Logo EurActiv.com.tr

İngiltere Avrupa Hukukçuları Birliği Başkanı Paul Lasok: "Avrupa’ya seyahat özgürlüğü sorunun çözülmesi hükümetlere kalmış"

05.06.2008
İktisadi Kalkınma Vakfı, EurActiv Türkiye ve Yeditepe Üniversitesi işbirliğiyle Türk vatandaşlarının Avrupa'ya Seyahat Özgürlüğü'nün kısıtlanması bir kez daha masaya yatırıldı. Konferansın konuğu İngiltere Avrupa Hukukçuları Birliği Başkanı aynı zamanda AT Adalet Divanı eski Raportörü DR. K. Paul Lasok (Quenn's Counsel) oldu. Lasok, EurActiv Türkiye’ye de açıklamalarda bulundu.

Haber

30 Mayıs 2008 tarihinde düzenlenen konferansta konuşan Lasok, AB’nin dayandığı ekonomik hakların, herhangi bir üye ülkeye gidipİngiltere’ye kalıcı iş kurmaya izin veren “yerleşme hakkı (right of establishment)” ve kurduğunuz işi o ülkede devam ettirebilme haklarını kapsadığını belirtti.  

“Yerleşma hakkı”nın gerekli kıldığı şartların duruma göre değiştiğini söyleyen Lasok, kendi işine sahip bir elektrikçi olarak işe devam edebilmek için alet kutusundan ve bir cep telefondan başka çok az şeyin gerektiğini örnek verdi.  

“Hizmet sunma özgürlüğü (freedom to provide services)”nü açıklayan Lasok, bu özgürlüğün ürünlerin, insanların ve sermayenin serbest dolaşımı tarafından yönetilmiyorsa, iş akdinde aksi belirtilmediği sürece her türlü ekonomik aktiviteyi kapsadığını söyledi.  

“Hizmet sunma özgürgürlüğü”nün hem hizmet sunanı hem de hizmetten yararlanan kişiyi kapsadığının altını çizen Lasok, sözlerine şöyle devam etti:

“Ayrıca hizmetten yaralanan kişinin, hizmet sunan kişiye gitme özgürlüğü, yine “hizmet sunma özgürlüğü”nün kapsadığı alanlar içindedir. Bu yüzden “hizmet sunma özgürlüğü” turist gibi başka bir ülkeye seyahat ederek hizmet almak isteyen müşterilerin yanında başka bir ülkeye gidip hizmet sunmak isteyen kişileri de kapsamaktadır. Hizmet sunma özgürlüğü”, “yerleşme hakkının” aksine hizmet alanın kalıcı olarak hizmet aldığı ülkeye yerleşmesinin yerine daha geçici bir ilişki öngörmüştür. Hizmet sunan ve alan kişinin başka bir ülkede geçirdiği süre geçici veya önceden tanımlanmış olmalı. Örnek olarak yanında cep telefonu ve alet kutusu olan eletrikci hizmet sunmak istediği ülkeye gitmeden önce sunduğu hizmetten yararlanmak isteyen müşteri olduğunu kanıtlamak zorunda değildir.”  

“Yerleşme hakkı” ve “hizmet sunma özgürlüğü”nün Ankara Anlaşması kapsamında uygunlanmaması için geçerli bir neden yoktur

Benzer tanımlamaların AB’yi kuran anlaşmalarda yer almasına rağmen Ankara Anlaşması’nın her zaman aynı şekilde yorumlanmayabileceğini ifade eden Lasok, “Fakat Ankara Anlaşması’nda  taraflar “yerleşme hakkı” ve “hizmet sunma özgürlüğü”nü kapsayan Avrupa Topluluğu şartlarına göre davranacaklarını açıkca ifade etmişlerdir. Bu “yerleşme hakkı” ve “hizmet sunma özgürlüğü”nün Ankara Anlaşması kapsamında uygunlanmaması için geçerli bir neden yoktur” dedi.

Lasok ayrıca Ankara Anlaşması’nın “ek protokol (katma protokolü-1973)”ünün 41/1 sayılı maddesinin “standstill (mevcut hakların geriye götürülmemesi kuralı)” kuralının  açıkca tarafların birbirlerine “yerleşme hakkı” ve “hizmet sunma özgürlüğü” kapsamında yeni kısıtlamalar ve engeller oluşturmayacağını ortaya koyduğunu sözlerine ekledi.

Lasok, Konferansın ardından EurActiv Türkiye’nin de sorunlarını yanıtladı

Ek Protokol’ün yürülüğü girdiği 1973 yılından bu yana standstill maddesine rağmen durumun hep kötüye gittiğini hatırlattığımız Lasok, “Türklerin kesinlikle bazı hakları var. Daha fazla hak kazanmak ise politik bir problem, hukuksal değil. Sorunun çözülmesi hükümetlere kalmış” cevabını verdi. 

Lasok, ek olarak Avrupa Topluluğu Adalet Divanı’nın (ATAD) sadece kanunun ne olduğunu, insanların sahip olduğu ve hükümetlerin uyması gerektiği hakları belirlediğini söyledi. Lasok, ATAD’ın kararlarının tam bir cevap vermediğini, bundan başka asıl sorunun hukuksal değil politik olduğunu vurguladı.

İngiltere’de Tüm ve Darı davasının ardından Kasım 2007’de İngiltere’nin Türkiye Başkonsolosluğu’nun internet sitesinde yayınlanan ve İngiltere’nin Tüm ve Darı davasının ardından Türk girişimcilerin İngiltere’de iş kurabilmesini kolaylaştıracak şartların 1973 yılı baz alınarak tekrar düzenleneceğine ilişkin açıklamayı hatırlattığımız Lasok, henüz kesin bir şey söylemenin erken olduğunu vurguladı. Lasok, cevabına şöyle devam etti:

“Tüm ve Darı davasının ardından kaç Türk işadanmının haklarını aradığı önemli. Asıl zorluk burada. Çünkü Tüm ve Darı davasının ardından kanunların nasıl uygulanacağına veya değiştirileceğine dair İngiltere’da yeterli tecrübe oluşmadı” dedi.

Türkiye gündemine ilişkin AKP’ye yönelik kapatma davasıyla ilgili düşüncelerini sorduğumuz Lasok, bir yabancı olarak bu soruya cevap vermenin kendi görevi olmadığını,  bu sorunun Türkiye’nin anayasa ve iç meselesi olduğunun altını çizdi. Lasok, Türkiye’nin iç meseleleri hakkında fikir beyan eden AB yetkililerinin ise, resmi politikayı ilgilendiren bir durum olduğu için kendi resmi görüşlerini açıkladığını vurguladı.

Tüm ve Darı Davası

Avrupa Adalet Divanı ‘nın bu davada verdiği karar şöyledir:

 “ 23 Kasım 1970 tarihinde Brüksel’de imzalanan ve 2760/72 sayılı tüzükle 19 Aralık 1972 de Avrupa Topluluğu ile yapılan, adil bulunarak onaylanan Katma Protokün (Ek Protokol) 41. maddesinin 1. fıkrasının yorumunda, hükmün üye devlette yürürlüğe girdigi tarih itibariyle, ilk defa o ülkeye gelerek orada iş kurmak için yerleşmek isteyen Türk Vatandaşı için yerleşim özgürlügünü kısıtlayan ve bununla bağlantılı olarak maddi ve usuli koşullar bakımından yeni ağırlaştırıcı hükümler getirilmesi yasaklanmıştır.”

 

 

 

 

© EurActiv 2007-2009. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM