Logo EurActiv.com.tr

EU JOBS

more offers »

Gelecek Avrupa Parlamentosu'nda AB karşıtları çarpışacak

Bookmark and Share
(en)

06.12.2013
Anketler, önümüzdeki yılki Avrupa Birliği seçimlerinde aşırı sağın yükseleceğine işaret ediyor. Ancak Avrupa Parlamentosu'nda ikinci bir Avrupa-şüphecisi grubun kurulması, EFD grubunun sonu olabil

Avrupa Parlamentosu'nda Avrupa-şüphecilerinin baskın geleceği endişeleri, Fransız aşırı sağcı siyasetçi Marine Le Pen'in Hollandalı popülist muadili Geert Wilders ile görüşmek için Lahey'i ziyaret etmesinin ardından arttı.

Le Pen ve Wilders, 'ortak bir siyasi gündemi' savunmak için milliyetçi partilerden bir grup oluşturma planlarını açıkladı. Fransa'dan Ulusal Cephe (FN), Hollanda'dan Özgürlük Partisi (PVV), Avrturya Özgürlük Partisi (FPÖ), Flaman Vlaams Belang (VB), İsveçli Demokratlar ve İtalya'dan Kuzey Ligi'nin güç birliği yapması bekleniyor.

Parti temsilcileri, koalisyon planlarını 14 Kasım'da Avusturya'nın Viyana kentinde görüştü. Toplantıya katılan bir kaynak, EurActiv'e yaptığı açıklamada 'PVV katılmadı. Ancak diğerleri katıldı ve planlarımıza ilgi duyuyorlar' dedi.

'Göç, sığınma, ya da Türkiye'nin AB'ye üyelik müzakereleri gibi bazı konuların yer aldığı bir taslak metni konuştuk' diyen kaynak, bunun büyük ihtimalle 22-25 Mayıs 2014'te düzenlenecek seçimlerin ardından yeni aşırı sağ grup haline gelecek oluşumun kaba bir taslağı olduğunu belirtti.

Avrupa Parlamentosu'nda grup kurmak için en az 25 milletvekili ve parlamenterlerin en az yedi farklı AB ülkesinden olması gerekiyor.

Aşırı sağcı partiler, sözü geçen altı partinin işbirliklerinin temelini oluşturacağını yeni grubu kurmak için yeterli sandalye sayısına sahip olacaklarından emin olduklarını söylüyor. FN kendi başına bile gereken sandalyelerin önemli bir kısmını kazanabilir. Diğer ülkelerdeki küçük partilerle de temas kuruldu ve bu sayede yedi ülke bajarı da kolayca aşılabilir.

EFD grubu tehlikede

Ancak bir taraftan yeni Avrupa-şüphecisi grubun parçaları bir araya gelirken, bu durum Parlamento'daki diğer aşırı sağcı grubu, Özgürlük ve Demokrasi Avrupası'nı (EFD) tehlikeye sokabilir.

Şu anda EFD'nin 11 AB ülkesinden 32 temsilcisi bulunuyor. Ancak bunun içinde gruptan ayrılacak olan Kuzey Ligi milletvekilleri de bulunuyor ve bu durum, seçim sonuçlarına bağlı olarak EFD'nin bazı sandalyelerini kaybetmesine yol açabilir.

Belçikalı bağımsız milletvekili Frank Vanhecke gibi Parlamento'dan ayrılacağı kesin olan bazı parlamenterler de bulunuyor. Böylece EFD yalnızca sandalye sayısını kaybetmiş olmayacak, aynı zamanda AB üyesi ülkeler arasındaki temsiliyeti de azalacak.

Paris merkezli düşünce kuruluşundan Yves Bertoncini, EFD'nin tabanını sağlam tutmak için alternatiflere yönelmesi gerekeceğini söylüyor:

'Diğer ülkelerden milletvekili toplamaları gerekecek ve büyük olasılıkla diğer siyasi akımlardan da bazı milletvekillerini kendilerine çekmeye çalışacaklar. Ancak bu iş kesinlikle zor olacak.'

EFD, İngiltere Bağımsızlık Partisi'nin (UKIP) oranının arttığı, Finliler Partisi (eski Gerçek Finliler), Polonyalı Dayanışma partisi ve geri kalanı da bağımsız milletvekillerinden oluşan bir grup haline gelebilir.

İngiltere merkezli Counterpoint kuruluşunda aşırı sağcı popülizmi analiz eden Marley Morris, 'AB seçimlerinin ardından EFD'nin karşılaşacağı zorluk, birlikte çalışmak olacak. Üye partiler arasında AB konularında pek çok anlaşmazlık var ve bu anlaşmazlıklar yeni koalisyonda yer alacak aşırı sağcı partilerinkinden çok daha fazla. Eğer EFD'nin grup kurmak için uçtaki milletvekillerine başvurması gerekirse daha da bölünmüş hale gelecekler' dedi.

Avrupa Parlamentosu'nda grup kurmak, komitelerde sandalye garantisi, genel kurulda belli konuşma süreleri ve personel istihdam etmek için belli bir aylık almak gibi faydaları beraberinde getiriyor.

Bertoncini, 'Ancak grup kurabilmek için milletvekillerinin, hepsinin anlaşmaya vardığı bir siyasi program sunması gerekiyor' dedi. Ancak araştırmalar, konular üzerinde anlaşmaya varmanın aşırı sağ için diğer tüm parti ve gruplardan daha zor olduğunu gösteriyor.

Bunun örneklerinden biri de Ocak 2007'de kurulan 'Kimlik, Gelenek, Egemenlik' grubu. FN, FPÖ, Vlaams Belang, İtalya'dan eski faşist diktatör Mussolini'nin torunu Alessandra Mussolini'nin partisi ve diğer aşırı uçlar bu grup çatısı altında bir araya gelmişti. Ancak grup, partiler arasında anlaşmazlıkların sürmesi sebebiyle aynı sene dağılmıştı.

Avrupa-şüphecilerinin etkisi tartışmalı

Uzmanlar, Mayıs 2014'teki seçimlerin ardından Avrupa-şüphecisi milletvekillerinin sayısının 90 ile 190, yani tüm sandalyelerin dörtte birini bulabileceğini tahmin ediyor.

Ancak pek çok kişi, gelecek Avrupa Parlamentosu'nda iki tane aşırı sağ grup olsa bile bunun kendilerine AB meselelerinde etkili olacakları garantisini vermeyeceğini söylüyor.

Counterpoint'in bir yayınında yer alan, şeffaflık örgütü VoteWatch'ın verilerine göre aşırı sağcı milletvekillerinin AB yasalarında daha düşük bir etkisi oluyor çünkü Parlamento'ya nadiren geliyorlar ve çoğunluğa sahip olmak için ittifaklar yapıldıktan sonra, oylama sırasında geliyorlar.

Notre Europe'un yaptığı bir araştırma, 'popülist' milletvekili oranında beklenen artışın bir büyük koalisyon ihtimalini daha da güçlendireceği tahminine yer veriyor. Popülistlerin (sağ veya sol) sahip olduğu sandalye sayısı, Avrupa Parlamentosu faaliyetlerinde sahip olacakları 'gerçek güçten' çok daha az önemli olacak.

Essex Üniversitesi'nden Paul Taggart, Avrupa-şüphecilerin, aynı kurumlara öfkeli bile olsalar birbirinden bu kadar farklı tutumlara sahip olmalarının kendisini şaşırttığını söylüyor ve 'Avrupa-şüpheciler Avrupa düzeyinde, onları oluşturan parçaların toplamı değiller, gerçekten' diye ekliyor.

Laurens Cerulus

© EurActiv 2007-2014. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics