Logo EurActiv.com.tr

Kıbrıs sorununda liderler sorumlu davranırsa, yıl sonunda çözüm gelir

Bookmark and Share

17.08.2010
KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, 40 yılı aşkın süredir devam eden Kıbrıs sorununda tarafların birbirlerinin hangi konuda ne istediğini, ne istemediğini gayet iyi bildiğini belirterek, “Bu aşamadan sonra Kıbrıs meselenin halledilebilmesi için gerekli olan siyasi irade ve liderlik gösterebilmektir. Bize göre liderler olarak sorumlu davranırsak, sene sonuna dek çözüme ulaşılması mümkündür. Ben bu bağlamda üzerime düşeni yapmaya kararlıyım” dedi.

Haber

Bu yılsonunun Kıbrıs sorunu açısından dönüm noktası olduğunu, Kıbrıs Rum liderliği takvim kabul etmese de ortada doğal bir takvim bulunduğunu kaydeden KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu, Kıbrıs’ta siyasi eşitliğe dayalı iki-kesimli, iki-toplumlu ve eşit statüde iki kurucu devlete haiz bir ortaklığın kurulabilmesinin zor olduğunu, ama imkânsız olmadığını; çözüm için iki tarafın da sorumlu ve yapıcı davranması gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Eroğlu, “Mülkiyet” başlığında ana ilkelerinin iki kesimlilik olduğunu ifade ederek, bu ilke ışığında, Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların bu taşınmaz mallar konusunda yarışan hak ve çıkarları arasında adil bir denge bulunması gerektiğini vurguladı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) son kararlarının, Kıbrıs Türk tarafının mülkiyet tezlerini güçlendirdiğini belirten Eroğlu, şu ana dek mülkiyet konusunda önemli bir ilerleme olmadığını, ancak olmasını imkânsız görmediklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Eroğlu, Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün hayata geçmesi için Kıbrıs Türk tarafının diyet ödemek zorunda olduğunu düşünmediklerini kaydederek, izolasyonların kaldırılmasını sağlamasa da tüzüğün yürürlüğe girmesi için diplomatik çabalarının süreceğini belirtti.

HALKA SESLENİŞ

Eroğlu, Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra Kıbrıs müzakerelerinde neler yaptığını halka paylaşmak için dün televizyonlardan “halka sesleniş” konuşması yaptı.

DEVLETTE DEVAMLILIK ESASTIR...

18 Nisan Cumhurbaşkanlığı seçimleri ertesinde göreve gelir gelmez BM Genel Sekreteri’ne mektup göndererek kapsamlı çözüm müzakerelerinin kaldığı yerden devamını talep ettiğini hatırlatan Eroğlu, Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir barış antlaşması yapılabilmesi için kararlılığını ortaya koyduğunu belirtti. Attığı bu adımla bir yandan müzakerelerin devamını sağlarken diğer yandan da çözüm bakımından kendileri için hangi unsurların yaşamsal olduğunu ve çözümün ana parametrelerini BM’nin en üst yetkilisine aktarmaya çalıştığını kaydeden Cumhurbaşkanı Eroğlu, “devlette devamlılık esastır” ilkesi ve halka verdiği sözün gereği olarak müzakerelere kaldığı yerden devam taahhüdünde bulunduğunu anlattı.

Eroğlu, müzakere heyetini oluşturup basın önünde tanıttığını; heyetin oluşturulmasında hem özel temsilci seviyesinde önceki dönemden bir devamlılık olmasına, hem de Dışişleri Bakanlığı’nın diplomatlarının daha aktif yer almasına özen gösterdiğini; ayrıca tecrübeli kişilerden bir danışma kurulu kurduğunu ifade etti.

“MÜLKİYETLE BAŞLAMA ÖNERİSİ BM’DEN GELDİ”

Mayıs sonunda Mülkiyet başlığıyla müzakerelere başladıklarını, mülkiyetle başlama önerisinin BM yetkililerinden geldiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Eroğlu, şöyle konuştu:

“Biz ‘başlar başlamaz Eroğlu sorun çıkarıyor’ demeye hazır olan Rum tarafına fırsat verilmemesi için bu başlıktan görüşmelere yeniden başlanmasını kabul ettik. Aslında bakarsanız Kıbrıs sorununun çözümlenebilmesi için tüm diğer başlıklar gibi çok zor olmasına rağmen mülkiyet başlığının da çözümlenmesi gerekmektedir. Mülkiyet sorunu Kıbrıs sorununun önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Bize göre böylesi zor ve önemli bir konuda sağlanacak ilerleme iki taraf arasındaki olumsuz havayı kırmaya yardımcı olacak ve sürece ivme kazandırabilecektir.

“AİHM KARARLARI KIBRIS TÜRK TEZLERİNİ CİDDİ ŞEKİLDE GÜÇLENDİRDİ”

Kaldı ki son dönemde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından arka arkaya verilen yeni kararlar, mülkiyet uyuşmazlığı bakımından geleneksel olarak Kıbrıs Türk tarafının savunduğu tezleri ciddi şekilde güçlendirmiştir. Mülkiyetle başlamak, böyle bir konjonktürden imkân dâhilinde yararlanma imkânını bizlere vermiş oldu.

AİHM son dönemde aldığı kararlarda ‘geçmişte ortaya çıkan yanlışları düzeltmek için yeni ve orantısız yanlışlar yaratılmaması’ gerektiğinin altını çizmektedir. Bu husus bulunacak mülkiyet rejimi açısından son derece önemlidir.

Bugüne değin yapılan müzakereler süresince biz Kıbrıs Türk tarafı olarak iki ana öneri kâğıdını masaya getirdik. Bunlardan ilki mülkiyet sorunun hangi ilkeler temelinde ele alınması ve hangi faktörler dikkate alınarak tasarlanması gerektiğini ortaya koymaktaydı. İkinci kâğıdımızsa 1963 ve 1974 olaylarından etkilenen mallar konusunda somut bir mülkiyet rejimi önerisi içermekteydi.”

“ANA İLKE İKİ KESİMLİLİK”

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Mülkiyet başlığında ana ilkelerinin artık bir BM parametresi halini alan iki kesimlilik olduğunu ifade ederek, bu ilke ışığında, Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların bu taşınmaz mallar konusunda yarışan hak ve çıkarları arasında adil bir denge bulunması gerektiğini savunduklarını söyledi.

Eroğlu, dengenin adil olabilmesi için “Taşınmaz malların yitirilişinin üzerinden en az 36 yıl geçmiş olduğunu; adanın her iki yanında birbirinden bağımsız iki ayrı sosyal ve ekonomik yaşam tesis edildiğini; bu yerleşmiş düzenin bozulmasının bulunacak çözümün yaşayabilirliğini ciddi şekilde tehdit edebileceğini akılda tutmak gerektiğini” anlattı.

OBJEKTİF SINIRLANDIRDMALAR OLMAZSA KAOSA DAVETİYE

Öngörülebilir bir mülkiyet rejimi yaratmanın yolunun kişilerin tercihlerini objektif kriterler temelinde sınırlandırmaktan geçtiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Eroğlu, şunları dile getirdi:

“Bir taşınmaz malın geleceği konusunda karar verme hakkını bireylere bırakırsanız o ülkede mülkiyet rejimi bakımından kaosa davetiye çıkarırsınız. Kıbrıs’ta bir çözüm ertesinde ortaya bu türden belirsizlikler ve kaos çıkarsa yapılan antlaşma yaşayabilir olmadı, hata işlendi demektir. Bu nedenle mal iadesinin sınırlandırılması kaçınılmaz bir gerekliliktir. Aksi halde her bir toplumun bir kurucu devleti yöneteceği yönündeki ana ilke de fiiliyatta anlamını yitirir.”

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, AİHM tarafından insan haklarına uygun bulunan Taşınmaz Mal Komisyonu Yasası’nın da taşınmaz mal iadesini sınırlandırdığının akılda tutulması gerektiğine işaret etti.

