Logo EurActiv.com.tr
  • Hakkimizda
  • Haber Bülteni

Orams davasının emsal teşkil etmesi iki yeni davayı beraberinde getirdi

Bookmark and Share

20.05.2009
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Orams Davası ile yeni bir sürece girilen mülkiyet tartışmalarında benzer davalar gündemde. ATAD'a açılan davada Rum tarafını temsil eden avukat Constantis Cando unas, "Şu anda yeni iki dosya var" dedi. Referans Gazetesi'nden Sevda Yüzbaşıoğlu'nun haberi:

Haber

Bu ve benzeri davalarla mülkiyet sorununun çözülmesini beklemediklerini, ancak adada bugüne kadar neredeyse bedavaya bu mülklere sahip olan AB vatadandaşlarına tepki olarak davaları sürdüreceklerini vurgulayan Candounas, "Amacımız adadaki barış sürecini baltalamak değil. Hedefimiz Kuzey Kıbrıs'taki Rum mülklerini ucuza ele geçiren AB vatandaşlarının bir bedel ödemesi" açıklamasında bulundu.

Çoğunluğu İngiliz olan 7 bin civarında yabancının yaşadığı KKTC'de 1974'ten sonra ortaya çıkan mülkiyet sorunu, Orams Davası ile beraber yeni bir boyu kazanmıştı. AB'nin üst mahkemesi olarak görülen ABAD, 1.5 yıldır görüştüğü ve kamuoyunda 'Orams Davası' diye bilinen mülkiyet davasında, Rum mahkemelerinin KKTC'de yaşayan bireyleri de yargılayabileceğine dair görüş bildirmişti. Konuyla ilgili olarak Referans'ın sorularını yanıtlayan davacı Meletis Apostolides'in vekili Constantis Candounas, "Şu anda ne olacağını söylemek için erken, daha dava sonuçlanmadı. Her şey değişebilir. Önümüzde bir süreç daha kaldı. Ekim gibi sonuç bekliyoruz" dedi. Bu davanın ardından kendisine benzer yeni davalar geldiğini açıklayan Candounas, şunları söyledi:

"Bunu yapmak kolay değil, insanları ve adresleri bulmak çok zor. İnsanlara bana evinin adresini ver, seni dava edeceğim diyemiyorsunuz. Çok pahalı bir süreçten bahsediyoruz. Ama şu unutulmamalı ki, bu evlerde oturan insanlar her türlü yasayı çiğniyor. Eğer sizin olmayan bir şeyi alırsanız olacak olan budur. Ödemek zorundasınız. Neye imza attıklarını biliyorlar ve tamamen düşüncesizce bir davranışla buraları ucuza almanın peşine düşmüş durumdalar. Bu birinin malını çalmakla eş değer."

İngiltere'deki mülke el konulabilir

Amaçlarının adadaki Türk-Rum ilişkilerine darbe vurmak olmadığının altını çizen Candounas, bu meselenin kapsamlı bir çözüm gerektirdiğini bildiğini, ancak sorunlarının KKTC'deki AB vatandaşlarıyla olduğunu vurguladı.

Merkezi Londra'da bulunan Kıbrıs Rum & Türk İlişkileri Derneği Genel Sekreteri Dr. Zenon Stavrinides da, adadaki sorunun kapsamlı bir çözüm gerektirdiğini, tek tek davalarla bir sonuca ulaşılamayacağını savundu. Stavrinides, "Yeni davaların sırada olduğunu düşünüyorum. Eğer kazanırlarsa, büyük ihtmalle Orams çiftinin İngiltere'deki evlerine el konulacak. Bu evin satışından gelecek paranın da davacı Meletis Apostolides'e verilmesi söz konusu" dedi. Diğer Avrupalılar tarafından satın alınmış mülklerin de teker teker AB ülkelerinde dava konusu olacağını vurgulayan Stavrinides, "Birçok Kıbrıslı Rum bu işi takip edecek. Ancak şu bir gerçek ki böyle kişisel davalar üzerinden bulunacak çözümler adada kalıcı barışı ve huzuru getirmeyecektir" diye konuştu. Stavrinides, davayı Rum tarafı kazandığı takdirde Kıbrıs ekonomisinin bu işten büyük bir zarar görmesinin kaçınılmaz olduğunu da vurguladı.

