Haber
Çek hükümetinin düşmesine sebep olan iç sorunlarla boğuşan Çek yetkililer öte yandan birliğin başkanlığını da yürütmeye çalışıyordu. Lizbon anlaşmasına karşı duruşuyla bilinen bir cumhurbaşkanı ve çeşitli oyunlarla Çekler dönem başkanlığına damgasını vurdular.
Siyasi başarısızlık, örgütsel başarı
Çek yetkililer EurActiv-Çek Cumhuriyeti’ne verdikleri bilgide “başkanlık döneminin kısmı başarıyı artırmakta yetersiz kaldığını” kaydettiler. Teknik açıdan iyi örgütlenmiş dönem başkanlığı sırasında Brüksel’deki uzmanların övgüye hak ettiklerini dile getiren aynı yetkililer başkanlık süresinde göreceli olarak başarılı olduklarını çünkü bu dönemde Rusya-Ukrayna gaz krizi, küresel ekonomik kriz ve İsrail-Filistin gibi önemli gelişmelerin yaşandığını belirttiler.
Bu konuda Çeklerin resmi görüşü Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin sorunları ifade etmedeki yıkıcı tutumunun ve özellikle Orta Doğu ziyaretinin Çek dönem başkanlığının arabuluculuk çabalarını böldüğü yönünde oldu. Prag hükümeti Paris’ten yönetimi devralmadan önce Çek Cumhurbaşkanı Klaus Fransa’yı açıkça birliği “hortumlamak”la suçladı.
Ancak Fransızlara göre Sarkozy’nin öne çıkıp o dönem Israil Dış İşleri Bakanı olan Tzipi Livni ile 1 Ocak’ta yaptığı görüşme Çeklerin zayıf kalmaları nedeniyle gerçekleşti.
Fransız yetkililerden Çekler çalışmanın zorluklarını dile getirmekte çekinmediler. Haziran’daki AB zirvesi öncesinde Fransız Ulusal Meclisi’ndeki konuşmasında Dış İşleri Bakanı Bernard Kouchner Avrupa Komisyonu Başkanı José Manuel Barroso’nun “etkili bir Fransız yönetimi altında etkili bir idare sergilediğini ancak daha az etkili Çek dönem başkanlığı sırasında kendisinin daha az etkili olduğu” yorumunu yaptı.
Eski Çek AB İlişkileri Bakanı Alexandr Vondra’ya göre Çekler Rusları ve Ukraynalıları Ocak’ta yaşanan doğal gaz krizi sırasında müzakere için masa başına oturtmayı başardılar ve dolayısıyla Çek hükümeti AB çapında bir krize sebep olabilecek karmaşanın önlenmesine yardımcı oldular.
Ancak gaz krizinin bertaraf edilmesinde Çeklerin fazla önemli rol oynamadığını ileri süren İngiltere’deki Sussex Üniversitesi görevlisi Zdeněk Kavan bunun geçici bir çözüm olduğunu ve enerji güvenliğinin artırılması için herhangi bir gelişme kaydedilmediğine işaret etti.
Bütün bu olanlar ODS liderliğindeki Çek hükümetinin 2009 baharında devrilmesiyle gölgelendi. Aralarında Vondra ve Dış İşleri Bakanı Jan Kohour ile Çek Cumhuriyeti’nin AB Daimi Temsilcisi ’ Milena Vicenová’nın da bulunduğu kimi yüksek düzeyli temsilciler hükümetin iktidarı kaybetmesinin dönem başkanlığının itibarını yok ettiğini itiraf ederken bunun kendileri için şokların en büyüğü olduğunu kaydettiler.
Anlaşılamayan şaka
Kohout ayrıca üzerinde David Černý imzası buluna ve “Entropa” adı verilen sanat eserinin Konsey’in girişindeki Justus Lipsius Binası’nda birkaç hafta süreyle Çek Cumhuriyeti’nin sembolü olarak sergilenmesinin ve “Avrupa’yı tatlandıracağız” sloganının da dönem başkanlığını olumsuz etkilediğini dile getirdi.
Bulgaristan, ülkeyi “Türk helâ”sı şeklinde betimleyen “Entropa”ya resmi düzeyde tepki gösterirken Prag’dan heykelin kaldırılmasını talep etti. Sonunda heykel siyah bir örtüyle gizlendi.
Sussex Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler Profesörü Kavan Çeklerin “ekonomik krizi çözmek için girişimlerde bulunmak yerine şaka yapanlar” olarak hatırlanacağını ileri sürdü.
Çek dönem başkanlığının resmi sloganı “Engelsiz Avrupa” ise herhangi bir karışıklığa sebep olmadı. Çek Ticaret Bakan Yardımcısı Martin Tlapa birliğin 27 üyesinin Çek başkanlığı altında uluslar arası ticaretin serbestleştirilmesi, ihracat finansmanının artırılması ve himayeci tedbirlerin kaldırılması konusunda bugüne kadar eşi benzeri görülmemiş bir şekilde uzlaşmaya vardılar.
Şubat ayında o sıralar başbakan olan Topolanek birlikte yer alan Fransa ve Almanya gibi büyük ülkelerin himayeci tavırlarını eleştirerek sonucun 1929’da yaşanan “Büyük Buhran”a benzer olabileceği uyarısında bulundu.
Çekler icraata karşı
Tabii bu Topolanek’in pişmanlık duyulan açıklamalarının ilki değildi. Çek dönem başkanlığının önceliklerini Avrupa Parlamentosu’nda (AP) 14 Ocak’ta dile getirirken Topolanek birliğin mevcut Nice Anlaşması’nın Lizbon Anlaşması’ndan daha iyi olduğunu ileri sürünce ortalık yine karıştı.
Topolanek konuşmasında “Lizbon Anlaşması aslında vasat bir anlaşma. Nice’ten biraz daha kötü ve bir sonrakinden biraz daha iyi…” şeklinde bir ifade kullandı.
AP üyelerinin karşı çıktığı Topolanek daha sonra sözlerinin bir Çek deyişine gönderme de bulunduğunu belirtti.
Topolanek sözlerinin şaka olduğunda ısrar ederken Lizbon Anlaşması’nın bir mantra olmadığını açıkladı.
Ancak aylar sonra partisi ODS yeni Avrupa Parlamentosu’nda Lizbon karşıtı grup içinde yerini aldı.
Amerikan Başkanı Obama Prag ziyareti öncesinde Topolanek ABD’nin teşvik politikasının “cehenneme götürecek” nitelikte olduğunu ileri sürdü. Yardımcıları kendisinin bunu söylemediğini belirtirken Topolanek daha sonraki bir açıklamasında bu ifadeyi kullanmasının AC/DC konseri sonrasına denk geldiğini ve kendisini ünlü rock grubunun “Cehenneme giden yol” isimli şarkısından esinlendiğini belirtti.
Mittel-Avrupa enstantaneleri
AB’nin en büyük Doğu Avrupa ülkesi Polonya defalarca Prag’ın dönem başkanlığı yöntemiyle ilgili endişelerini dile getirerek Orta ve Doğu Avrupa’nın imajını zedelediğini ileri sürdü.
Artık Çek dönem başkanlığı sona ermek üzere. Ve Varşova bardağın yarı-dolu kısmına bakmak istiyor. Polonyalıların görüşü Prag’ın özellikle iki önemli konuda iyi iş başardığı yönünde. Bunlardan birincisi Doğu Ortaklığı ve ikincisi enerji projeleri.
Eski Çekoslovakya’nın bir parçası olan şimdiki Solovakya özellikle dönem başkanlığı sırasında Çeklerle yakın ilişkiler sürdürmeye özen gösterdi. Slovakya Doğu Ortaklığı projesini benimsedi ve Prag’ın enerji güvenliği alanındaki hamlelerine destek verdi. Çek dönem başkanlığı da Slovakya’nın Avrupa Komisyonu’nun ekonomik krizden kurtulma planlarına ilişkin çekincelerin giderilmesine yardımcı oldu. Çünkü Bratislava hükümeti başlangıçta Orta Avrupa ülkelerinin ihtiyaçlarının gerektiği şekilde yansıtılamayacağını düşünüyordu.
Öte yandan, eski Slovak Dış İşleri Bakanı ve yeni AP üyesi Eduard Kukan Çek dönem başkanlığının kendisini hiçbir şekilde tatmin etmediğini söyledi. “Çek siyasetçilerin kendi iç sorunlarını birkaç aylık bir sürede çözümleyememiş olmaları büyük bir hayal kırıklığıdır. Sanırım kendileri ülkelerine karşı sorumsuzca davrandılar” diyen Kukan Prag hükümetinin devrilmesine göndermede bulundu.
