Reklam
Arka Plan:
40 yıldan bu yana AB’nin bekleme odasındaki Türkiye ile müzakereler 3 Ekim 2005 tarihinde resmen başladı. Üstünde karşılıklı mutabakata varılan “Müzakere Çerçeve Belgesi”ne (negotiating framework) göre, müzakereler sonuçu önceden kestirilemeyen “ucu-açık” (open-ended) bir süreç. Sürecin ucu her ne kadar açık olsa da uzmanların vurguladığına göre AB ile müzakere masasına oturan hiçbir ülke şimdiye kadar tam üye olmadan masadan kalkmadı.
“Müzakere” teriminin yanlış anlaşıldığını da vurgulayan uzmanlar, müzakere sürecinde aslında AB Müktesebatı’nın (Acquis Communautaire) müzakere edilmediğini, üye olmak isteyen ülkeye uyumunun gerçekleştirildiğini belirtiyor.
Müzakere sürecinin dışında AB’nin Türkiye’den birliğe katılmadan önce gerçekleştirmesini istediği bir diğer beklentisi de komşularıyla iyi ilişkiler kurması. Özellikle Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi ve Ermenistan iyi ilişkiler kurulması gereken komşular arasında başı çekmekte. Ayrıca Ankara’nın, AB’ye üye ülke halklarını kendi lehine çevirmek zorunda olduğu da AB tarafından vurgulanıyor.
Müzakere sürecinin en az 10-15 yıl sürmesi de bekleniyor.
Konu Başlıkları:
Devlet Bakanı ve Baş Müzakereci Ali Babacan, Türk tarafı adına müzakere sürecinin uygulanma koşullarının yerine getirilmesinden sorumlu olacaktır. Bu arada Ankara’nın müzakere heyeti’ne Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, başkanlık edecektir.
Ankara’da müzakere süreci için yeni bir departman oluşturulmadı. Türk siyasilerine göre yeni bir departmanın kurulması ancak müzakereler devam ederken gerçekleşebilecek. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise AB ile ilintili konulara öncelik verilmesi gerektiğini belirtti. Bunun üzerine bakanlık ve kurumların her biri, katılım süreci boyunca bünyelerinden bir kişiyi “Daimi Temas Noktası” (permanent contact point) olarak atadı. Babacan’ın yaptığı açıklamaya göre müzakere heyetinin bu şekilde yapılanması; heyeti “dinamik ve esnek” kılacaktır.
Sivil toplum kuruluşları da müzakere sürecinde aktif rol oynayacaklardır. Ayrıca düzenli olarak sivil toplumun bir araya geleceği zirveler de organize edilecektir.
Türkiye’nin müzakere süreci, üç sütun üzerinde durmakta:
- Kopenhag Kriterleri’ne tam olarak uyum sağlanması ve siyasi reformların derinleştirilmesi:
- Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Baş Müzakereci Ali Babacan, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’dan oluşan “Reform İzleme Grubu” (Reform Follow-up Group) tarafından takip edilmektedir.
- AB Müktesebatı’na (Acquis Communautaire) uyum sağlamak. (Türkiye’nin kanun ve kurumlarının, AB kanun ve kurumları ile uyumlu hale getirilmesi.)
- Sivil toplum diyaloğu:
- AB İletişim Grubu (EU Communication Group) tarafından izlenmektedir. Grup Başkanlığı’nı gazeteci Ahmet Sever yürütmektedir.
Masadaki Sorunlar:
Türkiye’nin AB’ye katılım süreci aşılması gereken birçok engelle doludur. Bu engellerin en önemlisi ise Kıbrıs sorunudur. AB, Türkiye’ye “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni tanıması için bastırırken; diğer bir yandan da Ada’daki askeri varlığın sona erdirilmesi ile Türk liman ve havaalanlarının imzalanan Ankara Anlaşması Ek Protokol’ü uyarınca “Kıbrıs Cumhuriyeti”ne açılması yönünde uyarıda bulunmaktadır.
Masadaki bir diğer sorun da İfade özgürlüğüdür. Özellikle Türk Ceza Yasası’nın “Türklüğü, Cumhuriyeti, Devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçunu düzenleyen 301. Madde’si endişelerin odağında yer alıyor. Aralarında Orhan Pamuk’un da olduğu birçok ünlü gazeteci ve yazar bu maddeye istinaden hakim önüne çıktı. Bu konuyla bağlantılı olarak sözde Ermeni soykırımı üzerindeki tartışmalar da Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in suikasta kurban gitmesinden sonra yoğunlaşacak gibi görünüyor. Ayrıca Türkiye’nin Ermeni Soykırımı’nı tanımakta gösterdiği çekimserlik, Avrupa Parlamentosu’nun Eylül 2006’da hazırladığı ilerleme raporunda yer alan ve Türkiye’nin sözde Ermeni soykırımını tanımasını katılım için ön koşul haline getiren maddeyi rapordan çıkarmasına sebep olmuştur. AB, Türkiye’yi Ermenistan ile ilişkilerin güçlendirmesi cesaretlendirme yönünde çaba sarf etmektedir.
AB’nin gelişme görmek istediği bir diğer alan da din özgürlüğü. Özellikle Avrupa Parlamentosu, “ırkçı ve yabancı düşmanı” olduğu söylenen “Talat Paşa Komitesi”nin kapatılmasını talep ediyor.
AB, ayrıca Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaşayan Kürtlerin “azınlık hakları”nı teminat altına alması yolunda Türkiye’yi teşvik ediyor.
Çözülmeyi bekleyen bir başka sorun da AB’nin “genişleme kapasitesi”dir. AB, yakın bir gelecekte bünyesine yeni üyeler kabul etmeyi düşünüyorsa “genişleme kapasitesi”nin ekonomik mi, kurumsal mı, siyasi mi ne anlama geldiğini tam olarak açıklığı kavuşturması gerekiyor. Angela Merkel ve Nicolas Sarkozy gibi bazı Avrupalı liderler ise bu tabiri Türkiye’nin AB üyeliğine karşı bir koz olarak kullanmaya devam ediyor.
Tarama Süreci:
Ekim 2005’de AB Müktesebatı’nın (acquis Communautaire) her faslı için bir tarama süreci başlatıldı. 2000 yılından itibaren Ankara ve Brüksel arasında gümrük birliğiyle ilgili benzer bir uygulama zaten yürütülüyordu. Bu sayede taramalar, bazı başlıklarda daha hızlı ilerleyebildi. İki ana bölüm üzerinden yürütülen tarama sürecinde “Analitik tarama” (Analytical screening) da denen birinci bölümde AB Komisyonu, müktesebatı Türk tarafına açıkladı. “Detaylı veya karşılıklı tarama” (detailed or bilateral screening) da denen ikinci bölümde ise Türk tarafı kendi kanunlarını AB’ye tanıttı. Bu süreçte AB Komisyonu, taraması biten bir fasılda Türkiye’yi yeterli bulursa, o fasıl için müzakere teklifinde bulunabiliyordu. Teklif, AB üyesi 25 ülke tarafından değerlendirildikten sonra müzakerelerin başlama kararı ise oy birliği ile alınıyordu. Ayrıca fasılların müzakereye açılış ve kapanışında her ülke tek başına veto hakkına da sahipti.
Eğer aday ülke AB Müktesebatı’nın herhangi bir faslında AB standartlarını karşılayamazsa; AB Komisyonu, o faslı “geçici olarak” kapatabilmektedir. Fasıl kapatıldıktan sonra herhangi bir tarihte yeniden müzakereye açılabilir.
Müzakereler:
AB ve Türkiye tarafından karşılıklı olarak onaylanan “Müzakere Çerçeve Belgesi” (Negotiation Framework) uyarınca fiili müzakerelerin ilerleme hızı Türkiye’nin üyelik şartlarını yerine getirmede gösterdiği gelişmeye bağlıdır. Konsey, Komisyon’un hazırladığı “İlerleme Raporlarına” (Progress Report) dayanarak müzakere sürecini düzenli olarak gözden geçirir.
Konsey, her fasıl için açılış ve geçici kapanış kriterlerini belirler ve bu kriterleri Ankara’ya iletir. Türkiye’de buna karşılık olarak belirlenen kriterlerde gösterdiği gelişmeyi düzenli olarak rapor eder.
Ekim 2005 Konsey toplantısında yoğun tartışmalara neden olan “Müzakere Çerçeve Belgesi”nin 2. Paragrafına göre “Müzakerelerin ortak hedefi katılımdır. Müzakereler, sonucu önceden belli olmayan “ucu-açık” (open-ended) bir süreçtir. AB’nin “sindirme kapasitesi”de (absorption capacity) dahil olmak üzere tüm Kopenhag Kriterleri göz önünde bulundurularak Türkiye eğer üyelik yükümlülüklerini yerine getirebilecek durumda değilse; Türkiye’nin mümkün olan en güçlü bir şekilde Avrupa yapılarına demirlenmesi sağlanır.”
Eğer Türkiye, Avrupa Birliği’nin temelini oluşturan “özgürlük, demokrasi, insan haklarına saygı ve hukukun üstünlüğü ilkelerini” ciddi ve ısrarlı bir şekilde ihlal ederse; AB Komisyonu (ya kendi iradesiyle ya da AB’ye üye ülkelerin üçte birinin teklifiyle) Türkiye ile yürütülen müzakereleri askıya almayı teklif edebilir ve müzakerelerin yeniden başlayabilmesi için şartlar öne sürebilir. Bu durumda da son söz yine Konsey’e aittir. Müzakerelerin başlamasına ilişkin karar, Konsey’de nitelikli çoğunluk (qualified majority) yönetimiyle alınır ve Avrupa Parlamentosu bilgilendirilir.