Karar adada çözümü zorlaştırdı

İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Haluk Kabalioğlu ise, kararın adada çözümü güçleştireceğini, mal tazmin komisyonunun işlevini yitirebileceğini söyledi. Kabalioğlu, "Bu karar adada çözümü zorlaştırdı. Türkler'in de güneyde büyük miktarda arazisi var. Bunlara Rum yönetimi el koydu. Kimisini istimlak etti, kimisini başka kişilere tahsis etti. KKTC, Güney'deki Türkler'in arazilerine karşılık olarak, kuzeyde Rumlar'ın terk ettiği arazileri güneyden kuzeye göçüp, oradaki malını saptayan kişilere tahsis etti. Bunu yaparken de Türkiye Cumhuriyeti devletinin politikası global bir çözüm olmalıydı. Ancak ödenen tazminatlarla geri atılan adımlar konuyu çok karmaşıklaştırdı" dedi. Kıbrıs'ta çözüm olmadan adanın AB üyesi olmaması gerekliliğini, bu kararın bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Kabalioğlu, ayrıca adadaki tazminat komisyonunun yetkileri konusunda da tereddütlerin ortaya çıktığını söyledi.

Arka Plan

Orams Davası'nın geçmişi ise 2004 yılına uzanıyor. Rum mahkemesi, 2004 yılında KKTC'nin Girne kentinde villa satın alan İngiliz çift Linda ve David Orams'ı, 1974 öncesinde arsa sahibi Rum Meletis Apostolides'in şikayeti üzerine yargıladı ve evini yıkması, tazminat ödemesine karar verdi. Rum avukatlar ardından, Orams ailesinin İngiltere'deki evine haciz götürmek üzere Londra'da dava açtı. İngiltere eski Başbakanı Blair'in avukat eşi Cherie Blair, KKTC'yi savunmak üzere Orams Davası'nı üstlendi. Blair, İngiliz Yüksek Mahkemesi'nde, 'KKTC'de AB müktesebatı askıda, bu nedenle Rum mahkemesi karar alamaz, AB ülkelerinde uygulayamaz' teziyle savundu ve kazandı. Temyiz Mahkemesi, tezi Adalet Divanı'na sorma kararı aldı. Divan, 'AB müktesebatı askıda olmasına rağmen, Kıbrıs Rum yargısının, KKTC'de yaşayanlarla ilgili karar alabileceğini ve bu kararın tüm AB ülkelerinde uygulanması gerektiğini' hükme bağladı. Adalet Divanı, Rum yargısının yetkisini mülkiyetin dışında, sivil ve ticari konularını da ekleyerek genişletti. Ancak dava bitmiş sayılmıyor. Görüşü alan İngiliz Temyiz Mahkemesi, ABAD'ın yorumlarını kabul etmek durumunda. Bu bir zorunluluk değilse de, reddedildiğine pek rastlanmıyor. 10. protokolün içerisinde Kuzey'de müktesebatın uygulanamayacağı belirtiliyor.

Adada 7 bin yabancı var

2006 sayımına göre Kuzey Kıbrıs'ın nüfusu 265 bin civarında. Bu sayıdan 178 bini Kıbrıslı Türkler. 80 bin civarı Türkiyeli ve diğer ziyaretçiler. Kalan 7 bin kişi ise, büyük kısmını İngilizler'in oluşturduğu yabancılar. Bu yabancıların satın aldıkları mülkler konusunda yaşanan problemler AB mahkemelerine yansıyor.

 

© EurActiv 2007-2012. Bütün hakları saklıdır
Teknoloji ve Dizayn MONOGRAM
Web Analytics