Ancak Macaristan Çek dönem başkanlığı öncesinde oldukça fazla destek verdi. Budapeşte Prag’ı iktidar krizi nedeniyle eleştirdi ancak Polonyalılar Jan Fischer’in göreve atandığı gün kendileri Macaristan’a yeni bir başbakan seçtiklerinden olayın üzerine fazla gitmeyi tercih ettiler.
Budapeşte yine de garip fikirler ortaya atarak başkanlık gündemini karıştırmaktan uzak duramadı. 1 Mart’ta toplanan olağanüstü AB zirvesinde Macaristan €160-190 milyar değerinde bir fon oluşturulmasını ve Doğu Avrupa ülkelerinin borçlarının yeniden düzenlenmesini ve tavsiyesini talep etti. Teklif reddedildi.
Dahası Nabucco zirvesine ev sahipliği yapan Macaristan Çek dönem başkanlığı liderliğindeki Güney Koridoru zirvesiyle rekabete girdi.
Diğer taraftan Almanya’da Çek Cumhuriyeti’nde yaşanan karmaşadan memnunluk duymazken Berlin yönetimi durumun olağanüstülüğünü dikkate alarak Çek başkanlığının dengeli bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya attı.
Berlin’i kısa bir süre önce ziyaret eden yeni Çek Başbakanı Fischer Paris, Londra ve Stockholm’den önce istişareler konusunda Almanya’nın ayrıcalıklı bir yeri olduğunun altını çizdi. Almanya ve Çek Cumhuriyeti herşeye rağmen son aylarda yakın işbirliğine girdiler.
Almanya’da en fazla hayal kırıklığına uğrayan kişi Çek Cumhuriyeti’nin Berlin Büyük
Arka plan:
“Engelsiz Avrupa” sloganıyla yola çıkan Çek Cumhuriyeti altı aylık geçici dönem başkanlığını 1 Ocak 2009’da Fransa’dan devraldı.
Çeşitli iç ve dış sorunlarla mücadele etmek durumunda kalan Çek Cumhuriyeti içeride hem de iktidardaki Sivil Demokratlar Partisi (ODS)’den şüphecilerin çoğunlukta olduğu senato’da hem de mecliste Lizbon Anlaşması’nın kabulü için çok uğraştı. O sıralarda Başbakan olan Mirek Topolanek görevde kalabilmesi için muhalefet kanadıyla uzlaşmak zorunda kaldı.
18 Şubat’ta Çek Meclisi Lizbon Anlaşması’nı onayladı. Ancak anlaşma ABD ile Çek topraklarında kurulacak ve füze kalkanı şeklinde kullanılacak bir radar istasyonu anlaşmasına rehin edildi.
Kısa bir süre sonra 24 Mart’ta Topolanek hükümeti güvenoyunu kaybetti ve iktidardan düştü.
5 Nisan’da Çek siyasi partilerinin liderleri sonbaharda yapılacak erken seçimlere kadar ülkeyi yönetecek geçici hükümet kurulması için anlaşmaya vardılar.
İstatistik Kurumu Başkanı Jan Fischer ülkenin yeni başbakanı oldu.
Çeklerin AB dönem başkanlığı sırasındaki önemli gelişmelerden biri Amerikan Başkanı Barack Obama’nın Prag’ı ziyareti sırasında yaptığı konuşmada Orta Avrupa’da füze savunma sistemi kurulması arzusunu dile getirmesi oldu.
Bir diğer önemli gelişme ise altı eski Sovyet ülkesiyle daha yakın siyasi ve ekonomik bağlar oluşturulması esasına dayanan “Doğu Ortaklığı” projesiydi.
6 Mayıs’ta Çek Senatosu Lizbon Anlaşması’nı onayladı ve ülkede anlaşmanın tamamen kabulü için son noktaya gelindi. Ancak metnin cumhurbaşkanı Klaus tarafından resmen onaylanması gerekiyor. Klaus ise daha önceki açıklamalarında İrlanda’da anlaşma için yapılacak ikinci halk oylaması sonuçlanmadan metni imzalamayı reddedeceğini duyurdu.
Günler önce Klaus, kendisinin Lizbon Anlaşması’nı imzalayacak son lider olabileceğini tekrar etti. Benzer bir durum Polonya’da da yaşanıyor.









