Dünya Turizm Örgütü, 2008 yılında patlak veren küresel ekonomik krize karşın Türkiye'nin turizm sezonunu başarılı bir biçimde geçiren ülkeler arasında yer aldığını belirtmişti. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre 2008 yılında Türkiye'ye gelen turist sayısının bir önceki yıla oranla yüzde 13 artarak 26, 336, 677 kişi olarak açıklanması, Türk turizminin içinde bulunduğu yükselişin en önemli göstergelerinden biri olarak değerlendirildi.
Dünya Turizm Örgütü'nün turizmde 2008 yılında en iyi sonuçların alındığı bölgelerin başında yüzde 11 artışla Orta Doğu’nun geldiğini ve Afrika’da yüzde 5, Amerika’da yüzde 4’lük artış kaydedildiğini belirtmesi ve Avrupa ve Asya’da belirgin bir düşüş olduğunu açıklaması, dikkatle değerlendirilmesi gereken istatistikler olarak dikkat çekiyor. Avrupa Seyahat Komisyonu ise geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, 2009 yılında seyahat ve turizmde yaşanan düşüşün özellikle uzun vadeli seyahatlerde gerçekleştiğini, buna karşın kısa mesafeli seyahatlerde artış olduğunu aktardı.[2] Bütün bu gelişmeler, yeni ve kapasitesi doymamış destinasyonların değer kazandığının önemli bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
Dünyadaki turizm hareketlerinde meydana gelen bu gelişmeler ve Türk turizmine dair istatistikler yorumlandığında, başta iç turizmi arttırmaya yönelik faaliyetlerin yoğunlaştırılması, artan turizm çeşitliliği, fiyat kalite dengesi açısından avantajlı bir konumda yer alınması ve yeni destinasyonlar oluşturmak için gerçekleştirilen yatırımların artması gibi etkenlerle Türk turizminin dünyada turizm hareketleri içerisindeki ağırlığının arttığı söylenebilir.
Küresel ekonomik krizin ve domuz gribi tehdidinin Türk turizmini ve önemli rakiplerini etkileyip etkilemediği incelendiğinde ise, Türkiye'nin 2009 yılını az da olsa bir büyüme ile kapatacağı öngörüsü karşımıza çıkmakta. Hürriyet gazetesi’nde 25 Ağustos tarihinde Hanife Baş imzası ile yayınlanan haberde yer alan istatistikler, bu tahmini doğrular nitelikte. Söz konusu haberde, Türk turizminin özellikle yurtdışında hız verdilen tanıtım kampanyalarının da etkisiyle 2009’un ilk 7 ayını geçen yıla oranla yüzde 1.1 artışla 14.9 milyon ziyaretçi ile tamamladığı bilgisi yer alıyor. Yine aynı haberde, Türkiye’deki artışa karşın turizmde özellikle Akdeniz Çanağı’ndaki en önemli rakip ülkeler olarak bilinen Yunanistan’da toplam ziyaretçi sayısında yüzde 8.6, İspanya’da yüzde 5.5, Mısır’da ise yüzde 7.7 azalma meydana geldiği belirtiliyor. [3]
Bu rakamlar, Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi tarafından 2009 yılının Mart ayında yayınlanan raporda yer alan tahminleri büyük ölçüde doğrular nitelikte. Söz konusu raporda 2009 yılında Türkiye'nin önde gelen rakiplerinden olan İspanya, Yunanistan, İtalya ve Mısır turizminin küçülmesinin beklendiği ifade edilmiş, bu küçülmenin İspanya turizmi için 4.9, Yunanistan için 1.8, İtalya için 5.5, Mısır için ise 2.8 oranında gerçekleşeceği kaydedilmişti. Buna karşın, Türk turizminde yüzde 1.3 oranında büyüme olacağı tahminine raporda yer verilmişti. Dünya Turizm Örgütü ise, bu yılın mayıs ayında Madrid’de gerçekleştirdiği basın toplantısında Türkiye'nin küresel ekonomik krize rağmen turist sayısının en iyi artış gösterdiği ülkeler arasında olduğunu açıklamıştı.
Türkiye, halihazırda dünya turizmine yön veren ilk 10 ülke ünvanını geliştirerek 2023 yılında ilk 5 arasına girme hedefine ulaşabilmek adına son birkaç yılda pek çok önemli atılım gerçekleştirdi. Bu çalışma, 2009 yılında etkisini arttıran ekonomik krize ve küresel bir tehdit haline gelen domuz gribine karşın Türkiye'nin dünya turizminin yükselen yıldızlarından biri haline getiren etmenleri tüm boyutları ile ele almayı amaçlamaktadır.
