Haber
Doktorlar için asgari standartlar üzerinde anlaşma yakın. Ancak mezuniyet sonrası tıbbi meslek içi eğitimin tanınması şu anda sınırlı bir düzeyde. AB’nin Mesleki Niteliklerin Tanınması konulu yönergesinde nöroloji ve estetik cerrahi gibi 15 uzmanlık alanı Avrupa çapında karşılıklı tanınma ilkesine tabi. Ancak yine de bazı disiplinlerde nitelikler birbirleriyle kıyaslanabilir türde değil.
Tiddens konuşmasının devamında “Halen doktorların sürekli mesleki gelişimi ve tıbbi meslek içi eğitimlerinin bütün üye ülkelerde tanınabilir hale gelmesi için çalışıyoruz. Bu çok kolay bir şey değil ama önceliklerimizden biri” dedi.
Tıbbın uluslararası bir meslek olduğunu kaydeden yetkili doktorlar arasında bilgi ve becerilerini paylaşabilecekleri türde seyahatlere bir yöneliş olduğunu ancak e-sağlık teknolojisinin uzmanlık alanının paylaşımını seyahat etmeksizin daha da kolaylaştırabileceğini belirrtti.
“Bilgi alışverişi gözönünde bulundurulursa doktorların dolaşımı iyi bir şey. Bugünlerde internet gibi bir avantajınız da var. Dolayısıyla dolaşım geçmişteki kadar elzem olmayabilir. Ancak doktorların bir ülkeden diğerine gidebilmelerinin sağlanması gerektiğini söylüyoruz.”
Tiddens e-sağlığın gelişiminin tıp uzmanları yerine sanayi kesimi tarafından dikte ettirilmesiyle ilgili endişeleri dile getirdi.
“Şu ana kadar sanayi neyin geliştirilmesine karar verdi ve biz bundan endişeliyiz. Doktorların e-sağlık sektörünün gelişiminde çok daha fazla söz sahibi olmaları gerektiğine inanıyoruz.”
Beyin göçü hassas konu son aylarda tekrar gündeme gelirken nitelikli elemanlar için Mavi Kart uygulaması ile Afrikalı bilimadamlarının gelişmiş ülkelerde araştırmaların gelişmiş ülke doktorlarına verildiği yönündeki eleştirileri tartışmalara sebep oldu.
Tiddens Avrupa’nın kendi tıp güçlerini mesleki eğitime tabi tutma gücüne sahip olması gerektiğini belirterek beyin göçünün önlenmesinin şart olduğunu sözlerine ekledi. “Her üye ülke yeterince deneyimli doktora sahip olabilmeli ve bizler doktor sayısı çok az olan ülkelerden doktor talebinde bulunmamalıyız.”








