Euractiv.com.tr
AB’de yine kriz ve tartışma var.
Bugün ve yarın (28-29 Ekim) Brüksel’de toplanacak AB Liderler Zirvesi sert tartışmalara sahne olacak.
Bu kez bir tarafta Sarkozy ve Merkel, diğer tarafta neredeyse tüm AB liderleri var.
Sarkozy ve Merkel, Yunanistan borç krizi gibi olayların tekrarlanmaması için bir AB İstikrar Paktı istiyorlar. Bu amaçla Lizbon Anlaşması’nda bir değişiklik yapılmasını istiyorlar.
AB Yunanistan’ın borç yükünü ortadan kaldırmak için 750 milyar euroluk bir destek paketini onaylamıştı. Ancak bu paketin süresi 2013’te doluyor. Yunanistan’ın borcunun bu tarihe kadar tasfiye edilmesi mümkün görülmüyor. Hatta Atina’nın borçlarının miktarı konusunda yeni belirsizlikler gündeme geliyor.
Buna göre borçlanmada AB sınırlarını aşan ülkelerin AB içinde söz ve oy hakkının doldurulmasını istiyorlar.
Bu aynı zamanda AB içinde yeterince kemer sıkmayan ve tasarruf etmeyen ülkelerin cezalandırılması demek.
İki lider geçen hafta Deaville’de yaptıkları toplantı sonrası bu yönde ortak bir açıklama yapmışlardı.
Ancak öneri AB ülkelerinde kabul görmediği gibi tepkiyle karşılandı.
AB Dönem Başkanı Van Rompuy’un aşırı borçlanmayı engellemek için öne sürdüğü daha ılımlı öneriler de AB içinde kabul görmedi.
Bu yüzden 28-29 Ekim'deki AB Zirvesi’ne bu konunun damgasını vurması ve tartışmaların bu konu etrafında geçmesi bekleniyor.
Paris ve Berlin’in bu ortak atağına karşı AB’de büyük bir tepki var.
Luxemburg Dışişleri Bakanı öneriyi „Çok saçma“ diye niteledi.
Ancak özellikle Merkel, ülkesinde Yunanistan’ın desteklenmesi konusunda büyük bir kamuoyu tepkisi ile karşı karşıya. Merkel aşırı borçlananları cezalandırma şartı getirerek, ülkesindeki politik tepkileri azaltmayı hedefliyor.
Merkel yaptığı son açıklamalarla önerdikleri planın kabul edilmemesi halinde bir daha borç sıkıntısı çekildiği takdirde Almanya'nın katkıda bulunmayacağını bildirdi. Merkel'in bu tutumu Alman kamuoyundaki prestijini artırma çabası olarak yorumlanıyor.
25 Ekim'de gerçekleşen AB Dışişleri Bakanları toplantısında da Merkel ve Sarkozy'nin planı masaya yatırıldı.
Toplantıdan çıkan sonuca göre Fransa değişikliğin mümkün olabileceğine ikna olmuş görünüyor. Fransa’nın AB İşleri’nden sorumlu Devlet Bakanı Pierre Lellouche bunun gerekli bir tarihi adım olduğunu ileri sürüyor.
“Almanya ve Fransa’nın ortak para birimimizi korumaya çok istekliler” şeklinde konuşan bakan bununla birlikte kimi üye ülkeler için durumun “kabul edilmesi zor” olduğunu da itiraf ediyor.
Bölünme derinleşiyor mu?
Başlangıçta anlaşmanın yeniden gözden geçirilmesi fikrine sıcak bakılmadı. İngiltere ve diğer bazı ülkeler değişikliklerin kanunlaştırılması fikrine şiddetle karşı çıktılar.
Ancak daha sonra İngiltere’nin düzenlemelerin yalnızca euro bölgesinde yer alan 16 ülkeyi kapsaması durumunda bu fikri destekleyebileceklerinin sinyalini verdi.
Bazı euro bölgesi ülkeleri fikre prensip olarak sıcak baktıklarını ancak süreyle ilgili endişeleri olduğunu belirttiler.
Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Avrupa Politika Merkezi Baş Ekonomisti Fabian Zuleeg Reuters’e yaptığı açıklamada “Anlaşmada değişiklik yapılması son derece güç. Mesele bu sürecin 2013’ten önce ortaya somut bir şeyler çıkarılmasına imkân verecek zamanımızın olup olmadığı ki bu oldukça şüpheli” dedi.








