İrlanda’nın Avrupa Birliği’ne katıldığı yıl olan 1973’ten bu yana, net kazanımı yaklaşık 35 trilyon euroya ulaştı. İrlanda Başbakanı Brian Cowen bir keresinde “ellenize ne kadar geçtiği değil, nasıl kulladığınız önemlidir” demişti. İrlanda Modeli’nin başarı stratejisi nedir? İrlanda’nın başarı hikayesinde AB’nin rolü nedir?
İrlanda, ekonomisini veya sanayini kas gücüne bağlı olmaktan çıkarıp akla ve zekaya dayalı hale getirmeyi amaçlayan bir politika izlemiştir.
AB fonlarının ve 1972 sonrası kalkınma politikaları, İrlanda’da değişime uğrayan sosyal yapı, davranışlar ve politik yönelimlerin değişmesiyle mümkün olabildi. Kendini AB üyeliğinden önce şekillendirmeye başlayan İrlanda dış yatırımlardan fayda görmeye başladı. Aslında genel bağlamda bu anlayış AB tarafından empoze edilmedi, İrlanda kendi kendini hazırladı.
1980 ve 1990 yılları arasında 3 adet stratejik yatırım kararı alındı. Eğitime yatırım, telekominikasyona yatırım ve taşımacılığı yatırım. Bu üç alan, İrlanda’nın uzun vadeli yatırım planları açısından politik konsensüs sağlanan alanlar oldu.
Böyle bir konsensüs ve uzun dönemli istikrar ortamı olmadan boşa harcanan zaman ve etkinsizlik yeniden canlanma çabalarını boşa çıkarırdı.
Eğer İrlanda Halkı, referandumda Lizbon Anlaşması’nı reddederse; bu sonuç İrlanda ekonomisini nasıl etkiler?
Lizbon Anlaşması ekonomik değil, yapısal bir anlaşma. İrlanda, AB’ye net katkı sağlayan ülkeler arasındadır. İrlanda, AB fonlarının etkin kullanımı sayesinde de AB içinde en fakir ikinci ülke konumundan en zengin AB ülkesi konumuna yükselmiştir.
İrlanda referandumda ülkenin AB’ye üyeliğini oylamayacak. İrlanda AB’ye tamamen bağlı kalarak, Lizbon Anlaşması’nı her yönüyle etkin ve açık olarak tartışan tek ülke durumunda. Tartışma İrlanda’nın geleniğidir. Böyle önemli bir konuyu halkımızın önünde tartışmak da sahip olduğumuz güveni yansıtıyor.
AB ile karşılaştırdığınızda Türkiye’deki e-ticaret işletmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’deki e-ticaret pazarının çok büyük potansiyele sahip. Telekomünikasyona yapılan yatırım, yükselen sosyo-ekonomik standartlar ve dinamik e-ticaret sektörü yabancı girişimci açısından Türkiye iç pazarını potansiyel bir pazar haline getiriyor.
E-ticaret başarısı sadece teknolojik bir konu değildir, ayrıca tüketicinin kişisel ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayacak bir yeterlilik ve sunum sağlama anlamına gelir. Türk e-ticareti benzersiz bir şekilde hem kendi iç marketini koruma amacıyla konumlanmış hem de özellikle Almanya ve Türkiye dışında yaşayan Türklere sunulan hizmetleri de karşılama yoluna gidiyor. Bu da Türkiye pazarına dinamik ve etkin bir başarı getiriyor.
E-ticaret ve iş dünyasındaki gelecekteki trendler ne olacaktır?
En önemli trendler sırasıyla aşağıdaki gibi olacak:
1) 2020 yılı itibarıyla perakende ticaretin yüzde 10 ile 30’u e-ticaret tarafından temsil edilecek,
2) İklim değişikliği ile savaşta ana araç olacak,
3) Nüfuslar yaşlandıkça radikal bir şekilde değişecek,
4) Ürün satın alma yönetemleri önümüzdeki on yıl içinde önemli şekilde değişecek,
5) Kişisel bilgisayar ve cep telefonlarından daha fazlasını etki alanı içine alacak,
6) Fiziksel ürünlerden dijital ürünlere geçiş, ülkelerdeki ekonomiyi ve refah dağılımını temelden değiştirecek,
7) E-ticaret teknolijileri ve varlığı bütün ülkelerin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmesinde kilit rol oynayacak.












