Erdenir, İktisadi Kalkınma Vakfı’nın dün (12 Ekim) gerçekleşen “Müzakerelerin Beşinci Yılında Türkiye'nin AB’ye Katılımı: Süreç, Fırsatlar ve Zorluklar" başlıklı toplantının açılışında konuştu. 14 yıldır AB konularında çalışan Erdenir, sürecin devam ettiğini vurgularken, birkaç neden yüzünden katılım müzakerelerinin yerinde saydığını ve birçok faslın açılamadığına da dikkat çekti. 33 fasıldan sadece bugüne kadar toplam 13’ünün müzakerelere açıldığını hatırlatan Erdenir, 20 fasıldan 17’sinin siyasi blokaj altında tutulmasının Türkiye-AB ilişkilerinde karamsarlığa yol açtığını kaydetti.
Erdenir, önümüzdeki dönemde ise "Rekabet Politikası", "Kamu Alımları", "Sosyal Politika ve İstihdam" olmak üzere sadece açılması mümkün 3 faslın bulunduğunun da altını çizdi.
Erdenir, “reform süreciyle birlikte Avrupa standartlarına ulaşmanın Türkiye’nin yararına olduğunu gördüğümüz için diğer fasılların açılması için çalışıyoruz” dedi.
Önümüzdeki dönemde en çok "Rekabet Politikası" faslının açılmasını beklediklerini bildiren Erdenir, devlet yardımları konusundaki görüşmenin yarın Genel Kurulda tamamlanacağını belirtti. Erdenir, bu yasanın geçmesiyle birlikte Belçika AB Dönem Başkanlığı’nda bu faslın açılacağını duyurdu.
Erdenir , "Kamu Alımları" faslının açılması için Kamu alımlarında istisnaların kalkması gerektiğini belirtirken, sosyal politika ve istihdam başlığında işçi ve işveren sendikalarının sendika yasası konusunda uzlaşmaya varması gerektiğini vurguladı. Erdenir, bununla birlikte Anayasa’da da kamu görevlilerine grev hakkı gibi bir takım düzenlemelere gidilmesi gerektiğini ekledi.
Geriye kalan 17 müzakere başlığının siyasi nedenlerle açılamadığının altını çizen
Erdenir, enerji faslının önünde engel bulunmasına rağmen bu faslın dahi açılamamasını eleştirdi.
AB’nin 6. büyük ekonomisine sahip Türkiye’nin ekonomi alanında önemli gelişmeler kaydettiğini hatırlatan Erdenir, yabancı yatırımcıların ülkeye ilgisine de dikkat çekti.
Türkiye’nin dış politikadaki aktif konumunda değinen Erdenir, ülkede gelişen bir orta sınıfın var olduğunu bildirdi.
Sorunlarıyla yüzleşen bir Türkiye’nin önemli gelişmeler kaydettiğini vurgulayan Erdenir, Kıbrıs meselesinin çözümüne ilişkin Annan planı’ndaki Türkiye’nin tutumunun ülkeyi farklı bir noktaya getirdiğini de hatırlattı.
Erdenir, tüm bu gelişmelerle birlikte “fazla yoksul, fazla Müslüman” tezinin de Türkiye’nin lehine değiştiğini belirtti.
Erdenir, 2004 sonrası genişleme sürecinden ve özellikle ekonomik krizden sonra AB’deki değişimleri iyi değerlendirmek gerektiği belirtirken, bunların AB’de yorgunluk yarattığını da ekledi. Erdenir, ayrıca yeni ülkelerin çoğunun Maastricht kriterlerini yerine getiremediğine dikkat çekerken, Türkiye’nin bu kriterleri yerine getirdiğinin de altını çizdi.
Erdenir, Avrupa’da aşırı sağın yükselişe geçtiğine işaret etti ve Avrupa’daki göçmelerin yaşadığı entegrasyon problemine de değindi. Erdenir, ayrıca Avrupa’da halen tarihi önyargıların etkisiyle Müslümanlara karşı dışlayıcı bir tutumun var olduğu belirtti.
Erdenir daha sonra Avrupa Birliği Genel Sekreterliği’nin yapısındaki değişimleri değerlendirdi.
ABGS bünyesinde kurulan 6 başkanlığın, 14’e çıkarıldığını belirten Erdenir, ABGS olarak yurt dışında özellikle 4 konuyu vurguladıklarına işaret etti.
Terörle mücadelede AB’nin desteğinin çok önemli olduğunu her fırsatta dile getirdiklerini kaydeden Erdenir, PKK’nın finansal kaynaklarını kurutmaya yönelik AB’nin daha sert önlemler alması gerektiğini de vurguladıklarını bildirdi.
Erdenir bununla birlikte Kıbrıs konusunu gündeme getirdiklerini ve özellikle mali yardım ve doğrudan ticaret tüzüğü konusunda gereğin yapılmasını bekledikleri kaydetti.
Vize konusunu da gündemde tutmaya çalıştıklarını belirten Erdenir’in vurguladığı diğer bir konuda, üyelik müzakereleri sürecinde Türkiye'ye karşı "adil" olunması gerektiğiydi.
Son olarak Erdenir, AB’ye zaman zaman kızılsa bile, AB’den vazgeçmenin akılcı bir davranış olmadığının altını çizdi. 