HER BAŞLIK KENDİ İÇİNDE MÜZAKERE EDİLMELİ... AL-VER SÜRECİN SON AŞAMASINDA

Kıbrıs Rum tarafının mülkiyet başlığına başladıkları günden itibaren bu konuyu başka bazı başlıklarla ilişkilendirmeye ve birlikte müzakere etmeye çalıştığını kaydeden Eroğlu, bu yaklaşımın doğru olmadığını, önce her başlığın kendi içinde anlamlı şekilde müzakere edilmesi gerektiğini, başlıklar arasındaki al-verin, sürecin son aşamasında, referandum öncesinde yapılabileceğini defalarca izah ettiklerini söyledi.

“Yani Kıbrıs Türk tarafı sadece Mülkiyet ile Toprak başlıkları arasında değil, diğer tüm başlıklar arasında sürecin ilerleyen aşamalarında bağlantı kurulabileceğini kabul edebileceğini söylemektedir” diyen Cumhurbaşkanı Eroğlu, “Bu aşamada diğer başlıkların da dâhil edilmesinin, zaten karmaşık ve zor olan mülkiyet başlığının içinden çıkılmaz bir hal almasına ve sürecin tehlikeye girmesine neden olacağını Kıbrıs Rum tarafına anlattık” dedi.

LİDERLER SEVİYESİNDE 8, ÖZEL TEMSİLCİLER SEVİYESİNDE 10 GÖRÜŞME

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, mayıstan bugüne liderler seviyesinde 8, özel temsilciler seviyesinde ise 10 görüşme yapıldığını belirterek, kendi önerileriyle özel temsilcilerin birer uzman ve not tutucu eşliğinde bir araya gelecekleri daha dar bir modelin de devreye sokulduğunu ve bu yöntemlerle daha verimli çalışmalar yapılabildiğini bildirdi.

MÜLKİYETTE İLERLEME YOK... EYLÜL’DE DAHA SOMUT ÖNERİLER YAPILMALI

Görüşmelere ay sonuna kadar kısa bir ara verildiğini hatırlatan Eroğlu, “Gelinen aşamada mülkiyette önemli bir ilerleme kaydedildiğini söylemek mümkün değildir. Ancak biz bu başlıkta ilerleme olmasını imkânsız görmüyoruz” diye konuştu.

Bugüne değin liderler ve özellikle özel temsilciler seviyesinde yapılan detaylı tartışmalarla iki tarafın mülkiyet konusundaki tutumu, beklentileri, kaygıları ve esneyebilecekleri noktaların genel olarak ortaya çıktığına işaret eden Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, bundan sonra bu noktaları dikkate alarak daha somut öneriler yapılması gerektiğini ve eylül başı itibarıyla bunun yapılabileceğini düşündüğünü söyledi.

YAKINLAŞMA İÇİN ÇABA GÖSTERECEĞİZ... BAZI AL-VERLER DENENMELİ

Eroğlu, ardından yine bu başlık içerisinde bazı al-verlerin denenmesi gerektiğini ifade ederek, “Biz mülkiyet başlığında yeterli yakınlaşmanın ortaya çıkması için elimizden geldiğince çaba gösterip olumlu bir tutum sergilemeye kararlıyız. Tabii ki bu, halkımızın haklarını göz ardı etmeyecek adil bir sonuç elde etme ana hedefinden sapmadan yapılacaktır” dedi.

Gerek kendisinin, gerek özel temsilcisinin çok sayıda yabancı diplomat ve devlet adamıyla görüşerek Kıbrıs Türk tarafının çözüme dönük olumlu tutumunu; sürece yardımcı olmak için attığı adımları ve halkın beklentilerini anlattığını belirten Derviş Eroğlu, New York’ta BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’la da görüşerek Kıbrıs Türk tarafının hak ve çıkarlarını koruyacak bir çözümün çerçevesi konusundaki düşüncelerini aktardığını ve önceki taahhütlerini tekrarladığını kaydetti. Cumhurbaşkanı Eroğlu, bu diplomatik temaslarını yoğunlaştırarak sürdürmeye ve Kıbrıs Türk halkının haklı davasını azimle anlatmaya devam edeceğini ifade etti.

Müzakerelerin başlamasının ardından heyetiyle birlikte Ankara’yı da ziyaret ettiğini hatırlatan Eroğlu, Türkiye Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve Dışişleri Bakanı ile çok verimli görüşmeler gerçekleştirerek Kıbrıs sorunu konusundaki siyaseti koordine ettiklerini; müzakere sürecini işbirliği içinde, Anavatan’ın desteğiyle sürdüreceğinin teyit edildiğini söyledi.

HALKI BİLGİLENDİRMEYE BÜYÜK ÖNEM VE MECLİS PLATFORMU

Cumhurbaşkanı Eroğlu, müzakere süreciyle ilgili toplumun önemli aktörlerinin ve halkın bilgilendirmesine büyük önem verdiğini ifade ederek, Meclis’te temsil edilen partilerin başkan ve uzmanlarının yer aldığı bir “meclis platformu” oluşturduğunu ve bugüne dek müzakere masasında yapacakları önerileri anlatıp görüş ve önerileri aldığı iki toplantı yaptıklarını açıkladı.

Benzer bir bilgilendirme ve çalışmayı önceki iki Cumhurbaşkanıyla da hayata geçirdiğini; kendilerine mülkiyet konusundaki önerileriyle ilgili bilgi verdiğini ifade eden Eroğlu, söz verdiği üzere halk konseylerinin kurulması için basın kanalıyla resmi çağrıda bulunduklarını; yakında bu konseylerin fiilen oluşturulup aktif şekilde çalışmaya başlayacağı inancında olduğunu belirtti.

YEMEK DİPLOMASİSİ

Eroğlu, müzakerelerin sadece müzakere masasında görüşmeyle sınırlı olmaması gerektiğine inandığı için Kıbrıs Rum lideri Dimitris Hristofyas’ı, Özel Temsilcisi Yorgo Yakovu’yu ve BM Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer’le eşlerini evinde yemeğe davet ettiğini hatırlatarak “Bu tür davetlerin yerleşmesini ve müzakere sürecindeki tartışmalarda kullanılan üslubu olumlu yönde etkilemesini diliyorum” diye konuştu.

Kıbrıs Rum toplumunun siyasi ve toplumsal duruşunu etkileyen diğer aktörlerle de görüşmeyi ihmal etmediğini belirten Cumhurbaşkanı Eroğlu, Rum ana muhalefet DİSİ Genel Başkanı Nikos Anastasiades’le de bir yemekte bir araya geldiğini; bu yolla hem Rum siyasi liderleri tanımaya, hem de doğru kanallardan doğru mesajlar vermeye çalıştığını; attıkları adımların bir tür yemek diplomasisine dönüşmesinden mutluluk duyduğunu anlattı.

DOĞRUDAN TİCARET TÜZÜĞÜ İZOLASYONLARI KALDIRMASA DA OLUMLU ADIM

Eroğlu, görevi aldığından bu yana, müzakereler dışında başka konularda da halkın hak ve çıkarlarını ileri götürmeye dönük adımlar attığını belirterek, AB Komisyonu’nca 2004’te hazırlanan ancak hala yürürlüğe konulmayan Doğrudan Ticaret Tüzüğü konusundaki talep ve düşünceleri anlatmak üzere Brüksel’e ekipler gönderdiğini belirtti.

Tüzüğün KKTC üzerindeki izolasyonların ortadan kaldırılması sonucunu doğurmayacağını; özellikle hava ulaşımındaki izolasyonları gidermeyecek olmasına rağmen ileriye doğru olumlu bir adım olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, “Üstelik bu ve buna benzer adımların Kıbrıs Rum tarafını çözüm müzakerelerinde daha makul olma yönünde teşvik edebileceğine de inanıyoruz” dedi.

DİYET ÖDEMEK ZORUNDA OLDUĞUMUZU DÜŞÜNMÜYORUZ

6 yıl önce Avrupa Birliği’nce önerilen bu tüzüğün Kıbrıs Rum tarafının engellemeleriyle bu kadar geciktirilmesi ve hatta son dönemde bazı başka şartlara bağlanmak istenmesinin düşündürücü olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Eroğlu, “Kıbrıs Türk tarafı olarak biz bu tüzüğün geçmesi karşılığında bir diyet ödemek zorunda olduğumuzu düşünmüyoruz. 1994 yılına değin Avrupa Birliği ülkeleriyle yapabildiğimiz bu ticareti 16 yıl aradan sonra yapmaya devam etmek istiyoruz ve bunun için diplomatik çabalarımız devam edecek” diye konuştu.

GÜVEN YARATICI ÖNLEMLER

Cumhurbaşkanı Eroğlu, güven yaratıcı önlemler konusunda da faaliyetleri olduğunu belirterek, geçmişteki taahhütleri dikkate alarak Yeşilırmak kapısının açılması için hükümetle işbirliği halinde gerekli girişimleri yaptıklarını ve yapmaya devam ettiklerini; iki taraf arasında gündelik meseleleri çözmeye dönük olarak oluşturulan teknik komiteleri yeniden oluşturarak aktif çalışır hale getirdiklerini anlattı.

Bunlar arasında Kültürel Miras Komitesi ile Suç ve Suça Dair Komite’nin dikkat çektiğini, ayrıca Sağlık Komitesi ile Çevre Komitesi’nin de kısa süre önce çalışmaya başladığını bildiren Eroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

40 YILDIR SÜRÜYOR… HALLİ İÇİN SİYASİ İRADE VE LİDERLİK GEREK

“Kıbrıs sorunu 40 yılı aşkın bir süredir devam etmektedir. Taraflar argüman ve karşı argümanlarını artık tümüyle ortaya koymuş durumdadırlar. İki taraf da birbirlerinin hangi konuda ne istediğini, ne istemediğini gayet iyi biliyor. İki taraf da birbirlerinin hangi konuda kendisine hangi karşı görüşü getireceğini de çok iyi biliyor. Dolayısıyla bu aşamadan sonra Kıbrıs meselenin halledilebilmesi için gerekli olan siyasi irade ve liderlik gösterebilmektir.

Bize göre liderler olarak sorumlu davranırsak sene sonuna dek çözüme ulaşılması mümkündür. Ben bu bağlamda üzerime düşeni yapmaya kararlıyım.

Birleşmiş Milletler tarafından da vurgulandığı üzere bu yılın sonu Kıbrıs sorunu açısından bir dönüm noktasıdır. Bir başka ifadeyle Kıbrıs Rum liderliği takvim kabul etmese de ortada doğal bir takvim vardır.

Kıbrıs’ta siyasi eşitliğe dayalı iki-kesimli, iki-toplumlu ve eşit statüde iki kurucu devlete haiz bir ortaklığın kurulabilmesi zordur ama imkânsız değildir. Böyle bir çözümün olabilmesi için her iki tarafın da sorumlu ve yapıcı davranması şarttır.

Her iki taraf açısından adil ve dengeli olması kaydıyla Kıbrıs Türk tarafı olumlu sonuca ulaşabilmek için gerekli yapıcılığı göstermeye hazırdır.”

İÇİNİZ RAHAT OLSUN... 1974 ÖNCESİNE DÖNÜŞE İZİN VERMEYİZ

Cumhurbaşkanı Eroğlu, halkın içinin rahat olmasını da isteyerek, “Beni biliyor tanıyorsunuz. KKTC halkının 1974 öncesine dönüşüne izin vermemiz asla söz konusu olamaz. Dolayısıyla ben ve mesai arkadaşlarım hak ve çıkarlarınızın en iyi şekilde korunabilmesi Kıbrıs Türk halkının hakları ve hukukuyla bir uluslararası alanda hak ettiği yeri alabilmesi için tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” dedi. (Kıbrıs Gazetesi)

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics