Haber
Çek Devlet Başkanlığı Sarayında düzenlenen törenle Rusya ve ABD tarafından imzalanan anlaşmanın, yürürlüğe girmesi için, Rusya parlamentosu ve ABD senatosu tarafından onaylanması gerekiyor.
Anlaşmayla iki ülke, stratejik nükleer silah başlıklarını üçte birlik, nükleer başlık taşıyan füze, denizaltı ve bombardıman uçaklarının sayısını ise yüzde elliden fazla azaltmayı kabul etti.
Start I Anlaşmasının yerine yapılan anlaşma, her iki ülkenin 7 yıl içinde kıtalar arası, denizaltı ve ağır bombardıman uçaklarında kullanılan balistik füzelerini 700'e, savaş başlıklarını 1550'ye, konuşlandırılan ve konuşlandırılmayan kıtalar arası balistik füze rampalarını 800'e düşürülmesini öngörüyor. Anlaşma, onaylanmasından sonra 10 yıl geçerli olacak.
Obama'nın, anlaşmasının bu yıl Amerikan Senatosunda onaylanmasını ümit ettiği bildirildi.
Beyaz Saray sözcüsü Robert Gibbs, Obama'nın uçağındaki gazetecilere yaptığı açıklamada "anlaşmanın onayının bu yıl tamamlanmasını bekliyor ve ümit ediyoruz" dedi.
Gibbs, nükleer anlaşmalara iki taraflı destek konusunda geleneksel bir anlayış olduğunu da vurguladı.
ABD Başkanı Barack Obama, Rusya ile imzalanan yeni anlaşmanın, iki ülkenin nükleer silahlarının daha da azaltılmasında ve iki ülke arasındaki ilişkilerde önemli bir adım olduğunu söyledi.
Obama, ABD'nin Doğu Avrupa'da kurmayı planladığı füze kalkanı sisteminin amacının Rusya ile "stratejik dengeleri" değiştirmek olmadığını vurguladı.
ABD Başkanı, nükleer silahların başka ülkelerde de yayılmasının, Orta Doğu ve Doğu Asya'da silahlanma yarışını artırabileceğini ve bunun dünya güvenliği için kabul edilemez bir risk olduğunu ifade etti.
Medvedev de antibalistik füze kapasiteleri artmadığı sürece yeni anlaşmanın uygulanabilir olacağını belirtti. Prag'da imzalanan anlaşmanın tatminkar olduğunu ifade eden Medvedev, "Elde ettiğimiz sonuç iyi" dedi. Medvedev, ABD'nin füze kalkanı planıyla ilgili olarak da "uzlaşmaya varacakları konusunda iyimser olduğunu" kaydetti.
AB nerede?
Prag'da gerçekleşen ABD-Rusya zirvesine Avrupa Birliği'nin temsil edilmemesi önemli tartışmalara neden oldu. ABD Başkanı Obama bu akşam vereceği akşam yemeğine yalnızca AB üyesi 10 Doğu Avrupa ülkesini ve Hırvatistan'ı davet etti.
AB'nin Prag'da temsil edilmemesi, birliğin tek sesli bir dış politika yürütemiyor olduğunu ve çabalarına rağmen küresel bir aktör olma yolunda başarı gösteremediği yorumlarına neden oldu.
Avrupa Parlamentosu Liberal Grup üyelerinden Guy Verhofstadt, yaşanan bu krizin hem Obama'nın davetlisi olan hem de olmayan AB ülkeleri açısından bir "lose-lose" (kaybet-kaybet) durumu oluşturduğunu belirtti. AP üyesi ayrıca AB'yi hangi alanda kimin temsil edeceğinin net biçimde ortaya konmasını ve böylece Başkan Obama'nın akşam yemeğine kimi davet etmesi gerektiği konusunda sıkıntı yaşamayacağını ekledi.








