularda. Demek ki o durumda ki pozisyonumdan rahatsız oldu diyerek acaba oralarda esneklik yapabilir miyim diye düşünmeye başlarım.
Türkiye’ye de bunu söylemen lazım. Demen lazım ki bunu yanlış söylüyorsun bunu yanlış yapıyorsun ama senin söylediğin bir şey yok. “Türkiye bırakırsa çözüm olur” yahu Türkiye benim ellerimi bağlamıyor işte sana defalarca söyledim. Müzakereleri ben yürütüyorum Türkiye tabi ki beni destekliyor. Türkiye ile değerlendirme yapıyorum, Türkiye ile tartışıyorum ama sonuç itibariyle müzakereleri ben yürütüyorum ben Türkiye’nin çıkardığı zorlukları bana söylemeni istiyorum. Hadi söyle. Yok böyle bir şey. Sürekli “Türkiye anahtardır”, “Türkiye izin verirse çözüm olur” ne demek yani, Türkiye ne yapıyor bunu söylemiyor. Asla söylemiyor. Bugüne kadarki hiçbir açıklamasında bu yoktur. Bir zamanlar sadece bir iki hususa değinmişti, demişti ki Milli Güvenlik Kurulu iki tane devlet istiyor, böyle bir şey yok. Kendisine metin üzerinden okuyarak anlattık, İngilizce çevirisi üzerinden anlattık. Çünkü o bize Türkçeden Rumcaya çevirerek konuyu İngilizce olarak anlattı. Türkçeden Rumcaya çevirerek, orada şöyle bir husus ortaya çıkıyordu; Biliyorsunuz “demokradiya” demokrasi demektir.
Türkçede demokrasi demokradiya olarak çevrildiğinde devlet anlamına da gelir. Demokradiya devlet anlamına geldiği için iki tane devlet anlamına gelmektedir. Ve Rumcaya çeviri yapılırken öyle çeviri yapıldı. Bize okuduğunda onu öyle anladık hâlbuki Milli Güvenlik Kurulu kararı, şu anda iki tane devlet var, iki tane demokrasi var çözüm buna uygun olmalıdır gibi bir ifadeydi. Bu gerçekler dikkate alınarak gibiydi. Yapılan çeviride iki devlet çözümü olmalıdır gibi bir anlam yüklendi ona ve bunu kendilerine izah ettik. İnan bana o günden bugün ki bu 21 Mayıs’taki görüşmemizde olmuştu. O günden bugüne ayni bildiriyi sürekli tekrarlıyorlar ve kendi bildikleri gibi çünkü işlerine o gelmişti. Esas sıkıntı, esas sorun bu gibi noktalarda yatıyor. Burada bir çeviri yapıyorlar, çeviride anlam kayması ya bilinçli ya bilinçsiz gerçekleşiyor veya gerçekleştiriyorlar ve sonuç olarak da onu alıp gidiyorlar. Ama somut bir şey yok. “Türkiye müsaade etsin çözüm olsun”, “Türkiye Talat’ı rahat bıraksın çözüm olsun”, “anahtar Türkiye’dedir, Türkiye isterse çözüm olur” bunların hiçbiri somut değil, ne demek istiyorsun bunu söyle, bunu söyleme.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Akis programında ‘Şans oyunları yasası’nın çıkarılması gereken doğru bir yasa olduğunu bildirdi.
Mülteciler konusunda bir yasa tasarısının meclis gündeminde olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Talat, Rum tarafının kendi sınırlarını doğru düzgün korumadağını ve mültecilerin Güneye Kuzeyden gittikleri propagandasını yaptığını, bunun böyle olmadığını söyledi.
Talat gazetelerin ve gazetecilerin tetikçilik yapmamalarını, doğruları yazmalarını da isteyen Cumhurbaşkanı Talat, gazetecilerin bilgi sahibi olarak konuları irdelemelerini istedi.(Kıbrıs Postası)