Türkiye’de iç pazara yönelik turizm faaliyetlerin yoğunlaşması
Türkiye’de yeterince kullanılmayan turizm potansiyelini geliştirmek ve Türkiye’nin küresel turizm pastasından alacağı payı büyüterek turist sayısı ve turizm gelirleri bakımından en önemli ilk 5 ülke arasına sokabilmek amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan Türkiye’nin 2023 Turizm Stratejisi’nin en önemli başlıklarından birini “İç turizmde toplumun farklı kesimlerine uygun kalite ve fiyatta turistik ürün alternatiflerinin sunulması” konusu oluşturuyor. [4]
9. Kalkınma Planı Stratejisi’ne (2007-2013) uyumlu olarak ve sürdürülebilir turizm yaklaşımı doğrultusunda hazırlanan Türkiye’nin 2023 Turizm Stratejisi’nin iç turizme yönelik hedeflerinin başında ise, iç pazara yönelik tanıtım faaliyetlerinin arttırılması, gençlik turizmine ağırlık verilmesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından her yıl bir kentin “kültür turizmi şehri” ilan edilmesi ve Bakanlık bünyesinde iç turizm ile ilgili verilerin değerlendirilmesi amacıyla bir birim kurulması gibi konular geliyor.
Tüm dünya ile birlikte Türkiye’de de 2008 yılının son çeyreği itibariyle etkisini arttıran küresel ekonomik krizden en az etkilenen sektörlerden birinin turizm olmasının en büyük nedenlerinden en başlıcaları olarak iç turizm hareketlerinin canlandırılmasının bir devlet politikası olarak görülmesi ve özel sektörün, STK’ların ve kamu kuruluşlarının bu konuda alınan kararlara ve uygulamaya geçirilmeye hazırlanılan yasal düzenlemelere destek vermesi görülüyor.
Türkiye’nin iç turizm alanında gerçekleştireceği atılımın en önemli habercisi; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Otelciler Federasyonu(TÜROFED), Türkiye Seyahat Acentaları Birliği(TÜRSAB) ve Türk Hava Yolları(THY) işbirliğiyle gerçekleştirilen ve iç turizmi canlandırmayı ve ülke vatandaşlarının ucuz ve kaliteli tatil yapmasını sağlamayı amaçlayan “Erken Rezervasyon Kampanyası” oldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü önderliğinde yürütülen kampanya ile yerli turiste çeşitli ödeme kolaylıkları, taksit imkanları, konaklama tesislerinde ve ulaşımda indirim gibi avantajlar sağlanarak Türk vatandaşlarının da yabancı turistlerle aynı uygun koşullarda tatil yapma olanağı bulması sağlandı.
Kamu ve özel sektör de Tükiye'de iç turizmin canlandırılmasına yönelik çalışmaları destekliyor. Bunun en güzel örneklerinden biri, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO)'nun “Marka Kent Bursa Projesi” kapsamında düzenlediği “Hafta Sonu Bursa'ya” kampanyası oldu. “Kültür-Tarih-İnanç”, “Doğa-Sağlık-Spor” ve “Alışveriş” olmak üzere 3 ana başlık çerçevesinde tasarlanan “Hafta Sonu Bursa'ya” kampanyası, Türkiye'de hafta sonu turizmini başlatacak olan öncü bir girişim olarak tanımlanıyor. Söz konusu kampanya ile 3 yıl içinde 1,5 milyon turistin Bursa'ya çekilmesi ve buna bağlı olarak kentin ekonomik olarak da canlandırılması hedefleniyor. "Haftasonu Bursa'ya" kampanyasının tanıtımı çerçevesinde başta İstanbul olmak üzere, Bilecik, Eskişehir, Kütahya, Balıkesir, Yalova ve Sakarya gibi Bursa'ya yakın illerde Bursa'nın tarihi ve kültürel değerleri hakkında bilgilendirme çalışması gerçekleştirildi. [5]
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortak kararıyla 2009 yılı itibariyle okulların açılış tarihinin eylül ayının son haftasına alınması, sektör temsilcileri tarafından iç turizmin geliştirilmesine yönelik olumlu bir çaba olarak karşılandı. Buna karşın, Türkiye’nin en önemli pazarlarından biri olan Almanya’da da okulların erken açılması, ağustos ayında Türkiye’ye gelen turist sayısında azalmaya sebep oldu. Almanya’ın pek çok eyaletinde okulların iki hafta erken açılması, yetkililer tarafından “Almanya’nın kendi iç turizmini arttırmaya yönelik bir çabası” şeklinde yorumlandı.
Turistik ürün ve paket tur alternatiflerinin sunulması, bu çeşitlilğe paralel olarak konaklama tesislerinin kapasitelerinin artması ve yeni geliştirilen turizm ürünlerine uygun kaliteli tesislerin inşaası da Türkiye’de iç turizm gelirlerini arttırmaya yönelik önemli faaliyetler arasında sayılıyor. Önümüzdeki dönemde turistik tesis yatırımlarının büyük ölçüde İstanbul ve Anadolu şehirlerinde yoğunlaşacağı ve bu durumun da altyapı yetersizliklerini gidererek Akdeniz bölgesi dışındaki şehirlerin iç ve dış turizm için önemli birer cazibe merkezi haline gelmesini sağlayacağı öngörülüyor.
