Kısaca kariyerinizden bahsedebilir misiniz?
Amerika’da aşağı yukarı 25 sene çalıştım. Daha sonra Amerika’da çalıştığım şirkete Türkiye’de bir şube açmasını önerdim. Onlar da kabul etti. Böylece Türkiye’ye on sene önce geri döndüm. Asıl amacım, Türkiye’de şirketi kurduktan sonra Londra’ya dönmekti. Ama Türkiye geldikten sonra çalıştığım şirket iflas etti ve başka bir firmaya devredildi. Ben de Türkiye’de kaldım ve Türkiye şubesinin genel müdürü olarak devam ettim.
Bu arada iki sene önce, bir Amerikan şirketi kurdum. Şirketi, internette bir günde kurdum. İnternete, adımı, soyadımı, sosyal güvenlik numarımı girdim. Kredi kartıyla 150 dolar gibi bir ücret ödeyerek şirketi kurdum. Bir gün sonra da şirketin kurulduğuna dair bir e-mail geldi. Kuruluşa dair bütün işlemleri internet üzerinden hallettim. Damga mühürüymüş, notermiş uğraşmıyorsunuz. Türkiye’nin de bu noktaya geleceğini umuyorum. Türkiye’de şirketler daha kolay kurulabilmeli.
ABFT Türkiye’de nasıl kuruldu?
Türkiye’de Amerikan Sermayesi ile kurulan şirketleri, haklarını, hukuklarını korumak amacıyla bir araya geldi. ABFT aslında TABA’nın (Türk- Amerikan İşadamları Derneği) içinden çıktı. Sadece Amerikan şirketleri olarak kendi sorunlarımızı çözebilmek için ayrı bir kuruluş kuralım dediler ve bu sayede ABFT kurulmuş oldu. Üye sayımız altmış. Her şirketi de üye olarak kabul etmiyoruz. Bir çok üyemiz de hem TABA’nın hemde DEİK’in (Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu) üyesidir. ABFT, bir işdünyası birliği (business association) tarzında faaliyetlerini sürdürüyor. ABFT, dört sene önce kuruldu.
ABFT, ilk kurulduğu zaman Amerika Birleşik Devletleri'nin Büyükelçisi olarak görevde bulunan Eric Edelmann da onursal başkanlığımızı üstlendi. Ayrıca ABFT birazda Edelmann’ın öncülüğünde kuruldu. Şu an da onursal başkanlığımızı Amerika Birleşik Devletleri'nin şimdiki Türkiye Büyükelçisi Ross Wilson üstleniyor. ABFT’i de tarafalar bir araya gelip sorunları müzakere ediyoruz, olası çözümleri bulup, bu yolda ilerliyoruz. Kısacası amacımız tartışmak değil.
13 Haziran 2008 tarihinde “Daha İyi bir İş ve Yatırım İklimi için Ürün ve Üretimde İnavasyonu Teşvik” başlıklı ABFT konferanslarının ikincisi düzenlenecek. Konferansların amacı nedir?
Bizim amacımız Türkiye’de daha iyi bir iş dünyası kurabilmek. Türkiye’deki yabancı ve Türk yatırımcı da ülkedeki iş ikliminin çok iyi olmasını istiyor. İş ortamı şefaf olsun, iş dünyasının kuralları olsun, hükümetler bize destek olsun gibi talepleri ABFT olarak dile getiriyoruz, tartışıyoruz. Niçin İnavasyon diyoruz? İnovasyon’un asıl anlamı, bir şeyi yeni bir yolla, yeni bir şekilde üretmek demek.
Örneğin FIAT, Türkiye’ye ilk geldiği zaman daha evvel üretilen arabaların kopyalarını Türkiye’de üretmeye başladı. Türkiye’ye faydası oldu; ama yeteri kadar değil. Ama Ford Türkiye, Türkiye’ye has bir araç üretti ve aracı daha sonra Avrupa’ya satmaya başladı. Bu tarz bir üretim Türkiye’ye daha çok katkı sağladı.
Türkiye’de ayrıca yabancı iş dünyası için stratejik önem kazanmaya başladı. Sık sık yabancı firmaların Ortadoğu veya Asya merkezlerini Türkiye’de kurduğunu işitiyoruz.
Türkiye büyümekte olan bir ülke. Jeopolitik olarak önemli bir konumda. Başka ülkelere göre avantajları var. Bir kere Türk insanı iş verirsen çalışmasını sever ve üretkendir. Fark yaratan ülkelerden birisi olan Türkiye’de kadın çalışanlar olarak büyük kaybımız var. Türkiye’nin üretken nüfusta kaybı, yüzde 30’larda. Büyük bir potansiyel var.
Bu arada Avrupa Birliği’ne gelirsek. Türkiye, AB’ye üye olmak istiyor. Şu an da Türkiye AB’ye ihtiyacı olduğunu zannediyor. AB’de Türkiye’ye ihtiyacım yok şeklinde düşünüyor. Bundan on sene sonra Türkiye, AB’ye hiç ihtiyacım yok; ama AB, benim Türkiye ihtiyacım var, çabucak üye olsa diyebilecek. Bu fark nereden doğacak? Türkiye’de büyük bir potansiyel var. Türkiye’de insan gücü birazcık daha verimli hale getirildiği zaman AB’ye ihtiyaç olmayacak. Kendi çapımızda reformları yaptığımız sürece herkesi geçebiliriz. Biz daha rekabetçi olmak istiyorsak; AB’nin üzerinde bir yere gelmemiz gerekiyor. AB, Türkiye ile yarışsın. İnovasyon, sadece Türkiye’ye has bir şey değil. Türkiye ev ödevlerini yapmış değil. Hukuksal olarak fikri mülkiyet haklarının geliştirilmesi lazım, patent haklarının korunması lazım, şirket kurmak istediğimiz zaman çabucak kurabilmemiz lazım, vergi adaletini getirmemiz lazım. Ama bu reformları gerçekleştirebilmek için AB’ye ihtiyacımız var gibi gözüküyor.
Ayrıca Türkiye’nin daha rekabetçi hala gelmesi gerekiyor. Hükümetin üreticiden aldığı vergiyi düşürmesi, bu sayede maliyetleri azaltması gerekiyor. Örneğin Tüketici, kalitesi Türkiye’de üretilen mallardan daha az; ama daha ucuz olan malları tercih edebiliyor.
AB ile ABD arasında transatlantik ilişkiler büyük önem kazanmaya başladı. Özellikler ABD bu ilişkiye nasıl bakıyor?
Bildiğim kadarıyla AB, küreselleşmeden şikayetci. Bütün bu yabancı şirketler geliyor, AB olarak rekabet edemiyoruz gibi bir korkuları var. Amerika, bütün kapıların açılmasını, kotaların kalkmasını istiyor. Avrupa’da karşılık olarak, ben kendi mallarımı Amerika’ya satamıyorum diyor. Bu arada Amerikan Ticaret odalarının hazırladığı bir rapor var. Rapora göre; durum esasında Avrupa’nın korktuğu gibi değil. Avrupa, Amerika’dan gelen yatırımcılar sayesinde istihdam yaratıyor. Ameirkan yatırımları Avrupa’nın işine yarıyor.
Amerika, Avrupa’nın büyük bir ortak pazar olmasını istiyordu. Şu an da Avrupa Amerika’yı geçti. Ortak para birimi AB’yi daha da güçlendirdi. Avrupa ticari alanda büyük bir devrim yaptı.












