Logo EurActiv.com.tr

“Türkiye’nin üyeliği AB’ye fazla ek bir maliyet getirmeyecek; böyle bir mit yaratıldı”

Bookmark and Share

29.04.2008
Şişli Belediyesi Avrupa Birliği (AB) Merkezi tarafından "Avrupa Birliği Türkiye İlişkilerinde Yeni Açılımlar” paneli düzenlendi. Panelin medya ortaklığını Euractiv Türkiye üstlendi. Katılımcılar panelde Türkiye ve AB ilişkilerinin geleceğinin yanı sıra son dönemde Türkiye’nin gündemini etkileyen sıcak gelişmeleri de masaya yatırdı.

Haber

“Türkiye’nin en büyük sorunu, parti içi demokrasi ve siyasi partiler kanunudur”

Moderatörlüğünü  Avrupa Parlamentosu eski milletvekili Ozan Ceyhun’un üstlendiği ve 26 Nisan 2008 tarihinde gerçekleştirilen “Avrupa Birliği Türkiye İlişkilerinde Yeni Açılımlar” başlıklı panelin açılış konuşmasını Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül yaptı. Toplantının sonuçlarının Şişli belediyesi AB Merkezi tarafından  Türkiye çapında binlerce noktaya ulaştıralacağını belirten Sarıgül, farklı görüşlere ve yapılanmalara saygı duyulması gerektiğini vurguladı. AB’ye karşı çok farklı görüşlerin dile getirildiğini belirten Sarıgül, Şişli Belediyesi olarak ülkelere karşı olmadıklarını, sadece görüşmelerde maddelere karşı olduklarının altını çizdi.

Son CHP Kurultayı dolayısıyla Siyasi Partiler Kanunu’na da değinen Sarıgül, Siyasi Partiler Kanunu’nun Türkiye’de konuşulmadığının altını çizdi. Sarıgül, “Bir ülkede siyasi partiler demokratik değilse, o ülkede demokrasiden nasıl konuşabilirsiniz. Türkiye’nin en büyük sorunu, parti içi demokrasi ve siyasi partiler kanunudur” dedi.   

“İsveç Parlamentosu ve bütün partiler Türkiye’nin üyeliğinin arkasında

Sarıgül’ün açılış konuşmasının ardından ilk sözü eski İsveçli bakanı ve Avrupa Komisyonu üyesi Anita Gradin aldı. İsveç’in güçlü bir şekilde Türkiye’nin üyeliğini desteklediğini ve desteklemeye devam ettiğini vurgulayan Gradin, İsveç Parlamentosu’nun ve bütün partilerin Türkiye’nin üyeliğinin arkasında olduğunu belirtti.

Gradin, Türkiye’nin katılım sürecinin farklı bir süreç olarak tanımlanmaması gerektiğinin altını çizdi. Daha önce bu süreçten geçen ülkelerin farklı sonuçlarla karşılaştığını hatırlatan Gradin, buna örnek olarak İsveç’te tüketilen bir çeşit geleneksel tütün yüzünden üyelik müzakerelerinin durma noktasına geldiğini verdi.

“Türkiye’nin üyeliğinin AB’ye fazla ek bir maliyet getirmeyecek. Böyle bir mit yaratıldı”


Gradin’in ardından görüşlerini açıklayan Avrupa Parlamentosu sosyal demokrat üyesi ve ayrıca AP Bütçe Komitesi eski üyesi Göran Farm, Türkiye’nin AB içinde sıcak bir tartışma başlığı olduğunu ve AB’nin genişleme yorgunu olğunu belirtti. Kıbrıs’ın birleşmesine yönelik girişimlerin olumlu olduğunu, ancak AKP’ye karşı açılan son davanın olumsuz bir etki yarattığını vurgulayan Farm, daha önce hiçbir ülkenin Türkiye kadar müzakerelerin başlamasını beklemediğini hatırlattı. Türkiye’nin üyelik sürecinin diğer ülkelere nazaran daha karmaşık olduğunu belirten Farm, “Türkiye Müslüman bir ülke. Bunun sorun olmaması lazım; ama sorun. Ayrıca güvenlik sorunu var. Türkiye'nin bir sürü sorunlu bölge ile sınırı var. Bu açılardan baktığımızda işler hiç kolaylaşmıyor” dedi.

Genişlemenin AB’nin en büyük başarısı olduğunun altını çizen Farm, eski komünist blok ülkeleri ile Avrupa’nın Batısı’nın birleştiğini vurguladı.  Asıl sorunun “Türkiye’nin ne zaman ve nasıl üye olacak” olduğunu ifade eden Farm, Türkiye’nin üyeliği konusunda kötümser olmadığını söyledi. 

"Asker üzerindeki sivil kontrol güçlendirilmeli"

AB üyeliğine doğru giden reformların Türkiye’de büyük değişiklikler yarattığını belirten Farm şöyle devam etti:

“İlk önce Türkiye’deki fakir bölgeler geliştirilmeli. Ayrıca AB reformları konusunda ulusal konsensus sağlanmalı. Asker üzerindeki sivil kontrol güçlendirilmeli. Ayrıca AP ve AB, terör örgütü PKK saldırılarını kınamaktadır.  Türkiye şu an da AB ve AP’de objektif olarak tartışılmıyor. Müslüman bir ülke laik bir olsa bir kesim tarafından istenmiyor. Bunların çoğunluğunu ise Fransızlar oluşturmakta“ dedi.

Kasım ayında açıklanan son ilerleme raporunun bir çok eksik içerdiğini belirten Farm, raporda “açık uçlu” bir süreç yerine hedefin “tam üyelik” olarak yazılması gerektiğini vurguladı. "AB’nin genişleme kapasitesi" teriminin Türkiye’ye karşı bir argüman olarak kullanıldığını ifade eden Farm, AP Bütçe Komisyonu eski üyesi olarak Türkiye’nin üyeliğinin AB’ye fazla ek bir maliyet getirmeyeceğini, böyle bir mit yaratıldığını vurguladı. Farm, yeni üye 12 ülkenin AB’ye ek bir maliyet yaratmadığını, Türkiye’nin üyeliği AB’ye maliyet yaratabileceğini, ama Türkiye AB'ye üye olduktan sonra bu maliyeti fazlasıyla geri kazandıracağını sözlerine ekledi.  

“Asya’nın değil Avrupa’nın hasta adamı”

Farm’ın ardından söz alan emekli büyükelçi Volkan Vural ise Osmanlı zamanında bile “Asya’nın değil, Avrupa’nın hasta adamı” olarak tanımlanan Türkiye’nin Avrupa ya ait olduğunu vurguladı. “AB, bir mucizedir. Onsuz yapamayız” ve “Türkiye olmadan AB olmaz” savlarının ikisinin de yanlış olduğunu açıklayan Vural, Türkiye ve AB arasında bir mantık evliliği olması gerektiğinin altını çizdi. Türkiye ve AB’nin birlikte çok güçlü olacağını vurgulayan Vural, laikliğin Türkiye’de vazgeçilmez bir koşul olduğunu belirtti.

İsveç Parlamentosu Moderat Grup üyesi Magareta Cederfelt  de Türkiye’nin üye olacağı günü sabırsızlıkla beklediğini ve Türkiye’nin 2014’e kadar üye olacağını umduğunu söyledi.  

“İlk önce siviller kendilerini denetleyebilmeli ki sonra askeri denetleyebilsinler”

Panelde son olarak söz alan EurActiv Türkiye’nin (euractiv.com.tr) Genel Yayın Yönetmeni Zeynep Göğüş, son dönemde AB’nin Türkiye gündeminden düştüğünü, ama AKP’ye açılan kapatma davası ve izleyen süreçteki yaklaşık bir buçuk yıl boyunca AB’nin tekrar yoğun bir şekilde gündemde olacağını vurguladı. Amacın doğru bir algı yaratabilmek olması gerektiğinin altını çizen Göğüş, sözlerine şöyle devam etti:

“Avrupa’yı 'temiz hava' olarak görmeliyiz. Ekonomide temiz hava, kadın konusunda temiz hava, siyasette temiz hava. Siyasi Partiler Kanunu'nun bir sonraki ilerleme raporuna koyulmasını buradaki İsveçli dostlarımdan rica ediyorum. Siyasi Partiler Kanunu değişmeden de gelişmeler oluyor, ama etkili değil. AB’den yardım eli uzatılacaksa bu konuda uzatılmalı. Bu isteğim bütün partiler için geçerli.”

Askeri sivillerin denetlemesi konusuna da değinen Göğüş, “ilk önce siviller kendilerini denetleyebilmeli ki sonra askeri denetleyebilsinler. Anketlere bakıldığında en güvenilir kurum, her zaman askeriye çıkıyor.” dedi.

Şişli Belediyesi AB Merkezi tarafından düzenlenen ve medya ortaklığını EurActiv Türkiye’nin üstelendiği panele İsveç bakanı ve Avrupa Komisyonu üyesi Anita Gradin, Avrupa Parlamentosu sosyal demokrat üyesi ve AP Bütçe Komitesi eski üyesi  Göran Farm ve İsveç Parlamentosu Moderat Grup üyesi Magareta Cederfelt’in yanı sıra emekli büyükelçi Volkan Vural ve EurActiv Türkiye’nin (euractiv.com.tr) Genel Yayın Yönetmeni Zeynep Göğüş konuşmacı olarak katıldı. (euractiv.com.tr)

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics