Logo EurActiv.com.tr

Almanya pencere imparatoru Türk işadamı: Camcı Kaya. Hem camcı hem bestekar...

Bookmark and Share
Camcı Kaya. Kaya Tığlıoğlu. Berlin'de Türk işadamı.

10.04.2010
Kaya Tığlıoğlu çok renkli ve çok yönlü bir işadamı. Hem camcı hem müzisyen ve bestekar. Şimdi Berlin'in Neukölln ilçesinde 4800 metrekare kapalı alanı olan bir fabrikaya sahip. Almanya'da 300 bayii var. ABD'ye mal satıyor. Fabrikanın en üst katında 2.5 milyon euro harcayıp bir stüdyo yapmış. Stüdyoda bazen kendisi müzik yapıyor, bazen de oğlu Ahmet Necdet. Oğlu müzik dünyasında Rookee olarak tanınıyor. Tığlıoğlu, "Oğlum 11 altın plak aldı. Dünya listelerine giren besteleri var. Bir plağı 6.5 milyon sattı" diyor. Halit Çelikbudak’ın söyleşisi.

Halit Çelikbudak-Hürriyet Avrupa Koordinatörü

Berlin'de "Camcı Kaya'yı tanıyor musun" diye hangi Türke sorsanız, onu hayatında hiç görmeyenler bile tanıdığını söyler. Çünkü bizzat görmese bile adını mutlaka duymuştur. Bugün yılda 50 bini aşkın PVC ve alüminyum kapı, pencere üreten, Kuzey Almanya'daki üç büyük pencere, kapı fabrikasından biri olan Isogon firmasının sahibi Kaya Tığlıoğlu (63) ilginç bir işadamı.

Her şeyden önce iyi bir müzisyen. Gitar ağırlıklı olmak üzere hemen her türlü enstrümanı çalabiliyor. Beste yapıyor. Çok sayıda grupla çalışmış. Vakit bulunca ya golf oynuyor ya da Harley Davidson motoruna atlayıp tura çıkıyor. Bunlara ilaveten Berlin Atıcılar Kulübü'nün ikinci başkanlığını yapıyor.

Almanya'ya gelişi de ilginç. "1970 yılında geldim. Niyetim bir yıl kalıp dönemin gözde otomobillerinden bir Ford Capri alıp geri dönmek. Bir türlü nasip olmadı. Hameln, Braunschweig kentleri derken kendimi Berlin-Kreuzberg'de buldum. 23 Mark aylıkla tek odalı bir ev kiraladım. Apartmanın altında da bir camcı vardı" diye anlatıyor o günleri.

Bir gün alt kattaki camcı Heinz Müller'e gidip, "Beni işe almanız sizin menfaatinize. Ben Türkiye'de bu işi yaptım" diyor. Alman camcı da "Şu camı kes göreyim" deyince "Biz Türkiye'de farklı kesiyoruz. Önce siz kesin ben de sizin biçimde keserim" diye cevaplıyor. Alman camcı anlamadığını fark ediyor ama cesaretine hayran kalıp Tığlıoğlu'nu 3 Mark 40 fenik saat ücretiyle çırak olarak işe alıyor. Berlin'de ‘Camcı Kaya' efsanesi işte böyle başlıyor.

11 yıl camcıda çalıştıktan sonra 1983'te kendi işini kuruyor. Bu arada Wiesbaden kentinde Federal Camcılık Yüksekokulu'nu bitiriyor. Bu okulu bitiren tek Türk olan Tığlıoğlu ‘kırılan camların yerine yenisini takmak, kapı, pencere tamir etmek'le işe başlıyor. O dönemlerde Berlin'de radyo ve televizyonlarda yayımlanan "Camcı Kaya, camcı Kaya/Ah anneciğim topu attım camı kırdım/Bir telefon edelim gelsin camcı Kaya" şeklindeki cıngılı Berlinli Türkler bugün bile hatırlıyor. 1989'da ise fabrika kuracak hale gelmiş. Şimdi Berlin'in Neukölln ilçesinde 4800 metrekare kapalı alanı olan bir fabrikaya sahip. Almanya'da 300 bayii var. ABD'ye mal satıyor. Fabrikanın en üst katında 2.5 milyon euro harcayıp bir stüdyo yapmış. Stüdyoda bazen kendisi müzik yapıyor, bazen de oğlu Ahmet Necdet. Oğlu müzik dünyasında Rookee olarak tanınıyor. Tığlıoğlu, "Oğlum 11 altın plak aldı. Dünya listelerine giren besteleri var. Bir plağı 6.5 milyon sattı" diyor.

"Bu sektörde kışın işler biraz hafifler ama hep ‘düşük kâr kaliteli ürün' felsefesiyle hareket ettiğim için durgunluğu pek hissetmem. Geçen yıl finans krizi de etkilemedi diyebilirim. Çünkü ödeneği ayrılmış, planlanmış inşaatlar devam etti. Biz firma olarak büyük çapta projeler de yapıyoruz" şeklinde konuşan Tığlıoğlu'na Türkiye'yi soruyorum.

Sanki yaraya basmışım gibi önce duraksıyor, sonra başlıyor anlatmaya: "Türkiye'yi düşünmüyorum. 90'lı yıllarda Türkiye'ye yaptığım yatırımlardan yıldım. Hayatımın en verimli yıllarında zaman ve enerji kaybettirdi. Türkiye'de yemediğim kazık, iftira kalmadı. Üstelik borçlandım. Yıllarca o borçları da ödedim. Ben bu işi sıfırdan bugüne getirdim. 38 yıldır işin içindeyim. Övünmek gibi olmasın ama işin profesörüyüm. Türkiye'ye artık çok güvenebileceğim biri olursa açılırım."

Yaşamın tadına vararak, kaliteli bir yaşamın sefasını sürdüğü her halinden belli olan Tığlıoğlu, yüzünden eksik olmayan tebessümle o kadar çok şey anlatıyor ki hepsini yazmak herhalde haftalar sürer. Anlatmakla kalmıyor bir taraftan da yeni bestesini dinletiyor. Besteyi ilk dinleyenlerden biri de benmişim…

Sivas Orduevi'ndeki askerliği, Almanya'da Hey Türk diye çağrılmasına nasıl karşılık veriyor, Hameln'de ‘Bit Mehmet'le ilk grubunu kurması, 1968'de gönüllü olarak Kıbrıs'a gitmesi, askerde ‘Memleketi kurtaracak var mı' diye sorulunca niye hemen öne çıkması, eşinin akrabalarına‚ ‘Damat cam mühendisi' diye takdim edilmesi gibi birbirinden ilginç konuları anlatıyor.

Bir taraftan da "Bu fabrikayı ben yaptım. İnşaatı kaç ayda bitirdim? Altı ayda. Ben Karadenizliyim" diyor. Temeline de kutu içinde o günkü Hürriyet gazetesini, ailesinin fotoğraflarını, kim olduklarını yazıp koymuş. "Kim bilir belki bir gün buralarda kimler varmış diye merak edilir. Görsünler bizim kim olduğumuzu" diye ekliyor.

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics