Latince "kararsız kalabalık" anlamına gelen "mobile vurgus" sözlüklerinden türeyen "mob" sözcüğü, İngilizce kanun dışı şiddet uygulayan düzensiz kalabalık veya çete anlamına gelmekte. "Mob" kökünün İngilizce eylem biçimi olan "mobbing" ise “psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek” demek. Özellikle hiyerarşik bir yapılaşmanın olduğu gruplarda, zayıf bir kontrolün olduğu örgütlerde güçlünün altta kalanlara psikolojik yollardan baskı yapması olarak tanımlanabilir. Aynı zamanda duygusal bir saldırı olan mobbing, çoğunlukla işyerlerinde görülmekte olup kişinin saygısız davranışlara hedef olması durumu.
Son yaşanan hadisede ise Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Çakır, üniversitenin Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zehra Gönül Balkır aleyhine açtığı mobbing davasını kazandı. Kocaeli 4. Sulh Mahkemesi'nde, 14 Temmuz'da, karara bağlanan davada Balkır'ın, Çakır'a üç bin lira manevi tazminat ödemesine karar verildi.
Türkiye’de mobbing
2006 yılında Tülin Yıldırım’ın Jeoloji Mühendisleri Odası’na açtığı davada mobbing kavramı ilk kez kullanıldı. Ankara 8. İş Mahkemesi'nin kararıyla hukuken tanınan mobbing, mahkemenin Yıldırım’a kötü muamele edildiğini ve psikolojik taciz uygulandığına hükmederek tazminat kararı verilmesiyle sonuçlanmıştı. 2006 yılındaki bu dava benzerleri için emsal teşkil ederek, çalışanların da karşılaştıkları takdirde mobbingi tanımasını kolaylaştırdı.
Tülin Yıldırım, karardan sonra yazdığı ve sendika.org'da 28 Aralık 2006'da yayınlanan yazısında şu ifadeleri kullandı: "Bu davayı açmadan önce uzun suren araştırmalarımda ve insanlarla görüşmelerde elde ettiğim tek şey, 'işveren her yerde işçiyi işten çıkmaya zorlamak için baskı yapar işçinin yapması gerek şey ise buna direnmektir' şeklindeydi.”
"Ben işverenin baskısına direnmenin yanında bir şeyi daha ispatladım; işveren çalıştırdığı işçiye baskı yapamaz. Bunu da hukuk ve yasaların çerçevesinde bir alan açarak yaptık. Türkiye mevzuatında mobbing kavramı olmamakla beraber bu kararın çıkması artık mevzuatımıza bunun girdiği anlamına geliyor."
Adı duyulan bir diğer mobbing davası da Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) ve Genel Başkanı Mustafa Kumlu aleyhine Pınar Alkan tarafından Aralık 2009’da açıldı. Türk-İş ise Alkan'ın Aralık 2009'da açtığı mobbing davasından sonra Pınar Tınaz ve Işıl Karatuna'ya İşyerinde Psikoljik Taciz adlı bir kitap bastırdı. Bastırdığı kitapta mobbingin işveren sorumluluğunda olduğu belirtilirken dava karşı dilekçesinde işveren sorumluluğu bulunmadığı öne sürüldü.
Türk hukuk sisteminde bu suçla ilgili henüz açık bir tanım yok. İş kanununda işveren için sadece iş sağlığı ve iş güvenliği sağlama zorunluluğu var. Bu şiddetin failleri yaptırım göremiyor. İşyeri içinde şiddet, kişinin fiziksel ve ruhsal sağlığına karşı saldırıdır, suç teşkil eder. Bizde Mobbing tanımına giren suçlar, cinsel tacizler kanunda yaptırıma tabi, davalar bundan açılıyor. TBMM Adalet Komisyonu’nun, Borçlar Kanunu Tasarısı’nda, işverene psikolojik tacizi (mobbing) engelleme yükümlülüğü getirmesi, bu konuda açılan davalarda yargının işini kolaylaştıracak. İşten ayrılmaya zorlanan ve güç koşullarda çalışanlar, işyerinden sadece bu nedenle tazminat alabilecek. Borçlar Kanunu Tasarısı’nın bu haliyle yasalaşması durumunda, mobbing kavramı ilk kez Türk hukukuna girmiş olacak.
Adalet Bakanlığı Resmi Bilirkişisi Uzman Psikolog Derya Deniz, “Mobbing’de Doğu-Batı farkına dikkat çekiyor. Amerika ve Avrupa kültüründe bireyselcilik ve rekabet duygusu Doğu toplumlarına göre daha üst seviyede hissedililiyor. Toplum kültürleri cemiyet anlayışından çok kişisel başarı ve bireysel yaşam üzerine kurulmuş olduğu için içedönük bireylerin işyerinde “güçsüz” olarak görülüp yıldırmaya maruz kalması daha olası. Türk toplumu gibi Doğu toplumlarında ise kültürel değerler sebebiyle “sessiz” ya da “ağırbaşlı” gibi sıfatlarla nitelendirilen içedönük kişilere olumsuz bakış açısıyla yaklaşılmadığı düşünülüyor. Hatta bu kişiler daha çok seviliyor” yorumununda bulunuyor.
Avrupa’da Mobbing
İşyerlerinde düşmanca tutumların sergilendiği bu süreci tanımlamada kullanılan sözcük, batı literatüründe ülkeye göre değişmektedir. Örneğin İngiltere ve Avustralya’da bu olgu için “bullying” terimi tercih edilmiştir. Avrupa ve ABD’de benzer davranışları tanımlarken okul örgütlerinde “bullying”, işyerlerindeki davranışlar için “mobbing” kullanılmıştır. Terminolojideki karışıklığın giderilmesi için Leymann, “bullying” terimini okul örgütleri için, “mobbing” terimini de işyerleri için önermektedir.
Avrupa Birliği ülkelerinin birçoğu işyerinde uygulanan psikolojik tacizle mücadele için düzenleyici önlemler almış olup, ortak bir anlaşma üzerinde çalışmakta.
Avrupa Birliği’ne üye devletlerde, işverenlerin çalışanları fiziksel, psiko-sosyal ve/veya cinsel şiddet ve tacize karşı koruma yükümlülüğüne ilişkin yasal düzenlemeler getirme zorunluluğu var. Örneğin bazı Avrupa ülkelerinde mobbing destek hatları bile var.
Avrupa da çok sayıda konuyla ilgili dava ve ağır para cezaları da bulunuyor.
AB ülkelerinde gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma gösteriyor ki, çalışan nüfusa göre mobbing'e uğrayanların oranı İngiltere'de yüzde 16, İsveç'te yüzde 10, Fransa ve Finlandiya'da yüzde 9, İrlanda ve Almanya'da yüzde 8, İtalya'da ise yüzde 4.
İsveç ve Almanya'da binlerce mobbing mağduru erken emekli oluyor veya psikiyatri kliniklerinde tedavi altına alınıyor.
Almanya’da mobbing olgusunun yasal düzeyde tanınmasında sendikal çalışmalar da etkili oldu. Toplu iş sözleşmelerine, mobbingin, toplu sözleşmenin ihlali olduğuna dair maddeler eklendi. Örneğin Almanya’da mobbing kurbanı, erken emekliliğini isteyebiliyor. Günümüzde Almanya’da mobbing olgusunun ne olduğunu bilmeyen yok . Ülke genelinde mobbing kurbanlarının yardım ve destek isteyebilecekleri kamusal merkezler dahi var. İşletmelerde mobbingi önleyici çalışmalar yapılarak yürürlüğe konuluyor.Bunların en bilineni, Volkswagen örneği. Volkswagen çalışanları, işyerinde başkaları tarafından uygulanan taciz veya şiddete maruz kalmaları halinde konuyla ilgili olarak işletme içinde oluşturulmuş birimlere doğrudan doğruya başvurabiliyor. Volkswagen kuruluşunda işyerinde mobbing uygulayan kişinin cezasının, işten çıkarılmaya kadar varabileceği, iş sözleşmesinde belirtiliyor.
İsviçre’de işyerlerinde her türlü psikolojik baskı ve tacizin uygulanması, yasalarla engellenmiş durumda. Yasalara göre, bu tür baskı ve tacizde bulunan kişi, işten çıkartılabilir18. Fransa’da işyerinde psikolojik taciz, adli bir suç olup cezası 1 yıl hapis ve 15000 Euro.İrlanda’da 1999’dan bu yana, hükümet tarafından görevlendirilen uzman gruplar, işyerlerinde taciz ve şiddetle ilgili çalışmalar yapmakta. İtalya’da bölgesel olarak mobbing karşıtı yasalar yürürlüğe girmiş ve psikolojik şiddet dolayısıyla ortaya çıkan rahatsızlıklar iş kazası kapsamına alınmış durumda.









