AB liderleri, günler süren zorlu ve gergin pazarlıkların ardından Belçika Başbakanı Herman Van Rompuy’u AB Başkanı olarak atadılar. Van Rompuy’un seçilmesinde, AB liderlerinin güçlü, karizmatik ve üye ülke liderlerini gölgeleme potansiyeli olan bir isim yerine düşük profilli, ancak uzlaşı ustası bir ismi tercih etmeleri etkili oldu. Kişisel olarak Türkiye’nin üyeliğine sıcak bakmayan Van Rompuy, zirve sırasında AB’nin bu konudaki politikalarına sadık kalacağı yönünde garanti verdi.
AB liderleri Brüksel’e uzlaşıya varamamış şekilde gelseler de zirve öncesi yapılan bir toplantı kilidin açılmasını sağladı. Son ana kadar selefi Tony Blair’i destekleyen İngiltere Başbakanı Gordon Brown, sol partilerden olan liderlerin yaptığı toplantıda bu desteği çekti.
Bunun üzerine sosyalist liderler İngiliz Catherine Ashton’ı AB Dışişleri Bakanı olarak desteklediklerini açıkladılar. Ashton’la birlikte “sol yelpaze, büyük ülke ve kadın” dengesi tutturulunca “sağ kanat, küçük ülke ve erkek” dengesini temsil eden Hıristiyan Demokrat Van Rompuy’un önü açıldı. Başından bu yana Almanya ve Fransa’nın desteğine sahip olan Van Rompuy’u aday olarak gösteren İsveç Başbakanı Fredrik Reinfeldt bu isim üzerinde uzlaşı sağlamakta zorlanmadı.
‘Zen’ kişiliği öne çıkıyor
“Zen” kişiliğiyle öne çıkan, basında fazla haber olmaktan hoşlanmayan, siyasette diyalog ve uzlaşıyı her şeyin önünde tutan 62 yaşındaki Van Rompuy’un Türkiye’nin AB üyeliğine bakışı ise pek olumlu değil. Van Rompuy bundan 5 yıl önce muhalefetteyken yaptığı bir konuşmada, “Türkiye, Avrupa’nın parçası değil ve asla parçası olmayacak” demişti.
Gelinen aşamada Van Rompuy’un kişisel görüşlerinde herhangi bir değişiklik yok ancak oturacağı koltuk yeni AB Başkanı’nın farklı bir yaklaşım içine girmesi sonucunu doğuracak.
Zirve sonrasında yapılan basın toplantısında bunun ilk işaretini veren Van Rompuy, “Türkiye’nin üyeliği konusundaki kişisel görüşlerinin önem taşımadığını” ve “üye ülkelerin oybirliğiyle aldıkları kararların kendi kişisel görüşlerinin bütünüyle üzerinde olduğunu” ifade etti.
Türkiye konusundaki kararları üye ülke liderlerinin alıyor olması ve AB Başkanı’nın oy hakkının olmaması da Van Rompuy’un kişisel görüşlerinin önemini bir doz daha düşürüyor.
Fransız L’Express dergisi, AB’nin yeni başkanının yıllık gelirinin, maaş ve yol harcırahlarıyla 1.5 milyon euro‘yu bulacağını yazdı.
Barones Dışişleri Bakanı
Avrupa Birliği (AB) tarihinin ilk Dışişleri Bakanı Barones Catherine Margaret Ashton oldu. İngiltere’nin AB Komisyonu’ndaki ilk kadın temsilcisi olan Ashton, başarılı bir kariyere sahip olmakla birlikte dış politika alanında önemli bir tecrübeye sahip değil. “Yarışa” geç katılan Ashton’ın seçilmesi Avrupa’daki sağ-sol, kadın-erkek ve küçük üye-büyük üye konularındaki denge arayışının sonucu olarak gündeme geldi.
İngiltere’deki Tony Blair ve Gordon Brown hükümetleri döneminde “orta düzeyli” görevler alan, ancak üstlendiği hiçbir göreve seçim yoluyla gelmeyen Ashton özellikle eğitim, insan hakları, adalet ve eşitlik alanlarına yoğunlaştı. 2007’de Lordlar Kamarası lideri olarak Lizbon Antlaşması’na yeşil ışık yakılmasında öncü bir rol oynadı. 1999’dan bu yana Barones Birlik’in dünyadaki yüzü olacak. Barones unvanını taşıyan 53 yaşındaki Ashton, 2008’den bu yana AB Komisyonu’nun ticaretten sorumlu üyesi olarak görev yapıyor.
AB tarihinin ilk Dışişleri Yüksek Temsilcisi olan Catherine Ashton, aynı zamanda Komisyon'da görev yapan ilk İngiliz kadın ve Avrupa Komisyonu Ticaretten Sorumlu ilk kadın üye olma ünvanlarını taşıyordu.
Seçimin ardından Ashton tüm bu ilklerin büyük mutluluğu ve gurur verdiğini, yeni görevinde Avrupa Konseyi ve Komisyonla bir arada çalışmanın bir hayli zorlu olacağını kaydetti.
AB Başkanlık Görevleri
AB Başkanı, AB sistemindeki en üst makamı oluştursa da ana görevi Birlik içinde uyum ve uzlaşı inşa etmek olacak. Dünya liderleri, AB konusunda görüşmek istediğinde muhatap olarak AB Başkanı’nı alacaklar. AB liderlerini bir araya getiren zirveleri yönetecek olan Başkan, görevi kötüye kullanması halinde üye ülkeler tarafından nitelikli çoğunlukla görevden alınabilecek. AB Başkanı iki buçuk yıllık dönem için seçiliyor ve süresi bir kez uzatılabiliyor. AB Dışişleri Bakanı ise, Birliğin ortak dış politikasını ve güvenlik politikasını yürütecek, bu politikaların geliştirilmesine katkıda bulunacak. AB Komisyonu Başkan Yardımnvanını taşıyan 53 yaşındaki Ashton, 2008’den bu yana AB Komisyonu’nun ticaretten sorumlu üyesi olarak görev yapıyor.cısı görevini de yürüteceğinden koordinasyon açısından önemli bir rol oynayacak. Beş yıl için seçilen AB Dışişleri Bakanı’nın görev süresi bir kez daha uzatılabilecek. AB’nin Dış Eylem Servisi’nden de sorumlu olacak.
Rompuy'un Özgeçmişi
1947 yılında Etterbeek şehrinde doğan Belçika Başbakanı Herman Van Rompuy, Flaman kökenli.
Belçika Merkez Bankası’nda geçirdiği üç yılın ardından 1975-1978 yılları arasında Leonard Clemence Tindemans hükümeti döneminde başbakanlık danışmanlığı, 1978-1980 yılları arasında da Gaston Geens hükümeti döneminde Maliye Bakanlığı danışmanlığı yaptı.
Siyasete 1973 yılında Katolik Christelijke Volkspartij (Hristiyan Halk Partisi) Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı olarak başlayan Van Rompuy 1978’de aynı partiye üye oldu ve o günden bu yana da üyeliğini sürdürdü.
1982 yılında partisinin Brüksel şehri Halle-Vilvoorde bölgesi başkanlığına seçilen Van Rompuy 1988’de senatör seçilene kadar bu görevini sürdürdü.
Aynı yılın Mayıs ve Eylül ayları arasında Maliye ve Küçük İşletmelerden Sorumlu Devlet Bakanlığı yapan siyasetçi, 1988 yılının Eylül ayında seçildiği parti başkanlığı görevini 1993 yılına kadar sürdürdü.
O yıl yaşanan kabine değişikliği ile Başbakan Yardımcılığı ve Bütçe Bakanlığı’na getirilen Van Rompuy, 1995 yılından bu yana da Belçika Temsilciler Meclisi’nde Flaman Hristiyan Demokrat Partisi’nin (CD&V) milletvekilliğini yapıyor.
Deneyimli siyasetçi 2004 yılının Ocak ayında Devlet Bakanlığı görevine getirilmiş, 2007’nin Temmuz ayı ve 2008’in Aralık ayı arasında Temsilciler Meclisi sözcülüğü yapmıştı. Bu tarihte başbakan seçilen Van Rompuy o günden beri de görevini sürdürüyor.)








