İngiltere'de ülkenin Avrupa Birliği üyeliğiyle ilgili bir referanduma gidilmesi çağrıları artıyor. Ancak Open Europe, yayımladığı bir raporda İngiltere'nin AB'de kalması gerektiğini vurguladı.
İngiltere Başbakanı David Cameron'ın partisinden bazı isimler, İngiltere'nin Avrupa ile ilişkilerinin yeniden gözden geçirilmesi yönünde baskıda bulunuyor. Bir vekil ise AB'den tamamen ayrılmak için bir yasa taslağı dahi hazırlıyor.
Ancak Open Europe, konuyla ilgil raporunda 'AB'den ayrılmak, cevaptan çok daha çok sorun ortaya koyar.' dedi. Buna göre İngiltere'nin üyelik şartlarının yeniden düzenlenmesi gerekmekle birlikte, AB'den ayrılması ülkenin çıkarlarına değil.
Kuruluş, tam ayrılığın yanı sıra AB'nin Norveç, İsviçre ve Türkiye ile ilişkilerinden yola çıkarak ortaya konan dört seçeneğin, özellikle otomotiv ve finans gibi önemli sektörler açısından olumlu ve olumsuz yönlerini inceledi.
Kuruluşa göre İngiltere, AB Gümrük Birliği ve Ortak Pazarı'nın tam üyesi olarak kalmalı, ancak ticaretle ilgili olmayan alanlarda yetkilerini mümkün olduğunca AB'den geri almalı.
Open Europe Direktörü Mats Persson, İngiltere için AB dışında kolay bir seçenek olmadığını belirterek, 'Eğer İngiltere yarın ayrılmayı seçse, bu cevaptan çok yeni sorular gündeme getirir ve düşünüldüğünün aksine, karmaşık bir müzakere süreci ve diğer Avrupa devletlerinin onayını gerektirir.' dedi.
Rapor, dört modeli şu şekilde özetledi:
1- Norveç modeli, İngiltere'yi Ortak Tarım Politikası ve AB balıkçılık kanunlarına bağımlılıktan kurtarır ve ortak bütçeye katkısını azaltır. Ancak Ortak Pazar'a Gümrük Birliği dışından erişim halinde İngiltere, istihdam ve finansal hizmetler gibi alanlarda yine de katı AB düzenlemelerine tabi olmakla birlikte, bunları şekillendirme yetkisine sahip olmaz.
2- İsviçre modeli, ya da serbest ticaret anlaşması: Ortak Tarım Politikası, balıkçılık kanunları, AB bölgesel politikaları ve daha az mali katkıyı içeren ikili İsviçre-AB anlaşması, daha fazla egemenlik ve daha az AB regülasyonu tanıyor. Ancak İngiltere'nin Ortak Pazar'a erişimi, AB ile yürüteceği müzakerelere bağlı olacaktır. İsviçre ile yapılan anlaşma, finans dahil olmak üzere çoğu hizmeti kapsamıyor.
3- Türkiye+ modeli sayesinde İngiltere, Gümrük Birliği'nde kalarak AB pazarına erişimi koruyabilir, ancak AB'deki karar alma sürecinde resmi bir yetkisi bulunmaksızın dışarıda alınan ticari kararlara bağımlı olur. Hizmet sektörü pazarına İngiltere'nin erişimi için de ek bir anlaşma gerekir. Bu durumda İngiltere, AB'nin toplumsal ve istihdam konulardaki düzenlemelerine, Ortak Tarım Politikası ve balıkçılık kanunlarına, aynı zamanda bölgesel politikalarına bağımlılıktan kurtulur.
4- Tam ayrılık: İngiltere'nin bu seçeneklerden hiçbirini seçmemesi halinde sadece Dünya Ticaret Örgütü ortada kalır. Bu durumda, örneğin otomotiv ihracatında yüzde 10'a varan yüksek gümrük vergileri söz konusu olur ve hizmet sektörüne erişim kısıtlanır.
Open Europe raporu, dört seçeneğin de İngiltere için uygun olmadığı sonucuna vardı.








