Antlaşmanın öngördüğü şekilde iki buçuk yıl için ve görev süresi bir kez uzatılabilecek şekilde bir AB Başkanı seçildi. AB’nin uluslararası alandaki yüzü olacak bu makama atanan ilk isim Herman Van Rompuy oldu. “AB Dışişleri Bakanı” koltuğuna ise 5 yıllığına Barones Catherine Ashton oturtuldu.
* Mevcut oy sistemi 2014’e kadar korunacak. 2017’ye kadar geçiş süresi tanınacak yeni sistemde çifte çoğunluk sistemi uygulanacak. Karar almak için üye ülkelerin yüzde 55’inin onayı ve bu ülkelerin AB nüfusunun yüzde 65’ini temsil etmeleri gerekecek.
* Ulusal veto yetkisi dışişleri, savunma, mali konular, sosyal güvenlik ve kültür alanlarında korunacak. Yeni üye alımlarında da oybirliği aranacak.
* Komisyon, 2014’ten itibaren küçülecek.
* NATO benzeri bir yaklaşımla “dayanışma ilkesi” devreye sokulacak. Bu ilke terörist saldırılar ve doğal afetler için de geçerli olacak.
* Temel Haklar Sözleşmesi bağlayıcı hale geliyor. İngiltere, Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ne bu konuyla ilgili ayrıcalıklar tanındı.
* AB vatandaşları bir milyondan fazla imza toplamaları halinde bir yasanın gözden geçirilmesini talep edebilecekler.
* İsteyen ülke AB’den çıkabilecek.
* Özellikle adalet, güvenlik ve göç gibi konularda Avrupa Parlamentosu’nun yetkileri artıyor.
Türkiye’ye doğrudan etkisi yok
Lizbon Antlaşması’nın yürürlüğe girmesi Türkiye üzerinde doğrudan etki yaratmayacak. Bunun en önemli nedeni ise Türkiye’yle ilgili kararların alınmasında yöntem değişikliğine gidilmeyecek olması. Kısa vadede AB kapılarının Türkiye’ye açılmasının beklenmediği de dikkate alınırsa olası üyelik anında Lizbon Antlaşması’nın hâlâ yürürlükte olacağını söylemek bile pek mümkün değil.








