Logo EurActiv.com.tr

AB'de tarımla ilgili araştırmalarda gıda güvenliği ön plana çıkıyor

Bookmark and Share
(en)

03.06.2009
Tarımla ilgili araştırmaların geleceği konulu bir çalışmada endişelerin ortak olduğu ancak bu endişelerin dile getirilme biçimi üzerinde anlaşma sağlanamadığını ortaya koydu. Araştırmada devlet, piyasalar ve sivil toplum arasında disiplinler arası araştırma ve yeni rol dağılımlarına ihtiyaç duyulduğu görüldü.

Haber

27 Mayıs’ta düzenlenen sürdürülebilir gelişimde araştırmanın rolü konulu konferansta sunulan çalışmada iklim değişikliği, gıda güvenliği ve kırsal gelişimin tarımsal araştırmaların ana teması olduğu üzerine mutabakata varıldığı ancak anlaşmazlıkların çözümler üzerinde yoğunlaştığı ifade edildi.

Söz konusu anlaşmazlıklar hem siyasi hem de bilimsel düzeyde ve sosyal sorunların çözümünde kamu sektörünün rolü, piyasanın özelleştirilmesi yanı sıra çevre ve tarımla ilgili sorunların çözümünde teknoloji ve yenilikçiğin rolü üzerinde ortaya çıkıyor. Diğer açmazlar arasında sürdürülebilirliğin mi yoksa rekabetin mi öncelikli olması, çiftçilerin ve tüketicilerin belirleyici rolü ile tarım alanındaki yeniliklerde fikri mülkiyet haklarının rolü yer alıyor.

Endişelerin asıl kaynağının halen devam etmek olan gıda, enerji, ilkin ve finans krizleri olduğu belirtiliyor.

Dört aşamalı endişelerin ilk basamağında kırsal kesimin hassasiyetlerinin azaltılması, ihtisaslaşmada çeşitliliğe öncelik verilmesi, dayanıklılığın artırılması, stres kaynaklarının azaltılması ve çare yerine önleyici tedbirler alınmasına yer veriliyor.

İkinci olarak tarım-gıda örnekleminin ekonominin büyüme kapasitesindeki başarı ve rekabetin ölçülmesinde tek kıstas olması ve bu büyümenin sosyal etkilerinin veya ekolojik izlerinin dikkate alınmaması gibi nedenlerle büyümedeki sınırların teşhis edilmesi. Bunun için ise teknik, sosyal ve örgütsel yeniliklerin hep birlikte gerçekleştirilmesi ve disiplinler arası araştırmalar gerekli.

Üçüncü sırada adı geçen çalışmada tarımın iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılması ve uyum sağlanması sırasındaki potansiyeline dikkat çekilirken bunun sebebinin karbonun biyolojik kütlelere dönüştürülmesi ve biyolojik anlamda çeşitliliğin sağlanması kapasitesi olduğu kaydedildi. Araştırmada gıda ve sürdürülebilir tarım arasındaki bağlantı olarak “ekosistem hizmetleri” kavramının ayrıntılı bir şekilde incelenmesi öngörüldü.

Ve son olarak aynı çalışmada gıda ve toprak erişimi, dağıtımı ile bilgi ve karar mekanizması konularında yeni sosyal ve kurumsal düzenlemelerin devlet, piyasalar ve sivil toplum örgütleri arasında yeni rol dağılımıyla gerçekleştirilmesi gerektiğine dikkat çekildi.

Raporda, “tarımsal gıda sistemlerinin dayanıklılığının artırılması için bu diğer bir kilit unsurdur. İklim değişikliği ve çevreyle ilgili krizler yeni bir devlet-piyasa-vatandaş etkileşim şeklini gerekli kılmaktadır,” denildi.

Tarımsal araştırmalar konusunda çalışmaya liderlik eden Gianluca Brunori konuyla ilgili politikaların her zaman dikkate alınmadığını dile getirdi. Bunlar arasında küresel sera gazı etkilerini azaltmak amacıyla imzalanan Koyoto Protokolü, Avrupa Birliği’nin 2020’ye kadar yakıt kaynaklarının yüzde 10’unu biyo-yakıtların oluşturması hedefi ve yine AB’nin sürdürülebilir tüketim ve üretim politikaları yer alıyor.

Brunori, konuyla ilgili yaşam tarzı, tüketim alışkanlıkları, demografik değişiklikler, kentsel ve kırsal gelişim gibi sosyal kıstasların da zaman zaman göz ardı edildiği veya yeterince tespit edilmediğini vurguladı.

Perakende gıda sektörünün etkisi

Yapılan araştırmada tarımın ekonomik faktörler listesinin genişletmesi hatta fiyatlar, ticaret ve teşviklerin ötesine geçilmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Brunori, tarımsal gıda zincirinde güç dağılımının ve üretim ihtiyacına giderek daha fazla yoğunlaşmanın daha iyi ifade edilmesinin önemine dikkat çekti.

Nitekim söz konusu çalışmada “Gıda sisteminin yapısı uluslar arası şirketlerin artan gücüyle birlikte değişti” denildi. Özellikle hızla büyüyen perakende gıda sektörüne değinen raporda sektörün 2004-2006 döneminde yüzde 40 büyüdüğü hatırlatıldı. Gıda işleme sektöründeki büyümenin aynı dönemde yüzde 13 ve tarımsal girdi sanayindeki büyüme nin ise yüzde 8 olduğuna işaret edildi.

Araştırma sonuçlarında ayrıca, “Gıda perakendecileri özel sektörün belirlediği emniyet ve kalite standartları doğrultusunda kendi talepleri doğrultusunda ürünler, işletmeleri ve dağıtımları küresel zincirlere demirlemeyi başardılar,” ifadesine yer verildi.

Arka plan:

Gıda fiyatlarındaki artış gözleri tarım sektörüne çevirirken “daha az şeyle daha çok üretim” için tarımla ilgili araştırmaların rolü vurgulandı.

Avrupa Komisyon’una göre, küresel zirai üretiminin sürekli artan nüfus nedeniyle gelecek 40 yıl içerisinde iki katına çıkması gerekiyor. Bunun ise daha az su, daha az tarım ilacı ve sera gazı salımı ile başarılması beklenirken yağmur üzerinde iklim değişikliğinin etkileri ve toprak talebindeki artışın da göz önünde bulundurulması gerekiyor.

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics