Haber
EPP lideri Wilfried Martens EPP’in adayının meclis başkanı seçilmesinin kolay olmadığını söyledi. Marten kendi grubunun geçmişte tek bir aday için grup içi gizli oyla karar verilmesi seçeneğini kabul etmeye zorlandığını anımsattı.
Martens ALDE ile muhtemel bir ittifakın gerçekleşmesi halinde bile EPP’nin meclis çoğunluğunu sağlayamayacağını kabul etti. Bu durumda milletvekili sayısı 348 olacak ancak çoğunluk için 379 vekil gerekli. Dolayısıyla Martens Sosyalistlerin de bu eşitlikte yer alabileceğini dile getirdi.
AP başkanlığı için adaylığını resmen ilan etmiş olan ALDE lideri Watson ise “büyük koalisyon” fikrine karşı çıkarak EPP ve ALDE arasında “ideolojik koalisyon” düşünebileceğini kaydetti.
Seçim sonuçlarının bu seçime yansıtılması gerektiğinin altını çizen Watson ALDE’yi merkez-sağ ittifakının bir parçası olarak görüyor. ALDE lideri ayrıca EPP’nin AP başkanlığında ısrar etmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
“EPP’nin Komisyon başkanlığını istemesi durumunda Avrupa Parlamentosu başkanlığını liberal demokratlar ve sosyalistlere bırakmaları gerekir. Bu tür bir hayal gücünü EPP içinde de olsa ihtimal dışında olduğunu düşünemem”.
Ancak PES’ ve ALDE’yle yapılacak böyle bir anlaşma beş yıllık AP başkanlığı görevinin iki grup arasında paylaşılma ihtimalini akla getiriyor. Ancak Watson kendisinin beş yıl boyunca göreve talip olduğunu her fırsatta tekrarlıyor.
Barroso’nun yeniden Komisyon başkanı olması konusunda Watson EPP ile Barroso’nun Nice Anlaşması şartlarına göre hemen bu göreve atanması ve komiserlerinEkim’de yapılması beklenen İrlanda’daki ikinci halk oylaması sonrasına bırakılması noktasında hem fikir değil.
Öte yandan görev süresi dolan AP Başkanı Hans-Gert Pöttering Komisyon başkanlığı seçiminin yeni meclisin ilk oturumunda 1 Temmuz’da yapılmasını istediğini söyledi.
Watson bu konuda, “Sayın Barroso için korkacak bir şey olduğunu sanmıyorum. Kendisi tek aday… Dolayısıyla belki bu tür işlere biraz daha makul yaklaşmamız ve komisyon başkanlığı ile komiserlerin seçimini Lizbon Anlaşması’na göre yapmamız gerekir” dedi.
Daha iyi iletişim hedefi
Watson ayrıca kendisini meclis başkanı seçilmesi halinde AB seçimlerine düşük katılım ve Avrupa’daki ilişkilere karşı gösterilen genel kayıtsızlık sorununun üstesinden gelebilecek planları olduğunu açıkladı.
“Her şeyden önce Avrupa kurumları arası uygun iletişim politikası bulunmalı. Örneğin, Euronews’a bütün üye ülkelerde kamu hizmet statüsünü vererek işe başlayabiliriz. Böylece halk Brüksel’de ne olup bittiği konusunda düzenli olarak bilgi edinebilir.”
ALDE lideri AP üyeleri yüzdesinin Avrupa yanlısı listelere göre belirlenmesi ve dolayısıyla 27 ulusal kampanya yerine Avrupa kampanyaları düzenlenmesinin uygun olabileceğini sözlerine ekledi. Watson tüm bunlara ek olarak komiserlerin AP içinden seçilmesi çağırısında bulundu. Watson’a göre her komiser halkın oylarının Avrupa Komisyon’u üzerindeki doğrudan etkisini görebileceği şekilde doğrudan seçilmesi gerekiyor.
Arka plan:
Avrupa Halk Partisi (EPP) 4-7 Haziran seçimlerini başarıyla tamamlarken Komisyon Başkanı José Manuel Barroso’nun yeniden seçilmesi için baskıları artırıyor. Ancak meclis bu konuda gizli oylama sonrasında kararını verecek.
EPP meclis başkanlığı için iki aday gösterdi: Polonyalı Jerzy Buzek ve İtalyan Mario Mauro.
Mauro, İtalyan Başbakanı Silvio Berlusconi’nin istediğinin aksine EPP’in en büyük ulusal delegasyonundan aday olamadı. İtalyan Özgürlük Partisi AP’a 34 milletvekili gönderirken, Almanların Hıristiyan Demokratlar Birliği (CPU) 42 vekil çıkardı. Polonya’da merkez-sağda Başbakan Donald Tusk’ın partisi ise 28 sandalyenin sahibi olacak.
Dahası, meclis kulislerine göre Alman merkez-sağın Polonyalı bir adayı tercih edebileceği bildiriliyor.
Ancak diğer gruplardan da bu makamlar için aday gösterenler var. Örneğin Avrupa Sosyalistler Partisi’nde (PES) birkaç adayın ismi geçerken ALDE lideri Graham Watson da güçlü bir aday.
Merkez-sağ EPP-ED grubu başkanı Joseph Daul 8 Haziran’da EPP ve liberallerden oluşan Avrupa Liberaller ve Demokratlar İttifakı (ALDE) grubu ve PES’in birlikte koalisyon oluşturması ve Barroso’yu yeniden bu göreve getirmesi gerektiğini öne sürdü.








