Bulgaristan dış işleri bakanlığı ise “Sofya’nın, ilerleme kaydettiğinden şüphe duyanları ikna etmek için adalet sistemini reforme etme çabalarını yoğunlaştıracağını” açıklayarak daha temkinli bir tavır aldı.
Fransız iç işleri bakanı Brice Hortefeux ve Alman mevkidaşı Thomas de Maiziere, ortak kaleme aldıkları ve Romanya ile Bulgaristan’ın Shengen bölgesine dahil edilmesine karşı olduklarını belirttikleri mektubu Avrupa Komisyonu’na iletmişlerdi. Mektupta bu karara gerekçe olarak “bu iki ülkenin güvenlik, adalet sistemi, yolsuzluk ve organize suç konusunda arzulanan seviyelerde olmadığı” gösteriliyordu.
Polonyalı bir diplomat, EurActiv’e Polonya’nın, daha eski AB ülkelerinin “oyunun kurallarını değiştirmesinden” ve daha yeni üyelerin ulaşmasının zor olduğu “sabit olmayan hedefler” benimsemesinden rahatsız olduğunu ve son gelişmenin bu gidişata bir örnek teşkil ettiğini açıkladı.
Roman göçmenler olayına bir karşılık mı?
Paris’in son adımı, Fransa’nın çoğu Romen vatandaşı olan Romanları sınır dışı etmesinin yarattığı büyük tartışmaya ve bunun ardından Avrupa Komisyonu’nun ülkeye yönelttiği sert eleştirilere bir karşılık olarak da değerlendiriliyor. Fransa’nın Avrupa işleri bakanı Laurent Wauquiez, “Romanya ve Bulgaristan sınırlarını kontrol altında tutamıyor” şeklinde açıklamada bulundu.
Avrupa Komisyonu da Bulgaristan ve Romanya’nın yolsuzlukla ve organize suçla mücadelede aldıkları yol ile Schengen bölgesine dahil olmaları arasında hukuki bir bağlantının bulunmadığını kabul ediyor.








