Arka Plan:
Teknik ayrıntıları tamamlayan hukukçular AB Reform Antlaşmasının yeni şeklini Ekim başlarında sundular. Haziran zirvesinde AB devlet başkanlarının onayladığı yeni taslak, devlet başkanlarının üzerinde anlaşmaya vardığı kurumsal reformları yasal bir metin haline getirerek; mevcut antlaşmaları değişikliğe uğratacak.
AB liderleri 18-19 Ekim tarihlerinde Lizbon’da gerçekleştirilmesi planlanan gayriresmi zirvede bu konuda ve zorluk çıkaran diğer siyasi konularda uzlaşabileceklerinden emin olduklarını belirtiyorlar.
Konu Başlıkları:
AB devlet ve hükümet başkanları Portekiz’in başkenti Lizbon’da 18-19 Ekim tarihlerinde düzenlenen bir zirvede bir araya geliyor. Liderlerin son üç yılda 12 yeni üyenin katılımından sonra AB kurumlarına uyarlanacak taslak “Reform Antlaşması”nı onaylamaları bekleniyor.
Hala tartışılması gereken birkaç şey kalmasına rağmen Portekiz Başbakanı José Socrates AB liderlerinin dikkatini mali piyasalardaki mevcut kargaşa ve bu yıl içinde Endonezya’nın Bali adasında düzenlenecek Birleşmiş Milletler iklim değişikliği konferansı hazırlıklarına çekmeyi planlıyor.
“Bu konuların önemli olduğuna inanıyorum ve ümit ediyorum ki verimli bir tartışma ortamı olacak,” diyen Socrates sözlerine şöyle devam etti: “Ancak gündemin yüklü zamanımızın kısıtlı olduğunun farkındayım çünkü benim için öncelik Antlaşma ile ilgili uzlaşmayı emniyet altına almaktır.”
'Lizbon Antlaşması' yolunda son engeller
Zirve öncesinde konuşan Komisyon Başkanı José Manuel Barroso AB liderlerini uzlaşmaya çağırdı. Barroso 17 Ekim’de gazetecilere konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Altı yıl kurumsal yapıyı tartıştık. Artık yola devam etme zamanı” dedi.
Bununla birlikte Barroso Antlaşmanın henüz tamamlanmadığına da dikkat çekti. “Hala halledilmesi gereken şeyler olduğunu görüyorum. Ancak bu zirve bir Lizbon savaşı olmayacak. Herkes bu hafta Lizbon’u potansiyel bir zaferle terk etme şansına sahip.”
Son siyasi problem Polonya’nın önemli AB kararlarının geciktirilmesine olanak tanıyan İoannnina uzlaşısı’nın antlaşma metnine eklenmesinde ısrarcı olması. Fakat diğer 26 üye ülke Polonya’nın bu talebine destek vermiyor. Parlamento kaynakları İoannina bendinin protokol şeklinde ayrı bir metne eklenmesinin bir uzlaşma formulü olabileceğini belirtiyor. Böyle bir metin aynı yasal statüye sahip ancak daha sonra üye ülkeler tarafından değiştirilebilir ya da tamamen protokolden çıkarılabilir.
Avusturya’nın son dakikada üniversitelerinde okuyan yabancı uyruklu öğrencilerin sayısını sınırlamasına olanak tanıyan bir paragrafın eklenmesi girişimi konusunda, “Komisyon çözüm bulmaya hazırdır” diyen Komisyon Başkanı Avusturya’nın bu konuyu Reform Antlaşması ile ilişkilendirmek istemesinin “kabul edilemez” olduğunu belirtti.
Barroso aynı şekilde Bulgaristan’ın da euro sözcüğünün Kiril alfabesine göre telaffuzuna metinde yer verilmesi talebinin antlaşma görüşmelerinin gündeminde bulunmadığının altını çizdi.
Bu arada İtalya hala Avrupa Parlamentosu’nun sunduğu sandalye dağılımına yeni Antlaşma metninde yer verilmesine karşı çıkıyor. Liberal Parlamento üyesi Andrew Duff bunu “çözülmesi gereken en ciddi sorun” olduğunu dile getirdi.
Ancak Komisyon ve Portekiz dönem başkanlığı AB’nin kurucu üyesi olan İtalya’nın Reform Antlaşması mahvetmeyeceğine inandıklarını ifade ettiler. Barroso her bir ülkeden tam olarak kaç vekil olduğu belirtilmese de yeni AB Antlaşması üzerinde anlaşmaya varılabileceğini söyledi.
Taraflar:
Bu arada yeni antlaşmanın halk oylamasına sunulması çağrıları giderek artıyor. 18 Ekim’de yayınlanan FT/Harris anketi (İng.) Avrupa’nın beş büyük ülkesindeki vatandaşların yüzde 60 ile 80’inin referandumdan yana olduklarını ortaya çıkardı.
İngiltere’de Antlaşmanın halk oylamasına sunulmasını talep eden yeni bir kampanya başlatıldı. "Referandum istiyorum (İng.)" kampanyasının verdiği mesaj ise basit: “Anayasa Antlaşmasına karşı da olsanız ya da onu destekleseniz de son seçimdeki tüm partilerin söz verdiği üzere halkın söz hakkı olması gerektiğini düşünüyoruz.”
Avrupa Parlamentosu Liberal üyesi Duff İtalyanların meclis sandalye dağılımına ilişkin taleplerinin azalan oran ilkesi geçerli olması halinde “karşılanmasının imkansız” olduğunu belirtti. Duff, bu konunun çözümü için “dahice ve yaratıcı bir zeka” gerektiğini sözlerine ekledi.
Aynı konuya ilişkin olarak EPP-ED üyesi Elmar Brok ise İtalyanların taleplerini hoş karşıladığını söylerken, “Tavan tavandır” diyerek değişmezlikte ısrarını dile getirdi.
AP vekilleri 2009 yılı Haziran ayındaki parlamento seçimlerin öncesinde özellikle yeni kalıcı Konsey başkanı ve aynı zamanda Komisyon başkan yardımcısı olma görevini de yürütecek dış ilişkiler yüksek temsilcisi atanması konusunda endişeliler. AB kanun koyucuları bu görevlilerin en erken 1 Ocak 200 tarihinde atanmasının seçmenleri çiğnemek ve Avrupa Parlamentosu’nu zayıflatmak anlamına geleceğini ileri sürüyor.
Sosyalist grup lider Martin Schulz konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “AB makul olmayan taleplere boyun eğemez. Devlet ve hükümet başkanlarını 1994 yılındaki İoannina uzlaşısı altında AB kararlarını geciktirmek isteyen ülkelerin taleplerini reddetmeleri çağırısında bulunacağım” dedi.