Türkiye’de çeşitlenen turizm algısı
Türkiye, gerek köklü bir medeniyete ev sahipliği yapması, gerekse de dünya tarihini şekillendirmiş diğer medeniyetlere yakın bir coğrafi konumda bulunması nedeniyle dünya turizminin cazibe merkezlerinden biri olmasına karşın, uzun yıllar boyunca “ucuz tatil” denilince akla ilk gelen destinasyonlardan biri olarak görüldü.
Türkiye’ye gelen turistin her yıl artmasına rağmen, turizm gelirinin beklenenden daha az olması, Türk turizminin en büyük sorunlarından biri. Ülkemizdeki turizm potansiyelinin bugüne kadar etkin kullanılamaması ve tatil turizmine daha çok ağırlık verilerek alternatif turizm faaliyetlerine yeterince ilgi gösterilememesi ise, turizm sektörü tarafından gelen turist sayısının artmasına karşın toplam turizm gelirinin düşük kalmasındaki en önemli etken olarak yorumlanıyor.
Birbirinden önemli rakiplerle baş edebilmenin yolunun farklı beğenilere uygun turistik ürün ve destinasyonların geliştirilmesinden geçtiğini farkeden Türk turizm sektörü, yıllardır Türkiye’nin üzerine yapışmış olan “ucuzcu ülke” etiketinden kurtarılması ve şimdiye kadar etkin bir biçimde kullanılamamış olan alternatif turizm potansiyelinin değerlendirilmesi için harekete geçti.
Türkiye’de hem destinasyon, hem de yatırım bakımından çeşitlenen turizm algısının 2008 yılında tırmanışa geçen, ancak 2009 yılında küresel kriz nedeniyle küçük de olsa yavaşlama gösteren Türk turizminin tekrar yükselişe geçmesinde büyük rolü olacağı bir gerçek. Bu nedenle hem turizm sektörünün önde gelen kuruluşları, hem de Kültür ve Turizm Bakanlığı, önümüzdeki dönemde uygulayacakları stratejik planlamalarında bu konuya gereken önemi gösterecekleri sinyalini veriyorlar.
Sürekli ilerleyen ve hızla değişen dünyada insanların sürekli aynı tatil konseptiyle yetinmeyeceğinin ayırdına varan Türk turizm sektörü, turizmde değişen trendleri takip ederek kültür, sağlık, kongre, eğitim, gençlik, doğa, inanç ve lüks turizmine yönelik yatırımlarını hızlandırdı. Üstelik, bu yatırımlar artık gelişi güzel değil, yatırım yapılan ve hizmet verilen destinasyonlara değer kazandıracak ve bu destinasyonların sosyo-ekonomik açıdan gelişmesini sağlayacak bir bakış açısıyla gerçekleştiriliyor.
Turizmin çeşitlenmesi, yalnızca destinasyon çeşitliliğini ve gelişimini etkilemekle kalmıyor, küresel kriz nedeniyle 2009’un ilk 7 ayında 2008’e göre yüzde 30 gerileme gösteren turizm yatırımlarının bu olumsuz durumdan en çabuk biçimde çıkabilmesinin yolu olarak da görülüyor. Türkiye’de kitle turizmine yönelik konaklama tesisinden ziyade marina, kongre, sağlık, spor, kruvaziyer ve liman gibi turizmi çeşitlendirecek, sezonu uzatacak ve turist harcamalarını arttıracak yatırımlara ihtiyaç duyuluyor. Üstelik, yatırımların artık tesise doyan Akdeniz bölgesinden ziyade Ege bölgesi, İstanbul ve Anadolu’nun önemli merkezlerinde gerçekleştirilmesi turizmin çeşitliliği açısından önemli bir gelişme olarak addediliyor.
Fiyat – Kalite dengesi
Türkiye'nin başta Avrupa olmak üzere etkin olduğu pazarlarda yapılan araştırmalar, tatil destinasyonu seçiminde üç ana kriterin ön plana çıktığını gösteriyor:
Alınan hizmet/ödenen para dengesi
Uygun fiyat
Kalite
2009 yılında küresel ekonomik krizin etkilerinden Türk turizminin nispeten daha az düzeyde etkilenmesinin bir başka önemli nedeni olarak fiyat-kalite dengesi açısından Akdeniz çanağında bulunan diğer önemli rakiplerine nazaran çok daha avantajlı hale gelmesi olarak görülüyor.
Türkiye, hem dünyadaki turizm harcamalarının yarısından fazlasını gerçekleştiren Avrupa pazarına olan yakınlığı, hem de Euro bölgesi dışında kalması nedeniyle kaliteli tesisleri ve turistik hizmetleri uygun fiyatlarla sunması nedeniyle İspanya, Yunanistan ve Mısır gibi önemli rakiplerinin arasından sıyrılmayı başarıyor. Euro’nun Dolar karşısında değer kazanması ve Türk lirasının değerinin düşmesi sebebiyle kaliteli turistik ürün ve tesislerin diğer ülkelere oranla daha uygun fiyatlara satılması da Türkiye destinasyonun krizden çıkış yolundaki en önemli kozlarından biri olarak belirtiliyor. Türkiye’nin uygun fiyatlara sunduğu turistlik hizmet ve işletme kalitesi ise, ekonomik kriz nedeniyle tasarrufa yönelen turistlerin Türkiye’yi seçmesindeki en önemli etken olarak göze çarpıyor.
Sektör temsilcileri, Türkiye'nin 2009 yılı turizm sektörünün izleyeceği stratejide ağırlığın fiyat-kalite dengesine verilmemesi ve tek satış unsurunun fiyatın düşüklüğü olmaması konusunda hemfikir. Hizmet kalitesini, müşteri memnuniyetini ve destinasyon çeşitliliğini ön plana çıkarmak, maliyetleri azaltırken geliri azami düzeye getirmek ve finansal açıdan güçlülük sağlamak, Türk turizminin bu riskli dönemde dikkat etmesi gereken noktalar olarak açıklanıyor.
Her Şey Dahil Sistem
2009 yılı itibariyle etkisini arttıran küresel ekonomik kriz, turizm hareketine katılacak olan bireylerin tercih edecekleri destinasyonları büyük ölçüde etkiledi. Tatile çıkarken ne kadar harcayacaklarını bilme ihtiyacındaki orta gelir grubundaki turistler, bu imkanı bulacakları destinasyonlara yöneldiler. Böylece, Türk turizminde yıllarca parasız ve kalitesiz turisti ülkeye çektiği ve Türkiye'yi ucuza pazarlanan ülke olarak lanse ettiği gerekçesi ile yıllardır eleştirilen her şey dahil sistem, 2009 yılında küresel krizin etkisinin artması ile Türk turizminin krizden en az zararla çıkmasının başlıca yolu olarak yeniden gündeme geldi.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2008 yılı için açıkladığı istatistiklere göre, Türkiye'nin ağırladığı turistlerin yüzde 66,9 gibi yüksek bir ölümü orta gelir grubundaki insanlardan oluşuyor. Yüksek gelirli turistlerin oranı yüzde 18,8, çok yüksek gelirli turistlerin oranı ise yüzde 2,2'de kalırken, düşük gelir grubunda olup da Türkiye'de tatil yapabilen turistlerin oranı yüzde 10,3'ü buluyor. Bu veriler, Türkiye'nin ağırlıklı olarak orta gelir turist grubuna hitap ettiği tezini doğrular nitelikte. Bu durum da, her şey dahil sistem'i başarılı bir biçimde uygulayan ülkelerden biri olan Türkiye'nin tercih edilmesinin önünü açan etkenlerden biri oldu. [6]
Antalya'ya gelen turistlerin profilini tespit etmek amacıyla Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği'nin (AKTOB) Akdeniz Üniversitesi ve ICF Airport işbirliğinde Antalya Hava Limanı'nda gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçları da Türkiye için her şey dahil sistemin önemini vurguluyor. Araştırmaya göre; Antalya'ya tatile gelenlerin yüzde 85'i paket turla tatile geliyor ve yüzde 82'si her şey dahil sisteminin olduğu tesislerde kalıyor. Özellikle Avrupa ve Rusya'dan gelen turistlerin tatil seçimlerini büyük ölçüde etkileyen her şey dahil sistem, özellikle ailelerin tercih ettiği Türkiye'nin önemini önemli ölçüde arttırmakta. [7]
Yıllardır üzerine yapışmış olan "ucuzcu ülke" imajından kurtulmak isteyen Türk turizm sektörü ise, uzun yıllar boyunca tartışılan her şey dahil sistem'e farklı bir açıdan yaklaşarak uygun fiyata kaliteli hizmet sunulduğunu yurdışında gerçekleştirdiği tanıtımlarda özellikle vurguladı. Böylece, Akdeniz çanağındaki önemli rakiplerine karşı her şey dahil sistemin avantajlarını kullanarak elindeki kozu güçlendirme yolunu krizden çıkmak adına bir stratejik yol olarak benimsedi.
Türkiye'deki otel yatırımlarının ve kapasitenin her şey dahil sisteme son derece uyumlu olması nedeni ile Türkiye'nin Akdeniz'deki önemli rakipleri Yunanistan ve İspanya'ya karşı avantaj sağladığı belirtiliyor. Avrupalı tur operatörlerinin Türkiye`ye gerçekleştirdikleri uçak sefer sayılarını artırması, dünyada her şey dahil sistemi en iyi uygulayan ülkelerden birinin Türkiye olduğu görüşünü kuvvetlendirmekte. Üstelik, Thomas Cook ve TUI’nin İspanya’ya her şey dahil içerikli ürün sayılarını arttırması yönünde uyarıda bulunması ve İngiltere’den İspanya’ya yönelik paketlerin yüzde 25’i her şey dahil olmasına karşın bu oranın Mısır ve Türkiye gibi rakip destinasyonlarda yüzde 65’lere çıktığını vurgulaması dikkat çekici gelişmeler arasında yer alıyor.
Turizm sektörünün avantajları hakkında büyük ölçüde hemfikir olduğu herşey dahil sistemine dair karşıt görüşler de yok değil. 2009 yılının Nisan ayında basında yer alan haberlerde Fethiye, Marmaris, Datça, Bodrum gibi önemli turizm merkezlerine sahip Muğla’da ‘Her Şey Dahil’ sistemine karşı imza kampanyası başlatıldığı bilgisi yer almaktaydı. Söz konusu haberlerde, kampanyayı başlatan Muğla Esnaf Odaları Birliği Başkanı Şükrü Ayyıldız'ın her şey dahil sisteminde otellere kapanan yerli ve yabancı turistlerin esnafla bağlantısının kesildiğini belirterek, para harcamayan turist döneminin başladığını savunduğu aktarılmaktaydı. Antalya’nın Alanya ilçesi Pansiyoncular Otelciler Kafeteryacılar ve Turistik Eşya Satıcıları Odası Başkanı Hüseyin Değirmenci de bu görüşü paylaşan bir diğer isimdi.
Her şey dahil sisteme karşı gelişen bir başka görüş ise, turistik tesislerde uygun fiyatla mümkün olduğunca fazla kişinin ağırlanmasının sunulan ürünlerin kalitesi konusunda yanlış anlaşılmalara neden olması. Bu görüş, özellikle zeytinyağı ve şarap üreticileri arasında yaygın olarak görülüyor. Bu konuda bir açıklama yapan Türkiye Şarap Üreticileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Coşkun Güner, turistik yerlerdeki birçok otelin müşteri çekmek için başvurduğu her şey dahil sisteminin Türk şarabını kalitesiz gibi gösterdiğini belirterek bu durumun bir imaj sorununa neden olduğuna dikkat çekiyor. Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Metin Ölken de bu görüşü paylaşarak her şey dahil sistemi ile zeytinyağının kalitesine yakışır bir konsept çıkmasının mümkün olmadığının altını çiziyor.
Bütün bu karşıt görüşlerin ortak noktası olan kalitesizlik sorununa turizm sektörünün getirdiği çözüm ise, her şey dahil sisteme Kültür ve Turizm Bakanlığı aracılığıyla bir standart getirilmesi olarak belirtiliyor.
Türkiye’nin özellikle Akdeniz çanağındaki destinasyonlardan kalite açısından üstün olması ve Türkiye’deki destinasyonların Akdeniz bölgesindeki diğer destinasyonlara kıyasla daha yeni ve keşfedilmemiş olması
2008 yılında Türkiye'nin rakibi konumundaki Akdeniz Çanağı bölgesi ülkelerinin turist rakamlarında düşüşler yaşamasına rağmen Türkiye'nin yüzde 13,5'lik büyüme gerçekleştirmesi, dünya turizmi açısından dikkat çeken verilerden biri olarak göze çarptı.
Türkiye’nin dünya turizm hareketi içinde bu denli önem kazanmasının önemli nedenlerini incelerken, şu iki konunun altının çizilmesi önem arzediyor: Türkiye’nin özellikle Akdeniz çanağındaki destinasyonlara hem kapasite, hem de kalite açısından üstünlük sağlaması ve Türkiye’deki destinasyonların Akdeniz bölgesindeki diğer destinasyonlara nazaran daha yeni ve keşfedilmemiş olması.
Türkiye’nin 2023 Turizm Stratejisi’nin en önemli başlıklarından birini, turizmin çeşitlenmesine ve gelişmesine paralel olarak turizm yatırımlarının niteliğinin yükseltilmesi ve Türkiye'nin kaliteli tesisleri ile dikkat çeken bir ülke haline gelmesi oluşturuyor. Dünyanın en büyük ilk üç tur operatörü arasında yer alan TUI'nin 2008 yılında gerçekleştirmiş olduğu müşteri memnuniyeti araştırması sonucunda dünyadaki en iyi 100 otelin 17'sinin Türkiye'de yer alması, ülkemizde sunulan turistlik hizmetlerin kalitesinin geliştirilmesi adına önemli adımlar atıldığının göstergesi olarak yorumlanabilir.
İngiliz The Times gazetesinin internet sayfasında yer alan bir haberde ise Türkiye'nin 2009 yılında turizm sektöründe en başarılı ülke olduğunu belirtilirken Yunanistan ile araya hızlı kapattığına dikkat çekiliyor. İngilizlerin 2009 yılında tatil için en fazla tercih ettiği destinasyonların değerlendirildiği haberde, Türkiye'nin başarısının sebepleri arasında Türkiye'nin günebatısında inşa edilen tesislerin kalitesi de gösteriliyor.
Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Başkanı Başaran Ulusoy da Türkiye'deki turistik tesislerin kalitesinin başarıyı arttıran unsurlardan biri olduğu görüşünü paylaşanlardan. Türkiye'deki otel yaşının 6 ile 6.5 yaş sınırında olduğunu belirten Ulusoy, bu sınırın Yunanistan'da 21, Fransa'da 24, İtalya'da 27 ve İspanya'da da 30 yaş ortalamasında bulunduğunu aktararak Türkiye'nin kalitesine dikkat çekiyor.
Türkiye'nin tesis kalitesi konusunda gerçekleştirdiği bu atılıma karşın, Yunanistan ve İspanya'nın sahil şeridinde aşırı yapılaşma ve pahalılık nedeniyle zorluklar ve yıpranmalar yaşadığı bilinen bir gerçek. Fransa`dan sonra dünyanın en fazla turist çeken ikinci ülkesi İspanya'ya gelen turist sayısı 2009 verilerine göre yüzde 5.5 azaldı. Özeleştiri yapan İspanyol turizm otoriteleri, kötü gidişin temelini Türkiye gibi tesislerini ve turizm anlayışlarını yenileyememelerine ve her şey dahil sistemini hafife almalarına bağlıyor.
Türkiye, sunduğu fiyat ve kalite avantajlarının yanı sıra, çeşitlendirdiği turizm algısı ve gerçekleştirdiği yeni destinasyon yatırımları ile Akdeniz çanağındaki rakipleri ile arasında rekabet gücünü arttırmayı sürdürüyor. ABD’nin ünlü turizm dergisi "Travel Age West"’in, her yıl turizmde en iyilere verdiği Travel Age West Wave (Western Agents' Vote of Excellence) ödülleri kapsamında "Best Vacation Value, Europe : Fiyat-Hizmet Kalitesi Açısından Avrupa'nın en iyi tatil destinasyonu" kategorisinde ödül de kazanan Türkiye, sunduğu turizm çeşitliliği ve kaliteli hizmet ile Avrupa'nın gözde destinasyonları olma yolunda hızla ilerliyor.
Türk turizminin Bağımsız Devletler Topluluğu ve Ortadoğu pazarlarındaki etkinliğini arttırması
Başını Rusya Federasyonu’nun çektiği Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT), Türkiye’nin turizmde Almanya ile birlikte en büyük pazarını oluşturuyor. 2008 yılında Rus pazarındaki başlıca ülkeler ve pazar payları incelendiğinde, Türkiye yüzde 26’lık bir pay ile 1’inci sırada yer aldığı görülmekteydi. 2008 yılında Rusya'dan Türkiye'ye gelen turist sayısı ise 2,8 milyon oldu. Türkiye'nin Rusya pazarında gösterdiği gelişme, Rus yatırımcıların Antalya'ya yönelik ilgisinin de artmasına neden olmuştu.
Ancak, 2009 yılının başında gerçekleştirilen tahminler, küresel krizden en fazla etkilenen ülkelerden biri olan Rusya'dan yurtdışına gerçekleşecek çıkışlarda azalmalar olacağı yönündeydi. Ayrıca, Rusya’da son yıllarda irili ufaklı bazı tur operatörlerinin batması ve buna bağlı olarak turistlerin mağdur olmaları, Rusya'daki turizm hareketlerini olumsuz etkileyen önemli konular olarak görülmekteydi. Rusya pazarının bir diğer önemli sorunun ise, otel odalarını ve uçakları doldurmak adına girişilen gelişigüzel ve plansız fiyat indirimleri olduğu düşünülüyor. Rusya'dan Türkiye'ye turist getiren en önemli Türk tur operatörlerinden biri olan OTI Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Bektaş, 2009 yılının başında konu ile ilgili yaptığı açıklamada; Rusya'da faaliyet gösteren kimi tur operatörlerinin fiyatları plansız bir biçimde indirmesinin turizm sektörü için bir tehdit oluşturduğunu belirterek zarar eden tur operatörlerinin finansman açıklarını kapatmak adına giriştikleri bu haksız damping kampanyalarının konaklama sektörünü ve Rusya pazarındaki turizm hareketlerini olumsuz etkilediğine dikkat çekti.
Rusya Seyahat Acenteleri Birliği (RATA) tarafından açıklanan istatistiklere göre, bu yılın ilk yarısı itibariyle Rusya Federasyonu’ndan tatil amacıyla yurtdışına çıkan kişi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22 azaldı. Yılın ilk yarısında tatil amacıyla Rusya Federasyonu'ndan yurtdışına çıkan toplam kişi sayısı 3 milyon 804 bin kişi oldu. Yılın sonuna doğru Türkiye’ye dair açıklanmaya başlanan veriler ise, şu aşamada Rusya’dan gelen turist sayısının önceki yıla göre yalnızca yüzde 3 azaldığını gösteriyor. Krize karşın, Rusya’dan Türkiye’ye 2 milyondan fazla turist gelmesi, Rusya pazarında geçen yılın rakamlarının korunacağı, ancak bir büyüme gerçekleşmeyeceği öngörüsünü kuvvetlendiriyor.
Ancak Rusya Seyahat Acenteleri Birliği (RATA)’nın açıkladığı verilerde dikkat çeken bir veri var. Mısır yılın ilk yarı verileri itibariyle Türkiye’nin önüne geçerek Rusya pazarında ilk sıraya yükseldi. Bu yılın ocak-haziran dönemini kapsayan ilk yarısında Rusya Federasyonu’ndan Türkiye’ye tatil amaçlı olarak gelen kişi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18.5 azalarak 642.8 olurken, aynı dönemde Mısır’a gidenlerin sayısı 689,8 kişi olarak gerçekleşti. Buna göre yılın ilk yarısı itibariyle Rusya’dan tatil amacıyla yurtdışına çıkışlarda Mısır’a gidenler Türkiye’ye gidenlerden 47 bin kişi daha fazla oldu. Türkiye’nin Rusya pazarındaki durumu değerlendirildiğinde, özellikle 2008 yılındaki olumlu gelişmelerin sürdürülebilmesi için bu pazardaki gelişmelerin dikkatle takip edilerek bu doğrultuda bir strateji geliştirilmesi gerekli görülüyor.
Türkiye, 2009 yılında Ortadoğu pazarında ise kayda değer bir başarı gösterdi. Ocak-Haziran döneminde Cezayir, Fas, Tunus, Mısır, Bahreyn, Katar, Lübnan, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Suudi Arabistan ve Sudan gibi Ortadoğu ülkelerinden Türkiye'ye gelen turistlerin milliyetlerine bakıldığında ise yüzde 21 ile yüzde 50 arasında değişen rakamlarda artışlar olduğu dikkat çekiyor. Ortadoğu'dan gelen turist sayısındaki bu artışta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan''ın Davos Zirvesi'nde İsrail'e karşı gösterdiği tutumunun büyük etkisi olduğu bir gerçek. Bunun yanı sıra, 2009 yılının Nisan ayında 750 acenta ve Arap basın mensubunun Antalya'da ağırlanması ve Türk dizilerinin Ortadoğu'da yarattığı ilgiye pararlel olarak artan tanıtım imkanı, Ortadoğu'dan Türkiye'ye olan ilgiyi arttıran nedenler arasında.
Türkiye’deki Zincir ve Grup Otellerin %85’inin yerli firmaların elinde bulunması
Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği'nin (AKTOB), Ekin Grubu Araştırma Birimi'ne yaptırdığı “Türkiye’de Zincir ve Grup Oteller 2009 Araştırması”na göre, Türkiye’deki konaklama tesislerinin yüzde 85’i yerli firmalara ait bulunuyor. Araştırmaya göre, Türkiye'de bulunan 141 grup ve zincir otelden 122'sinin yerli firmalara ait. Söz konusu tesislerin toplam yatak kapasitesinin ise 295 bine ulaştığı kaydediliyor. [8]
Ekin Grubu Araştırma Birimi Yöneticisi Fehmi Köfteoğlu, araştırma sonuçlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, Türkiye'de son dönemde hızlanan zincir ve grup oluşturma çalışmalarının kurumsallaşma ve markalaşma sürecini beraberinde getirdiğini belirterek yabancı yatırımcıların pazara duydukları ilginin arttığını ve buna bağlı olarak da Türk turizm sektörünün krizden en az zararla çıkmasının nedenlerinden biri olduğunu vurguluyor.
Bu noktada turizmde standartlaşmanın önemine dikkat çekmek gerekiyor. Turizmde gelişmiş ülkeler, standartlaşma ve kurumsallaşma çalışmalarına büyük önem veriyorlar. Bu çalışmalar, turizm sektörü tarafından da destekleniyor. Bu nedenle, Türkiye’de de turizm tesislerinin nitelikli hale getirilmesi için yapılan çalışmalar ve kurumsallaşma faaliyetleri, Turizm sektörünün önemli sorunlarının çözümünde çıkış noktası olarak görülüyor.
Dünyanın önde gelen tur operatörlerinin Türkiye’yi destinasyon olarak öne çıkarması ve desteklemesi
Turizm otoritelerinin 2009 yılı turizm sezonunda Türkiye için beklenen talep artışında Avrupa pazarına yakınlığının, otellerin kalitesinin ve sunduğu fiyat-hizmet kalitesi dengesinin büyük rol oynadığı yönündeki görüşünü Avrupa’nın en büyük tur operatörü olan TUI de desteklemekte. TUI Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Michael Frenzel’in ITB Turizm Fuarı vesilesi ile TUI Holding Dış İlişkiler Direktörü Günter Ihlau ve TUI Holding Türkiye Danışmanı Hüseyin Baraner ile birlikte gerçekleştirdiği basın toplantısında, Türkiye'nin avantajının misafirperverliği, fiyat/hizmet orantısı, otellerin dokusu ve erişebilirliği olduğunu belirterek Türkiye’nin 2009 yılında TUI’nin en önemli destinasyonlarından biri olacağını aktarmıştı. [9]
TUI, 2009 yılının başında özellikle Almanya ve Rusya pazarından en büyük pay alacak destinasyonların Türkiye’de bulunduğuna işaret etmişti. Türkiye’de 2009 yılının önemli destinasyonlarından biri olarak desteklenen Ege Bölgesi ise, başta TUI olmak üzere pek çok tur operatörü tarafından ön plana çıkarılan destinasyonlardan biriydi. TUI’nin Türkiye ve Doğu Akdeniz Bölgesi Ürün Satınalma Müdürü Melih Yetiş, konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada yatak kapasitesinin artması halinde Ege bölgesinin de önemli destinasyonlardan biri haline geleceğini ileterek bu bölgedeki potansiyeli yakından takip ettiklerini aktarmıştı. [10]
2009 yılının sonlarına geldiğimiz bugünlerde TUI’den gelen açıklama, Türkiye destinasyonunun dünyanın en büyük tur operatörü için önemini yeniden vurgular nitelikte. TUI'nin Doğu Avrupa Müdürü Stefan Baummert tarafından yapılan açıklamada, ekononomik krize rağmen Türkiye’nin 2009 yılında dünyada en iyi sezonu yaşayan destinasyon olduğu belirtiliyor.
TUI’nin müşterilerinin yüzde 20’sinin Türkiye’ye gönderdiğini aktaran Baummert, TUI’nin aile konseptinin yanı sıra Sensimar konsepti ile de yükselen bir destinasyon olarak gördükleri Türkiye'de büyümeyi sürdüreceklerini belirtiyor. TUI’nin prestij markası olan Sensimar Otelleri, Türkiye'deki ilk otelini Antalya'nın Manavgat ilçesine bağlı Side beldesinde hizmete açtı. 4 yıldızlı, sahile yakın, deniz manzaralı, geniş park,havuz ve spa üniteli spor ve golf sahalarına sahip özellikleri ile dikkat çeken Sensimar, 35-55 yaş arası çocuksuz ailelere hitap ediyor. [11]
Türkiye'ye Avrupa'dan en fazla turist getiren tur operatörlerinden biri olan Thomas Cook'un CEO'su Manny Fontela ise, 2008 yılının sonunda yaptığı açıklamada, Thomas Cook'un 2008 yılında Türkiye'ye getirdiği turist sayısının 1,4 milyon kişi olduğuna dikkat çekerek, "Türkiye Thomas Cook için kaledir" tanımlamasında bulundu. [12]
Fontela, geçtiğimiz günlerde Muğla'nın Fethiye İlçesi Ölüdeniz Beldesi'nde Ege Bölgesi'nde birlikte çalıştıkları otellerin yöneticileri, belediye başkanları ve turizmcilerle yapılan toplantıda 2009 yılında Türkiye'nin Avrupa turizm pazarında istikrarlı bir çizgide olduğunu belirterek Yunanistan, İspanya ve Tunus'un gerileme gösterdiğine dikkat çekti.
Fontela, açıklamasında Thomas Cook’un İngiltere ve Avrupa'da Türkiye'nin tanıtımı için 14.1 milyon dolar harcadığına dikkat çekti ve Türkiye’nin tanıtımı için turizmciler ve Türk yetkililerin çaba göstermesi gerektiğinin altını çizdi. Fontela, rakiplerinin gerilediği bir dönemde Türk turizmcileri uyararak, istikrarlı bir yükseliş için kısa vadeli karlardan uzaklaşmaları gerektiğini belirterek istikrarlı stratejik planların oluşturulmasının önemini vurguladı. Fontela, Türkiye'de yer alan tesislerin kalitesine vurgu yaparak ülkelerine geri dönen turistlerin en çok çevre ve altyapı sorunlarından şikayet ettiğine işaret etti. Bu durum, Türk turizm sektörünün en büyük sorunlarından ikisinin yurtdışında nasıl yankı bulduğunun da önemli göstergesi niteliğinde.[13]
KAYNAKÇA
http://www.unwto.org/media/news/en/press_det.php?id=4181&idioma=E
http://www.etc-corporate.org/resources/uploads/ETC-Insights-2009Q3-web.pdf
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=12341125&tarih=2009-08-25
http://www.kultur.gov.tr/TR/Genel/dg.ashx?DIL=1&BELGEANAH=185004&DOSYAISIM=TTStratejisi2023.pdf
http://www.haftasonubursaya.com
http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=6150
http://www.turofed.org.tr/webfolders/istatistik/Antalya_Turist_Profili.pdf
http://www.abvizyonu.com/sirket-haberleri/turk-turizmi-krizden-neden-daha-az-etkilendi.html
http://www.turizmdebusabah.com/haber_detay~haberNo~38038~rsayi~3.htm
http://www.antalyabusiness.com/index.php?mod_id=3020&tur=3&hbr_id=1433
http://yenisafak.com.tr/Ekonomi/Default.aspx?t=27.09.2009&i=213223
http://www.turizmgazetesi.com/news/news.aspx?id=45779
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/12801692.asp
[1] www.unwto.org/media/news/en/press_det.php
[3] hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx
[4]www.kultur.gov.tr/TR/Genel/dg.ashx
[6] www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do
[7] (http://www.turofed.org.tr/webfolders/istatistik/Antalya_Turist_Profili.pdf)
[8] www.abvizyonu.com/sirket-haberleri/turk-turizmi-krizden-neden-daha-az-etkilendi.html
[9] www.turizmdebusabah.com/haber_detay~haberNo~38038~rsayi~3.htm
[10] www.antalyabusiness.com/index.php