Müzakere Çerçeve Belgesi’nde yer alan bir diğer maddede ise şu cümleler yer almakta:
“Uzun geçiş süreleri, derogasyonlar, özgün düzenlemeler veya daimi koruma tedbirleri, yani korunma tedbirlerine temel teşkil etmek üzere daimi olarak elde tutulan hükümler, tezekkür edilebilir. Komisyon bu tedbirleri uygun olduğu ölçüde kişilerin serbest dolaşımı, yapısal politikalar veya tarım gibi alanlardaki önerilerine dâhil edecektir. Ayrıca, kişilerin serbest dolaşımının zaman içinde tesisiyle ilgili karar alma süreci, her bir üye devletin azami bir rol oynamasına imkân sağlamalıdır. Geçici düzenlemeler veya koruma tedbirleri, rekabete ve iç pazarın işleyişine olan etkileri açısından gözden geçirilmelidir”
Ayrıca Türkiye, kendisiyle birlikte üyelik için çaba sarf eden bir başka ülke ile AB arasında gerçekleşen katılım müzakerelerinin sonuçlarını da kabul edeceğini taahhüt eder.
Türkiye’nin müktesebat ile uyumluluğu 35 fasıl üzerinden değerlendirilecek ve müzakerelerin ilerleme hızı ise aşağıda belirtilen ana başlıklar çerçevesinde belirlenecektir.
· Kopenhag Kriterleri, üyelik için gerekli koşulları aşağıdaki gibi belirtmiştir:
- Demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve azınlıklara saygı gösterilmesini ve korunmasını garanti eden kurumların varlığı,
- İşleyen bir pazar ekonomisinin varlığının yanı sıra Birlik içindeki piyasa güçleri ve rekabet baskısına karşı koyma kapasitesine sahip olunması
- Siyasi, ekonomik ve parasal birliğin amaçlarına uyma dahil olmak üzere üyelik yükümlülüklerini üstlenme kabiliyetiyle birlikte müktesebatı uygulayıp, yürütebilecek etkin idari kapasiteye sahip olmak
· Türkiye’nin iyi komşuluk ilişkileri kurmaya yönelik net bağlılığı ve ortaya çıkacak herhangi bir sınır anlaşmazlığında Birleşmiş Milletler Sözleşmesi temel alınarak sorunun barışçıl yollarla çözülmesi; eğer gerek olursa anlaşmazlıkla ilgili olarak Uluslararası Adalet Divanı yargı kararına başvurulması.
· Türkiye’nin Birleşmiş Milletler çerçevesinde ve kapsamlı çözüm için gerekli ortamın yaratılması da dahil olmak üzere Avrupa Birliği’nin temelini oluşturan değerler doğrultusunda Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunması yolundaki gayretlerine devam etmesi
· Ortaklık Antlaşması (Association Agreement) ve antlaşmayı tüm yeni üye ülkeleri kapsayacak şekilde genişleten Ek Protokol'ün (özellikle Gümrük Birliği ilintili kısmı) yanında düzenli olarak gözden geçirilen Katılım Ortaklığı Belgesi uyarınca Türkiye’nin yükümlülüklerini yerine getirmesi.
Türkiye ve AB üyesi ülkelerin katılımıyla gerçekleştirilecek Hükümetlerarası Koferans’ta müzakerelerin içeriği belirlenecektir.
Müzakere Çerçeve Belgesi’nin hükümleri uyarınca Türkiye’nin AB’ye katılımı ancak 2014 yılı sonrası dönem için oluşturulacak Mali Çerçevenin (bu konuda meydana gelebilecek mali reformlarla birlikte) tamamlanmasında sonra gerçekleşebilir.
Aşağıdaki tablo fasıl başlıklarının ön hazırlık listesidir (liste sıralaması başlıkların ele alınma sırasını göstermemektedir):
http://www.abgs.gov.tr/tarama/
Fasıl Başlığı | Tanıtıcı Toplantı (Avrupa Komisyonu Sunuşları) | Ayrıntılı Toplantı (Türk Tarafı Sunuşları) | Avrupa Komisyonunun soruları ve bunlara Türk Tarafının cevapları |
1- Malların Serbest Dolaşımı | |||
2- İşçilerin Serbest Dolaşımı | |||
3- İş Kurma Hakkı ve Hizmet Sunumu Serbestisi | Sorular ve Cevaplar | ||
4- Sermayenin Serbest Dolaşımı | |||
5- Kamu Alımları | Sorular ve Cevaplar | ||
6- Şirketler Hukuku | Sorular ve Cevaplar | ||
7- Fikri Mülkiyet Hukuku | <><><td width="140" nowrap="true" style="BORDER-RIGHT: windowtext 1pt solid; PADDING-RIGHT: 3.35pt; BORDER-TOP: #ece9d8; PADDING-LEFT: 3.35pt; BACKGROUND: #cccccc; PADDING-BOTTOM: 0.85pt; BORDER-LEFT </></> |










